<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>polemik &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/polemik/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "polemik"</description>
	<pubDate>Mon, 07 Jul 2008 15:58:31 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[İşinizi yapın yeter]]></title>
<link>http://futpolitik.wordpress.com/?p=104</link>
<pubDate>Fri, 27 Jun 2008 23:47:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>bir bilmeyen</dc:creator>
<guid>http://futpolitik.wordpress.com/?p=104</guid>
<description><![CDATA[Son zamanların en keyifli ve heyecanlı turnuvası, İngilizler&#8217;in olmamasının da etkisiyle]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanların en keyifli ve heyecanlı turnuvası, <span style="text-decoration:line-through;">İngilizler'in olmamasının da etkisiyle</span> herkesin ilgisini sahada oynanan futbola kaydırınca Avrupalı politikacılar da bu ilgiye kayıtsız kalamadı haliyle. Stadyumlarda, Platini'nin yanında boy gösteren politikacılar biraz da kendi vatandaşlarına mesaj veriyorlar. Gerçi Polonya devlet başkanı Lech Kaczynski gibi maçtan sonra verdiği röportajda  kendi futbolcularının ismini bile yanlış söyleyerek (Roger Guerreiro yerine Roger Pereiro ve Artur Boruc yerine de Artur Borubar) bir çuval inciri berbat edebiliyor.</p>
<p>Politikacıların futbolla dansı sadece ulusal çıkarlar için olmuyor tabi. Slovenya Başbakanı ve Avrupa Konseyi Başkanı Janez Jansa da Avrupa Birliği'ne bağlılığı arttırmak için futbolun popüleritesine bel bağlıyor. 27 ülkeli Birlik'i temsil edecek bir futbol takımının kurulması fikri ancak bir politikacıdan çıkardı. Diğer saçma taraflarını sıralamayacağım. Sadece bir hatırlatmam var:</p>
<p>Ortada bir rakip yok. Hani AB'nin diğer kıtalarda bir muadili var ne de o kıtalarda bu işe uygun bir eğilim söz konusu. Senede 3-4 maç yapacak, dahası bunlar da karma takımların oynadığı gayriciddi maçların ötesine geçmeyecek bir takım olsa olsa Avrupa Birliği'nden soğutur insanı. Tabi Buffon - Evra, Terry, Puyol, Ramos - Ribbery, Pirlo, Gerard, Lampard, Ronaldo - Toni gibi bir takıma herkes sahip olmak ister. Ama bir <a href="http://acetobalsamico.blogspot.com/2008/03/jean-paul-sartre.html" target="_blank">rakip olmadan futbol olmazki</a>!</p>
<p>Top görse bomba zannedecek kadar futboldan bihaber politikacılar, lütfen parlak fikirlerinizi kendinize saklayın. Futbolu rahat bırakın.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Editörün keyfi]]></title>
<link>http://futpolitik.wordpress.com/?p=72</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 10:33:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>bir bilmeyen</dc:creator>
<guid>http://futpolitik.wordpress.com/?p=72</guid>
<description><![CDATA[Milli Takım&#8217;ın beklenmeyen başarısı doğal olarak Avrupa basının da ilgisini Türkiye]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Takım'ın beklenmeyen başarısı doğal olarak Avrupa basının da ilgisini Türkiye'ye çevirmesine neden oldu. Şimdilik muhatapları bu ilginin hakkını veriyor.</p>
<p>Hasan Doğan'ın Fransız spor gazetesi L'Equipe'e verdiği röportaj da bence gayet güzel mesajlar içeriyor. Doğan, <a href="http://www.tff.org/default.aspx?pageID=250&#38;ftxtID=4411" target="_blank">röportaj</a>ında değinmesi gereken konulara değiniyor. En azından Türk futbolu için bir planı olduğunu anlatıyor.</p>
<p>Peki bu röportajı haber yapan <a href="http://www.maraton.com.tr/news.php?news_id=48082" target="_blank">maraton.com.tr </a>hangi başlığı seçiyor:</p>
<blockquote><p>İşin sırrı vatan sevgisinde!...</p></blockquote>
<p>Ben bulamadım galiba, Hasan Doğan röportajın neresinde vatan sevgisinden bahsediyor Allah aşkına?</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ego]]></title>
<link>http://futpolitik.wordpress.com/?p=71</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 09:15:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>bir bilmeyen</dc:creator>
<guid>http://futpolitik.wordpress.com/?p=71</guid>
<description><![CDATA[Ahmet Hakan&#8217;ın, bence lüzumsuz yere ama &#8220;Türk basınında&#8221; parlamanın gereği ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Hakan'ın, bence lüzumsuz yere ama "Türk basınında" parlamanın gereği olarak sıraladığı <a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=9207256&#38;yazarid=131" target="_blank">Fatih Terim'den nefret etme nedenleri</a> aslında hocanın kişiliğine yönelik sık sık ifade edilen eleştirileri tekrarlıyor. Hani yazar 8 madde saymış ama hepside de aynı noktayı işaret ediyor: "Fatih Terim'in egosu".</p>
<p>Yok, basınla Fatih Terim arasında kopan ama sanki toplumsal bir husumetmiş gibi gösterilen teatral fırtınalara girmeyeceğim. Benim yazmak istediğim mümtaz Türk basınının bir taraftan Fatih Terim'le egosu nedeniyle kavgaya tutuşmuşken diğer taraftan da "Türk milletinin" egosunu demirci körüğü misali bıkıp uzanmadan şişirmesi.</p>
<p>Sadece tek bir gazetede gördüğüm şu başlıklar nasıl açıklanabilir bilmiyorum.</p>
<blockquote><p>Dünya 1683'ü hatırladı</p>
<p>Şentürkler Viyana'yı fethetti</p>
<p>Türkler'i susturamazsın</p>
<p>Bilic'den Terim'e sus işareti</p>
<p>Son dakika golü öyle değil böyle atılır</p>
<p><span class="s_haberdetay_header">Başarısız küstah Norveçli'ye bak</span></p></blockquote>
<p>Tabi bir de her önemli meselede "acaba yabancılar bizim için ne dedi?" merakı...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Turgut'tan]]></title>
<link>http://gundemhaberleri.wordpress.com/2008/06/23/turguttan/</link>
<pubDate>Mon, 23 Jun 2008 21:14:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>gundemhaberleri</dc:creator>
<guid>http://gundemhaberleri.wordpress.com/2008/06/23/turguttan/</guid>
<description><![CDATA[CNN Türk&#8217;te Ahmet Hakan&#8217;ın sunduğu &#8216;Tarafsız Bölge&#8217;ye konuk olan Akşam]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>CNN Türk'te Ahmet Hakan'ın sunduğu 'Tarafsız Bölge'ye konuk olan Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut, yöneticiliği, gazeteciliği, yayın yönetmenlikten öncesi, sonrası ve Akşam'ın geldiği noktayı değerlendirdi. <BR><BR>Yayın Yönetmeni olması için teklif gelince değerlendirdiğini ve gazete tecrübesinden dolayı yöneticiliğe hazır olduğunu söyleyen Serdar Turgut, hem mizah hem de ciddi yazılar yazdığını, mizah yazılarının sözcüklerle karikatür çizme girişimi olduğunu söyledi. <BR><BR>Mizah yazılarında hayatla dalga geçtiğini, diğer yazılarında ise hayatı ciddiye aldığını söyleyen Turgut, "Mizah yazıları her zaman tepki alıyor, Hürriyet'te de ilk başladığımda tepki almıştı ama sonra insanlar alıştılar" dedi. <BR><BR>İşte Turgut'un 'Tarafsız Bölge'de yaptığı açıklamalar: <BR><BR>"Mizah yazıları yazarken daha çok zorlanıyorum. Ciddi yazıları daha rahat yazıyorum, kendime göre tavır alıyorum." <BR><BR>"Genel yayın yönetmeni olmadan önce bütün gazeteleri okumazdım. Yüzeysel bakardım. Yayın yönetmeni olduktan sonra da bir süre böyleydi. Şimdi son zamanlarda daha çok okuyorum." <BR><BR>"Gazete okumayı hayatım boyunca hiç sevmedim. Kitap okumayı severim. Gazete okuma zevkini bir tek New York'ta yaşayabiliyorum. New York Times alıyorum. Ekleri çok güzel. Zaten New York Times'ı New York Times yapan da ana gazete değil ekleridir." <BR><BR>"Türk basınında yazarlar ayırarak bakıyorum. Ama tabii yayın yönetmeni olduktan sonra tüm yazarlar sçyle bir bakıyorum. Hızlı okuyabildiğim, göz okuması yapabildiğim için hepsine şöyle bir göz atıyorum. Benimle, yazdıklarımla ilgili yazılar varsa onlara bakıyorum. Ertuğrul Özkök, Hıncal Uluç, sizi, engin Ardıç'ı mutlaka okuyorum." <BR><BR>"Gazete ilişkilerinde sadece yazar olarak davranıyorum. Diğer yazarlar benim yazılarımı beğenmezlerse rahatlıkla söyleyebilirler. N'apıyım beğenmiyorsa beğenmiyordur. Ben de onu beğenmiyorsam söylüyorum." <BR><BR>"Çalışanlar hesap soruyorum tabii. İşin bir parçası. Hata yapmanın normal olduğunu bildiğim halde. Ben de muhabirlik yaptığım için ama hesap sormazsanız da işin ucu kaçar." <BR><BR>"Toplantıları hiç sevmem ama gazeteyi çok seviyorum. Biz kendimize göre eğleniyoruz. Arkadaş grubu gibiyiz. Bazen yazılarımda geliştirdiğim üslupla gazetede dolaşıyorum, onlara takılıyorum. Arkadaş ortamı gibi, bana iyi geliyor." <BR><BR>"Deniz Gökçe'yle yine yazar olarak polemiğe girmek isterim ama yanlış anlaşılabileceği için yapamayabilirim. Böyle bir polemik olsa asla yayın yönetmenliğini devreye sokmam. Böyle bir şey yapmaktan utanırım bir kere. Ama yazarlarıma sesleniyorum: Hodri meydan. Polemiğe girmek isterlerse ben hazırım." <BR><BR>"Genel Yayın Yönetmenliği geçici bir görev. Yazarlığım kaldığı sürece yayın yönetmenliğini kaybetmeye hazırım. Ne kadar yayın yönetmenliği yapacağıma dair göreve gelirken yaptığım bir kontrat var. O kontratta süre var. Burda açıklayamam ama daha uzun bir süre devam edecek. Başta patronlara da söyledim yanlış anladılar, tekrar tekrar söyledim: Genel yayın yönetmenliği bir görev ama yazarlık bir meslek. Benim sürem bitince, başka birilerin ihtiyaç duyulunca yayın yönetmneliği sona erer önemli olan yazarlık." <BR><BR>"Akşam gazetesinde uyumlu bir takımımız var iyi gidiyoruz. Belli bir aşamada tutmak istiyoruz tirajı. Gazetede görev bölüşümümüzü yaptık, patronaj da bizden ne istediğini biliyor." <BR><BR>"Gazeteye ilk geldiğimde belirlemek istediğim 'modern-muhafazakar-milliyetçi' anlayışı oturmadı. Bunun tek bir kişinin yapabileceği bir şey olmadığını farkettim. Modern-muhafazakar-milliyetçi anlayışı AKP için, özellikle sağ partiler için önemli. Onu oturtmalılar. Biz gazeteciler olarak modern kalmalıyız. O çizgide gazetecilik yapmalıyız." <BR><BR>"Yazarlarımın beğenmediğim noktalar olduğunda açıkça söylüyorum. Bazen yazara müdahale tamamen tıkanmasına yol açar. Ben de yazar olduğum için, alınmıyorlar. Ama yayınalamdığım yazılar oluyor. Toplumdaki bazı hassas dengeleri bozacak ya da yazara zarar verecek bir yazıysa ve tartışacak vakit yoksa çıkarırım o yazıyı. Ertesi gün konuşuruz."</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İsrail'e var İran'a yok]]></title>
