<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>ortadogu &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/ortadogu/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "ortadogu"</description>
	<pubDate>Sat, 17 May 2008 17:18:14 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Türkiye'yi 25 Parçaya Bölelim]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=115</link>
<pubDate>Sat, 17 May 2008 10:09:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=115</guid>
<description><![CDATA[DTP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, “Bizim projemiz, sadece Kürtlerin yaşadığı bölgel]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DTP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, “Bizim projemiz, sadece Kürtlerin yaşadığı bölgeleri değil, diyoruz ki Türkiye'yi 20-25 bölgeye ayıralım” dedi.</strong><br />
Devrimci Sosyalist İşçi Partisince Taksim Hill Otelde düzenlenen toplantıda konuşan Tuncel, “Türkiye'deki Kürt sorununun, sosyal, ekonomik, kültürel boyutları olan siyasal bir sorun olduğu” görüşünü ifade ederek, sorunun bu çerçevede ele alınıp çözülmesinin zorunlu olduğunu söyledi.</p>
<p>Tuncel, “demokratik özerklik” projelerinin tartışılması gerektiğini, kendilerinin bunu, “Türkiye'nin idari ve siyasi yapısında reform” olarak nitelendirdiklerini anlattı. Tuncel, şunları kaydetti:<br />
“Bizim projemiz, sadece Kürtlerin yaşadığı bölgeleri değil, diyoruz ki Türkiye'yi 20-25 bölgeye ayıralım. 20-25 bölgede her halkın kenti özgürce ifade edebildiği ve denetimin altında yerel meclislerin de olduğu bir yönetim tarzı. Bunun tartışılması gerekiyor.”</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Örgütte kim kimdir? ]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=107</link>
<pubDate>Sat, 17 May 2008 08:22:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=107</guid>
<description><![CDATA[
Osman Öcalan: Abdullah Öcalan&#8217;ın kardeşi. Kod adı &#8216;Ferhad&#8217;. PKK&#8217;dan ay]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>
<p><strong>Osman Öcalan:</strong> Abdullah Öcalan'ın kardeşi. Kod adı 'Ferhad'. PKK'dan ayrılarak yasadışı Yurtsever Demokrat Parti'yi (PWD) kurdu.</p>
<p><img src="http://image.haber7.com//haber/2990.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><strong>Nizamettin Taş:</strong> PKK-Kongra-Gel'in eski Başkanlık Konseyi üyelerinden. Osman Öcalan ile birlikte PKK'dan ayrıldı.</p>
<p><a href="http://www.haber7.com/editor/images-attach.php?images_id=25100"><img src="http://image.haber7.com/haber/25100.jpg" border="0" alt="" width="272" height="204" /></a></p>
<p><strong>Kani Yılmaz (Faysal Dunlayıcı): </strong>Osman Öcalan ile birlikte PWD'yi kurdu. PKK'nın eski Avrupa sorumlusu. (Öldürüldü.)</p>
<p><strong>Hıdır Yalçın:</strong> Belçika'da yaşıyor. PKK'dan ayrıldı, Osman Öcalan ile birlikte hareket ediyor.</p>
<p><strong>Murat Karayılan:</strong> Kod adı 'Cemal'. Abdullah Öcalan'ın cezaevine konulmasının ardından örgüt içindeki etkinliğini arttırdı.</p>
<p><a href="http://www.haber7.com/editor/images-attach.php?images_id=25098"><img src="http://image.haber7.com/haber/25098.jpg" border="0" alt="" width="272" height="204" /></a></p>
<p><strong>Rıza Altun: </strong>PKK Başkanlık Konseyi Üyesi. Örgütün yeni Avrupa sorumlularından.</p>
<p><strong>İsa Altunsoy: </strong>Kuzey Irak'ta bulunuyor. Şiddet yanlısı. Abdullah Öcalan'a koyu bağlılığı ile tanınıyor.</p>
<p><strong>Ali Haydar Kaytan: </strong>Belçika'da yaşıyor. Kod adı 'Fuat'. Siyasi kanatta.</p>
<p><strong>Mustafa Karasu:</strong> Kod adı 'Hüseyin Ali'. Örgütün dış ilişkilerinden sorumlu.</p>
<p><a href="http://www.haber7.com/editor/images-attach.php?images_id=25099"><img src="http://image.haber7.com/haber/25099.jpg" border="0" alt="" width="272" height="204" /></a></p>
<p><strong>Zübeyir Aydar:</strong> Eski DEP Siirt Milletvekili. Örgütün Avrupa'daki etkin isimlerinden.</p>
<p><img src="http://image.haber7.com//haber/15572.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><strong>Cemil Bayık: </strong>Örgütün askeri kanadı ARGK'nin başında. Kod adı 'Cuma'. Murat Karayılan ile arasında güç mücadelesi var. Son zamanlarda Duran Kalkan ile birlikte hareket ediyor.</p>
<p><img src="http://image.haber7.com//haber/25104.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><strong>Duran Kalkan: </strong>Kod adı 'Abbas'. Örgüt içinde kendi gücünü oluşturmaya çalışıyor. Haziran 2005 tarihinde Karayılan'a yönelik suikastın arkasındaki isim. Öcalan'ın ifadesi ile; 'iyi bir provokatör.'</p>
<p><img src="http://image.haber7.com//haber/25102.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><strong>OSMAN ÖCALAN'A EROİNLİ KAHVE İLE SUİKAST<br />
</strong><br />
Kani Yılmaz'ın Kuzey Irak'ta bombalı saldırı sonucu öldürülmesinin ardından bundan bir buçuk ay önce Osman Öcalan'a zehirli kahve ile suikast girişiminde bulunulduğu ortaya çıktı.</p>
<p><strong>EROİNİN HAMMADDESİ </strong></p>
<p>Osman Öcalan'a suikast girişimi, 30 Kasım 2005'te Erbil ile Süleymaniye arasındaki PWD-K'nın 'Seyit Sadık' kampında meydana geldi. Yedi ay önce PKK'dan ayrılarak PWD-K (Partiya Welatpareze Demokraten Kurdistan) saflarına katılan 'Hozat' kod adlı Muharrem Ay, Öcalan'ın kahvesinin içine, eroinin hammaddesi olan asitanhidrit, civa ve arsenik koydu. Kahveyi içtikten bir süre sonra rahatsızlanan Osman Öcalan, Erbil'de ABD'lilerin kontrolündeki bir hastaneye götürüldü. Acil müdahaleyle kurtarılan Öcalan'ın kahveden dolayı zehirlendiği anlaşıldı.</p>
<p><strong>EMİR KARAYILAN'DAN<br />
</strong><br />
Örgüt içindeki infazlar, Emniyet Genel Müdürlüğü Terör ve İstihbarat Daire Başkanlığı birimlerince takip altına alındı. PKK'nın son 5 yıldır örgüt içi muhalefeti bastırabilmek için infazlar gerçekleştirdiği, bunun için örgütün silahlı kanat sorumlusu Murat Karayılan'ın görevlendirildiği kaydedildi.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Asala tarafından şehit düşürülen diplomatlarımız..]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=85</link>
<pubDate>Fri, 09 May 2008 07:46:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=85</guid>
<description><![CDATA[


Tarih 
 Şehir / Görev 
Adı-Soyadı 


 27.01.1973
 Santa Barbara / Başkonsolos 
 Mehmet BAYDA]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="3" width="95%" align="center" bgcolor="#d3c4ac">
<tbody>
<tr bgcolor="#990000">
<td width="18%" valign="top"><strong><span style="font-family:Verdana;color:#ffffff;font-size:x-small;">Tarih </span></strong></td>
<td width="48%" valign="top"><strong><span style="font-family:Verdana;color:#ffffff;font-size:x-small;"> Şehir / Görev </span></strong></td>
<td width="34%" valign="top"><strong><span style="font-family:Verdana;color:#ffffff;font-size:x-small;">Adı-Soyadı </span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 27.01.1973</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Santa Barbara / Başkonsolos </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Mehmet BAYDAR</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Konsolos </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu"><strong>Bahadır DEMİR</strong></span></span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 22.10.1975</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Viyana / Wien / Büyükelçi </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu"><strong>Daniş TUNALIGİL</strong></span></span></td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 24.10.1975</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Paris / Büyükelçi </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">İsmail EREZ</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Şoför / Driver </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Talip YENER</span></span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 16.02.1976</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Beyrut / Başkatip </span></td>
<td width="34%" valign="top">
<p class="NormalText"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span class="menu">Oktar                            CİRİT</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 09.06.1977</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Vatican City / Büyükelçi </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Taha CARIM</span></span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td rowspan="2" width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 02.06.1978</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Madrid / Büyükelçi / Elçi </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Necla KUNERALP</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="48%" valign="top" bgcolor="#efefe0"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Em.Büyükelçi / Retired Ambassador</span></td>
<td width="34%" valign="top" bgcolor="#efefe0"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Beşir BALCIOĞLU</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 12.10.1979</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Lahey / Büyükelçi Oğlu / Ambassador's Son</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Ahmet BENLER</span></span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 22.12.1979</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Paris / Turizm Müşaviri / Tourism Counsellor</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Yılmaz ÇOLPAN</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 31.07.1980</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Atina / Athens İdari Ataşe </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Galip ÖZMEN</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Athens / İdari Ataşe Kızı </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Neslihan ÖZMEN</span></span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td rowspan="2" width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 17.12.1980</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Sydney / Başkonsolos </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Şarık ARIYAK</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="48%" valign="top" bgcolor="#efefe0"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Güvenlik Ataşesi </span></td>
<td width="34%" valign="top" bgcolor="#efefe0">
<p class="NormalText"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span class="menu">Engin                            SEVER</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="18%" valign="top">
<p class="NormalText"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;">04.03.1981</span></p>
</td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Paris / Çalışma Ataşesi </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Reşat MORALI</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Din Görevlisi </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Tecelli ARI</span></span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 09.06.1981</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Cenevre/ Sözleşmeli Sek.</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">M.                          Savaş YERGÜZ</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 24.09.1981</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Paris/ Güvenlik Ataşesi </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Cemal ÖZEN</span></span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 28.01.1982</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Los Angeles / Başkonsolos </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Kemal ARIKAN</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 08.04.1982</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Ottava / Ottawa / Ticaret Müşaviri / Counsellor for Commercial                          Affairs</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Kani GÜNGÖR</span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 04.05.1982</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Boston / Fahri Başkonsolos / Honorary Consul General </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Orhan GÜNDÜZ</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 07.06.1982</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Lizbon / Lisbon / İdari Ataşe/ Administrative Officer</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Erkut AKBAY</span></span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 27.08.1982</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Ottawa / Askeri Ataşe Albay / Military Attache Colonel</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Atilla ALTIKAT</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 09.09.1982</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Burgaz / İdari Ataşe / Administrative Attache</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Bora SÜELKAN</span></span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 08.01.1983</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Lisbon / İdari Ataşe Eşi / Nadide AKBAY,Administrative                          Officer's Wife   eşi merhum Erkut AKBAY'ın yaşamını yitirdiği                          07.06.1982 tarihli saldırıda yaralanmış ve 08.01.1983                          tarihinde yaşamını yitirmiştir.</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Nadide AKBAY</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 09.03.1983</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Belgrad / Büyükelçi / Ambassador </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Galip BALKAR</span></span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 14.07.1983</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> BrükseI / Brussels / İdari Ataşe / Administrative Attache</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Dursun AKSOY</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 27.07.1983</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Lisbon / Müsteşar Elçi / Wife of the Counsellor </span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Cahide MIHÇIOĞLU</span></span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 28.04.1984</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Tahran / Sözleş.Sek. Elçi / Wife of Secre.</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Işık YÖNDER</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 20.06.1984</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Viyana / Çalışma Ataşesi</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Erdoğan ÖZEN</span></span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 19.11.1984</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Viyana / Uluslararası Memur</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> <span class="menu">Evner ERGUN</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 07.10.1991</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Atina / Basın Ataşesi</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Çetin GÖRGÜ</span></td>
</tr>
<tr bgcolor="#efefe0">
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 11.12.1993</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Bağdat / İdari Ataşe</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Çağlar YÜCEL</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="18%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> 04.07.1994</span></td>
<td width="48%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Atina / Müsteşar</span></td>
<td width="34%" valign="top"><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"> Haluk SİPAHİOĞLU</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Asala]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=84</link>
<pubDate>Fri, 09 May 2008 07:43:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=84</guid>
<description><![CDATA[ASALA (Ermenice: Hayastani Azatagrut&#8217;yan Hay Gaghtni Banak), 1973-1985 yılları arasında faa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ASALA</strong> (Ermenice: <em>Hayastani Azatagrut'yan Hay Gaghtni Banak</em>), 1973-1985 yılları arasında faaliyet gösteren <span class="mw-redirect">Ermeni</span> <span class="mw-redirect">terör</span> örgütü.</p>
<p>"Ermenistan'ın Özgürlüğü için Gizli <span class="mw-redirect">Ermeni</span> Ordusu" anlamına gelen İngilizce "<em><strong>A</strong>rmenian <strong>S</strong>ecret <strong>A</strong>rmy for the <strong>L</strong>iberation of <strong>A</strong>rmenia</em>" tamlamasının kısaltmasıdır. Bağımsız bir Ermenistan'ın kurulması ve 1915 yılında gerçekleştiği iddia edilen <span class="mw-redirect">Ermeni soykırımının</span> kabul ettirilmesi için çalışmıştır.</p>
<p>1975 yılında Lübnan'daki iç savaş esnasında, Beyrut şehrinde, sempatizan Filistinlilerin yardımı ile kuruldu <sup>[1]</sup>. <span class="new">Agop Agopyan</span> ve <span class="new">Agop Tarakçıyan</span> tarafından kurulmuştur <sup>[2]</sup>. Fransa ve Yunanistan Asala'nın üsleri olmuştur.</p>
<h2><span class="mw-headline">"Terörist örgüt" olarak tanınması</span></h2>
<p>ASALA, batılı birçok ülkede görsel ve yazılı basında "terörist" kelimesi ile birlikte anılmakla ve eylemleri "terörist eylem" olarak nitelendirilmekle beraber <span class="mw-redirect">ABD</span>'nin hazırladığı "Yabancı Terörist Örgütler (Foreign Terrorist Organisations)" listesine ve "Ülkeye Girişi Yasak Olan Teröristler (US Terrorist Exclusion List)" listesine , <span class="mw-redirect">Birleşik Krallık</span>'ın "Yasadışı Gruplar (UK Proscribed Group)" listesine, Avustralya'nın, Kanada'nın, Avrupa Birliği'nin ve <span class="mw-redirect">Rusya</span>'nın "Tanımlanmış Gruplar (Specified Groups)" listelerine dahil değildir. <sup>[2]</sup></p>
<p><a id="Eylemleri" name="Eylemleri"></a></p>
<h2><span class="mw-headline">Eylemleri</span></h2>
<dl>
<dd><em>Ana madde: ASALA'nın eylemleri</em></dd>
</dl>
<p>ASALA 70'li ve 80'li yılların en çok tanınan, en iyi organize olmuş, en verimli çalışan Ermeni terörist grubudur. <sup>[2]</sup></p>
<p>Ermeni teröründe, Türkiye’deki iç huzursuzluğun zirveye çıktığı 1979 yılından itibaren büyük bir artış gözlenmeye başlanmıştır. Ermeni teröristler, 21 ülkenin 38 kentinde, 39'u silahlı, 70'i bombalı, biri de işgal şeklinde olmak üzere toplam 110 terör olayı gerçekleştirmişlerdir. Bu saldırılarda 42 diplomatımız ile 4 yabancı hayatını kaybederken, 15 Türk ve 66 yabancı uyruklu kişi de yaralanmıştır. <sup>[3]</sup></p>
<p>ASALA'ya mal edilen saldırılar farklı kaynaklarda değişiklikler arz etmektedir. Amerikan hükümet kaynaklarına göre 1968'den günümüze ASALA, 84 olayda 299 kişiyi yaralamış 46 kişiyi öldürmüştür <sup>[2]</sup>.</p>
<p>Paris'te Türk Hava Yollarını bombalayan örgüt üyelerine 30 ay ceza verilmiştir. 1983 Temmuz'unda gerçekleşen Orly Havaalanı katliamında 8 kişiyi öldürüp 52 kişiyi yaralamışlardır.</p>
<p>ASALA, kendi milliyetçi hedeflerinin yanısıra Marksizm-Leninizm'i de desteklemiş, benzer eğilimleri olan <em>İrlanda Cumhuriyet Ordusu (<span class="mw-redirect">IRA</span>)</em>, <em><span class="mw-redirect">PKK/Kongra-Gel/KADEK</span></em>, ve <em>Kızıl İtalyan Tugayları (Italian Red Brigades)</em> gibi diğer uluslararası terörist örgütler ile işbirliği yapmıştır. <sup>[2]</sup></p>
<p>1985 ve 1997 yılları arasında ASALA tarafından kayda değer bir terör eylemi gerçekleştirilmemiştir. 1997 yılında Brüksel'deki Türk Konsolosluğu bombalanmış, bir kişi yetkilileri arayarak olayı ASALA'nın gerçekleştirdiğini iddia etmiştir. Bu iddiayı doğrular bir kanıt ele geçirilememiştir. <sup>[2]</sup></p>
<p>1991'de Ermenistan'ın kurulması ile ASALA en önemli hedefini gerçekleştirmiştir. Eski ASALA teröristleri kendilerine Ermeni hükümeti ve ordusunda yer bulmuşlardır <sup>[2]</sup>. Uluslararası bir eyleme yönelmeyen teröristlerin şu an Dağlık Karabağ bölgesinde Azeriler ile savaşıyor olmaları ihtimal dahilindedir <sup>[2]</sup>. İşte ASALA'nın eylemlerinden bazıları (1973-1985 arası):</p>
<p>27 Ocak 1973 - T.C. <span class="mw-redirect">Los Angeles</span> Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir, 78 yaşındaki Amerikan uyruklu Ermeni Gurgen (Karakin) Yanikiyan tarafından öldürüldü. Yanikiyan, Baydar ve Demir'i Türk - Ermeni dostluğunu geliştirme bahanesiyle kendi evine yemeğe çağırmıştı.</p>
<p>20 Ocak 1975 - ASALA Beyrut'taki Dünya Kiliseler Birliği Bürosu'na yaptığı bombalı saldırı ile adını duyurdu.ASALA'nın amacı, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti topraklarında yaşayan Ermenilere soykırım iddiasıyla Türk toprakları üzerinde bir Ermeni devleti kurmaktı.ASALA Ermeni davasın,silahlı mücadele ile sonlanacağını savunmaktaydı.</p>
<p>20 Nisan 1975 - Türkiye'nin Beyrut basın danışmanının otomobili ASALA tarafından bombalandı.</p>
<p>22 Ekim 1975 - Türkiye'nin Viyana büyükelçisi Daniş Tunalıgil, makam odasını basan 3 ASALA'lı terörist tarafından öldürüldü.</p>
<p>24 Ekim 1975- Türkiye'nin Paris büyükelçisi İsmail Erez ve makam şoförü Talip Yener, otomobilin içinde ASALA tarafından öldürüldüler.</p>
<p>2 Haziran 1978 - Madrid'de ASALA'lı teröristlerin düzenlediği saldırı sonucunda, Türkiye büyükelçisi Zeki Kuneralp'in makam arabasında bulunan eşi Necla Kuneralp, emekli Büyükelçi Beşir Balcıoğlu ve şoför öldüler. Büyükelçi araçta bulunmadığı için kurtuldu.</p>
<p>12 Ekim 1979 - Türkiye'nin Hollanda büyükelçisi Özdemir Benler'in oğlu Ahmet Benler ASALA tarafından öldürüldü.</p>
<p>31 Temmuz 1980 - Türkiye'nin Atina büyükelçisi İdari Ateşesi Galip Özmen ASALA tarafından öldürüldü.</p>
<p>4 Mart 1981 - Türkiye'nin Paris büyüleçiliğindeki Çalışma Ataşesi Reşat Moralı ve Din Görevlisi Tecelli Arı, ASALA terör örgütü tarafından öldürüldüler.</p>
<p>28 Ocak 1982 - Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu KEMAL ARIKAN öldürüldü.</p>
<p>5 Mayıs 1982 - Türkiye'nin Boston Fahri Başkonsolosu ORHAN GÜNDÜZ,uğradığı silahlı saldırıda öldü.</p>
<p>7 Ağustos 1982 - 2 ASALA militanının, Ankara Esenboğa Uluslararası Havalimanı'nda düzenlediği terörist saldırıda, 2'si güvenlik görevlisi olmak üzere 8 kişi öldü, 72 kişi de yaralandı. Saldırganlardan biri öldürüldü, Levon Ekmekçiyan isimli diğer saldırgan yaralı olarak yakalandı.</p>
<p>9 Mart 1983 - Türkiye'nin Belgrad (Yugoslavya) büyükelçisi Galip Balkar ve makam şoförü Necati Kaya, ASALA töröristleri tarafından öldürüldüler.</p>
<p>14 Temmuz 1983 - Türkiye'nin Brüksel ateşesi Dursun Aksoy, ASALA militanlarınca öldürüldü.</p>
<p>15 Temmuz 1983- Paris'in Orly Havaalanı'nda bulunan THY bürosuna, ASALA militanlarınca bomba atıldı. 8 kişi öldü, 56 kişi yaralandı.</p>
<p>28 Mart 1984 - Türkiye'nin Tahran büyükelçiliğine ASALA militanlarınca saldırı düzenlendi. Askeri Ateşe Yardımcısı İsmail Pamukçu ağır yaralanırken, Başkatip Servet Öktem ise hafif yaralı olarak kurtuldu. İran Polisi 7 Ermeni teröristi yakaladı.</p>
<p>12 Mart 1985 - Türkiye'nin Kanada Büyükelçiliğini basan 3 ASALA militanı, 11 Elçilik personelini rehin aldı. Büyükelçi Coşkun Kırca, ikinci kattan atlarken yaralandı. 5 saat süren operasyon neticesinde teröristler yakalandı. Operasyon esnasında bir Kanadalı Polis hayatını kaybetti. Not:Bu eylemlerde 1 Kanada polisi,22 sivil,6 TC dışişleri görevlisi,1 din adamı,2 polis,1 ASALA militanı toplam 33 kişi öldü,64 sivil,3 TC dışişleri görevlisi 67 kişi yaralandı.Sadece bu eylemlerde:33 kişi öldü,67 kişi yaralandı.</p>
<p><a name=".C3.96rg.C3.BCt.C3.BCn_hedef_se.C3.A7imi"></a></p>
<h2><span class="mw-headline">Örgütün hedef seçimi</span></h2>
<div class="thumb tright">
<div class="thumbinner" style="width:302px;"><span class="image"><img class="thumbimage" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/thumb/d/d0/ASALA%27nin_hedef_se%C3%A7imi.GIF/300px-ASALA%27nin_hedef_se%C3%A7imi.GIF" border="0" alt="ASALA'nın hedef seçimi" width="300" height="219" /></span></p>
<div class="thumbcaption">
<div class="magnify"><span class="internal"><img src="http://tr.wikipedia.org/skins-1.5/common/images/magnify-clip.png" alt="" width="15" height="11" /></span></div>
<p>ASALA'nın hedef seçimi</p>
</div>
</div>
</div>
<p>Hedeflerin dağılım yüzdeleri şu şekildedir <sup>[2]</sup>:</p>
<ul>
<li>Sivil şahıslar ve malları %2</li>
<li>Havaalanları ve havayolu şirketleri %34</li>
<li>İş yeri %14</li>
<li>Diplomatik hedefler %41</li>
<li>Basın-yayın %1</li>
<li>Dini şahıslar ve kuruluşlar %1</li>
<li>Taşımacılık %2</li>
<li>Diğer 2%</li>
</ul>
<p><a id="Da.C4.9F.C4.B1l.C4.B1.C5.9F.C4.B1" name="Da.C4.9F.C4.B1l.C4.B1.C5.9F.C4.B1"></a></p>
<h2><span class="mw-headline">Dağılışı</span></h2>
<p>1983 Paris Orly Havaalanı saldırısından sonra örgüt birçok ufak gruba bölünmüştür. Zamanla örgüt içi çekişmeler ve anlaşmazlıklar ortaya çıkmış, kurucularından <span class="new">Agop Agopyan</span> öldürülmüş, Ermeni halkından da yeterli destek göremeyip, tarih sahnesinden çekilmiştir. Örgütün çökertilmesinde <span class="mw-redirect">Milli İstihbarat Teşkilatı</span> etkin rol oynamıştır.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türk Hizbullahı]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=82</link>
<pubDate>Fri, 09 May 2008 07:39:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=82</guid>
<description><![CDATA[Türkiye Hizbullahı, Lübnan&#8217;daki Hizbullah ile organik bir bağı olmayan radikal İslamcı,]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Hizbullahı</strong>, Lübnan'daki Hizbullah ile organik bir bağı olmayan radikal İslamcı, silahlı, yasadışı bir örgüttür. Hizbullah, "Allah'ın partisi" (Allah taraftarı) anlamına gelir.</p>
<p>Dini kaynakları kendine göre yorumlayarak teröre başvuran ve liderliğini Hüseyin Velioğlu'nun yaptığı silahlı örgüt, daha çok <span class="mw-redirect">Sünni</span> Kürtler arasında faaliyette bulundu. 2000 yılının başlarındaki yoğun polis operasyonlarıyla önemli ölçüde çökertildi. Terörle mücadelede bu operasyonlar çok önemli birer örnek olarak gösterilmektedir. Türkiye Hizbullahı, döneminde yaygın marksist leninist çizgideki kürt muhalefetine karşı bir "panzehir" olarak sol örgütlere karşı bir alternatif olarak da görülürken, anti-komünist görüşü nedeniyle derin devlet tarafından gelişmesine engel olunmadığı, göz yumulduğuna dair iddialar ortaya atılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünya basını gözünde israil filistin lübnan?]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=81</link>
<pubDate>Fri, 09 May 2008 07:36:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=81</guid>