<link>http://dunyadanhaberler.wordpress.com/2008/06/23/israile-var-irana-yok/</link>
<pubDate>Mon, 23 Jun 2008 15:28:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>dunyadanhaberler</dc:creator>
<guid>http://dunyadanhaberler.wordpress.com/2008/06/23/israile-var-irana-yok/</guid>
<description><![CDATA[İngiliz BBC televizyonu, İran&#8217;ın nükleer programıyla ilgili güncel polemikte baş aktör]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz BBC televizyonu, İran'ın nükleer programıyla ilgili güncel polemikte baş aktörlerden biri olan İngiltere'nin, 1960'lı yıllarda İsrail'e nükleer silah yapımında kullanılabilecek hassas malzeme ve plütonyum verdiğini ileri sürdü. <BR>BBC'de dün akşam yayımlanan ve eski hükümet yetkilileriyle yapılan görüşmelerle ele geçirilen çok gizli belgelere dayandırılan haberde, İngiltere'nin Diamona nükleer reaktörünü gizlice inşa etmekte olduğu sırada İsrail'e nükleer malzeme örnekleri verdiği belirtildi. <BR><BR>Haberde, dönemin İngiliz Teknoloji Bakanı Tony Benn'in, ''Bu anlaşmaların, nükleer malzeme ihracatı sorumlusu olmasına rağmen, kendisinin haberi olmadan yapıldığını'' ileri sürdüğü de belirtildi. BBC'de dün akşam yayımlanan bu haberin, ''geçmiş hakkında daha fazla açıklığın Ortadoğu'da nükleer silahların yayılmasına karşı mücadeleye katkıda bulunacağını düşünen'' İsrailli nükleer karşıtı Mordehay Vanunu tarafından büyük bir ilgiyle karşılandığı da belirtiliyor.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nihat'a nasıl aşık oldu?]]></title>
<link>http://magazinhaberleri.wordpress.com/2008/06/23/nihata-nasil-asik-oldu/</link>
<pubDate>Mon, 23 Jun 2008 13:34:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>magazinhaberleri</dc:creator>
<guid>http://magazinhaberleri.wordpress.com/2008/06/23/nihata-nasil-asik-oldu/</guid>
<description><![CDATA[Seda Sayan, namıdiğer &#8216;Kadırgalı Seda&#8217;&#8230; 20 yıldır sanat dünyasında&#8230; ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Seda Sayan, namıdiğer 'Kadırgalı Seda'... 20 yıldır sanat dünyasında... Yaptığı evlilikler, yaşadığı arkadaşlıklar, dedikodular hemen hemen her gün magazin basınında... 'Bu zamana kadar saklayacağım bir şey yapmadım' diyen Seda Sayan, "Şu anda mutluyum ve çok harika bir ilişki yaşıyorum. Gerçekten sevdiğim, erkekle beraberim. Bazıları dedikodu üretiyor. 'Seda Sayan'ın programına çıkan ünlü oluyor' diye ama Nihat'ı bir kere programıma aldım. Canlı yayında, kıyafetiyle alay ettim. 'Bu ne biçim ayakkabı, ne biçim giyiniyorsun' dedim. Şimşek gibi bir gözle karşılaştım, çok kızdı bana. O gözler hoşuma gitti'' dedi.&#160;<BR>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;<BR>LİMON SATARIM <BR><BR>"Bugüne kadar her yaşadığımı kameralar önünde ve mikrofonlar önünde yaşadım. Nişanlım Nihat Doğan ile seviyeli ve düzgün bir hayat yaşıyorum. Kimseden utanacağım bir ilişki yaşamadım. Ama nedense yine polemiklerle karşı karşıyayım. 'Neden Nihat Doğan, niye genç falan filan...' 16 yaşından beri bu piyasanın içindeyim, düğün salonlarından geldim. Dolayısıyla, gazeteci ve televizyoncularla beraber büyüdük, bir yerlere geldik.&#160;<BR>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;<BR>Et tırnak gibi olduk. Bu saatten sonra kameralar olmasa bile ben mutlu olurum, çünkü gecekondudan geldim. Beni pazara koy, limon satarım. Oğlak burcuyum, ekmeğimi taştan çıkartırım. Yeni bir ilişkiye başlarken 'Nasıl açıklayacağım, neler yazacaklar, sorularla yıpratacaklar' diye kafamdan hiç geçirmem. Çünkü benim alnım açık yüzüm ak. Bu zamana kadar saklayacağım, utanacağım hiçbir ilişki yaşamadım, bundan sonra da yaşamam. Eğer benim hayatıma biri girmişse o benim anlatmama değer insandır; en azından birlikte olduğum zaman içinde... Zaten benim birlikte olduğum insana saygım, sevgim olmasa birlikte zaman geçirmem. Dolayısıyla ben bunu nasıl açıklayacağım, ne diyeceğim gibi kaygılarım olamaz. Hayatıma utanacağım insanlar sokmadım, sokmayacağım da." <BR><BR>HESABINI YAPARIM&#160;<BR>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;<BR>'Paramın geçtiği adama âşık olmam' diyen güzel sanatçı Sayan, "Ben bir ilişkiye başlarken, bir insanın yaşını, özelliklerini, kalitesini, kişiliğini, kendine ne katacağını ya da kendimden neler götüreceğinin hesabını yaparım. O kadar çok otorite ve kendi doğrularına inanan bir kadınım ki, karşımdakinin çok fazla karakter tahlilini yapmıyorum, sadece bozulmamışı bulmaya çalışıyorum. Ve bozulmamışı da buluyorum. Hayatımdaki erkeklere param geçmez benim. Nedir biliyor musun geçen? İnsanlar birbirlerinin şartlarını, birbirlerinin lükslerini yaşıyordur. Paramın geçtiği adama âşık olamam ki ben! Bakmakla mükellef olduğum o kadar büyük bir ailem var ki... Kardeşime bütün servetimi yediririm, anama yağdırırım, bütün sülaleme bakarım ama hayatımdaki erkek benim elime bakmamalı. Baktığı zaman biter" diye konuştu.&#160;<BR>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;<BR>CANLI YAYINDA ALAY ETTİM&#160;<BR>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;<BR>Nihat Doğan ile çok güzel bir dönem geçirdiğini söyleyen Sayan, "Şu anda mutluyum ve çok harika bir ilişki yaşıyorum. Gerçekten sevdiğim, erkekle beraberim. Bazıları dedikodu üretiyor. 'Seda Sayan'ın programına çıkan ünlü oluyor' diye ama Nihat'ı bir kere programıma aldım. Canlı yayında, kıyafetiyle alay ettim. 'Bu ne biçim ayakkabı, ne biçim giyiniyorsun' dedim. Şimşek gibi bir gözle karşılaştım, çok kızdı bana. O gözler hoşuma gitti. Kendisinden elektrik almıştım.&#160;<BR>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;<BR>Önceden tanışıyorduk ama samimi değildik. Daha sonra kendisiyle görüşmek istedim. 'Acaba ilk gördüğüm adam beni yine etkileyecek mi diye' merak ediyordum. Nasıl arayacağımı, hakkımda ne düşüneceğini bilemediğim için korktum. Mesaj atayım dedim. Aklıma bir şey gelmedi, 'Sen nerelisin' dedim. O da 'Muş' yazdı, bu kadar. Şaşırmıştır çocuk ne yapsın! İmajıyla ilgileneceğim diye telefonunu almıştım. Aradığımda inanamamış... Ben onu aramasam o beni asla aramazdı, öyle bir delikanlı o. Ben bunu hissettiğim için kendim aradım, hiç de pişman değilim. Daha sonra kahve içmeye gittik ve güzel bir beraberlik başladı" diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ağar'dan Şemdinli yorumu]]></title>
<link>http://siyasihaber.wordpress.com/2008/06/23/agardan-semdinli-yorumu/</link>
<pubDate>Mon, 23 Jun 2008 10:33:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>siyasihaber</dc:creator>
<guid>http://siyasihaber.wordpress.com/2008/06/23/agardan-semdinli-yorumu/</guid>
<description><![CDATA[DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, &#8221;AK Parti iktidarını hangi şartlar getirdiyse aynı şart]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, ''AK Parti iktidarını hangi şartlar getirdiyse aynı şartların götüreceğini'' ifade ederek, ''Türkiye'de ezilenlerin derdine deva olamayan hiçbir hükümet iktidar olamaz'' dedi. <BR><BR>DYP Siyaset Okulu'nda, partisinin kadın kolları üyelerine hitap eden Ağar, Türkiye'nin bugün geldiği şartlarda, kadınların önemli görevleri üstlenmeye hazır olduğunu belirtti. <BR><BR>''Ülkenin önünü tıkayan politikaları millete anlatabilme imkanı kalmayan hükümetin, yeni masallar peşinde'' olduğunu söyleyen Ağar, ''Hükümetin, yeteri kadar basında yer almadığını, kendilerine boykot ilan edildiğini ifade eden Başbakan, bizleri güldürmektedir. Basın ensuplarından rica ediyorum, bizi hiç yazmayın, onları yazın. Onlar yeteri kadar medyada yer almıyor'' diye konuştu. <BR><BR>Yurt genelinde yaptığı gezilerde, iktidara karşı halkın yoğun bir tepkisini, partisine karşı ise ilgisini gördüğünü ifade eden Ağar, Anadolu'dan büyük şehirlere doğru büyük bir desteğin, kendileriyle yola çıkmaya karar verdiğini söyledi. <BR><BR>AK Parti iktidarıyla ondan önceki koalisyon iktidarlarının, ''bir zalim süreci milletin başına musallat ettiğini'' öne süren Ağar, ''Gün, bütün bu eksikliklerden, bütün bu noksanlıklardan kurtulma zamanıdır. Bütün bu sorumlulukların içinde pay sahibi olup da hiç üzerine alınmayan, hala 'Millete yeniden umut olacağım' diye ortada gezinenlerin, millet nezdinde hiçbir karşılığının olamayacağını herkes görecektir'' dedi. <BR><BR>Ağar, TBMM'deki kadın milletvekili oranının yüzde 4.4 olduğuna dikkati çekerek, bu oranın, 1935'te yapılan milletvekili seçimlerindekinin daha altında olduğunu belirtti. <BR><BR>Kadının bulunmadığı bir yapının, modernleşme sürecinde yeteri kadar etkin ve güçlü olmadığını belirten Mehmet Ağar, kadın konusundaki gelişimlerin, DYP dışında hiçbir parti tarafından yapılamayacağını savundu. <BR><BR>Ağar, kendilerinin iktidarında hiç kimsenin kadın ve çocuklar üzerinden rant sağlayamayacağını, onları yasadışı işlerine alet edemeyeceğini ifade ederek, bunların hepsinin güçlü bir hukuk yapısı ve bunu uygulayacak organizasyonun arkasında duracak güçlü bir siyasi iradeyle mümkün olacağını kaydetti. <BR><BR>''MİLLETİN KADERİNDE VAROLA GELDİK'' <BR><BR>''Biz bu milletin kaderinde varola geldik. İhtiyaç olan her dönemde, kendi kaderiyle milletin kaderini özdeşleştiren bir ilahi çizgiyi takip eden, inanmış dava adamları olarak, hep yolumuzun üstünde olduk'' diyen Ağar, DYP Siyaset Okulu'nda eğitim alacak kadınlardan, önemli çalışmalar yapmalarını istedi. <BR><BR>Partisinin kadın üyelerinden parti faaliyetlerinde güçlerini ortaya koymalarını talep eden Ağar, mücadele etmeden hak alınamayacağını ifade etti. <BR><BR>Türkiye'de değişimin zamanının geldiğini kaydeden Ağar, ''Değişim adı altında gelip, statükonun bekçiliğini yapan bu iktidarın iktidardan gönderilmesi için, bize büyük görevler düşüyor'' dedi. <BR><BR>''Türkiye'nin tıkandığını'' ileri süren Ağar, 17 yıl sonra Cumhuriyet'in 100. yılının kutlanacağına işaret etti. Türkiye'nin bugünkü durumuyla, ''başka telkinatlara ölçüsüz&#160; şekilde açık olan iradesiz bir hükümetle'' Cumhuriyet'in 100. yılına gidecek olan temel taşlarını döşeyemeyeceğini öne süren Ağar, ''Bu iktidarın değişmesi, bir büyük siyaset görevi olarak, milletin bize yüklediği önemli bir yüktür'' dedi. <BR><BR>Siyaset Okulu'nda konuşan DYP Genel Başkan Yardımcısı Timur Gürgan da ''Türkiye'nin kan ağladığını'' söyledi. Vatandaşlar arasında siyasete karşı artan bir reaksiyon olduğunu ifade eden Gürgan, halkın reaksiyon göstermediği tek partinin DYP olduğunu savundu. <BR><BR>DYP Genel Sekreteri Kamil Turan ise Türkiye'nin her geçen gün dahada kötüye gittiğini öne sürerek, ''Ülkemiz, maalesef, bilgisiz, tecrübesiz bir acemiler mangasının elinde heder oluyor'' diye konuştu. <BR><BR>ŞEMDİNLİ İDDİANAMESİ <BR><BR>DYP Genel Başkanı Ağar, Siyaset Okulu'ndan ayrılırken, bir gazetecinin Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Şemdinli olaylarına ilişkin iddianamesinde, ''Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın adının geçmesini'' nasıl değerlendirdiğine ilişkin sorusu üzerine, konuyu hukukun değerlendireceğini söyledi. <BR><BR>Meselenin polemiklerden uzak tutulması gerektiğini ifade eden Ağar, ''Meseleyi hukuk ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin iç hukuku, çözecektir. Türkiye'de terörle mücadele konusunda bu hükümetin iradesinin yetmediği, yetemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu meseleleri polemik konusu yapmak doğru değil'' dedi. <BR><BR>Ağar, ''Orgeneral Büyükanıt'ın sözlerini nasıl değerlendirdiğinin'' sorulması üzerine, şöyle konuştu: <BR><BR>''Türkiye'de bir huy var. Sözlerin tamamını okuyup, değerlendirmek lazım. Bir cümle alınırsa başka değerlenir, sözlerin tamamını alırsanız başka değerlenir. Bu bakımdan meselenin tamamını alıp değerlendirmek lazım. Konu da adliyede. Gereken sonuç çıkacaktır diye düşünüyorum. Türkiye'de sağduyu, akıl ve basiret hakim olmalıdır.'' <BR><BR>VATANDAŞLA DİYALOG <BR><BR>Öte yandan, Siyaset Okulu'ndan ayrılmak üzere olan Ağar'a, Ahlat'tan gelen bir vatandaş yaşadığı sıkıntıları anlattı. Ağar, vatandaşa, Türkiye'de herkesin ''ezilenler sınıfına dahil olduğunu'' söyleyerek, ''AK Parti iktidarını hangi şartlar getirdiyse aynı şartlar götürecektir. Türkiye'de ezilenlerin derdine deva olamayan hiçbir hükümet iktidar olamaz'' dedi. <BR><BR>Vatandaşın, ''Ahlat'ın yerli insanı şu anda aç. Üç dükkanımı kaybettim. Şu anda bir namusum, şerefim kalmış. Şeref gittikten sonra hiçbir şey kalır mı? Açız. Ne yapacağız?'' sözleri üzerine Ağar, vatandaştan umutsuz olmamasını istedi. <BR><BR>Ağar, parti görevlilerine, vatandaşla ilgilenmeleri yönünde talimat verdi. Bu arada, daha önce duyurulan, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın, saat 14.30'da Türk Amerikan Dernekleri Başkanı Atilla Pak ve Yönetim Kurulu üyelerini kabulünün iptal edildiği bildirildi.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Artık Çömez değil!]]></title>
<link>http://siyasihaber.wordpress.com/2008/06/22/artik-comez-degil/</link>
<pubDate>Sun, 22 Jun 2008 23:30:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>siyasihaber</dc:creator>
<guid>http://siyasihaber.wordpress.com/2008/06/22/artik-comez-degil/</guid>
<description><![CDATA[Maliye Bakanı Unakıtan&#8217;ın başlattığı mal varlığı tartışmasına AKP&#8217;li iki mi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Maliye Bakanı Unakıtan'ın başlattığı mal varlığı tartışmasına AKP'li iki milletvekilinden anlamlı bir katkı. Unakıtan'ın CHP Lideri'ne yönelik servet suçlamasının ardından Baykal da Erdoğan'a yüklenmişti. Başbakan ise, önce mal varlığını açıklayacağını daha sonra konuşmasının yanlış yorumlandığını söyledi.<br />
Erdoğan dün mal varlığını açıklamak yerine CHP'ye yüklenerek yeni bir polemik başlattı. Bugün ise AKP Balıkesir Milletvekili Çömez ile Hatay Milletvekili Geçen bu polemiklere aldırmayarak malvarlıklarını açıkladı ve önemli bir mesaj verdi. <BR><BR>Parlamento'da ortak basın toplantısı düzenleyen AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ve Hatay Milletvekili Fuat Geçen, malvarlığı tartışmalarına ilişkin görüşlerini dile getirdi. İki milletvekili adına ortak açıklamayı okuyan Çömez, Türk siyasal yaşamında partilerin, düşünce ve proje üretmek yerine, iş takibi ve şahsi çıkar aygıtı haline dönüşmesinin, geçmişte millete çok ağır bedeller ödettiğini belirtti.<BR><BR>Bu bedelleri bir daha ödemek istemeyen Türkiye'nin, yepyeni bir siyasal anlayışı iktidara taşıdığını ve ona, kendi iktidarı olma misyonu yüklediğini kaydeden Çömez, Siyaseti doğal zenginlik aracı olarak görenleri, Yüce Türk milleti, 3 Kasım'da sandığa gömmüş ve bir daha asla çıkmamak üzere cezalandırmıştır. Siyasete girenin nemalanacağı anlayışlar artık terk edilmiştir dedi. <BR><BR>Çömez, bir siyasetçinin hayatının her döneminin berrak; söyledikleri ve yaptıklarının her zaman açık, anlaşılır, izah edilebilir, denetlenebilir ve ulaşılabilir olması; kendi ve yakın çevresinin devlet işlerinden, nüfuz ticaretinden daima uzak durması gerektiğini söyledi.<BR><BR>Son günlerde kamuoyunda, siyasetçilerin mal beyanı hakkında önemli tartışmalar yaşandığına işaret eden Çömez, yöneten ve denetleyen demokrasinin tüm kurum ve kurallarının işlediği modern toplumlarda böylesi tartışmaların yaşanmayacağına inandıklarını kaydetti.<BR><BR>Türkiye'nin gerçek gündemi bu tartışmalar olmamalıdır diyen Çömez, ülkenin gündeminde tartışılacak çok daha önemli konular olduğunu savunarak, şunları söyledi: Türkiye'nin sanal gündemlerle, anlamsız polemiklerle meşgul edilmesini doğru bulmuyoruz. Malvarlığı polemikleriyle, meydan okumalarla Türkiye kazanmaz, kaybeder. Siyasete girerken ilkeli olma sözü veren bizler, artan bu kamusal talep karşısında Türk demokrasisine yakışanı yapıyor ve bugün, yüce Türk milletinin huzurunda mal beyanında bulunuyoruz. Beyan kavramı, bizim için kasalara kilitlenin gerçeğin, halkın yüce takdirine arz edilmesi manasını taşır. Siyaset adamlarının zenginliği, Türk toplumunu rahatsız etmez. Önemli olan bu zenginliğin vergilendirilmiş, helal ve ahlaki ölçülerde temin edilmiş olmasıdır.<BR><BR>HERKESTEN BEKLENDİ<BR><BR>Bir gazetecinin, Niye böyle bir açıklama yapma gereği duyuyorsunuz. Liderinizin dünkü açıklaması sizi tatmin etmedi mi? sorusuna yanıt veren Geçen, kamuoyu talebinin sadece lider ve kurumsal ölçekli olarak yoğunlaşmadığını, siyasette faktör olarak bulunan herkesten mal beyanıyla ilgili yaklaşım beklendiğini söyledi. Geçen, konuyu sadece kurumsal ya da lider ölçeğinde algılamadıklarına işaret ederek, Bu duyarlılığı etik olarak şahsi duyma noktasında bu açıklama gereğini duyduk dedi.<BR><BR>MİLLETVEKİLLERİNİN MALVARLIKLARI<BR><BR>Çömez'in mal beyanında, babasından kendisine intikal eden İstanbul Fatih'te bir dairenin yarı hissesi, Balıkesir Gönen ilçesi Paşaçiftlik Köyü'nde 24 dönüm tarla, 2.6 dönüm tarla ile 2 bin metrekare kapalı alana sahip yumurta üretim çiftliği içeren 8 dönüm tarlanın yarı hisseleri, ayrıca eşi ve kendisinin 15 yıllık hekimlik kazancından elde edilen eşine ait İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kağıthane Terasevler toplu konutlarında bir daire ve İkitelli toplu konutlarında bir konut ile 2003 model Freelander marka araç, banka hesabında 50 bin dolar nakit yer aldı. <BR><BR>Geçen ise Hatay Antakya merkez Esentepe Mahallesi'nde 140 metrekare apartman dairesi, Antakya merkeze bağlı Gülderen Köyü'nde 1.6 dönüm tarla vasfında bahçe ve içinde 2 oda yığma bahçıvan evi, 2001 model Opel marka binek oto, 10 bin YTL nakit ile 15 bin 500 Avro nakit malını beyan etti.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Volkan'dan basına sitem]]></title>
<link>http://sporhaberlerim.wordpress.com/2008/06/22/volkandan-basina-sitem/</link>
<pubDate>Sun, 22 Jun 2008 23:19:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>sporcular</dc:creator>
<guid>http://sporhaberlerim.wordpress.com/2008/06/22/volkandan-basina-sitem/</guid>
<description><![CDATA[Galatasaraylı futbolcu Volkan Arslan, Sivasspor karşılaşmasında ilk 11&#8242;e alınmaması ned]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaraylı futbolcu Volkan Arslan, Sivasspor karşılaşmasında ilk 11'e alınmaması nedeniyle teknik direktör Erik Gerets'e tepki gösterdiği yönünde basına yansıyan haberlerin doğru olmadığını söyledi. <BR><BR>Sarı-kırmızılı oyuncu, kulübün resmi internet sitesine yaptığı açıklamada, medyaya yansıyan haberlerde, hafta sonu oynanan Sivasspor maçında sahaya çıkan ilk 11'de yer almamış olması nedeniyle çeşitli tepkiler gösterdiğinden bahsedildiğini ifade ederek, şunları söyledi: <BR><BR>''Ancak ne maç öncesi ısınma sırasında, ne de başka bir an, tavırlarım ya da sözlerimle herhangi bir tepki gösterdiğim doğru değildir. Takım arkadaşlarımı ya da kadromuz üzerinde yetki sahibi tek kişi olan hocamızı kıracak şekilde konuşmamın veya davranmamın mümkün olmadığını bu vesileyle tüm kamuoyuna duyurmak isterim.'' <BR><BR>Haberleri, yapay gündem oluşturma çabaları olarak değerlendiren Volkan, ''Polemikler açmak amacıyla yaratılan bu ve buna benzer imzasız haberlerin Galatasaray'ın birlik ve huzurunu asla bozamayacağının altını ısrarla çizmek istiyorum'' ifadelerini kullandı.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ali Topuz neden sessiz?]]></title>