<description><![CDATA[INDEPENDENT (İngiltere) Başyazar Robert Fisk: Nasıl bunların olmasına göz yumabiliriz&#8230; B]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>INDEPENDENT (İngiltere) Başyazar Robert Fisk:</strong> Nasıl bunların olmasına göz yumabiliriz... Bu olanları izlerken öfkelenmemek için taş kalpli olmak lazım. 10 yıl önce de aynı köye düzenlenen saldırılarda siviller hayatını kaybetti. Çocukları öldüren füzelerin ABD yapımı olduğuna şüphe yok...</p>
<p><strong>Times (İngiltere): </strong>48 saatlik ateşkes bir işe yaramadı. Bir gün önceyle şu an arasında askeri operasyon bakımından hiçbir fark yok.</p>
<p><strong>Telegraph (İngiltere): </strong>İsrail zor bir durumu daha da kötü bir hale getirdi. İsrail bu duruma daha fazla devam etmemesi konusunda uyarıldı.</p>
<p><strong>Guardian</strong><br />
<strong>(İngiltere):</strong> İsrail'in macerası sadece Lübnan için değil, İsrail ve onun destekçisi ABD için de bir felaket oldu. Hamas ile çözüm oluşmadan atılacak hiçbir adım işe yaramayacak. Düşmanla pazarlık yapılmadan sonuç elde edilemez.</p>
<p><strong>New York Times (ABD):</strong> Dışişleri Bakanı Rice İsrail ile yaptığı konuşmalarda çok da başarılı olamadı. Rice hemen bir ateşkes ilan etmeyerek tam anlamıyla bir halkla ilişkiler felaketi yaşattı. Özellikle de Arap dünyasıyla aramızda.</p>
<p><strong>Le Monde (Fransa)</strong>: Kana'da yaşanan dramı hiçbir şey doğrulayamaz.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nabucco projesine ABD’den destek]]></title>
<link>http://enerjim.wordpress.com/?p=43</link>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2008 02:36:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>Feyzullah Ceylan</dc:creator>
<guid>http://enerjim.wordpress.com/?p=43</guid>
<description><![CDATA[ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin dün Ankara’da yaptığı görüşmelerde, Türkiye’]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin dün Ankara’da yaptığı görüşmelerde, Türkiye’nin enerji koridoru olmasının önemine dikkat çekerek, ABD’nin de Nabucco doğalgaz boru hattı projesine destek verdiğini söylediği belirtildi.</p>
<p><span class="textBodyBlack">Cheney’nin görüşmeleri hakkında bilgi veren bir Türk yetkili, Türkiye ile ABD arasında devam eden enerji işbirliği konusunun gündeme geldiğini söyleyerek, “Görüşmelerde Türkiye’nin enerji koridoru olmasının önemine dikkat çekildi. Cheney, Nabucco projesinin desteklenmesinde Amerika’nın da Türkiye ile hem fikir olduğunu söyledi” diye konuştu.</span></p>
<p>ABD’nin yanı sıra Avrupa Birliği de Hazar ve Ortadoğu doğalgazını Avrupa’ya ulaştıracak Türkiye-Avusturya boru hattına destek veriyor.</p>
<p>Aynı yetkili, Cheney ile görüşmede, Irak bağlamında enerji projelerinin de ele alındığını ve Türk tarafının komşusundaki hem arama faaliyetlerinde aktif rol almak istediğini hem de Irak doğalgazının dış pazarlara açılmasında Türkiye’nin önemli rol oynayabileceğini dile getirdiğini ifade etti. Yetkili, “Amerika da bu konuya gayet olumlu yaklaşıyor” dedi.</p>
<p>Toplam 3 bin 300 km uzunluğunda olacak olan ve yaklaşık yarısı Türkiye’den geçecek Nabucco projesinde, BOTAŞ’ın dışında Almanya’dan RWE, Avusturya’dan OMV, Macaristan’dan MOL, Bulgaristan’dan Bulgargaz ve Romanya’dan Transgaz şirketlerinin payı bulunuyor.</p>
<p><a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/440471.asp" target="_blank">NTV-MSNBC 26 Mart 2008</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ürdün'den birleşme haberi]]></title>
<link>http://ehk2.wordpress.com/?p=30</link>
<pubDate>Sat, 29 Mar 2008 01:15:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>ehk2</dc:creator>
<guid>http://ehk2.wordpress.com/?p=30</guid>
<description><![CDATA[
Solidnet haberine göre Ürdün Komünist Partisi ile Ürdün Komünist İşçi Partisi birleşme k]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Fu'ad_Nassar" target="_blank"><img src="http://www.metu.edu.tr/~hkeser/nassar.jpg" align="top" height="450" width="373" /></a></p>
<p><a href="http://www.solidnet.org/" target="_blank">Solidnet</a> haberine göre <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Jordanian_Communist_Party" target="_blank">Ürdün Komünist Partisi</a> ile Ürdün Komünist İşçi Partisi birleşme kararı almışlar. 1948 sonrası Batı Şeria'da özellikle Filistinliler yoğunluklu olmak üzere kurulan ÜKP, 1957 ertesi Nasır dönemindeki sıçramanın dışında genelde Kral Hüseyin'in baskı ve yasaklamaları altında faaliyet yürütme durumunda idi. 1967 işgali sonrasında Ürdün'de kalan kadroların daha pasif bir konum aldıkları ve Filistinlilerin kendi örgütlenmelerine geçtikleri görülüyor. ÜKP ve ondan ayrılmış diğer gruplar 1990larda legalize olmuşlar. Sonuçta, hemen her koşulda, birleşme haberi olumlu sayılmalı.</p>
<p>Arap solu söz konusu olunca <a href="http://www.monthlyreview.org/mrzine/bustani191107.html" target="_blank">Hisham Bustani</a>'nin yakın tarihli dikkat çekici bir değerlendirmesi var. Yakın dönemde iyice yaygınlık kazanmaya başlayan 'iki devletli çözüm' politikasının eleştirisi bağlamında değerlendirilmesi gereken bir yazı. Kısaca özetlemek gerekirse:</p>
<p>Bustani'ye göre Arap solu, tarihsel olarak, devamlı dışarıdan teori aktarmacığı yapan, kendi özgül katkılarını harekete sunamayan bir yapı olagelmiş. Bunun beraberinde getirdiği konum ise gelişen olaylara hep sonradan -reaktif- tepkiler vermesi, onlara kendi istediği biçimde yön verememesi. Somut olarak hep SBKP yörüngesinde olması. Hep tartışılageldiği üzere, SSCB'nin İsrail'in kurulmasını kabul etmesi ve Arap partilerine bu konumu 'ikna' edebilmesi eleştiriliyor.</p>
<p>Bilindiği üzere devamlı bir İsrail solu ile işbirliği çabası ve söylemi vardır ve 'iki devlet' formülü savunulur. Bustani, bence biraz haksız olarak, bunu eleştiriyor. Ayrıca, sadece komünist partilerin değil, FHKC ve FDKC'nin de bundan etkilendiğini söylüyor. Sonuçta, bu yapıların yanlış stratejileri ve de başarısızlıklarının İslamcı hareketlerinin önünü açtığı vurgulanıyor. En temel olan Arap birliği konusunda bile kafa karışıklığı içinde oldukları belirtiliyor. Bu koşullarda, dışa bağımlı olan bu sol, objektif olarak, hakiki bir devrimci hareketin varolabilme zeminini de engelliyor.</p>
<p>Şu andaki durumu, duvarın çökmesinin ardından NGO'laşan, liberalleşen bir hareket olarak tanımlanmakta. Ancak bunun karşısında, Bustani'nin 'yurtsever sol' adlandırdığı bir neo-Marksist nüvelenmelerden de bahsedilmekte. Bu kutuplaşmanın arasından doğabilecek bir devrimci hareket için de şu ana ilkeleri koyuyor en son:</p>
<p>1) Filistin: tek devlet, herhangi bir Siyonist yapının reddi</p>
<p>2) Irak: işgale derhal son verilmesi</p>
<p>3) Direniş: direniş hareketine her türlü destek</p>
<p>4) Arap Birliği savunusu</p>
<p>5) Anti-emperyalist konum ve cephe -İslamcılar ve Baascıları içeren</p>
<p>Bence, halen birçok partinin resmi konumu olan iki-devlet çözümünün savunulmasında devam etmek gerekli. İsrail'deki solu ve de daha genel olarak oradaki ilerici unsurları bir kenara koymamak lazım.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Iki duyuru]]></title>
<link>http://bekirlyildirim.wordpress.com/?p=814</link>
<pubDate>Thu, 13 Mar 2008 13:04:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
<guid>http://bekirlyildirim.wordpress.com/?p=814</guid>
<description><![CDATA[İstanbul’da Filistin’le Dayanışma Gecesi
Çeşitli sivil toplum kuruluşları “Filistin’l]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/filistinle-dayanisma.jpg' title='filistinle-dayanisma.jpg'><img src='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/filistinle-dayanisma.jpg' alt='filistinle-dayanisma.jpg' /></a><strong>İstanbul’da Filistin’le Dayanışma Gecesi</strong></p>
<p>Çeşitli sivil toplum kuruluşları “Filistin’le Dayanışma Gecesi” düzenliyor. 15 Mart Cumartesi günü saat 19:00’da Ümraniye’deki Haldun Haldun Alagaş Spor Kompleksi’nde düzenlenecek olan geceye çok sayıda katılım bekleniyor.</p>
<p>İsrail’in Gazze’ye yönelik son saldırıları Türk halkının Filistin konusundaki<br />
Duyarlılığını had safhaya çıkardı. Maddi durumu iyi olan ailelerin yanı sıra durumu pek müsait olmayan aileler de Filistin için yardım kuruluşlarına koşarak bağışta bulunuyor.<!--more--><br />
Bağışların yanı sıra Türkiye’nin birçok ilinde “Filistin’le Dayanışma Gecesi” adıyla konferanslar gerçekleştiriliyor. Filistin’e gidip gelen, bölgeyi yakından tanıyan gazeteciler, yazarlar ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri bu konferanslarda İsrail ambargo, abluka ve saldırıları altında bulunan Gazze’de yaşananları anlatıyor.</p>
<p>İHH DÜZENLİYOR<br />
Bu programların en büyüğü ise 15 Mart Cumartesi günü saat 19:00’da Ümraniye’deki Haldun Haldun Alagaş Spor Kompleksi’nde düzenlenecek.<br />
Çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katılacağı “Filistin’le Dayanışma Gecesi”ni İHH İnsani Yardım Vakfı düzenliyor.<br />
Geceye İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Gazeteci Yazar Abdurrahman Dilipak ve Filistinli yazar Dr. İbrahim Hammami konuşmacı olarak katılacak. Katılımcılar konuşmalarında Filistin’de yaşanan insani durumu anlatacaklar.<br />
Programda ayrıca Filistin Başbakanı İsmail Haniye’nin göndermiş olduğu mesaja yer verilecek.<br />
Gecede sinevizyon gösterimleriyle İsrail’in Filistin’de yol açtığı insani dram görüntülerine yer verilecek. Grup Genç ve Mikail de sevilen marşları ve ezgileriyle geceye katılacak. Filistin’e özel fotoğraf sergisinin de yer alacağı geceye İstanbul’un çeşitli semtlerinden çok sayıda Filistin dostunun katılımı bekleniyor. </p>
<p><a href="http://www.8sutun.com/node/55620">8 SUTUN</a></p>
<p>=================================</p>
<p>BENİ DUYMAYANA AH’IM VAR</p>
<p>Amerikan işgalinin 5. yılında<br />
IRAK Halkının AH’ı var üzerimizde…<br />
Zulme ve işgale karşı sesimizi yükseltmek,<br />
IRAK Halkının yanında olduğumuzu göstermek için<br />
MAZLUMDER organizesinde<br />
Sivil Toplum Kuruluşlarının desteklediği<br />
basın açıklamasında buluşalım.</p>
<p>“Sen olmadan bir kişi eksiğiz”</p>
<p>Tarih: 14 Mart Cuma<br />
Saat: 11.30<br />
Yer: Galatasaray Lisesi Önü – Taksim/Beyoğlu<br />
Organizasyonla İlgili İrtibat Tel: 0212 526 24 40</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sonunda sitemi tekrar açtım]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=72</link>
<pubDate>Thu, 13 Mar 2008 09:28:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=72</guid>
<description><![CDATA[gereksizbiri.wordpress.com un dışında artık
www.gereksizbiri.net &#8216;de yazmaya devam edecem ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>gereksizbiri.wordpress.com un dışında artık</p>
<p><a href="http://www.gereksizbiri.net" title="Gereksiz Biri">www.gereksizbiri.net</a> 'de yazmaya devam edecem daha çok içerik daha çok bilgi ile yola devam :) tayyip gibi oldu</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Romantik Devrimcilermiş]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=66</link>
<pubDate>Tue, 11 Mar 2008 11:47:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/?p=66</guid>
<description><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri, sınır ötesi harekatın ardından terörist cesetlerinin fotoğrafları]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Silahlı Kuvvetleri, sınır ötesi harekatın ardından terörist cesetlerinin fotoğraflarını yayınlamayı reddetti.<br />
Bizzat Genelkurmay Başkanı böyle bir davranışın insancıl olmayacağını vurguladı.<br />
Merak edilen fotoğraflar önceki gün <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/abd/" class="keywords" target="_blank">ABD</a>'nin <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/washington/" class="keywords" target="_blank">Washington</a> Post gazetesinde yayınladı.<br />
Yayınlanan fotoğraflardaki bebek katili teröristler, sözde "romantik devrimciler" gösterilmek istendi.<br />
Bu yaklaşım PKK'nın gerçek yüzünü bilen Türk kamuoyunda şaşkınlık ve öfkeye neden oldu.<br />
Fotoğraflar ve altına yazılan uydurma hikayelerin belli bir amaca hizmet ettiği bütün çıplaklığıyla ortadaydı.<br />
Batı basını daha önce de teröristleri sevimli göstermeye çalışmıştı.<br />
Ancak bu kez zamanlama başka amaçlar olduğunu da ortaya koyuyor.<br />
Peki neydi amaç?<br />
<b>Bebek katili Öcalan'la özdeşleşmiş Derince katliamında can veren kundaktaki bebeği mi unutturmak istiyorlardı?<br />
Ya da geçen ocakta Diyarbakır'da dershaneden çıkarken katledilen masum yavruları mı?<br />
Belki de sınır ötesi harekata ismi verilen 13 Gabar şehidinden Kasım Aksoy'un delik çorabıyla hafızalarımıza kazınan 3 yaşındaki kızı Güneş'in acısını unutturmak için yapılan bir propagandaydı.</b></p>
<p>Washington Post, bu teröristlerin 40 bin kişinin kanına girdiğini görmezden gelerek onların yalanlarını tek taraflı haberleştirdi.<br />
Hatta PKK'yı dünyaya tanıtmak için kurgulanan bir fotoğraf vardı ki (<i>sağ üstte</i>) terör örgütü gerçeğini bilenleri beyninden vurdu.<br />
Sözde son kara harekatında kullanılan bombalar bir anne ayıyı öldürmüş bebek katili teröristler birden bire yavru ayının koruyucu meleği kesilmişlerdi.<br />
Bombalar altında yavru ayı için biberon ve süt bulunmuş, ona anne şefkati verilmişti.<br />