<link>http://siyasihaber.wordpress.com/2008/06/22/ali-topuz-neden-sessiz/</link>
<pubDate>Sun, 22 Jun 2008 19:19:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>siyasihaber</dc:creator>
<guid>http://siyasihaber.wordpress.com/2008/06/22/ali-topuz-neden-sessiz/</guid>
<description><![CDATA[CHP&#8217;de Ali Topuz&#8217;un rolünü bilmeyen yok. Tam bir polemik ustasıdır Topuz.. Her ağz]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>CHP'de Ali Topuz'un rolünü bilmeyen yok. Tam bir polemik ustasıdır Topuz.. Her ağzını açtığında günlerce konuşuluyordu. Özellikle Başbakan Erdoğan'la ilgili ortaya attığı iddialar, hala konuşuluyor.<BR><BR>İki gündür Meclis'te malvarlığı restleşmesi yaşanıyor. CHP'de gözler Topuz'a çevirildi ama ne bir ses ne de bir seda var eskisi gibi. Topuz tam bir sessizliğe bürünmüş. <BR><BR>O'nun yerini Mustafa Özyürek almış.. Ya da Haluk Koç.. Bakalım Ali Topuz'un sessizliği ne zamana kadar sürecek?</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Erdoğan topu CHP'ye attı]]></title>
<link>http://siyasihaber.wordpress.com/2008/06/22/erdogan-topu-chpye-atti/</link>
<pubDate>Sun, 22 Jun 2008 18:57:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>siyasihaber</dc:creator>
<guid>http://siyasihaber.wordpress.com/2008/06/22/erdogan-topu-chpye-atti/</guid>
<description><![CDATA[AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın partisinin grup toplantısınd]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada medya ve muhalefete sert eleştiriler yer aldı. Konuşmasına Kıbrıs'taki gelişmelerle ilgili başlayan Erdoğan, "Türkiye dış politikadaki merkezi konumunu her geçen gün biraz daha güçlendiriyor" dedi. <BR><BR>Kıbrıs konusunda Papadopulos ile CHP Genel Başkanı Baykal'ın aynı dili konuştuğunu söyleyen Erdoğan, "Türkiye'deki değişimi yaşamamakta ısrar edenler var" dedi. <BR><BR>HESABI MİLLETE VERİRİZ <BR><BR>"Ak Parti'nin hesabı sadece millete verir" diyen Başbakan Erdoğan sözlerinin çarpıtıldığını belirtek konuşmasını şöyle sürdürdü: <BR><BR>Benim cumartesi günü 'Medeniyetler ve Kadın' başlıklı konuşmamın ardından medyaya yaptığım bir açıklama var. Medya bu konuşmamı yok zannederek saptırmıştır. Ben buradaki açıklamamda partinin mal varlığı konusunda Salı günü yapacağım grup konuşmasında açıklayacağım dedim. Partilerin mal varlığı konusunda salı günü açıklama yapacağım dedim. Benim medyaya yaptığım açıklama, Anadolu Ajansı'na yaptığım açıklama bu. <BR><BR>HİÇBİR GİZLİLİĞİMİZ YOK<BR><BR>Mal varlığı ile ilgili tartışmalara değinen Başbakan, kendisinin cumartesi günü yaptığı konuşmanın medya tarafından yanlış aktarıldığını ileri sürdü. Kürsüden Anadolu Ajansı'nın konuyla ilgili haber metnini okuyan Erdoğan, Ben partinin mal varlığı konusunda açıklama yapacağım dedim diye konuştu. Partisinin mal varlığının açık ev şeffaf olduğunu söyleyen Erdoğan vatandaşların buna internet sitesinden rahatlıkla ulaşabileceklerini belirtti.<BR><BR>Erdoğan partisinin mal varlığıyla ilgili olarak şunları söyledi:<BR>Ak Parti'nin hesabında ne var ne yok internet sitemizde yer alıyor. Kimse bizimle yarışmasın. Çalışmamızı ağırlıklı olarak Hazine yardımıyla yürütüyoruz. Ak Parti siyasete vicdan kavramını geri getiren partidir. Ak Parti milletin parasını hırsızlardan, hortumculardan korumak için iktidardır. Bizim veremeyeceğimiz bir hesap yoktur. Ak Parti'nin alnı ak, vicdanı temizdir. Eğer birileri hesap verecekse yüksek enflasyonla, kısır çekişmelerle heba olan yılların hesabını vermelidir.<BR><BR>MAL BEYANINDA GİZLİLİK ESASTIR'<BR><BR>Kişisel mal varlığıyla ilgili tartışmalara da değinen Erdoğan bu konuyla alakalı kanunu hatırlattı. Erdoğan, Yasalarda mal bildirimiyle ilgili tüm yükümlülükleri yerine getiriyoruz. Ben ve arkadaşlarım kanunlar neyi gerektiriyorsa harfiyen uyduk, uyuyoruz dedi. Mal beyanıyla ilgili yasaları ayrıntılarıyla anlatan Erdoğan, mal beyanında gizlilik esası olduğunu ileri sürdü. <BR><BR>Biz Hazine'den aldığımız yardımın Türkiye'de tek örneğiyiz. Bu yardımın yüzde 30'unu il teşkilatlarına aktarıyoruz ve onlara diyoruz ki, 'siz de bu paranın yüzde 30'unu ilçe teşkilatlarınıza akarın'... Biz bu konuda ilkiz. AK Parti, milletin kaynaklarını hırsızlardan, haramzadelerden, arsızlardan korumak için iktidardır. Bunu böyle değerlendirin. Bizim veremeyeceğimiz hesabımız yoktur... <BR><BR>BİZİM VİCDANIMIZ TEMİZ<BR><BR>Ak partinin alnı ak vicdanı temizdir. Birileri kamuoyuna hesap verecekse, ülkenin yıllar yılı, kriz, darboğaz, suistimal, yüksek enflasyon ve kısır siyasetlerle tarumar edilmiş tablonun hesabını versinler. Biz şeffaflıktan yana olduğumuzu değişik vesilelerle ifade etmekle yetinmiyor, parti ve hükümet programında bu şeffaflığı her alanda ifade ediyoruz. <BR><BR>BU KANUNLARI BİZ YAPMADIK <BR><BR>Gerek parlamenterler olarak bizden, gerek parti kurucularından lyasalarda malvarlığıyla ilgili olarak bildirimlerini yerine getirmişizdir. Hukuk devletinin öngördüğü ilkeler neyse, kanunlar neyi gerektiriyorsa harfiyyen uyduk ve uyuyoruz. Bakınız, sizlere biraz sonra kanun maddemlerini okuyacağım. Ve Anayasa'nın amir hükmü gereğince hazırlanmış olan kanun maddelerini okuyacağım. Bu kanun maddelerine göre hazırlanmış olan ilkeler var. Kimler bu ülkede mal beyanında bulunma mecburiyetindedir, nereye yaparlar, hangi esasa göre yaparlar, bunları açıklayacağım. Bu kanunları da AK Parti iktidarı yapmamıştır. <BR><BR>AHLAK VE EDEP DIŞINA ÇIKTILAR <BR><BR>Sayın Baykal da bu kanunla bildirimi yahpmıştır, diğer liderlerle bu kanunla yapmıştır. Ahlakın ve edebin çizgisini aşarak politika yapan densizler de mal bildirimlerini bu kanunla yapmışlardır. Ahlak Bunu söylemek zorundayım. Benim şahsımla ilgili ahlak dışı ifadeler kullanabilirsiniz. Ama bu ülkenin Başbakanı ile ilgili böyle konuşamazsınız. Buna hakkınız yok. Herşeyin bir edebi ve adabı vardır. Baykal'ın grup başkanına bu uyarıyı yapması gerekir. Bunu ister istemez söylemek durumundayım. <BR><BR>Bu düşüncelere yataklık yapan medyaya sesleniyorum: Bunlarla hiçbir şey kazanamazsınız, kaybedersiniz. Bu ülkede gerilim değil, tam aksine bir barış var... <BR><BR>GEREKEN ÜSLUPLA CEVAP VERİRİZ <BR><BR>Bunlara hangi dille cevap vermek gerekirse onu da biliyoruz. Bunu çok iyi bilsinler... Herkese aynı üslupla cevap veririz, bunu da bilsinler... <BR><BR>Anayasa'yla mal bildirimi şartlarını okuyan Erdoğan, 'Kanunun 20. maddesi gereğince ancak soruşturma ve koğuşturma yetkili mercilerine bu açıklamanın yapılmasına imkan tanır' dedi. Erdoğan şöyle devam etti: <BR><BR>Kimlerin ne zaman nereye mal bildiriminde bulunacağı açık ve seçiktir. Bunların hiçbir AK Parti döneminde çıkarılmış ne bir yasa ne de anayasa maddesidir. Şu anda ben malvarlığını açıklıyorum diyenler, hepsi de bunlar hazırlanırken bu işlerin içinde bulunanlardır. Biz gereken tarihte gereken mercilere yasalarda belirtilen çerçevelerde mal bildirimimizi bildirdik. Bu sorumluluk siyasetçilerin yanısıra kamu görevlilerin, TSK mensuplarının, üniversite kadrolarının, gazete patronlarının, gazete yazarlarının, dernek yöneticilerinin omuzlarınadır. Her işin bir yolu, bir yöntemi ve bir üslubu bulunmalıdır. <BR><BR>SİYASETİ ZEDELETMEYİZ <BR><BR>Akıl ve sağduyu içerisinde herkesle her türlü girişim tartışırız. Biz bunlardan kaçmıyoruz. Sonuna kadar varız.Bunu yaparken siyaset ve siyasetçiyi diğer kurumlardan ayırmamalıyız. Biz her türlü şeffaflığı tartışmaya hazırız. Bizim itirazımız gerekli gereksiz her zaman siyaset kurumunun tartışma haline getirilmesi. Biz siyasetin itibarını korumaya özen göstereceğiz. Keza dokunulmazlıkların kaldırılmasına düşdüğümüz şerh de aynı mahiyettedir. Bütün dokunulmazlıklar kaldırılacaksa biz buna 'evet' diyoruz. Ama sadece siyasetin dokunulmazlığı kaldırılacaksa bu hem siyasetin hem de ülkenin itibarını zedeleyecektir. Bunu da iyi niyetli bir talep olarak göremeyiz. Bu konuda samimi iseler biz programımızda yer aldığı şekilde bütün kamu kurumlarını kapsayacak şekilde bu şeffaflaşmaya hazırız. Siyaseti ucuz polemiklere malzeme olmaktan kurtaralım. <BR><BR>ÇAMUR MEYDANINDA GÜREŞMEYİZ <BR><BR>Biz siyasetin toplum nazarında önemli bir kurum olması gerektiğine inanıyoruz. Siyasetle milletin arasının açılmasına göz yummayacağız. Bu bizim siyasetçiler olarak bu ülkeye karşı sorumluluğumuzdur. Kimseyle siyasetin itibarına gölge düşerecek bir çamur güreşi içerisine girecek değiliz. Biz ancak er meydanında güreşiriz. O er meydanının yeri de sine-i millettir. Milletin yüreğidir, vicdanıdır, zamanı ve mevsimi geldiğinde sandıktır. Benim inisiyatif alanımda hiç kimsenin millete ait lokmaya ait lokmaya uzanmazsına asla izin vermek yoktur. <BR><BR>DÜNYADA BANKA SAHİBİ TEK PARTİ CHP <BR><BR>Milletimiz kimin ne yaptığını, ülkeye ne verdiğini gayet iyi biliyor. Milletimiz dünyanın banka sahibi tek partisinin bu ülkede acaba faaliyet gösterdiğini biliyor mu? Şimdi ben buradan duyurmak istiyorum: Dünyada banka sahibi olan tek parti vardır o da Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Bunu halkımızın bilmesi lazım. <BR><BR>İŞTE ATATÜRK'ÜN VASİYETİ <BR><BR>Benim elimde Atatürk'ün kendi el yazısıyla vasiyetnamesi var. Bu vasiyetnamesinde ne diyor, bunu da iyi izlesinler. Bunun üzerinde iyi hesap yapsınlar. Şu anda vasiyetin içerisinde yer alanlardan birinin kızı, evlatlığı bize mektup yazdı. Niye biliyor musunuz, CHP'den aldığı olumsuz cevap nedeniyle. Atatürk diyor ki, malik oluduğum bütün nakit ve hisse senetlerimle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul taşınır taşınmaz mallarını CHP'ye gelecekteki şartlarda terk ve vasiyet ediyorum... Nedir bu miras... <BR><BR>1) Nakit ve hisse senetleri şimdiki gibi İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır... <BR><BR>2) Her senedeki nemadan yaşadıkları müddetçe Makbule, Afet, Sabiha Gökçen, Ülkü'ye, Rükiye, Nebile'ye belli miktarlarda para verilecektir. <BR><BR>3) Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek, ayrıca para verilecek <BR><BR>4) Makbule yaşadığı müddetçe Çankaya'daki ev emrinde kalacak. <BR><BR>5) İsmet İnönü'nün çocuklarına tahsil yardım yapılacak <BR><BR>6) Her sene nemadan Türk Tarih ve Türk Dil Kurumları'na tahsis edilecektir. Şu anda CHP bu iki kuruma para ödememekte ısrarlıdır. Mahkeme kurumların lehine karar verdiği halde CHP ödenmemesi noktasında ısrarlıdır. Bu Atatürk'ün vasiyetinin CHP tarafından nasıl yerine getirildiğinin belgesidir. <BR><BR>CHP BUNLARI NEDEN AÇIKLAMIYOR? <BR><BR>Mahkemeyle ilgili netice enteresandır. Bu nema hesabıyla ilgili 26 Ocak 2006 Türk Tarih Kurumu'na vermedikleri 111 trilyon 208 milyar Türk lirasıdır. Herhalde medya bunu kayıtlarına düşer. Enteresan olan şu: Bu kadar güçlü, banka sahibi olmuş tek siyasi parti olarak CHP'nin çıkıp da malvarlığıyla ilgili tartışmaların içine girmesini anlamak mümkün değil. Bunları neden açıklamadın bugüne kadar. Ama bunu milletimize tek tek anlatacağız. Bu suistimallerin ucunun nereye dayandığını millete anlatmamız gerekiyor. <BR><BR>Bir de bakıyorsunuz başka şeyler çıkıyor ortaya. Benim kasam, sponsorum kaynağım kardeşimdir, amcamdır, teyzemin oğludur, yeğenimdir diyenler var. Bunun adı da mal bildirimi oluyor. Böyle mal bildirimi var mı yahu? Bu işleri bırakalım Türkiye'nin meselelerine yoğunlaşalım. Kaybedecek zamanımız yok.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ortodoxi och kultur]]></title>
<link>http://katholou.wordpress.com/?p=132</link>
<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 22:40:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>David Heith-Stade</dc:creator>
<guid>http://katholou.wordpress.com/?p=132</guid>
<description><![CDATA[Det är fel att säga att det där är ortodoxt, men det där är ryskt &#8212; vi tolkar verklighet]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Det är fel att säga att det där är ortodoxt, men det där är ryskt -- vi tolkar verkligheten genom kulturen och vi når ortodoxin genom kulturen; att tala om en abstrakt ortodoxi skild från kulturen är falskt, eftersom det är ett uttryck för ett verklighetsfrämmande modernt västerländskt sekulärt individualistiskt tänkande som fragmenterar den mänskliga personen och skapar falska dikotomier mellan offentligt och privat, individuellt och kollektivt etc. etc.</p>
<p>Nej, vi måste istället lära känna ortodoxin i alla de mångfaldiga former den har slagit rot och sedan kan vi säga det där är rysk-ortodoxt, men det där är grekisk-ortodoxt, utan att våga påstå att något av de inte skulle vara riktigt ortodoxt. Vad vi måste göra är att översätta och få människor att umgås över kulturgränserna så att de får se hur ortodoxi gestaltar sig i olika kulturer och därmed kan låta sitt eget sinne formas enligt ortodoxin, så att en naturlig och sann ortodoxi som svarar mot den svenska situationen kan växa fram av sig själv. Ortodoxi är inte en konfession, utan ett hermeneutiskt ställningstagande som ofrånkomligt får kulturella konsekvenser eftersom religionen och kulturen förenas i den mänskliga personen och utgör båda delar av personligheten.</p>
<p>Religion och kultur står både i ett ömsesidigt och självständigt förhållande till varandra. Det finns ingen tydlig kvantitativ avgränsning mellan religion och kultur, utan avgränsningen är snarare kvalitativ! Ett fenomen som att två personer vid påsk håller varsitt rödmålat ägg och säger till varandra: "<em>ΧΡΙΣΤΟΣ ΑΝΕΣΤΗ!</em>" -- <em>"ΑΛΗΘΩΣ ΑΝΕΣΤΗ!</em>" Varpå de knackar äggen mot varandra och den ene förlorar sitt ägg, är tydligt inte en essentiell del av den ortodoxa religionen, men är likväl inte ett kulturellt element som är isolerat från ortodoxin. Vi kan inte här göra en kvantitativ avgränsning mellan religion och kultur, utan endast en kvalitativ avgränsning.</p>
<p>Kulturen är den kontrast eller bakgrund mot vilket Jaget som ingår i kulturgemenskapen tolkar sig själv och sin tillvaro, mot denna kontrast (kulturen) träder Jaget och tillvaron fram genom tolkning och internalisering... Men religionen är inte endast en samling kulturella element, utan är en egen självständig tolkningsgemenskap som personen också ingår i, förutom kulturens tolkningsgemenskap -- båda dessa tolkningsgemenskaper är delar av den enskilda människans personlighet!</p>
<p>Såsom svensk ingår jag i den svenska kulturgemenskapen (jag förenklar nu genom att framställa det som om det fanns en enda svensk kulturgemenskap istället för en samling sociala kulturgemenskaper och internationella subkulturer som tillsammans geografiskt kan avgränsas och onyanserat buntas ihop till "en" "svensk" kultur), tillsammans med andra svenskar, medan jag såsom ortodox ingår i den ortodoxa religionen, med andra ortodoxa (ryssar, greker, araber, rumäner, georgier, finnar, ester, serber etc. etc.), även om vi har olika kulturer men är en tolkningsgemenskap genom att vara del av samma kristna ortodoxa religion.</p>
<p>Förutsatt att de tillskrivs ny mening (så att de förblir meningsfulla) så bevaras kulturella element även efter att den tolkningsgemenskap som är upphovet till dem har försvunnit. Ett bra exempel på detta är bröllopskronorna i Ortodoxa kyrkans vigselgudstjänst som är förkristna kulturella element från den vanliga bröllopsceremonin under Antiken, men som har tillskrivits en helt ny mening (kyrkofäderna tolkar kronorna som brudparets segerkronor som symboliserar deras seger över otukt och okyskhet) och därför bevarats i den ortodoxa tolkningsgemenskapen. Ett annat exempel är det efterkristna västerländska julfirandet, där kristna symboler och element (t.ex. maträtter som är rester från den kristna adventsfastan) får en helt ny mening som en konsumtionistisk familjehelg, vars menings tolkas som givmildhet och familjegemenskap.</p>
<p>Ett stort, men utifrån omständigheterna begripligt, misstag som protestantismen begick i sitt tafatta försök att bemöta de västerländska så kallade "upplysningsfilosofernas" (snarare mörkläggningpseudosofernas) religionskritik, var att de avskaffade sin religion och reducerade kristendom till kultur och kulturella element, som den enskilda människan sedan individuellt skall ta ställning till.</p>
<p>Den västerländska protestantiska apologetiken försökte försvarar kristendomens plats i samhället genom att hävda att den var nödvändig för kulturen och samhällsmoralen (alltså att kristendomen hade ett instrumentellt värde för samhället och staten) vidare så hade ju redan pietisterna börjat införa emotionalistisk kristendom i en reaktion mot den polemiska protestantiska dogmatiska teologin, där det istället var känslorna och inte läran som var det centrala.</p>
<p>Alla dessa tre protestantiska fenomen (dogmatisk protestantism, kulturkristendom och pietistisk protestantism) hade dock moralismen gemensamt -- dogmatik och moralism, kultur och samhällsnyttig moralism, eller känslor och moralism. I alla tre fallen handlar det inte om någon religion (autonom tolkningsgemenskap), utan om kulturella element som är kvar från den kristna religionens era i Västerlandet, som sedan människor individuellt skall ta ställning för eller emot -- det handlar alltså inte om en person som träder in i en transkulturell tolkningsgemenskap (religion), utan en individ som individuellt förhåller sig till delar av sin egen kultur.</p>
<p>Det är utifrån detta att man har reducerat den kristna religionen till kultur som man kan förstå varför protestantisk mission brukar vara kolonialistisk och kulturimperialistisk -- eftersom man inte har en religion, utan endast vissa element (en monoteistisk gudsföreställning, någon form av berättelse om Jesus från Nazaret, samt en västerländsk moralism) i den egna kulturen, som man vill få människor i en annan kultur att ta ställning för, så måste man först pådyvla dessa andra den egna kulturen, så att de sedan individuellt kan förhålla sig till de "religiösa" elementen i denna främmande västerländska kultur.</p>
<p>Ortodox mission däremot går ut på att föra in personer i den ortodoxa religionen -- Ortodoxa kyrkan -- utan att man pådyvlar dem en främmande kultur. Genom att träda in i den ortodoxa religionen skall personerna helga och nydana den egna kulturen! Ty religion och kultur påverkar varandra ömsesidigt, men har samtidigt en legitim autonomi i förhållande till varandra. Religion och kultur kompletterar varandra på ett kreativt och fruktbart sätt i ett både/och-förhållande! Ty religion och kultur förenas kvantitativt oskiljbart i den reellt existerande mänskliga personligheten, utan att förlorar sin kvalitativa skillnad!</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Acı gerçek!]]></title>
<link>http://futpolitik.wordpress.com/?p=33</link>
<pubDate>Thu, 12 Jun 2008 20:07:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>bir bilmeyen</dc:creator>
<guid>http://futpolitik.wordpress.com/?p=33</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Benim anlatmaya çalıştığım acı gerçeği nihayet yaşadık. Şöyle efendim..