Kucağına aldığı ayı yavrusunu biberonla besleyen teröristi gösteren fotoğrafın altında ise aynen şöyle yazıyor: <b>"Annesini Türk ordusunun bombardımanında kaybeden yavru ayı, artık 'Kürt gerillalara' emanet..."<br />
</b>Bu iki yüzlülüğe yazıklar olsun diyor ve yorumu size bırakıyoruz.<br />
PKK'nın nasıl bir bebek katili sürüsü olduğunu unutanlar için bir hatırlatma yapma ihtiyacı hissettik.</p>
<p><b><font><font color="red"><a href="http://proje.hurriyet.com.tr/mailgonder/mailwp.aspx" target="_BLANK"><b><font color="red">SESSİZ KALMAYIN, TEPKİNİZİ BURADAN YOLLAYIN</font></b></a></font></font></b></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[hayal bile edemeyecekleri acılar yaşatırız! (shoah)]]></title>
<link>http://ehk2.wordpress.com/?p=28</link>
<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 14:16:51 +0000</pubDate>
<dc:creator>ehk2</dc:creator>
<guid>http://ehk2.wordpress.com/?p=28</guid>
<description><![CDATA[
(Carlos Latuff)
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img SRC="http://www.metu.edu.tr/~hkeser/latuff.jpg" ALT="latuff" BORDER="0" WIDTH="450" HEIGHT="300" ALIGN="top" /></p>
<p>(<a TARGET="_blank" HREF="http://ouraim.blogspot.com/2008/03/latuff-on-gaza.html">Carlos Latuff</a>)</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Filistin için bitmeyen ağıt]]></title>
<link>http://bekirlyildirim.wordpress.com/?p=779</link>
<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 19:38:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
<guid>http://bekirlyildirim.wordpress.com/?p=779</guid>
<description><![CDATA[Filistinli çocuk&#8230; 
mutlu olan, üzülen,ağlayan,sevinen, gülen, yaşayan yanım..Yüreğim]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/filistnlicu6-resiz1.jpg' title='filistnlicu6-resiz1.jpg'><img src='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/filistnlicu6-resiz1.jpg' alt='filistnlicu6-resiz1.jpg' /></a>Filistinli çocuk... </p>
<p>mutlu olan, üzülen,ağlayan,sevinen, gülen, yaşayan yanım..Yüreğim.....<br />
ey benim bir yanim<br />
yuregimin koparcasina attigi<br />
kanimin hizla aktigi<br />
adina agitlarin yakildigi<br />
FILISTIN<br />
daha bitmedi mi senin acilarin<br />
zalimler kirdilar mi kolunu kanadini<br />
aglattilar mi Mescid-i Aksa’ni<br />
aldilar mi senden masum cocuklarini<br />
ama bak bir cocuk var<br />
seni birakmayan<br />
FILISTININ SAPAN TASLI COCUGU<br />
<!--more--></p>
<p><a href='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/filistinli-cocvuk-tas-resiz.jpg' title='filistinli-cocvuk-tas-resiz.jpg'><img src='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/filistinli-cocvuk-tas-resiz.jpg' alt='filistinli-cocvuk-tas-resiz.jpg' /></a><br />
FILISTINLI COCUK</p>
<p>dun gece seni gordum<br />
ey aci yuklu<br />
elleri sapan tasli<br />
tanklara meydan okuyan<br />
masum filistinli cocuk</p>
<p>ey yureginde adamligi tasiyan<br />
bir yani daima kanayan<br />
ninnileri agit olan<br />
gozleri yasli<br />
filistinli cocuk<br />
meydanlarda tek mi kaldin?<br />
tanklara atacak tas mi kalmadi?<br />
o zaman al yuregimi<br />
ve<br />
at zalimin zulmune<br />
at zulmun orta yerine<br />
at seni anlamayan insanciklara<br />
ve<br />
at cagdas denilen dunyanin<br />
modern silahlarina<br />
<a href='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/irak-veya-filistin-ne-fark-eder.jpg' title='irak-veya-filistin-ne-fark-eder.jpg'><img src='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/irak-veya-filistin-ne-fark-eder.jpg' alt='irak-veya-filistin-ne-fark-eder.jpg' /></a><br />
ey sehadeti bekleyen<br />
selahaddin misali<br />
yureginde cesareti yasayan<br />
eyyub misali<br />
sabreden<br />
masum filistinli cocuk</p>
<p>ey cocuk<br />
sen dogdugunda ninnilerin bomba<br />
besigin taslar olmustu<br />
oyuncagin ise hep sapan<br />
seni herkes<br />
sapan tasli cocuk diye tanidi<br />
adin<br />
filistinin sapan tasli cocugu oldu<br />
ellerin kalem yerine silahlari tuttu<br />
alfabeyi degil ALLAHu Ekberi ogrendin ilkin<br />
sonra sen<br />
parklarda degil<br />
savas meydanlarinin en on saflarindaydin</p>
<p> <a href='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/cocufilist.jpg' title='cocufilist.jpg'><img src='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/cocufilist.jpg' alt='cocufilist.jpg' /></a></p>
<p>ey benim bir yanim<br />
yuregimin koparcasina attigi<br />
kanimin hizla aktigi<br />
adina agitlarin yakildigi<br />
FILISTIN<br />
daha bitmedi mi senin acilarin<br />
zalimler kirdilar mi kolunu kanadini<br />
aglattilar mi Mescid-i Aksa’ni<br />
aldilar mi senden masum cocuklarini<br />
ama bak bir cocuk var<br />
seni birakmayan</p>
<p>FILISTININ SAPAN TASLI COCUGU</p>
<p>bir elinde tas<br />
bir elinde zafer isareti<br />
dilinden hic eksIk olmayan<br />
ALLAHu Ekber nidalari<br />
meydanlarda seni ariyor<br />
haydi filistin cik ortaya<br />
ve al masum cocugu kucagina<br />
al huzur dolu gunleri<br />
ucurun birlikte baris guvercinlerini<br />
ve haykirin zalimlere karsi<br />
ALLAHu Ekber nidalarini…</p>
<p>Ey cocuk!<br />
elinde tuttugun tastan daha sert yurekler var karsinda<br />
oyle diksin ki Ibrahim kokuyor durusun<br />
isyanin gozlerinden okunuyor<br />
Kudus askin kalbinden<br />
sen de abini goremedin mi?<br />
sen de babani hic taniyamadin mi?<br />
uyurken de elinde<br />
bir gece ansizin kapinizi calar diye zalimler<br />
taslarla mi uyudun ey cocuk!<br />
kufre attigin tas buradan gul gibi duruyor senin ellerinde<br />
kirletemedikleri o minicik ellerinde<br />
ey cocuk<br />
tek mi kaldin yalniz mi kaldin<br />
bunca emanet sadece sana mi birakildi?<br />
sen de Ahmet Yasin gibi dargin misin?<br />
oyun yollarinizda<br />
baska bir cocugun olumune mi sahit oluyor<br />
o alnindan ve gozlerinden opulesi safligin<br />
ey cocuk dunyanin baska cocuklarina imrenmez misiniz?<br />
o ugruna olmeyi goze aldigin kutsal<br />
aslinda hepimizin<br />
o kucucuk omuzlarindaki bunca yukle ezilmez misin?<br />
kac intifada gordu senden onceki cocuklar<br />
kacinin mezar tasinda adi var?<br />
o bakislarindaki kahramanlik Ismail’i<br />
goz yaslarin Kerbela’yi hatirlatir<br />
ama bilesin<br />
elinden attigin her TASta FILISTIN zaferi yazilidir…!</p>
<p> <a href='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/aldura44.jpg' title='aldura44.jpg'><img src='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/aldura44.jpg' alt='aldura44.jpg' /></a><br />
Kaynak: http://yolcuhmevlayagider.blogcu.com/4272372/ kaynagindaki alintidan alinti. Sair(ler) mechul, Filistinli cocuklar gibi (BLY)</p>
<p>Hepsinin telif haklari Filistinli cocuklar, analar babalara aittir. </p>
<p>Bunlar da bonus:<br />
<a href='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/israelipmwelcomespalestinianpresidentdlwclkk-661l.jpg' title='israelipmwelcomespalestinianpresidentdlwclkk-661l.jpg'><img src='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/israelipmwelcomespalestinianpresidentdlwclkk-661l.jpg' alt='israelipmwelcomespalestinianpresidentdlwclkk-661l.jpg' /></a><br />
 <a href='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/bush_laughs.jpg' title='bush_laughs.jpg'><img src='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/bush_laughs.jpg' alt='bush_laughs.jpg' /></a><a href='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/king-irani-clinton.jpg' title='king-irani-clinton.jpg'><img src='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/king-irani-clinton.thumbnail.jpg' alt='king-irani-clinton.jpg' /></a> </p>
<p>Konu ile alakali birkac yazi:</p>
<p><a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2006/07/03/filistin-icin-siirler/">Filistin icin siirler</a></p>
<p><a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/02/15/filistin-icin-sifahen-degil-acilen-yardim/">“Filistin Için sifahen Degil Acilen Yardim!”</a></p>
<p><a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/03/02/resmen-soykirim/">Resmen Gazze’de Holokost!</a></p>
<p><a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/08/07/mirac/">Miraç</a></p>
<p><a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2006/10/11/seytani-resimler/">ŞEYTANİ RESİMLER</a></p>
<p><a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2006/09/07/bir-israilli%e2%80%99nin-haykirisi-ey-osmanli-geri-gel/">Bir İsrailli’nin haykırışı: Ey Osmanlı geri gel!</a></p>
<p><a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2006/08/10/peki-amerkan-halki-ne-diyor/">Peki Amerikan Halkı ne diyor?</a></p>
<p><a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2006/08/02/gunun-yazisi/">Ehud Olmert, Hitler’in gözlerine bakıyor!</a></p>
<p><a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2006/07/11/ha-hamas-ha-pkk-ha/">Ha Hamas-Ha PKK, HA?</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Resmen Gazze'de Holokost!]]></title>
<link>http://bekirlyildirim.wordpress.com/?p=777</link>
<pubDate>Sun, 02 Mar 2008 17:01:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
<guid>http://bekirlyildirim.wordpress.com/?p=777</guid>
<description><![CDATA[Artik Ortadogu&#8217;nun Nazileri&#8217;nin insanlik suclari icin bizlerin tasvir gucune ihtiyac kal]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/holokost.jpg' title='holokost.jpg'><img src='http://bekirlyildirim.wordpress.com/files/2008/03/holokost.jpg' alt='holokost.jpg' /></a>Artik Ortadogu'nun Nazileri'nin insanlik suclari icin bizlerin tasvir gucune ihtiyac kalmadi. Dun biz "bu Holokosttur" dedik. Bize icerde ve disarda antisemit dediler. Bu gun artik Israil'in resmi agizlari acikladi: Gazze icin Holokost (Holokost: Soykirimin Nazi cesidi, kelime de Yahudilere aittir).</p>
<p>Biz dun onlarin Gazze plani Hitler'in Auschwitz planina cok benzer dedik. Disardaki Yahudiler, usaklari ve icerdeki Yahudi propagandistleri ,  hatta birtakim "dindar" ve lakin ahlaki kumpasi bozuk   bircoklari bize "antisemit" dediler , politik dogruculuk bunu gerektirdigi icin. Hatta buyuk olcude bu  yuzden Washington'daki basarili teknik kariyerimizi terk ettik. </p>
<p>Bize antisemitsin dediler. </p>
<p>Yakinda aciklandi ki Israil'in Filistinliler icin "nihai cozum" projesini hazirlayan stratejistler Aushwitz'i ornek almislar.</p>
<p>"Bakin Filistinli icin 'hamam bocekleri, 'iki ayak ustinde yuruyen hayvan' dediler, '1 milyon Arap 1 Yahudinin tirnagi etmez', 'bir Filistinli oldurmek Yahudi komsunun tavugunu oldurmekten kolaydir' dediler" dedik isim, tarih vererek (Mennachem Begin, Mordecai Lieberman mesela ). </p>
<p>Atisemitsin dediler. </p>
<p>Iki gun once Israil Savunma bakan yardimcisi malumu ilan etti. <a href="http://electronicintifada.net/bytopic/685.shtml">Gazze icin Holokost.</a><br />
<!--more--><br />
Kahverengiburun beyazkaptan gibi gonullu yahudi kic-yalayicilarina  medeniyet ve antimedeniyet farkini gostermek icin onumuzde mukemmel bir ornek var. </p>
<p>Bu ulkenin askerleri kadin coluk, cocuk katili bir terorist cete pesinde Irak'a girdi. Bir tane sivilin burununu kanatmadan bir haftada cikti.</p>
<p>Simdi bunun yanina bir de Ortadogu'nun Nazilerinin son 60 yildir devam ettirdigi soykiriminda katettigi kadin cocuk, yasli, iskence ile hapishanelerde oldurdugu, her gun Aushwitz'den kotu kosullarda  hayata tutunmaya calisan insanlara yaptigini koyun. </p>
<p>Iste size medeniyet ile antimedeniyetin farki. </p>
<p>Biz bu Frankenstein ruhlular hakkinda dogru tasvifleri  taa bastan beri kullandik. Ama Yahudi'nin beyni ile dusunenler, onun gozlugu ile goren usaklar bizlere antisemit dediler.<br />
Hic supheniz olmasin icerde turbana karsi savas veren Yahudi usaklari, hempalari efedilerinin isledigi bu soykirim karsisinda ya "pis muslolar katlediliyor; sosyal Darwinizim isliyor" diyorlar ya da "adamlar guclu cunku Musluman degil, siz de Islami terkedin guclenin" diyorlar. </p>
<p>Ortadogu'nun nazilerinin Avrupa'ninkilerden birkac farki var.</p>
<p>1. Hitler'in cihansumul bir propaganda makinesi yoktu. Onu ve Almanlarini magdur olarak satan sahteklarlari yoktu. Siyonist barbarlarin bu gucu var. </p>
<p>2. Bundan dolayi medeni Bati'nin tepkileri ancak "ah, cok uzulduk, iki taraf ta biribirine saldirmasa ne guzel olcak" diye timsah gozyaslari doken, dizginleri beynelmilel Yahudi'nin elindeki ahlaksiz Avrupali'dan, okyanusun obur tarafindaki Yahudi imparatorlugundan kayitsiz sartsiz destege kadar degisiyor.  Zavalli Hitler'in boyle bir sansi yoktu. Onun icin propaganda filmleri yapan, ulkelerde intelligentsiayi kolelestiren, kitlelerin beyinlerini igfal eden bir propaganda makinasi da yoktu, Hollwood'dan Wall Street'e kadar uzanan bir kultur-ekonomi-endustri makinesi de.  </p>
<p>3. Kisacasi Hitler sanssiz idi, Ortadogu'daki Frankenstein'in cocuklari sansli.</p>
<p>Simdilik bu kadar. Dilim donmuyor, parmaklarim titriyor. Sadece deftere not dusmek istedim. Bu konuda mesafeli, akademik, stratejik tahlilleri ondan gecinenler yapsin. Benim yuregim el vermiyor.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Başlarken]]></title>
<link>http://sdyeniyol.wordpress.com/2008/01/29/baslarken/</link>
<pubDate>Tue, 29 Jan 2008 19:27:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>sdyeniyol</dc:creator>
<guid>http://sdyeniyol.wordpress.com/2008/01/29/baslarken/</guid>
<description><![CDATA[Siempre!