Eren Der]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sabah.com.tr/2008/06/12/haber,93555251C7C04328ADFA0694349A1C34.html" target="_blank">"Benim anlatmaya çalıştığım acı gerçeği nihayet yaşadık. Şöyle efendim..<br />
Eren Derdiyok'un pasını Hakan Yakın bizim ağlarımıza gol yaptı. Bu golü ise bizim Aurelio seyretti!<br />
Gole bile sevinmeyen Yakın ile Derdiyok'u izlerken isyan ettim: Ah benim kendi kimliğine, kendi insanına ihanet eden ülkem. Ah!..."</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ne turkuazmış?]]></title>
<link>http://futpolitik.wordpress.com/?p=29</link>
<pubDate>Thu, 12 Jun 2008 12:51:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>bir bilmeyen</dc:creator>
<guid>http://futpolitik.wordpress.com/?p=29</guid>
<description><![CDATA[Dedik ya futbol bugünlerde ayrı bir prim yapıyor. Hele eleştirince, hatta bunun için de popüli]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dedik ya futbol bugünlerde ayrı bir prim yapıyor. Hele eleştirince, hatta bunun için de popülizmin dibine vurunca gündemdeki yerini koruyorsun. Ya da öyle olduğunu saniyrsun. Malum Türkiye'deki birçok isim gündemde kalarak hayatını sürdürebiliyor. Gündemden düşmek demek yaşam destek ünitesinin fişini çekilmesi demek.</p>
<p>Misal Güneri Civaoğlu'nu okuyan kaldi mı bilmiyorum. Ya da eski bağlantıları ve çevresi olmasa iş bulabilir mi? Bu kadar umutsuzum anlayacağınız.</p>
<p>Hazret günün modası turkuaz formaya <a href="http://www.milliyet.com.tr/Default.aspx?aType=YazarDetay&#38;ArticleID=875118&#38;AuthorID=64&#38;ver=72" target="_blank">sallamış</a>. Söylediklerinde yeni bir şey yok. O da bayrak ve cumhuriyete bağlılığından dem vurmuş, hatta "Atatürk’ün laik, demokrat Türkiye’si için yüreğim çarpmasa, sırf şu forma yüzünden maçı izlemek gelmeyecek içimden..." demiş. Bu da yeni moda en son Kazım Kanat, Marco Aurellio milli takıma alındı diye İstiklal Marşı okunurken ayağa kalkmayacağını <a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2006/08/04/yaz55-80-101.html" target="_self">söylemişti</a>.</p>
<p>İtalya, Hollanda gibi örneklere girmeyeceğim. Sonuçta cevabı belli "Biz Türküz, farklıyız". Formayı beğenmeme haklarını da es geçiyorum.</p>
<p>Ama bir ülkenin sembollerinden birisi milli takım forması mıdır? Ya da formanın illa bayrak renklerini mi yansıtması gerekiyor. Modernleşmenin dayattığı milliyetçi sembollere bayılıyoruz. Boşuna demiyor Orhan Pamuk, <a href="http://futpolitik.wordpress.com/2008/06/05/pamuk-vs-terim/" target="_self">futbol milliyetçiliği çoşturuyor </a>diye. Böyle ilgi meraklısı gazetecilerle az bile.</p>
<p>Gurur duyduğumuz bayrak futbolcuların kalplerinin üzerinde duruyor. Takımın da adı Türkiye A Milli Futbol Takımı. Bu kadar.</p>
<p>Dokunmayın futbola, arkaik milliyetçiliğinizle kirletmeyin. Turkuaz'ı da iyi öğrenin. Markalaşmayı da, milliyetçiliği de...</p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bitmez maç]]></title>
<link>http://futpolitik.wordpress.com/?p=23</link>
<pubDate>Tue, 10 Jun 2008 12:09:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>bir bilmeyen</dc:creator>
<guid>http://futpolitik.wordpress.com/?p=23</guid>
<description><![CDATA[Mevsimi geldi ya her yerde futbol var bir süre. Oyunun kendisinden çok kıyısından köşesinden ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsimi geldi ya her yerde futbol var bir süre. Oyunun kendisinden çok kıyısından köşesinden tırtıklanmasını izliyoruz. Reklamcılar, gazeteciler, şarkıcılar, politikacılar aklınıza kim gelirse futbolsuz iş yapmıyorlar.</p>
<p>Yazılarında bazen futbola kısa göndermeler yapan Engin Ardıç, <a href="http://www.sabah.com.tr/2008/06/07/haber,134118EE5FFC447884670483A82F5E20.html" target="_blank">bu sefer</a> Türk siyasi tarihindeki "ikili" çekişmeyi başlı başına bir futbol maçına indirgemiş. "Ulusalcılarla lİberallerin"  veya "statükocularla değişimcilerin" veya "laiklerle şeriatçıların" veya "ulusalcılarla enternasyonalcilerin" veya "bürokratlarla halkın temsilcilerinin" vs. maçı. İsteyen istediği gibi uzatsın bu tanımları.</p>
<p>Engin Ardıç gibi 200 yıl öncesinden başlamıyor tabi bu mücadele, illaki evveliyatı da var. Ama futbolla siyasi meseleleri benzetme araçları biraz zorlama olmuş. Tabi hepsi bir yana o soruyu da sormak lazım:</p>
<p>"Üstad, Mustafa Kemal Atatürk hangi takımda oynardı?"</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kör tutamadığını yer]]></title>
<link>http://futpolitik.wordpress.com/?p=18</link>
<pubDate>Mon, 09 Jun 2008 13:49:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>bir bilmeyen</dc:creator>
<guid>http://futpolitik.wordpress.com/?p=18</guid>
<description><![CDATA[

Üniversite&#8217;de okurken gözleri görmeyen çok arkadaşım oldu. Hepsiyle de aynı yurdun i]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://futpolitik.files.wordpress.com/2008/06/dosya2.jpg"></a><a href="http://futpolitik.files.wordpress.com/2008/06/dosya1.jpg"></a><a href="http://futpolitik.files.wordpress.com/2008/06/dosya.jpg"></a></p>
<p><a href="http://futpolitik.files.wordpress.com/2008/06/gorme-engelliler.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-26" src="http://futpolitik.wordpress.com/files/2008/06/gorme-engelliler.jpg?w=300" alt="" width="300" height="199" /></a></p>
<p>Üniversite'de okurken gözleri görmeyen çok arkadaşım oldu. Hepsiyle de aynı yurdun içinde neredeyse haftanın her günü beraber geçti. Toplum içinde kimi zaman ayıplanacak seviyelere varsa da herhangi bir arkadaşıma davrandığım gibi davrandım hepsine. Gerekirse enseye tokat... Hiçbiri benden ayrıcalık beklemedi, talep etmedi. </p>
<p>Hatta içlerinden biriyle İstanbul'dan trenle Fenerbahçe-Galatasaray Cumhurbaşkanlığı Kupası maçına gitmişliğimiz bile var. Stad kapısında yaşadığımız kargaşayı ömrümde hiçbir maçta yaşamadım. Polis köpekleri, joplar, atlı polisler, kargaşa, kavga vs. Bir tribüncünün Ankara'da görüp görebileceği her türlü yaygara orada başımıza geldi. Dahası bileti bile alamadan kapıdan dönmüştük.</p>
<p>Bunları elbette Meclisspor'un görme engellilerle yaptığıı maça binaen yazdım. En baştan milletvekillerinin bu girişimi bence övgüyü hakediyor. Hatta bir eğlence olan ve herkesin keyif aldığı bir maçı galip bitirmeleri bile hoş görülebilir.</p>
<p>Ama kardeşim, hadi 7 golü geçtim, bu kadar da hırs yapılabilir mi? Adamlar az görüyor diye habire uzaktan şut çekmek nasıl bir zihnin ürünü?</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gus Dur Memang Nyeleneh !]]></title>
<link>http://kingandam.wordpress.com/?p=285</link>
<pubDate>Mon, 09 Jun 2008 03:05:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>kingandam</dc:creator>
<guid>http://kingandam.wordpress.com/?p=285</guid>
<description><![CDATA[
Meski telah satu minggu berlalu sejak insiden Monas, ternyata polemik masih saja berkembang. Terakh]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if gte mso 9]&#38;gt;  Normal 0   &#38;lt;![endif]--></p>
<p class="MsoNormal">Meski telah satu minggu berlalu sejak insiden Monas, ternyata polemik masih saja berkembang. Terakhir Gus Dur mengatakan bahwa akan membela mati-matian Ahmadiyah jika pemerintah jadi membubarkannya. Gus Dur berpendapat Ahmadiyah sebagai kaum minoritas wajib dilindungi, jika tidak maka Pemerintah telah mengkianati Pancasila.</p>
<p class="MsoNormal"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal">Ada-ada saja, mantan Presiden kita ini. Saya masih teringat sekali isu-isu yang berkembang saat pemilihan umum maupun pemilihan kepala daerah, PKS (Partai Keadilan Sosial) selalu <em>ketimpaan</em> fitnah melalui selebaran-selebaran yang tidak jelas asal-usulnya. Entahlah apa maksud dan tujuannya, yang pasti dengan selebaran itu umat Islam dicoba untuk diadu domba.</p>
<p class="MsoNormal"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal">Selebaran yang tersebar umumnya menyampaikan bahwa PKS melarang diadakannya Maulid Nabi, <em>Qunut</em> pada saat shalat subuh, <span> </span>dan Tahlilan. Padahal <span> </span>kebanyakan umat Islam di negeri ini menganggap perkara-perkara seperti itu adalah bagian dari ibadah, sedangkan bagi sebagian kecil yang telah mengetahui Ilmunya mengatakan perkara tersebut <span> </span>jelas masuk kedalam bid’ah. <span> </span>Entah untuk membersihkan nama baik Partai atau sengaja menutupi kebenaran, PKS hanya <span> </span>menolak dan mengklarifikasi selebaran itu datang dari partainya tanpa medakwahi umat tentang kebenaran isinya.</p>
<p class="MsoNormal"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal"><!--more--></p>
<p class="MsoNormal">Ya sudahlah yang namanya politik yang benar bisa salah, yang salah bisa benar kok! Kembali ke Gus Dur, Anggaplah benar bahwa PKS pernah mengeluarkan selebaran seperti itu dan menganggap bahwa perkara-perkara tersebut benar adanya bid’ah. Apakah tidak lebih berbahaya lagi jika Gus Dur dan partainya memenangkan pemilu, bisa-bisa semua kaum yang nyeleneh akan di legalisir seenaknya. Islam akan ternodai oleh aliran-aliran sableng yang membawa Nabi-nabi barunya. Apakah ini tidak lebih merusak Akidah umat Islam dibandingkan isu-isu yang disebarkan dengan mengatasnamakan PKS dulu ?</p>
<p class="MsoNormal"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal">Memang dari dulu Gus Dur selalu Nyeleh, mudah-mudahan umat Islam selalu terjaga dari musibah besar yaitu runtuhnya Akidah akibat ulah tangan-tangan kotor manusia.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pamuk vs. Terim ]]></title>
<link>http://futpolitik.wordpress.com/?p=16</link>
<pubDate>Thu, 05 Jun 2008 21:42:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>bir bilmeyen</dc:creator>
<guid>http://futpolitik.wordpress.com/?p=16</guid>
<description><![CDATA[Uzun sayılabilecek bir röportajın tek bir cümlesi üzerinde fırtınalar koparmak Türk basını]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun sayılabilecek bir röportajın tek bir cümlesi üzerinde fırtınalar koparmak Türk basını için yeni değil. Nitekim Spiegel'e <a href="http://www.spiegel.de/international/europe/0,1518,557614,00.html" target="_blank">röportaj</a> veren Orhan Pamuk'un cımbızlanan "Teknik direktör Fatih Terim bir ultra milliyetçi olsa da Avrupa Şampiyonası'nda Türk takımını destekleyeceğim elbette." sözleri de transfer dedikoduları arasında farklı bir renk oldu. Tabi her zamanki gibi Fatih Terim de <a href="http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/9083034.asp?gid=229&#38;sz=70361" target="_blank">cevap</a> vermekte gecikmedi. Bu atışmadaki taraflarıyla ilgili Reşat Çalışlar'ın <a href="http://rcalislar.blogspot.com/2008/06/orhan-pamuk-fatih-terim-polemii.html" target="_blank">değerlendirmesi</a> faydalı olabilir.</p>
<p>İkisinin milliyetçilik seviyelerinden bahsetmeyeceğim. Orhan Pamuk'un futbol hakkında konuşacak gerçek birşeylerinin olması iyi haber. Ama bunların her zamanki klişelerinin dışına çıkmamış olması ve alışıldık "yabancı" jargonu içerisinde kalması ise kötü haber.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ASI Sebagai Pilihan terbaik]]></title>
<link>http://kingandam.wordpress.com/?p=270</link>
<pubDate>Mon, 26 May 2008 04:04:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>kingandam</dc:creator>
<guid>http://kingandam.wordpress.com/?p=270</guid>
<description><![CDATA[  

  
“Dan ibu-ibu hendaklah menyusui anak-anaknya selama dua tahun penuh, bagi yang ingin menyus]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if gte mso 9]&#62;     Normal   0      &#60;![endif]--> <!--  /* Font Definitions */ @font-face 	{font-family:Tahoma; 	panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4; 	mso-font-charset:0; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:1627421319 -2147483648 8 0 66047 0;} @font-face 	{font-family:"Bookman Old Style"; 	panose-1:2 5 6 4 5 5 5 2 2 4; 	mso-font-charset:0; 	mso-generic-font-family:roman; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:72.0pt 90.0pt 72.0pt 90.0pt; 	mso-header-margin:36.0pt; 	mso-footer-margin:36.0pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --> </p>
<p class="MsoNormal">
<!--[if gte mso 9]&#62;     Normal   0      &#60;![endif]--> <!--  /* Font Definitions */ @font-face 	{font-family:Wingdings; 	panose-1:5 0 0 0 0 0 0 0 0 0; 	mso-font-charset:2; 	mso-generic-font-family:auto; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:0 268435456 0 0 -2147483648 0;} @font-face 	{font-family:Tahoma; 	panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4; 	mso-font-charset:0; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:1627421319 -2147483648 8 0 66047 0;} @font-face 	{font-family:"Bookman Old Style"; 	panose-1:2 5 6 4 5 5 5 2 2 4; 	mso-font-charset:0; 	mso-generic-font-family:roman; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:72.0pt 90.0pt 72.0pt 90.0pt; 	mso-header-margin:36.0pt; 	mso-footer-margin:36.0pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;}  /* List Definitions */ @list l0 	{mso-list-id:1917083615; 	mso-list-type:hybrid; 	mso-list-template-ids:-1928017448 435346852 67698691 67698693 67698689 67698691 67698693 67698689 67698691 67698693;} @list l0:level1 	{mso-level-start-at:0; 	mso-level-number-format:bullet; 	mso-level-text:; 	mso-level-tab-stop:36.0pt; 	mso-level-number-position:left; 	text-indent:-18.0pt; 	font-family:Symbol; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; 	mso-bidi-font-family:Tahoma;} ol 	{margin-bottom:0cm;} ul 	{margin-bottom:0cm;} --> </p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';">“</span><strong><em><span style="font-family:'Bookman Old Style';">Dan ibu-ibu hendaklah menyusui anak-anaknya selama dua tahun penuh, bagi yang ingin menyusui secara sempurna</span></em></strong><span style="font-family:'Bookman Old Style';">. <em>Dan <strong>kewajiban ayah menanggung nafkah dan pakaian mereka dengan cara yang patut</strong>. Seseorang tidak dibebani lebih dari kesanggupannya. Janganlah seorang ibu menderita karena anaknya dan jangan pula seorang ayah (menderita) karena anaknya. Ahli waris pun (berkewajiban) seperti itu pula. Apabila keduanya ingin menyapih dengan persetujuan dan permusyawaratan antara keduanya, maka tidak ada dosa atas keduanya. Dan jika kamu ingin menyusukannya pada orang lain, maka tidak ada dosa bagimu memberikan pembayaran dengan cara yang patut. Bertakwalah kepada Allah dan ketahuilah bahwa Allah Maha Melihat apa yang kamu kerjakan</em>.” </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';">QS <strong><em>Al Baqarah</em></strong> (2): 233</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';">Mengapa Anak Indonesia Harus Minum ASI ?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';">Beban      hidup yang semakin berat akibat himpitan krisis ekonomi, menjadikan ASI      sebagai pilihan terbaik saat ini.</span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:18pt;"><span style="font-family:'Bookman Old Style';"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';">ASI      merupakan asupan dan sumber nutrisi yang terlengkap dan terbaik untuk bayi      dan balita.</span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';">Sedikitnya,      ada 400 nutrisi dalam ASI yang tidak terdapat dalam susu formula.</span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';">ASI      mengandung karbohidrat, protein, lemak, vitamin, mineral, air garam dan      gula yang semuanya sudah secara khusus dikomposisikan sesuai dengan      kebutuhan masing-masing bayi.</span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';">ASI      mengandung sel-sel hidup yang berperan sebagai zat anti infeksi dan      imunitas alami untuk melindungi bayi dari berbagai ancaman penyakit. Tentu      sel-sel hidup ini tidak ada dalam produk susu formula.</span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';">ASI      bisa memenuhi kebutuhan kalori sebesar 100% untuk bayi yang berusia 0-6 bulan,      70% untuk usia bayi 6-12 bulan dan 30% untuk usia anak diatas 12 bulan,      maka pemberian susu tambahan setelah masa ASI Eksklusif juga tidak      diperlukan.</span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';">“Susu      formula bukanlah produk yang steril, tidak ada satupun susu formula yang      komposisi dan kualitasnya mendekati ASI, dan pemberian susu formula      bukannya tanpa resiko,”</span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';"><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><strong><span style="font-family:'Bookman Old Style';color:red;">Cow's milk</span></strong><strong><span style="font-family:'Bookman Old Style';"> is for </span></strong><strong><span style="font-family:'Bookman Old Style';color:red;">calf</span></strong><strong><span style="font-family:'Bookman Old Style';">. </span></strong><strong><span style="font-family:'Bookman Old Style';color:red;">Mother's</span></strong><strong><span style="font-family:'Bookman Old Style';"> milk is for </span></strong><strong><span style="font-family:'Bookman Old Style';color:red;">human baby</span></strong><strong><span style="font-family:'Bookman Old Style';">.</span></strong></li>
</ul>
<p class="MsoNormal">&#160;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:'Bookman Old Style';">Dari Berbagai sumber, Thank’s to <a href="http://aimi-asi.org/index.php" title="AIMI" target="_blank">AIMI</a> – Asosiasi Ibu Menyusui Indonesia.</span></p>
<p><span style="font-family:'Bookman Old Style';"></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Lakeland, Todd Bentley und Deutschland Erwache, pardon, Deutschlands Erweckung]]></title>
<link>http://kamenin.wordpress.com/?p=298</link>
<pubDate>Thu, 22 May 2008 11:16:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>kamenin</dc:creator>
<guid>http://kamenin.wordpress.com/?p=298</guid>
<description><![CDATA[Man sehe sich die Videos hier an, insbesondere den empfohlenen Ausschnitt des ersten und das absolut]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;">Man sehe sich die Videos <a href="http://www.jfrs.de/storch/blog/wordpress/2008/05/16/lakeland-prophezeiungen-uber-deutschland/">hier</a> an, insbesondere den empfohlenen Ausschnitt des ersten und das absolut sehenswerte zweite. Dann verfolge man die von studiert-theologischer Seite als kritisch bezeichnete Auseinandersetzung <a href="http://www.brunner24.com/lakeland-erweckung-was-ist-dran">hier</a>, vor allem in den Kommentaren, die <a href="http://theolounge.wordpress.com/2008/05/18/wunderheilungen-durch-evangelisation-todd-bentley/">indifferente</a> <a href="http://theolounge.wordpress.com/2008/05/20/heilen-wie-jesus-todd-bentleys-heilungen/">Beliebigkeit</a> und, so man dann noch Lust hat, auch noch <a href="http://blog.omegalive.ch/?p=3">das</a>.</p>
<p style="text-align:justify;">Zumeist wohl alles von halbwegs normalen, vermutlich auch nicht dummen oder ungebildeten Leuten. Setzte man die in ein Schulzimmer und ließe sie einen historischen Aufmarsch analysieren, einen Reichsparteitag, die Sportpalastrede; dann könnten die vermutlich einigermaßen schlüssige Sätze über die Verführbarkeit der Masse, Gruppendynamik, Propaganda und das Herbeisehnen von Autorität und Führung formulieren, würden das alles ganz bedenklich finden und im intellektuellen Überschwang gar noch warnend und mahnend dickflüssige Betroffenheit aufs Papier tröpfeln.</p>
<p style="text-align:justify;">Sobald aber einer <em>Jesus</em> schreit anstelle von <em>Deutschland</em> oder gar noch über Jesus <em>und</em> Deutschland -- dann ist es vorbei. Dann hofft man, dass an der Clownsshow irgendwas dran sei, das echt ist. Dass hysterisch sich windende Laienprediger mehr über die metaphysische Realität  der Botschaft aussagen als feucht-geschwitzt kreischende BDM-Groupies. Dass Begeisterung für die Sache und ihre Vertreter mehr beweist, wenn man <em>Halleluja</em> ruft, nicht <em>Heil</em>. Dass der Jubel mehr Anspruch hat als bei einem Fußballspiel oder Konzert oder Parteitag, weil man sich doch so viel mehr bemüht hat, sich lächerlich zu machen, weil es bestimmt wahr wird, wenn man nur fest genug daran glaubt.</p>
<p style="text-align:justify;">Nur <a href="http://www.youtube.com/watch?v=xp6l59mZojM">Zarah Leander</a>, die wird einfach im Soundtrack verbleiben, während man sich ansonsten wundert, wie jemand zwischen Deutschland Erwache und Deutschlands Erweckung überhaupt Parallelen ziehen kann; von dem einen wissen wir doch, dass es schlecht, von dem anderen, dass es gut ist. Unverschämtheit, überhaupt Ähnlichkeiten zu suchen.</p>
<p style="text-align:justify;">Religion verwirrt, Fundamentalismus verblödet; und vielleicht besteht die größte Gefahr gelebter Religion darin, dass man irgendwann zu verwirrt ist, um der zweiten Feststellung noch zustimmen zu können. Weil man in Wirklichkeit doch neidisch ist -- auf die Verblödung der Fundamentalisten, für die das alles noch echt ist, was man selbst sich so mühevoll ins Hirn beten muss. Der Übergang ist leider fließend, und beginnt schon da, wo man nicht mehr von Hysterie sprechen kann, weil man auch <em>charismatisch</em> zur Verfügung hat. Wer Religion sagt, aber Magie meint, soll sich nicht anschließend in Theologie flüchten.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Der neuerliche Fokus auf Lakeland, der Wunderheilungs- und der Erweckungs-Hype  verdienen weder besonderer Aufmerksamkeit noch Ereiferung; das geht von allein wieder weg, wie alle Prophezeiungen zuvor auch. Belanglosigkeit und Banalität des Weltbild rechtfertigen noch nicht mal Spott und Hohn. Eigentlich gibt's dafür nur einen Kommentar: den man leider nicht mehr machen oder verlinken darf, der aber mal als "Hitler Leasingvertrag" durchaus viral durchs Netz zog.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:justify;">Ja, liebe Lakeland-Fans -- so ähnlich kommt euer neues Idol und eure neue Bewegung hier rüber. Vielleicht hat Jesus ja genug schwarzen Humor. Aber vielleicht fühlt er sich von euch inzwischen auch hammermäßig verarscht.</p>
<p style="text-align:justify;">Viel Spaß beim Jüngsten Gericht.</p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;">
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[101 Hari Kebangkitan Nasional]]></title>
<link>http://galigongli.wordpress.com/?p=57</link>
<pubDate>Wed, 21 May 2008 14:51:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>galigongli</dc:creator>
<guid>http://galigongli.wordpress.com/?p=57</guid>
<description><![CDATA[21 Mei 2008&#8230;