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Siempre!</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kürt-Türk Kardeşliğinin Baş Düşmanı: Burjuva Devlet İdeolojisi]]></title>
<link>http://kaankangal.wordpress.com/2007/10/25/kurt-turk-kardesliginin-bas-dusmani-burjuva-devlet-ideolojisi/</link>
<pubDate>Thu, 25 Oct 2007 21:19:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>kaankangal</dc:creator>
<guid>http://kaankangal.wordpress.com/2007/10/25/kurt-turk-kardesliginin-bas-dusmani-burjuva-devlet-ideolojisi/</guid>
<description><![CDATA[Onlarca senedir Türkiye’nin gündeminden düşmeyen Kürt sorununda PKK örgütünün „teröris]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><!--more--><span>Onlarca senedir Türkiye’nin gündeminden düşmeyen Kürt sorununda PKK örgütünün „terörist“, „düşman“ ve „hain“ olarak ilan edildiği ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanan çatışmaların sadece PKK’nın kendi iç yapısal tutumundan kaynaklandığı önde sürüldü. Nitekim bununla da kalınmadı ve PKK’nın, kendisini Kürtler’in „özgürlüğü“ misyonunun temsilcisi olarak tanıtması ve medyanın da bu söylemi kullanması sonucu PKK ve diğer „terör“ örgütü olarak tanımlanan politik silahlı gruplar, savundukları ideoloji ve temsil ettikleri halk dahil baş düşman ilan edildi. Ancak bu sorun hiçbir zaman burjuva devlet ideolojisinin özeleştirisi halini almadı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span><span>            </span>Burjuva devletçiliğini Kant’dan alarak sistematize etmiş olan Hegel, 1821 yılında, yani bundan yaklaşık 180 sene evvel kaleme aldığı „Grundlinien der Philosophie des Rechts“ (Hukuk Felsefesinin Temelleri) çalışmada, varolan devletçilik anlayışının özünü yansıtmakla kalmamış, aynı zamanda da onu geliştirmiştir. Kant’ın fazlasıyla metafizik ve dini olan hukuk ve devlet anlayışına Hegel pratik ve sistematik bir içerik kazandırmıştır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span><span>            </span>Politik hayatta deneyimlediğimiz sorunlar, çelişkiler ve çatışmaların belli bir ideolojik arka plana sahip olduğu açıktır. Kürt sorununu bir burjuva devlet ideologunun yazdıkları üzerinden deşifre etmekse Kürt ve Türk halklarının arasına sokulan nifakı anlamak açısından bir zorunluluk teşkil etmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Kürt „sorunu“ olarak gündeme oturan problematik, Türkler’in Anadolu’ya göç etmesinden çok önceleri Mezopotamya’nın kuzey batısı, Anadolu’nun güneydoğu ve doğusu ve Kafkasya’nın güneyinde yaşayan Kürt kavimlerinin topraklarının göçmen Türkler tarafından gasp edilmesinden beri güncelliğini korumuştur. Zamanla güçlenen Türk, Arap ve Pers devletleri karşısında baskı altına alınan ve tehdit edilen Kürt toplulukları yaşadıkları bölgelerde güçlerini kaybetmiş ve kendi devletlerini ve iktidarlarını kuramayacak bir konuma itilmişlerdir. Devletleşme sürecinde Mezopotamya coğrafyasında yerel devletlerce Batılı saldılırılarına karşı bir özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi söylemi benimsenmiştir. Orta Doğu devletlerinde dışarıya karşı bir bağımsızlık politikası provoke edilirken bu devletlerin kendi içlerindeki durum göründüğünden farklıdır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Konu Türkiye bağlamında ele alındığında ortaya birçok çelişki ve sorun çıkıyor: Batılı işgalci devletlere karşı bir kurtuluş savaşı vermiş olan Atatürkçü Türk devleti, o zamanın düşman ideolojisi olarak işgalciliğin ve emperyalizm olarak ilan edilmesine rağmen hem geçmişine, hem de bugünün Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı tezine bakıldığında, benimsediği kimlik bazında çelişkiye düşmektedir. Yani bağımsızlık tezini savunan bir devlet ideolojisi bir başka halkın bağımsızlığına hem geçmişte, hem de bugün mani olmaktan dolayı bir iç çelişmeye düşmektedir. Yani ortada bir bağımsızlık söz konusudur. Ancak bu bağımsızlığın faturası başka bir halka kesilmektedir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Kürt sorununda deneyimlediğimiz pratik çelişkilerin arkasında ideolojik çelişkilerin ve çatışmaların olduğunu görmek Hegel’in Hukuk Felsefesinin Temelleri baz alındığında hiç de zor değil. Kitabının üç farklı yerinde Hegel, Kürt sorununun oluşumunda bir tez, bir antitez ve bir de sentezin temelini atmıştır. Kürt sorununu burjuva devletçiliğinin bir ürünü olarak ele aldığımızda, bu üç ayaklı diyalektik düzenek bize gerek PKK’nın, gerekse de içi boşaltılmış kemalizm ideolojisinin sorunsal temelinden ayrı tartışıldığını göstermektedir. Yani PKK’yı tek hedef olarak ilan etmenin ardındaki suni halk düşmanlığı söylemi, aslında devletçilik ideolojisinin kendi iç çelişkilerinin bir ürünüdür. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Hegel’in Kürt sorunu bağlamında devreye girdiği nokta, onun, burjuva devlet ideolojisini yapılandırdığı esnada, -farkında olmadan da olsa- ana tezini çelişkileri ve yıkıcı sonuçlarıyla beraber bir „bütün“ olarak ifade etmesidir. Hegel burjuva devletçiliğinin halk üzerindeki tutumunu dayanışma üzerine, anti-tezini halkların birbirleriyle çelişkisi üzerine ve sentezi de devletin her türlü şiddeti ve gücü üstünlük mücadelesi uğruna kullanabileceğini meşru kılması üzerine kuruludur.</span><span> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Hegel devletçilik ideolojisini eksiksiz olarak ortaya koymuştur. Burjuva devletçiliğinin çelişkileri ve yıkıcılığıyla bir bütün olarak ele alınması Hegel’in burjuva ideolojisini çelişkili veya yanlış anlamasından değil, tam tersine onun, devlet ideolojisini yalın bir nesnellik içinde tüm çelişkileriyle ortaya koymasından ileri gelmektedir. Dolayısıyla Hegel devleti çelişkili olarak anlatmaz. Bunun yerine onu çelişkileri içinde eksiksiz anlatır. Keza kendi yazınında Hegel devleti olumlamış, yani ona karşı olumsuz ve eleştirel bir tavır almamıştır. Hegel devleti sadece anlatmakla kalmaz, aynı zamanda onu över ve destekler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><strong><span>Tez, Anti-tez ve Sentez</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Hegel’in devlet söylemi hakkında yaptığı incelemeyi Kürt sorunu bağlamında analiz etmek, kitabının üç farklı yerinde dile getirdiği üç ifade üzerinden mümkündür. Bunlar sırasıyla şöyledir: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><strong><span>Tez:</span></strong><span> <em>“Diese beiden Bestimmungen, daß die besonderen Geschäfte und Gewalten des Staats weder für sich noch in dem besonderen Willen von Individuen selbständig und fest sind, sondern in der Einheit des Staats als ihrem einfachen Selbst ihre letzte Wurzel haben, macht die Souveränität des Staats aus.”</em>( Devletin gücünün ve meşgul olduğu işin bu iki belirleyici etkeni ne bireylerin kendi başlarına, ne de kendileri için özel bir istenç içinde sabit bir konuma sahip oluşlarıdır. Bunun yerine esas olan, devlet birliği içinde kökenine kendi basit bütünlüğü içinde sahip olmaktır ve bu da devletin dayanışmasını teşkil eder.)<a href="#_ftn1" title="_ftnref1" name="_ftnref1"><span class="MsoFootnoteReference"><span><!--[if !supportFootnotes]-->[1]<!--[endif]--></span></span></a>; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><strong><span>Anti-tez:</span></strong><span> <em>“</em></span><em><span>Volkssouveränität kann in dem Sinn gesagt werden, daß ein Volk überhaupt nach außen ein Selbständiges sei und einen eigenen Staat ausmache.“</span></em><span>(Halk dayanışması, bir halkın tamamiyle dışarıya karşı bir kendi-kendiliğine sahip olması ve kendi devletini kurması anlamında söylenebilir.)<a href="#_ftn2" title="_ftnref2" name="_ftnref2"><span class="MsoFootnoteReference"><span><!--[if !supportFootnotes]-->[2]<!--[endif]--></span></span></a>; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><strong><span>Sentez:</span></strong><span> <em>„Die Sicherung des Staats und der Regierten gegen den Mißbrauch der Gewalt von selten der Behörden und ihrer Beamten liegt einerseits unmittelbar in ihrer Hierarchie und Verantwortlichkeit, andererseits in der Berechtigung der Gemeinden, Korporationen, als wodurch die Einmischung subjektiver Willkür, in die den Beamten anvertraute Gewalt für sich gehemmt und die in das einzelne Benehmen nicht reichende</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><em><span>Kontrolle von oben von unten ergänzt wird.“</span></em><a href="#_ftn3" title="_ftnref3" name="_ftnref3"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span><!--[if !supportFootnotes]-->[3]<!--[endif]--></span></span></span></a><span> ( Bazı yetkili kurum ve kişiler tarafından şiddete tabi tutulmasına karşı devletin ve yönetenlerin güvenliği bir tarafta dolaysız olarak kendi hiyerarşisininde ve sorumluluğununda, diğer taraftan da birlik ve toplulukların yetkisi içinde öznel keyfiyetinde, kendisine güç emanet edilen sorumlular aracılığıyla engellenmesi altında ve yukarıdan aşağıya doğru olarak tanımlanan ve tekil bir tutumun yeterli olmayan kontrolünde yatmaktadır.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span><span>            </span>Tezinde bireylerin kendi ben-merkezli çıkarlarının engellenmesi ve vatandaşların ortak çıkarlar çerçevesinde tek bir güç, yani devlet otoritesi ve hiyerarşisi altında toplanması fikri savunulmaktadır. Sabit, dogmatik bir düşünme biçimi provoke edilmekte ve saf bireysel ve özgür bir benlik yerine, devletin bütünlükçü ve bütünleyici yapısı altında bireyler toplanmak istenmektedir. Tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye topraklarında yaşayan tüm milletlerin birleşerek batılı güçlere karşı kendi bağımsızlığını savunmasında olduğu gibi. Bu teze zıt pratik birkaç deneyim Türkiye’de kemalizmi temsil etmek iddiasında olup Amerika tarafından finanse edilen askeri darbelerde baş aktör olma görevine talip ordunun varlığı, Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler Birliği’ne karşı Amerikan ordusunun ülkeyi askeri üs olarak kullanmasına izin verilmesi, Özal devrinden itibaren yabancı sermaye sahiplerinin ve firmaların ülkeye akın etmesine göz yumulması, IMF’nin boyunduruğu altına girmek, AB’nin ırgatı olmak ve en son olarak da ABD’nin Orta Doğu projesinin baş kuklası haline gelmektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span><span>            </span>Anti-tezde Hegel halkın iç ve dış sınırlarının çizilmesinin gerektiğini ve halk dayanışmasının aynı devlete ait olan bireylerin sadece kendi aralarında gerçekleştirmesi sonucu mümkün kılınacağını söylemektedir. Halk olarak da kastedilen devletin egemenliği altında toplanan veya toplanılan insan kitlesinden başka birşey değildir. Halkın dayanışması demek, dışarıdan gelen saldırılara karşı devlet çatısı altında birleşen bireylerin devletin bütünlüğünün yıkılmasına karşı direnmesi demektir. Demek ki devletçilik bağlamında farklı halkların ya da devletlerin birbirleriyle birleşmesi değil, halkların birbirlerine karşı kendi aralarında birleşmesi ve bütünleşmesi söz konusudur. Devletin varlığı uğruna halklar devlet ideolojisinin soyut varlığı uğruna birbirlerinin düşmanı konumunda bulunmaktadırlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Bunun dışında Hegel anti-tezde halkın veya milletin bir bağımsızlık mücadelesi için kendi devletini kurması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu devletin kurulması veya savunulması demek, başka hükümdar bir devlete karşı tavır almak, kendi halkını örgütleyerek kendi devletini kurmak ve kendi halkından güç alarak diğer halka karşı bir çatışma planlamaktan geçmektedir. Bunlara örnek olarak –her ne kadar Amerikan desteği ve emriyle MİT tarafından kurulmuş olsa da- PKK’nın iddia edilen hedefi budur. Propagandası yapılan PKK’nın hedefi Kürtler’in Türkler’den bağımsız bir devlet kurması ve bu doğrultuda da kendi halkını Türkler’e karşı örgütlemesidir. Buna karşı kendi devletçilik geleneğinden dolayı Türk devletinin göstereceği tepki, PKK örgütüne karşı-saldırı biçiminde olacaktır ve PKK’nın kendi içinde özgürleşme olarak tanımladığı hareketi terör, düşmanlık veya kriminal vaka olarak etiketlemektedir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Kendi bütünlüğü için Türkiye Kürtler’e karşı askeri bir tedbir almıştır. Son tahlilde PKK’nın izlediği politika Türk devletçilik anlayışından özünde farklı değildir. Halk örgütlenmesi yolu üzerinden dinamize olan Kürt-Türk çatışması devletlerden bağımsız düşünüldüğünde halklar arası dolaylı olarak yapılan bir savaştır. Ortada soyut bir devlet üstünlüğü fikri vardır. Çatışmanın ana nedeni halklar arası savaş değil, devletler arası savaştır. Devletlerin savaşının faturasını ise organize edilen halklar ödemektedir.<span>  </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Sol literatürde „halkçılık“ olarak bilinen kavramla devletin kendince tanımladığı halkçılık kavramı arasında bazı örtüşen ve ayrışan noktalar vardır. Sol literatürde halkçılıkla kastedilen, elde bulunan kaynakların halkın tümü için eşitçe kullanımı ve dağıtımıdır. Yani burada devlet halk için vardır. Devletin varlık nedeni halktır, çünkü devlet halka hizmet eder. Bu anlamda devletçilik olumlu bir unsur olarak görülebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Ancak burjuva devletinin kendi halk tanımı devlet için varolan bir halktır ki, bu Hegel’in ve tüm bir burjuva devlet ideolojisinin benimsediği tanımdır. Burada halk değil, devlet birinci plandadır. Devletin varlık amacının halk oluşundan ziyade halkın varlık amacının devlet oluşu burjuva devletçiliğinin temel anlayışıdır. Dolayısıyla burjuva devletleri arasındaki savaşın mağduru halk olacaktır. Halklar çarpışacak, halklar birbirini katledecek ve halklar birbirini öldürecektir. Ancak devlet varlığını sürdürecektir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Halkçılığın ilk tanımına dönersek burjuva devletçilik anlayışında bir çelişki yakalamış oluruz. O da devletin halk olmadan varlığını sürdüremeyeceğidir. Burjuva devletinin çelişkisi kendi soyut ve maddi olmayan varlığı uğruna kendi halkını kırıma uğratmaya prensipte hazır oluşudur. Sonuçta burjuva devletine göre halklar birbirlerine kırdırılır, ortada bir tür özgürlük rüzgarı estirilir. Ancak durumdan sadece devletin kendi soyut ve maddi olmayan varlığı istifade etmektedir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Hegel’in tez ve anti-tez çatışması sonucu vardığı rasyonal sentez devletin soyut ve maddi olmayan varlığı uğruna şiddet ve güç kullanımının meşru bir zemin kazanmasıdır. Devlet kendi soyut ve maddi olmayan varlığı içindeki soyut ve maddi olmayan “özgürlüğü” için kendi boyunduruğu altında tuttuğu halkı başka bir halka karşı sürmektedir ve devletçilik ideolojisi üzerinden karşılıklı bir soykırım yapılmaktadır(sadece Kürt değil, aynı zamanda tıpkı Ermeni olaylarında olduğu gibi). Devletçiliğin halk bağlamındaki özeti halkların karşılıklı soykırımıdır. Her nasıl PKK halkçı bir söyleme uzaksa, Türk burjuva devleti de o denli halkçılıktan uzaktır. Devletin, gücü ve şiddeti meşru kılmasının sonucu halk olgusunun devlet ve güçle özdeşleştirilmesi ve PKK’nın kendisinin de Orta Doğu’da yaşayan Kürtler’in tamamını temsil ettiği veya temsil etmesi gerektiği görüşü yaygınlık kazanmasına neden olmuştur. Çünkü PKK’nın arkasında devlet ideolojisi yanında bir halk kitlesi aranmıştır. PKK-Türk ordusu arasındaki çarpışmanın bir<span>  </span>Kürt-Türk halklarının çarpışmasına kayması, kısaca devlet ideolojilerinin zıtlaşmasının faşist bir bölünmeye dönüşmesi yine Hegelci devlet ideolojisinin kendi doğasından kaynaklanan bir üründür.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><strong><span>Sonuç</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Hegel’in devlete, burjuva ideolojisine ve onun ürünlerine olan yaklaşımı bizi bugün Türk ve Kürt düşmalığına sürüklemiştir. Hegelci burjuva devlet anlayışını ve düşünme biçimini kıramadıkça ve kendi halklarımızı ve insanımızı bir devlet ve devletçilik ideolojisi üzerinden kategorize etmekten vazgeçmediğimiz sürece Kürt ve Türk halkları egemen güçler tarafından birbirlerine düşman kılınacaktır. Tabi ki işin içinde Amerika’nın da parmağı vardır. Yani Türk-Kürt çatışması sadece Hegelci devlet geleneğinin kendi doğasından kaynaklanmamaktadır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:36pt;line-height:150%;"><span>Hegelci devlet ideolojinin kendi iç çelişkileri dışında var olan teorik temellere de Türkiye ABD, AB ve IMF emperyalizminin boyunduruğu altında olduğundan sadık kalmamıştır ve tanımına bakıldığında tam anlamıyla “özgür” olmamıştır. Yani tüm çelişkilerine rağmen Türkiye tam bir burjuva devlet olmamıştır. Burjuva emperyalizminin eksik kaldığı yer, sömürgeleşme politikasıyla doldurulmuştur. Gerek petrol kaynaklarına ulaşmak, gerek bölgedeki diğer ülkelere egemen olmak, gerekse de iki halkın birbiriyle çatışması sırasında her iki tarafa da silah satarak kar etmek Amerikan’ın başlı başına amacıdır. Yapılması gereken 1- Amerika’nın bölgeden tamamen silinip atılması, 2- Türkler’in ve Kürtler’in Hegelci burjuva devlet söyleminden uzaklaşıp halkçı bir devlet anlayışına yakınlaşmak konusunda karşılıklı anlaşmalarıdır. Burjuva devletinin şiddet ve savaş yanlısı söyleminden arınıldığı oranda halkların kardeşliğinden, ortak paylaşımdan ve eşitlikçilikten söz edilebilir. Faşizmin temellerini atan Hegel bu açıdan Türkiye’nin Kürt politikası bağlamında büyük bir öneme sahiptir. Halkçılık Hegelci anlayıştan arındırılmadığı sürece Türkler Kürtler’i, Kürtler de Türkler’i kendilerine düşman bileceklerdir ve her iki halk da birbirlerini katletmeye devam edecektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span><span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
<p><!--[if !supportFootnotes]--></p>
<hr align="left" size="1" width="33%" />  <!--[endif]--></p>
<p class="MsoFootnoteText"><a href="#_ftnref1" title="_ftn1" name="_ftn1"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span><!--[if !supportFootnotes]-->[1]<!--[endif]--></span></span></span></a><span> [Hegel: Grundlinien der Philosophie des Rechts, S. 410. Digitale Bibliothek Band 2: Philosophie, S. 42607 (vgl. Hegel-W Bd. 7, S. 442)]</span></p>
<p class="MsoFootnoteText"><a href="#_ftnref2" title="_ftn2" name="_ftn2"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span><!--[if !supportFootnotes]-->[2]<!--[endif]--></span></span></span></a><span> </span><span>[Hegel: Grundlinien der Philosophie des Rechts, S. 416. Digitale Bibliothek Band 2: Philosophie, S. 42613 (vgl. Hegel-W Bd. 7, S. 446)]</span></p>
<p class="MsoNormal"><a href="#_ftnref3" title="_ftn3" name="_ftn3"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span><!--[if !supportFootnotes]-->[3]<!--[endif]--></span></span></span></a><span> </span><span><span> </span></span><span style="font-size:10pt;">[Hegel: Grundlinien der Philosophie des Rechts, S. 439. Digitale Bibliothek Band 2: Philosophie, S. 42636 (vgl. Hegel-W Bd. 7, S. 463)]</span><span></span></p>
<p class="MsoFootnoteText"><span><!--[if !supportEmptyParas]--> <!--[endif]--></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Batı Basını Sınırötesini Sevmedi!]]></title>
<link>http://mudahale.wordpress.com/2007/10/10/bati-basini-sinirotesini-sevmedi/</link>
<pubDate>Wed, 10 Oct 2007 10:55:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>mudahale</dc:creator>
<guid>http://mudahale.wordpress.com/2007/10/10/bati-basini-sinirotesini-sevmedi/</guid>
<description><![CDATA[  
&#8220;Erdoğan askere serbesti tanıdı. Bu
ona pahalıya malolacak!&#8221; demiş
Seuddeutsch]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<h1>  </h1>
<h1>"Erdoğan askere serbesti tanıdı. Bu</h1>
<h1>ona pahalıya malolacak!" demiş</h1>
<h1>Seuddeutsche Zeitung.</h1>
<p>Financial Times ne demiş?: “Türkiye son aylarda Irak sınırına 100 bin kadar asker yığdı. Özel timlerin de sınırı geçerek PKK’ya nokta operasyonları yaptığı belirtiliyor. Ancak kapsamlı bir müdahale, Meclis’in onayını gerektiriyor ve hükümetin böyle bir izin istemeye hazır olduğunu gösteren hiçbir işaret yok”</p>
<p> Guardian: “Türk hükümeti dün ordunun komuta kademesindeki muhaliflerine teslim olarak, ayrılıkçı Kürt isyancılara karşı Kuzey Irak’a baskınlar düzenlenmesine yeşil ışık yaktı”</p>
<p>Süddeutsche Zeitung: “Başbakan bu girişimiyle askere çok tehlikeli bir hareket serbestisi tanımıştır ve bu girişimin faturası Erdoğan’a çok pahalıya malolabilir. PKK bitirmek isteniyorsa, bu örgütün liderlerinin bu anlamsız mücadeleyi sona erdirmeleri için girişimde bulunmak gerekir. Bu da Iraklı Kürt liderlerin görevidir ve onlara da yarar sağlayacaktır. Ankara ise bu komşularına tehdit savuracağına, onlarla diyalog aramalıdır. Erdoğan, olası bir Irak operasyonu ile sadece Türkiye’nin AB opsiyonunu tehlikeye düşürmekle kalmıyor; genarallerin elinden kendini kurtarmak isterken, kendi rızasıyla onların eline düşmüş oluyor.”</p>
<p><a target="_blank" href="http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/422533.asp"><font color="#ff0000"><strong>Haberin Kaynağı</strong></font></a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Irak'ta Şii İttifakı]]></title>
<link>http://mudahale.wordpress.com/2007/10/10/irakta-sii-ittifaki/</link>
<pubDate>Wed, 10 Oct 2007 08:59:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>mudahale</dc:creator>
<guid>http://mudahale.wordpress.com/2007/10/10/irakta-sii-ittifaki/</guid>
<description><![CDATA[
ırak&#8217;taki iki güçlü Şii
fraksiyonu birlikte hareket ederek
silahları bırakma kararı a]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<h1></h1>
<h1><a href="http://www.abc.net.au/reslib/200705/r146207_513531.jpg" id="storyPhotosLink"><img border="0" align="baseline" width="285" src="http://www.abc.net.au/reslib/200705/r146207_513526.jpg" alt="Moqtada al-Sadr speaks in Kufa. (File photo)" height="343" style="width:146px;height:172px;" /></a>ırak'taki iki güçlü Şii</h1>
<h1>fraksiyonu birlikte hareket ederek</h1>
<h1>silahları bırakma kararı aldı.</h1>
<p>Abdülaziz El Hakim ve Muktada El Sadr Şii nüfusun farklı sınıfları içindeki siyasi ve silahlı güçleriyle yeni bir dönemin işaretini verdiler.</p>
<p><a href="http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.abc.net.au/reslib/200705/r146207_513531.jpg&#38;imgrefurl=http://www.abc.net.au/news/stories/2007/10/07/2052783.htm&#38;h=840&#38;w=697&#38;sz=72&#38;hl=tr&#38;start=1&#38;sig2=hPRO44vLVZecrgQA1BirQw&#38;um=1&#38;tbnid=C4O7ACeVgS0VOM:&#38;tbnh=145&#38;tbnw=120&#38;ei=lZMMR6-OA5Li0QS6h_CgAQ&#38;prev=/images%3Fq%3DAbdulAziz%2Bal-Hakim%2B%26svnum%3D10%26um%3D1%26hl%3Dtr%26rlz%3D1T4GFRI_en___TR230%26sa%3DX"></a>El Hakim'in yönetiminde Yüksek Irak İslam Konseyi ve ona bağlı Bedir Tugayları özellikle aydın ve orta sınıf Şii nüfusu içinde etkin. El Sadr'ın Mehdi Tugayları ise Bağdat'ın varoşlarının tek hakimi durumunda.</p>
<p>Sürekli çatışan ve birbirlerine karşı silahlı saldırılar da düzenleyen iki grup 4,5 saatlik bir toplantının ardından tartışmalı ve muğlak da olsa anlaştılar.</p>
<p><a target="_blank" href="http://www.atimes.com/atimes/Middle_East/IJ10Ak01.html"><font color="#ff0000"><strong>Haberin Kaynağı</strong></font></a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gündemi yakala]]></title>
<link>http://vatan.wordpress.com/2007/08/17/gundemi-yakala/</link>