Hari ini memutar balik arah jarum waktunya ke satu dasa warsa lalu
Tragedi 3 hari]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>21 Mei 2008...<br />
Hari ini memutar balik arah jarum waktunya ke satu dasa warsa lalu<br />
Tragedi 3 hari yang mengoyak keperawanan orde baru<br />
Sehingga meneteskan darah dan luka yang begitu dalam di benak<br />
Mereka yang alfa dan tuli tentang sebuah jargon bernama "reformasi"</p>
<p>Namun, semua telah terjadi tapi tak akan pernah usai<br />
karena benih reformasi yang terkandung dalam rahim para pewaris negeri<br />
belum bisa diterima oleh lingkungan birokrasi<br />
yang seolah-olah menyokong namun di sela waktu berpikir picik untuk menggugurkannya<br />
<!--more--><br />
101 hari kebangkitan nasional,<br />
Negeri ini sudah lama bangkit dari empuknya kasur kolonialisme<br />
lantas memilih tidur selamanya demi sebuah kebebasan hidup yang asasi<br />
namun hingga kini para petinggi negeri kembali memeluk guling liberalisme ideologi<br />
jadi baru bisa berdiri, belum berjalan apalagi berlari</p>
<p>100 hari kebangkitan nasional,<br />
ditandai semarak dan gegap gempita secuil anak negeri di atas pentas gelora<br />
menampilkan performa terbaik dari setiap sudut bangsa, begitu takjub dan amat indah<br />
sayang, cuma menghamburkan uang saja...<br />
karena rakjat miskin dan anak jalanan sama sekali tak disapa apalagi di undang</p>
<p>101 hari kebangkitan nasional,<br />
dibuka oleh tabir anarki aktivis pewaris negeri dan punggawa ibu pertiwi<br />
disiksa antrian berkilo-kilo meter rakjat jelata meminta jatah buat makan<br />
dikaburkan asap-asap kematian yang kini menggerogoti paru-paru sebelah barat negeri<br />
dikelabuhi cukong-cukong penilep segala barang<br />
serta ditelanjangi BLT yang tak sanggup menutupi aurat rakjat hingga ke perut</p>
<p>101 hari kebangkitan nasional,<br />
mari bangkit dari tidurmu, berdiri dengan tegak menatap mentari, berkuda-kuda dengan sigap menahan serangan, dan kemudian berlari sekuat tenaga menyelusuri celah-celah sempit berbatu<br />
untuk satu bukti bahwa negeri ini BISA...</p>
<p>Bisa memberi makan rakjatnya supaya tidur nyenyak<br />
Bisa menyantuni pengetahuan dan gizi agar mereka jadi cerdas dan sehat<br />
Bisa melindungi hak-hak asasi rakjat agar mereka tidak lagi dirampas keperawanannya secara paksa<br />
Bisa menjaga harkat dan martabat ibu pertiwi supaya tak ada lagi yang mencela<br />
Bisa dan Bisa...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gute Literatur wird kaum gelesen]]></title>
<link>http://secondlitart.wordpress.com/?p=123</link>
<pubDate>Mon, 19 May 2008 15:53:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>regulaerni</dc:creator>
<guid>http://secondlitart.wordpress.com/?p=123</guid>
<description><![CDATA[Die Literaturförderung bettet Schriftsteller so bequem, dass sie keine große Literatur mehr schrei]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Die Literaturförderung bettet Schriftsteller so bequem, dass sie keine große Literatur mehr schreiben müssen. Der Schriftsteller Richard Wagner antwortet auf die Polemik in der F.A.Z. <a href="http://www.faz.net/s/Rub1DA1FB848C1E44858CB87A0FE6AD1B68/Doc~EA29275D90AD24A7EBCC8CC4FA5556A40~ATpl~Ecommon~Scontent.html">"Hungert sie aus"</a>. Er <a href="http://www.faz.net/s/Rub79A33397BE834406A5D2BFA87FD13913/Doc~E0B2BB12D8A16454999A7067E7CA6724D~ATpl~Ecommon~Scontent.html">sieht</a> die Literaturkritik den Publikumslaunen hinterherlaufen, weil sie keinen eigenen Wertemaßstab hat.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mein Blut für Dich ...]]></title>
<link>http://joernmeyer.wordpress.com/?p=138</link>
<pubDate>Sun, 11 May 2008 12:45:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>Jörn Christian Meyer</dc:creator>
<guid>http://joernmeyer.wordpress.com/?p=138</guid>
<description><![CDATA[Seit einigen Tagen bin ich wieder extrem schlapp und komme kaum aus dem Bett heraus. Etwa 400 m Fuß]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Seit einigen Tagen bin ich wieder extrem schlapp und komme kaum aus dem Bett heraus. Etwa 400 m Fußweg aus dem Holzhausenpark zur Wohnung und das anschließend Treppensteigen haben mich am Freitag umgenietet. Es hilft nichts - ich brauche wieder Blut!</p>
<p style="padding-left:60px;"><a href="http://joernmeyer.files.wordpress.com/2008/05/blood-montuno.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-140" src="http://joernmeyer.wordpress.com/files/2008/05/blood-montuno.jpg?w=300" alt="Blutspende" width="300" height="201" /></a></p>
<p>Die Ironie in der ganzen Situation: ich gehöre zu einer 'Risikogruppe' und darf deshalb weder Blut noch Plasma, Knochenmark, Organe, Sperma, etc. spenden. Geregelt ist dies im <a title="Transfusionsgesetz" href="http://www.gesetze-im-internet.de/tfg/index.html" target="_blank">Transfusionsgesetz</a> und den dazugehörigen Richtlinien  vom Paul-Ehrlich-Institut in Zusammenarbeit mit der Bundesärztekammer.</p>
<p>Entsprechend der letzten "<a href="http://www.bundesaerztekammer.de/page.asp?his=0.7.45.3242" target="_blank">Richtlinien</a> zur Gewinnung von Blut und Blutbestandteilen und zur Anwendung von Blutprodukten (Hämotherapie) gemäß §§ 12 und 18 des Transfusionsgesetzes (Novelle 2005)” vom 05.11.2005 sind in Deutschland</p>
<blockquote><p>Personen, deren Sexualverhalten oder Lebensumstände ein gegenüber der Allgemeinbevölkerung deutlich erhöhtes Übertragungsrisiko für durch Blut übertragbare schwere Infektionskrankheiten (HBV, HCV oder HIV) bergen</p></blockquote>
<p>von der Blutspende ausgeschlossen. In einer <a title="Fußnote 6 zu Richtlinie" href="http://www.bundesaerztekammer.de/page.asp?his=0.7.45.3242.3244#_ftn8" target="_blank">Fußnote</a> wird noch klargestellt, wer ein deutlich erhöhtes Risiko hat:</p>
<blockquote><p>z. B. homo- und bisexuelle Männer, Drogenabhängige, männliche und weibliche Prostituierte, Häftlinge</p></blockquote>
<p>Da es den meisten Angehörigen einer 'Risikogruppe' nicht auf der Stirn geschrieben steht, dass sie von der Blutspende ausgeschlossen sind, gibt es eine freiwillige Selbstauskunft. Zur wahrheitsgemäßen Auskunft wird da niemand gezwungen. Schon seit Jahren werden die Blutspenden aber auch mit dem <a title="Wikipedia zu PCR-Test" href="http://de.wikipedia.org/wiki/HIV-Test#RT-PCR-Test" target="_blank">PCR-Test</a> untersucht, mit dem eine Hepatitis/HIV-Infektion schon nach wenigen Tagen festgestellt werden kann. Ich persönlich kenne eine ganze Reihe von Schwulen, die das Blutspenden als regelmäßigen und kostenlosen HIV, Hepatitis und Syphilis-Test nutzen. Und ich bin Ihnen dankbar für Ihr 'Risiko-Blut'.</p>
<p style="padding-left:60px;"><a href="http://joernmeyer.wordpress.com/files/2008/05/blutspende-bwjones.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-139" src="http://joernmeyer.wordpress.com/files/2008/05/blutspende-bwjones.jpg?w=300" alt="Blutspende" width="300" height="200" /></a></p>
<p>Warum dieser ganze Sermon? Ich habe mich über den Eintrag "<a title="Permanenter Link zu Schwules Blut tut nicht gut" rel="bookmark" href="http://gaywest.wordpress.com/2008/05/10/schwules-blut-tut-nicht-gut/">Schwules Blut tut nicht gut</a>" im Blog 'Gay West' geärgert. Der Beitrag erweckte den Eindruck, dass nur in Polen  Schwule von der Blutspende ausgeschlossen wären. Und zwar nicht aus medizinischen Gründen:</p>
<blockquote><p>Man könnte natürlich annehmen, es gehe dem polnischen Gesundheitsministerium gar nicht so sehr darum, Infektionen auszuschließen. Womöglich fühlen sich die Verantwortlichen unseres östlichen Nachbarn einfach nur nicht wohl mit der Tatsache, dass stramme polnische Heteros zukünftig mit schwulem Blut rumlaufen müssen. Denn wer weiß schon, ob man von schwulem Spenderblut nicht selber schwul wird?</p></blockquote>
<p>Das Schwule auch in Deutschland von der Blutspende seit Jahren ausgeschlossen sind, wurde mittlerweile durch zahlreiche Kommentare zu dem Blog-Eintrag richtig gestellt; in einer Anmerkung ergänzt der Blogger dazu:</p>
<blockquote><p>"Der Beitrag ist eine Anklageschrift gegen eine absurde Praxis, darauf ausgerichtet zu beschämen und durchaus auch um zu provozieren. Polen diente dabei als Aufhänger. Das war zumindest meine Intention. Und es hat funktioniert. Man redet wieder über den Blutspende-Bann."</p></blockquote>
<p>Achso, das war also nur Polemik? Ein bisschen Polen-Bashing um eine Diskriminierung gegen Schwule aufzudecken. Nee, schon klar.</p>
<p style="padding-left:60px;"><a href="http://joernmeyer.files.wordpress.com/2008/05/prima-blut.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-141" src="http://joernmeyer.wordpress.com/files/2008/05/prima-blut.jpg?w=225" alt="" width="225" height="300" /></a></p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Kleines Update</span></strong>: Ich habe zu dem Thema 'Schwule dürfen kein Blut spenden' noch ein wenig recherchiert. Wenn man dem <a title="Focus" href="http://www.focus.de/gesundheit/news/aids-angst_aid_113227.html" target="_blank">FOCUS</a> Glauben schenken mag, sind auch die Blutspendedienste von dem kategorischen Ausschlusss von Schwulen nicht mehr überzeugt:</p>
<blockquote><p>"Wir setzen nur um, was der Gesetzgeber vorschreibt", erklärt dazu Lübbo Roewer, Pressesprecher des Deutschen Roten Kreuz, gegnüber FOCUS Online. Und das ist in diesem Falle das Transfusionsgesetz. Es soll den Empfängern einer Blutspende größtmögliche Sicherheit garantieren.</p>
<p>Das scheint zu funktionieren: Tatsächlich ist das Risiko, sich an gespendetem Blut mit HIV anzustecken, verschwindend gering: „Es liegt bei eins zu 1,5 Millionen - die Gefahr, dass einem die Decke auf den Kopf fällt, ist größer", so Lübbo Roewer.</p>
<p>Das garantieren aber nicht die strengen Auswahlkriterien für Spender, sondern die modernen Testverfahren, die HI-Viren zuverlässig aufspüren. Denn die Angaben der Spender zum Sexleben oder Krankheitsgeschichte werden nicht überprüft.</p></blockquote>
<p>Hat Herr Roewer jetzt gesagt, dass die Selbstauskunft sowieso nicht beachtet wird? Oder dass durch die  PCR-Diagnostik eine ausreichende Sicherheit gewährleistet wird?</p>
<p>Übrigens gibt es auch einen Verein, der sich dafür einsetzt, dass Schwule das Recht zu einer lebensrettenden Blutspende und/oder Plasmaspende bekommen - <a title="Schwules Blut e.V." href="http://www.schwulesblut.de/" target="_blank">Schwules Blut e.V.</a></p>
<p><em>Anmerkung: Das obere Foto mit den Blutspende-Beuteln stammt aus dem Flickr-Album von <a title="Montuno bei Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/montuno/" target="_blank">Montuno</a>, das mittlere Bild mit dem Venenezugang </em><em>stammt aus dem Flickr-Album von <a title="BW Jones bei Flickr" href="http://www.flickr.com/people/bwjones/" target="_blank">BW Jones</a>, das untere Bild 'Prima Blut' stammt aus dem Flickr-Album von <a title="Flickr Album von Francisa Bravo" href="http://www.flickr.com/photos/__pancha/" target="_blank">Francisca Bravo</a> - alle stehen</em><em> unter der <a href="http://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/2.0/deed.de" target="_blank">Creative Commons Lizenz</a>.</em></p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