<pubDate>Fri, 17 Aug 2007 12:58:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>delizenciler</dc:creator>
<guid>http://vatan.wordpress.com/2007/08/17/gundemi-yakala/</guid>
<description><![CDATA[
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><a href="http://www.gazetemiz.com/" title="haberler, gazete, gazeteler, gündem, güncel, siyaset, ekonomi, spor, beşiktaş, galatasaray, fenerbahçe, video, köşe yazıları" target="_blank"><img src="http://www.gazetemiz.com/images/banners/reklam.jpg" height="100" width="497" /></a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ortadoğu için çizilen kanlı senaryolar]]></title>
<link>http://vatan.wordpress.com/2007/08/14/ortadogu-icin-cizilen-kanli-senaryolar/</link>
<pubDate>Tue, 14 Aug 2007 15:08:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>delizenciler</dc:creator>
<guid>http://vatan.wordpress.com/2007/08/14/ortadogu-icin-cizilen-kanli-senaryolar/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Öncelikle; artık Ortadoğu yok. Ortadoğu dediğiniz bölge artık dünya ve bu siyasi kavr]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>"Öncelikle; artık Ortadoğu yok. Ortadoğu dediğiniz bölge artık dünya ve bu siyasi kavramın biçim için ifade ettiği bir anlam kalmadı. Gelişmeleri, Ortadoğu sorunu..."</strong></p>
<p>İbrahim Karagül'ün yazısı</p>
<p>Hangi senaryo daha korkutucu!</p>
<p>Seçim öncesi olduğu gibi seçim sonrasında da Cumhurbaşkanı'nın kim olacağı üzerinden bir kriz denemesi yapılıyor. Türkiye kamuoyunun tercihlerinin bir hafta içinde sorgulanmaya başlanması dikkat çekici. Halk sandıkta “Abdullah Gül dedi” ile seçmen tercihini aşan klasik Türkiye gerçekleri arasındaki çatışmayı izliyoruz. “Abdullah Gül cumhurbaşkanı olmalı” diyenlerle, “kriz istemiyoruz” diyenler iki ayrı cephe gibi ellerindeki her türlü etkinlik aracını kullanarak alabildiğine bir çekişmeyi garip biçimde sürdürüyor.</p>
<p>Medya üzerinden verilen ince mesajlar, satır aralarına sinmiş cümlelerden çıkarılan imalar, el altından yürütülen kampanyalar.. Açıktan taraf olanların incitici, rencide edici, tüketici müdahaleleri. Aslında herkesin birbirini bildiği ama kendini gizleme ihtiyacı duyduğu bir garip çatışma hali. “Kriz istemiyoruz” söylemi üzerinden kendi önceliklerini pazarlama gibi hiç de hoş olmayan bir mahalle kavgası…</p>
<p>“Kriz” söyleminin bir kişiye endekslenmesi ne kadar da üzüntü verici. Ve çok garip ki, bazıları “ABD istemiyor” tezine bel bağlarken ABD adına konuşanların telaffuz ettiği isimler hakkında hiçbir yorum yapılmıyor. Son durum, seçim öncesi yaşanan krizin “taraflar”ını değiştirme çabasından başka bir şey değil. Ayrıca, çatışmayı dışarıdan içeriye taşımayı amaçlayan bir girişim görüntüsü veriyor.</p>
<p>Seçim öncesi darbe söylemlerine, iç çatışma senaryolarına kadar vardırılan kriz senaryolarının bir gecede sona ermesi gibi, bu tartışma da bir yerde noktalanacak. Ancak bu süre içinde yakın çevremizde, bölgemizde, dünyada neler olduğu, birkaç haftadır nasıl bir süreç geliştiği maalesef gözlerden kaçtı. Bu kavga gürültü içinde dünyamızı derinden sarsacak olayları izleme şansı bulamadık. Hiç değilse bazılarını kısa cümlelerle hatırlatayım.<!--more--></p>
<p>Öncelikle; artık Ortadoğu yok. Ortadoğu dediğiniz bölge artık dünya ve bu siyasi kavramın biçim için ifade ettiği bir anlam kalmadı. Gelişmeleri, Ortadoğu sorunu olarak tartışma dönemi kapandı. Irak'ın bölünmesi, Kürt meselesi, bölgedeki askeri yığınak, derin kamplaşma, Türkiye-İran-Pakistan ve S. Arabistan'ın karşılaşacağı güçlükler, bölgenin zaaflarından çok daha geniş anlamlar taşıyor. Bundan sonra bu sorunları birer Ortadoğu sorunu olmasından çok küresel sorunlar/gelişmeler olarak ele alacağız. Çünkü gerçek bu.</p>
<p>Hangi ülkeyi ele alırsanız alın, o ülkenin iç siyasi yapısındaki değişimler, iktidar oyunları, kimlerin kimlerle iş tuttuğu, o ülkenin güvenlik ve ekonomik durumunu birebir etkileyen faktörler söz konusu ülkenin münhasır sorunlarıyla sınırlı değil. Açıktan tartışılabilseydi, Türkiye'deki Cumhurbaşkanı seçimine yönelik müdahaleler gerçek boyutlarıyla ortaya konulabilseydi, kastettiğim şey çok daha net biçimde ortaya konulabilirdi.</p>
<p>ABD ve müttefikleriyle karşısındaki dünya arasında tehlikeli bir bloklaşma yaşanıyor. Bölgesel demokrasi paketleri çöpe atıldı. Yerine kontrol edilemez bir silahlanma dönemi başlatıldı. Büyük Ortadoğu Projesi'ni tartıştığımız günleri hatırlayalım, demokrasi paketlerini, reform söylemlerini. Geriye ne kaldı?</p>
<p>Şimdi ne oluyor: Dünyadaki derin kamplaşmaya paralel olarak yakın bölgemizde çok sert bir ayrışma yaşanıyor. Buna bağlı olarak da anormal bir silahlanma dönemi başladı. Nükleer silahlardan hava gücüne kadar ABD ve Rusya, iki ayrı kamp olarak İran ve S. Arabistan üzerinden bölgeye milyarlarca dolarlık silah akıtıyor. Ne olacak bu silahlar? İşgali karşı olarak mı kullanılacak. İsrail'i karşı mı? Yarın bir başka ülkeyi daha işgal edecek bir yabancı güce karşı mı? Hayır, elbette hayır. Bu silahlar, bu devasa askeri yığınak bölge insanının birbirini öldürmesi için hazırlanıyor.</p>
<p>Bush yönetimi, bölgedeki müttefiklerine 20 milyar dolarlık silah satarken, 43 milyar dolarlık askeri yardım yapıyor. Soru şu: Mesela S. Arabistan… Savunmadan çok saldırıya yönelik silahları kime karşı kullanacak? İran'a karşı mı, İsrail'e karşı mı, kendi halkın karşımı ya da bölgesel iç çatışmada mı?</p>
<p>İngiliz ordusunun Irak için hazırladığı kâbus senaryosuna göre; “Irak, etnik çizgilere göre, Kürtler, Şiiler ve Sünnilerden oluşan üç fiili devlete bölünüyor. Bunu aylarca sürecek korkunç bir etnik temizlik izliyor ve hepsi Irak ile sınırı olan Türkiye, Suriye, İran ve S. Arabistan çatışmaların içine sürükleniyor.” Irak'ta 24 milyar varillik yeni petrol kaynaklarının bulunduğuna işaret edersek bunun nasıl bir kıyamet senaryosu olacağı daha da netleşir.</p>
<p>ABD'nin çekilme sonrası senaryosu bundan farklı değil: “Sünni ve Şiiler arasında büyük bir iç savaş patlak verecek. Sünni azınlığı korumak isteyen S. Arabistan ve Suriye Irak'a girecek. Kürtler'in bağımsızlık çabası içine girmesi üzerine Türkiye K. Irak'a girerek Kerkük dahil bir kısım Kürt bölgesini topraklarına katacak.”</p>
<p>Yine böyle bir ortamda; Tom Tancredo adlı bir ABD milletvekili, yeni bir el Kaide saldırısı olması halinde Medine'yi ve Mekke'yi bombalamak gerektiğini söyleyebiliyor. Philadelphia Daily News gazetesinden bir yazar, “Amerika'yı kurtarmak için yeni bir 11 Eylül saldırısı olması gerektiği”ni yazabiliyor. Aynı günlerde El Kaide'nin radyoaktif madde yüklü kamyonlarla New York, Miami ya da Los Angeles'a saldıracağı iddia edilebiliyor. Ardından bu bölgelerde geniş güvenlik kontrolleri alınabiliyor. Rusya, Suriye'de askeri üs kurmaya hazırlanırken İsrail istihbaratına yakın çevreler “İran'ın Beşşar Esad'a karşı dare planladığı”na ilişkin tuhaf iddialar ortaya atabiliyor.</p>
<p>Böyle bir coğrafyada, böyle bir dünyada yaşıyoruz. Ve bu dünya giderek tehlikeli bir hal alıyor.</p>
<p>Yeni Şafak</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Barışa giden yol Kudüs'ten mi geçer?]]></title>
<link>http://vatan.wordpress.com/2007/08/11/barisa-giden-yol-kudusten-mi-gecer/</link>
<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 15:20:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>delizenciler</dc:creator>
<guid>http://vatan.wordpress.com/2007/08/11/barisa-giden-yol-kudusten-mi-gecer/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Fetih&#8217;in ve Filistin Yönetimi&#8217;nin bazı üyeleri bile, önerilecek anlaşmanın ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.belgehaber.com/images/haber/310.jpg" align="right" height="141" width="228" /><strong>"Fetih'in ve Filistin Yönetimi'nin bazı üyeleri bile, önerilecek anlaşmanın Abbas'a reddetmekten başka seçenek bırakmayacağını savunuyor. Önde gelen bir Fetih üyesi..."</strong></p>
<p>Gideon Rachman (Financıal Times)</p>
<p>Irak savaşından önce iyimser yeni muhafazakârlar İsrail-Filistin ihtilafına dair yeni bir slogan ortaya atmıştı: "Kudüs'e giden yol Bağdat'tan geçer." Irak'taki ABD zaferi İsraillilerle Filistinliler arasındaki barışın siyasi koşullarını yaratacaktı.</p>
<p>Tam da ABD'nin Irak'ta başarısızlık yolunda olduğu bugün, yeni bir teori dolaşıyor ortalıkta. Bu kez, "Kudüs'e giden yol Tahran'dan geçer" diyorlar. İsrail'le Filistin arasında barışın koşullarını yaratabilecek şey, İran'ın Irak'taki savaşın da katkısıyla artan gücü.</p>
<p>Bağdat yolu teorisi, Ortadoğu'nun demokratik dönüşümüne yönelik iyimser bir bakışa dayanırken, Tahran yolu teorisi korkuya dayanıyor. Özünde şunu savunuyor bu teori: İran'ın yükselişi, İsrail-Filistin ihtilafındaki bütün taraflara artık bir çözüm bulmanın hayırlı olacağı duygusunu vermeye yetecek kadar korkutucu. Bu özellikle bir aciliyete dönüştü, zira İran destekli Hamas'ın militan İslamcıları Gazze'nin kontrolünü ele geçirmiş ve müstakbel Filistin devletini iki parçaya bölmüş durumda.</p>
<p>İran korkusu o kadar güçlü değil</p>
<p>ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice mevcut durumu avantaja dönüştürme çabasında. Bu sonbaharda bir barış toplantısı yapılacağı <!--more-->sözünü verdi. Olağan şüpheliler de o toplantıda olacak: İsrailliler, Filistinliler, ABD, Mısırlılar, Ürdünlüler. Suudilerin de katılma ihtimali var, ki bu gerçekleşirse önemli bir gelişme sayılacak.</p>
<p>Suudiler ve diğer Batı yanlısı Arap devletleri şunu biliyor: İsrail ve Filistin arasındaki bir barış anlaşması, İranlıların bölgede sorun yaratmasını güçleştirecek. Bir barış anlaşması İsraillilere, gayrıresmi bir İran karşıtı cephenin parçası mahiyetinde, Batı yanlısı Arap devletleriyle yeni bir yaklaşım geliştirmek gibi muazzam bir fırsat sunacak. Bunun yanı sıra, Hamas'ın yükselişinin tersine çevrilmesine yönelik en güçlü imkânı da verecek. Tam da aynı sebeple, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas'ın bir anlaşmaya son derece ihtiyacı var. ABD Başkanı George W. Bush, nihayet iki devletli çözümü hayata geçiren Amerikan başkanı unvanını alarak, kendisini eleştirenlere beklenmedik bir gol atmış olacak. Gerçek iyimserler bir yıl içinde Filistin devletinin kurulabileceğinden söz ediyor.</p>
<p>Buna inanmak pek güzel olur. Fakat süreci zıt istikametlere çeken güçler muhtemelen daha baskın gelecek. İran'ın artan gücünün Arap dünyasındaki yaklaşımları yeniden biçimlendirdiği muhakkak. Fakat İran korkusu, Suudileri İsrail'i tanımaya sevk edecek kadar güçlü görünmüyor; bu bilhassa, İsraillilerin Filistinli mültecilerin 'dönüş hakkı' gibi önemli Arap taleplerine karşılık verme ihtimalinin pek az olmasından kaynaklanıyor. İsrailli bir diplomatın da söylediği gibi: "Bu bölgede düşmanımın düşmanı hâlâ düşmanım."</p>
<p>Fetih'in ve Filistin Yönetimi'nin bazı üyeleri bile, önerilecek anlaşmanın Abbas'a reddetmekten başka seçenek bırakmayacağını savunuyor. Önde gelen bir Fetih üyesi şu karamsar öngörüde bulunuyor: "İsrail'in güvenlik duvarının sınırlarını çizdiği bir devlet önerecekler bize; bu da Batı Şeria'dan bile büyük toprak kaybetmek anlamına gelecek. İsrail yerleşimleri kalacak. Sınırlarımız İsrail tarafından kontrol edilecek. Ordu kurmamıza izin verilmeyecek. Dönüş hakkı olmayacak ve İsrailliller Kudüs'ü fiilen ele geçirecek. Bu da geçici bir anlaşma gibi lanse edilecek. Fakat geçici anlaşma kalıcı hale gelecek." Abbas'ın yakınındakiler, böyle bir anlaşmayı kabul etmenin Abbas ve Fetih için siyasi intihar olacağını söylüyor. Filistin davasını yürütmek de haliyle Hamas'a kalacak.</p>
<p>Kontrol noktaları kalkmalı</p>
<p>Geçen hafta Kudüs'te bu senaryoyu üst düzey bir İsrailli yetkiliye anlattığımda bana şu karşılığı verdi: "Filistinliler fazla iyimser. Onlara bu bile teklif edilmeyecek." İsrail ordusu, kamuoyunun da desteğiyle, Batı Şeria'nın güvenliğinin kontrolünü Filistinlilere geri vererek risk almaya hiç istekli değil. İsraillilerin inşa ettiği devasa güvenlik duvarı intihar eylemcilerinin uzak tutulmasına yardımcı oldu. Fakat İsrail'e karşı Lübnan ve Gazze'den roket saldırıları düzenlendi. Batı Şeria'dan düzenlenecek benzer saldırılar İsrail'in büyük kentlerini vurabilir. Bu yüzden de İsrail ordusu muhtemelen Batı Şeria'nın her yanını kaplayan ve Filistinliler için günlük hayatı ve ticareti imkânsız hale getiren kontrol noktalarının varlığını sürdürmesini savunacak. Bir Batı Şeria kentinden bir diğerine normalde birkaç dakika sürmesi gereken seyahatler, kontrol noktaları yüzünden saatlerce sürecek.</p>
<p>Bugün İsrail'deki ruh hali, korku ve rahatlığı, belki de bir barış anlaşması şansını ortadan kaldıran bir tarzda birbirine karıştırıyor gibi görünüyor. Korku, yaklaşık 1000 İsraillinin ölümüne yol açan Filistin terör kampanyasından miras. İntihar eylemlerinin hatıraları ve Hamas'ın yükselişi kamuoyunun güvenlikle ilgili riskler alınmasına yönelik isteğini büyük oranda azaltmış durumda.</p>
<p>Fakat intihar eylemleri durdu. Ve şu anda günlük hayat rahat. Batı Kudüs'ün 2002'de 'biten' gece hayatı canlandı. Geçen hafta Kudüs şarap festivaline gittim; müreffeh İsrailliler şarap dükkânlarında Cabernet'leri ve Riesling'leri tadmaktaydı. Ramallah ve Beytüllahim gibi Filistin kentleri sadece birkaç kilometre ötede. Fakat duvarın arkasında kaldıkları için ortalama İsraillinin görüş alanından ve aklından çıkmışlar. Gazze daha da yoğun bir şekilde yatılılmış halde. Sonuçta, İran ve Hamas'a dair bütün o tedirgin konuşmalara rağmen, İsrailliler kendilerini nadiren bu kadar güvende hissetmiştir. Barış için risk alma ihtiyacı da görmüyorlar bu yüzden.</p>
<p>Acıtıcı olsa da taviz şart</p>
<p>Fakat yanıltıcı bir güvenlik hissi bu. İsrailli bir yetkilinin de teslim ettiği üzere: "İşgal altındaki topraklarda saatli bir bombanın üzerinde oturuyoruz." Filistin öfkesi ve rahatsızlığı geçmişte iki isyana yol açtı. İsrail'in güvenlik önlemleri Filistin ekonomisinin giderek zayıflaması anlamına gelirken, İsrail yerleşimlerinin yayılması da yaşayabilir bir Filistin devletine dair umutları giderek tüketiyor. Hamas'ın yükselişi, Filistin davasının gittikçe radikalleştiğinin kanıtı. Ve dahası da gelecek.</p>
<p>Gerçekten cesur bir İsrail liderliği, ülkenin şu anki görece gücünü gerçek bir barış anlaşması sağlamak yönünde avantaja dönüştürürdü; daha geç kalınırsa iki devletli çözüm şansı ortadan kalkacak. Bu şansı kaybetmemek, Kudüs, yerleşimler ve sınırlar gibi esaslı meselelerde cömert ve acıtıcı tavizler vermekten geçiyor.</p>
<p>İsrail'le Filistin arasındaki barışın yolu Bağdat'tan veya Tahran'dan geçmiyor.</p>
<p>O yol hâlâ Kudüs ve Batı Şeria'dan geçiyor. Ve tam da şimdi o yolun önünde, hem gerçekten hem de mecazen devasa bir duvar var. (6 Ağustos 2007)<br />
radikal</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA['ABD DESTEĞİ ÖLÜM ÖPÜCÜĞÜDÜR, ASLA KAZANAMAZSINIZ']]></title>
<link>http://vatan.wordpress.com/2007/08/10/abd-destegi-olum-opucugudur-asla-kazanamazsiniz/</link>
<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 16:13:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>delizenciler</dc:creator>
<guid>http://vatan.wordpress.com/2007/08/10/abd-destegi-olum-opucugudur-asla-kazanamazsiniz/</guid>
<description><![CDATA[  		Ortadoğu ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirme misyonunu yüklenen Washington yönetimi,]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>  		<img src="http://www.haber10.com/haber/86713/news_a.jpg" align="right" height="180" width="240" /><strong>Ortadoğu ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirme misyonunu yüklenen Washington yönetimi, desteklediği Arap politikacıların seçimlerde başarılı olmasını sağlayamıyor</strong></p>
<p>ABD'nin ünlü gazetelerinden The New York Times, Arap ülkelerinde ABD'nin destek olduğu adayların seçimlerde başarısız olmasıyla ilgili örneklerden birisin de geçtiğimiz hafta Lübnan'da yaşandığını yazdı. Lübnan'da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi için gösterge kabul edilen tartışmalı ve çekişmeli ara seçiminde, ABD başta olmak üzere batılı hükümetlerin arkasında olduğu eski cumhurbaşkanı Emin Cemayel'in başarısız olması gazetede geniş yer buldu.</p>
<p>Haberde, Hıristiyan ve Ermeni oyların çoğunluğu<!--more-->nu alan Hıristiyan muhalefet lideri Camille Huri'nin başarılı olmasının tek nedeni olarak, Cemayel'in ABD Başkanı George W. Bush'u arkasına alması ve ajandasını Washington yönetiminin isteklerine göre hazırlaması olarak gösterildi.</p>
<p>Lübnan'daki reformcu politikacılardan Suudi Turki El Reşid, gazeteye yaptığı açıklamada, "ABD desteği, bu topraklarda ölüm öpücüğüdür. Amerikalıların arkasına sığındığınız an elveda demenizin vakti gelmiştir, asla kazanamazsınız" dedi. Haberde, ABD'nin özgürlük ve demokrasiyi Irak başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerine yayma çabalarına rağmen, Washington'ın desteklediği lider adaylarının başarısızlığa mahkum olmasını bir 'paradoks' olarak nitelendi.</p>
<p>Lübnan'ın Metn bölgesinde yapılan seçimlerde, Hamas için oy veren Filistinliler, İran'a sempati duyan Iraklılar ve giderek artan Müslüman Kardeşliği akımı yanlısı Mısırlılar da oy verdi. Ürdün Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi öğretim görevlilerinden Mustafa Hamarneh, "Burada hiçbir politikacı kendisini batı kültürüyle özdeşleştirmemeli. Lübnan'daki sonuçlar gösteriyor ki, insanlar ABD'ye inanmıyor. Kampanyalar yerel değerlere odaklanmalı. Eğer Amerikalılar arkanızdan geliyorsa, birileri canınızı acıtabilir" dedi.</p>
<p>Lübnan'daki günlük El Ekber gazetesi köşe yazarlarından Nicola Nassif ise, "Amerikalılar demokrasiyi destekleme düşüncesinin halkın üzerinde pozitif reaksiyonlar oluşturacağını düşünüyor. Kimse demokrasiye, bağımsızlığa, kurtuluşa ve özgürlüğe karşı olmamalı. Fakat bu içsel güç dengelerini alt üs etmiyorsa, özellikle iç savaşların ve şiddetin yaşandığı ülkelerde bir partiyi ötekisine karşı aşırı güçlendirmiyorsa gerçekleşebilir" diye konuştu.</p>
<p>Haberde, Lübnan'daki hristiyanların bile Arapları ABD'ye tercih ettiklerini, seçimlerdeki gerilimin ABD yanlısı Başbakan Fuad Sinyora'nın İran yanlısı rakiplerine karşı olan tutumundan kaynakladığı ifade edildi.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İşte, İsrail'in en çok korktuğu 2 güç]]></title>
<link>http://vatan.wordpress.com/2007/08/07/iste-israilin-en-cok-korktugu-2-guc/</link>
<pubDate>Tue, 07 Aug 2007 13:08:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>delizenciler</dc:creator>
<guid>http://vatan.wordpress.com/2007/08/07/iste-israilin-en-cok-korktugu-2-guc/</guid>
<description><![CDATA[Ortadoğu&#8217;da işgal politikası uygulayan İsrail&#8217;in bölgedeki emellerine en fazla kös]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://image.haber5.com/haber/6182.jpg" align="right" height="204" width="272" /><strong>Ortadoğu'da işgal politikası uygulayan İsrail'in bölgedeki emellerine en fazla köstek olan ve Tel Aviv yönetimini en çok korkutan iki gücü Peres açıkladı...</strong><br />
srail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad için İsrail’in yok edilmesinin kendi ülkesinin çıkarlarından daha önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>'AHMEDİNEJAD BİZİ YOK ETMEK İSTİYOR'</p>
<p>Peres, Alman Die Welt ve Berliner Morgenpost gazetelerine verdiği demeçte, İran’ı bir tehdit olarak görüp görmediği sorusunu, "Tabii ki.</p>
<p>Ahmedinejad için, İsrail’in yok edilmesi İran’ın çıkarlarından daha önemli" diye yanıtladı.</p>
<p>'HAMAS BİZİMLE KONUŞMAK İSTEMİYOR'</p>
<p>Hamas örgütüyle ilgili olarak da Peres, "Hamas bizimle konuşmak istemiyor. Gazze Şeridi’ni yerleşimcilerden ve askerlerden arındırdık, buna rağmen ateş etmeye devam ediyor. Hamas gerçekten konuşmak istiyorsa, sadece ateş etmeyi kesmesi yeterli" dedi.</p>
<p>'ABBASLA İYİ ANLAŞIYORUZ'</p>
<p>Peres, Hamas olmadan diyalog sağlanmasının mümkün olup olmadığı sorusu üzerinde de, "Bu, sonuçta Filistinlilere bağlı. Biz Başkan Mahmud Abbas ile görüşüyoruz. Kendisi yüzde 60 oyla seçildi ve tüm Filistinlileri temsil ediyor" şeklinde konuştu.</p>
<p>Abbas ile diyaloğu sürdürmenin yanı sıra ekonominin de canlandırılması gerektiğini ifade eden Peres, "Günümüzde siyasi değişiklikler ekonomik gelişmelerle sağlanıyor. Siyaset sınırları belirliyor, ekonomi ise ilişkileri düzenliyor. Hamas dışlanmış bir durumda kalıyor. Her türlü yardımı kaybediyor" şeklinde görüş belirtti.</p>
<p>Peres, Filistinlilerin Ürdün ile konfederasyon oluşturma düşünceleriyle ilgili olarak da, "Buna sadece Filistinliler ve Ürdün karar verebilir. Ancak k<!--more-->omşular arasında sıkı bir işbirliği yapılması, modern dünyamızda artık kaçınılmaz" dedi.</p>
<p>'SUUDİLERE SİLAH SATIŞI DENGEYİ SAĞLAMAK İÇİNDİR'</p>
<p>ABD’nin Suudi Arabistan’a milyarlarca dolarlık silah satışıyla ilgili olarak ne düşündüğünün sorulması üzerine de Peres, "Ben Amerika’nın danışmanı değilim. Bu süper anlaşma, ılımlı, yani milliyetçi olanlarla, radikal, yani aşırı dinci olanlar arasında bir denge unsuru sağlanması için bir önlem olarak görülmeli. Bu konuda mutlaka daha tartışılacaktır" şeklinde cevap verdi.</p>
<p>İsrail’in yurt dışında genelde sorun yaratan bir ülke olarak görüldüğü şeklinde yorum yapılması üzerine de Peres şunları söyledi:</p>
<p>"Bu, bir sorun. Ancak bizim değil, diğer ülkelerin bir sorunu. Kendileri de bir savaşın içinde olan ülkeler, daha fazla anlayış gösteriyor. ABD, İngiltere ya da Fransa gibi. Orta Avrupa’da durum farklı. İsveç gibi ülkeler, savaş sürdüren ülkeleri değerlendirmekte zorlanıyor, ancak belirli bir karar veriyor. Bu durumda önemli olan, bu kararların bizim için ne ölçüde bağlayıcı olduğudur. Almanya’da hükümet ile çok iyi bir ilişkimiz var, ancak halk arasında bize karşı büyük çekinceler mevcut. Saddam Hüseyin, kendi halkından milyonlarca insanı katlederken Avrupalılar daha az tepki göstermişti. Ancak dediğim gibi, bu bizim sorunumuz değil."</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Abbas-Olmert, Filistin Devleti'ni...]]></title>
<link>http://vatan.wordpress.com/2007/08/07/abbas-olmert-filistin-devletini/</link>
<pubDate>Tue, 07 Aug 2007 00:54:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>delizenciler</dc:creator>
<guid>http://vatan.wordpress.com/2007/08/07/abbas-olmert-filistin-devletini/</guid>
<description><![CDATA[ İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Batı Şeria’nın Eri]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p> <img src="http://image.haber5.com/haber/2038.jpg" align="right" height="204" width="272" /><strong>İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Batı Şeria’nın Eriha kentinde görüştü.</strong> Olmert, Abbas’la görüşmesinde Filistin devletinin kurulmasıyla ilgili müzakerelerin kısa sürede başlamasını umduğunu söyledi.</p>
<p>İsrail Başbakanı Olmert, Mahmud Abbas’a hitap ederek, “Buraya sizinle İsrail ve Filistin özerk yönetimi arasındaki temel konuları ele almak üzere geldim. Umarım bu görüşmeler bizi Filistin devletinin kurulmasıyla ilgili müzakerelere götürür” dedi.</p>
<p>Filistin tarafı, sınır, mültecilerin durumu ve Kudüs’ün statüsü gibi nihai müzakerelerde ele alınması öngörülen konuları görüşmek istiyor. İsrail is<!--more-->e, Kasım’da yapılması planlanan uluslararası Ortadoğu Barış Konferansı öncesinde bu konulara girmeye sıcak bakmıyor.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
