<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>laterna &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/laterna/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "laterna"</description>
	<pubDate>Mon, 07 Jul 2008 04:49:01 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Ay Palas'ta bir gece...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=678</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 10:12:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=678</guid>
<description><![CDATA[Bir zamanlar kim vardı? Elbette Cem Karaca vardı, Barış Manço vardı,  Fikret Kızılok vardı.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar kim vardı? Elbette <strong>Cem Karaca</strong> vardı, <strong>Barış Manço</strong> vardı,  <strong>Fikret Kızılok</strong> vardı. Barış Manço'yu sevmezdim, sevmem de -sevenleri kusura bakmasın, tüccar adamdı rahmetli, rüzgarın yönünü de iyi bilirdi, herhangi bir müzikal değeri olduğu kanısında da değilim hiç. Neyse, onu bırakalım şimdi. Cem Karaca konusunda edecek lafım var, lakin onu da erteleyelim. Gelelim sevgili diş doktorumuza. Sonraları bir başka kalite adamla, "Türk <strong>Cat Stevens</strong>" diye anılan <strong>Bülent Ortaçgil</strong>'le kurduğu Çekirdek Sanatevi'ni, oradan son derece mütevazı koşullarda yayımlanmış kasetleri unutacak değiliz (elimde bir adet kaset kalmış, benim için çok değerli bir kaset hem de, başka bir yazıda bahsetmek istediğim Yeni Türkü'nün ilk kaseti). Ama ben daha önceki dönemiyle, 70'li yıllardaki haliyle hatırlıyorum onu asıl. Ortaokuldaydım, Ankara'da. Zürriyet kazatasının başlığının sol yanında ırkçı-pogromcu sloganı, sağ yanında da uğurböcekli "pay kuponu" vardı, beş kuruşluk, onu kesip biriktirirdim ne işe yarayacaksa. AOÇ sütleri vardı şişede, ters çevirdiğin zaman dökülmezdi, çünkü muhteşem bir kaymak tabakası olurdu şişenin ağzında -bir zamanlar süt süt idi, ekmek ekmek, su da su. Devir 12 Mart faşizminin, <strong>Nihat Erim Allah Kerim Bey</strong>'in meşhur balyozunun ve şalının ve de "sayın muhbir vatandaş"ın devriydi; daha o zamandan "sosyal uyanış ekonomik gelişmenin önüne geçmiş"ti. O vakitler ufak veletlerdik, ne bilelim Türk 68'lilerinin bugünkü ulusalcı faşistlere fikri atalık yapmakta olduklarını...</p>
<p>Üff, boşverelim bunları, sadede gelelim. Dün akşam yemekten sonra kanepeye uzanmışım, yorgunluktan sızıp kalmışım orada. Velet arkadaşında, ortam uygun, dolayısıyla Açık Radyo açık! Neden sonra uykumun arasında irkildim birden... Kulak kabarttım ki <strong>Tanju Okan</strong> şakıyor "Kadınım" deyu (ondan da bahsedeceğim münasip bir zamanda).   Allah demeye kalmadı, ardından hayatta en sevdiğim şarkı çalmaya başlamaz mı! (Biliyorsunuz: "Ne Me Quitte Pas", <strong>Jacques Brel</strong>) Amanin ki amanin! Ve sürpriz: Fikret Kızılok'çuğumuz! Ama nisbeten yakın tarihten iki şarkı: 1984'ten "Gidiyorsun", 1994'ten "Farketmeden". Ve büyük <strong>Bob Dylan</strong>'dan "Standing on the Doorway", ve <strong>Patti Smith</strong>'in kızkardeşcağızı saydığım ve hastası olduğum <strong>P.J. Harvey</strong>'den "Before Departure" (bu mühim şahsiyetlerden de bahsederim birgün elbet). Ve: <strong>Tindersticks</strong>'ten "Intro" ki muhteşemötesi. Kadayıfın kaymağı ise, <strong>Yves Montand</strong>'ın meşhur mu meşhur şarkısı "Les Feuilles Mortes". Yani anlayacağınız, "Ay Palas"taydım dün gece. Saat geceyarısı tam 12'yi vurduğunda balkabağı arabaya birden bişiler oluverdi...</p>
<p>Yaw ben şimdi yemeğe çıkıyorum. Fikret abimizden daha sonra layıkıyla bahsederim. Şimdilik şarkısıyla yetinelim efenim.</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/fikretkizilokgidiyorsun.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İyi kötü (1)]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=652</link>
<pubDate>Fri, 16 May 2008 13:54:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=652</guid>
<description><![CDATA[yanlış yola girdin. iyi.
rüzgar ağaçla sevişiyor. iyi.
sustun. iyi. dinledin. iyi.
sen bir lam]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>yanlış yola girdin. iyi.<br />
rüzgar ağaçla sevişiyor. iyi.<br />
sustun. iyi. dinledin. iyi.<br />
sen bir lambasın. iyi. böcek avlıyorsun. kötü.<br />
yanlış yoldan sapmadın. iyi. kararlısın. iyi.<br />
yolun yanlış olduğunu biliyorsan doğrudur yol. iyi.<br />
yolun doğru olduğunu bilseydin doğru olacaktı yol. iyi.<br />
yanlış yoldan doğru yola çıkacaksın. iyi.<br />
bunu bildiğin için dönmedin. iyi.<br />
sen bir lambasın. iyi. böcekler iyi. iyi.<br />
böcekleri çekiyorsun. iyi. ölüyorlar. kötü.<br />
ağaç rüzgarla sevişiyor. iyi. sevişmek. iyi.<br />
öleceğini bilmeden sevişmek. kötü.<br />
ölüm taçtır. iyi.<br />
tacı krallar takar ve kraliçeler. iyi.<br />
yakışıyorsan kralsın. kraliçesin. iyi.<br />
yakışmıyorsan bi bok değilsin. iyi.<br />
ağaç rüzgarla sevişmeyi sürdürüyor. iyi.<br />
hayat sürüyor. iyi.<br />
ölümle taçlanıyor hayat. iyi.<br />
yoldasın. iyi.<br />
çok iyi.<br />
yol iyi.<br />
iyi.</p>
<p>***</p>
<p><strong>Luz Casal</strong> dinleyelim:</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/unanodeamor.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Antipas]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=643</link>
<pubDate>Fri, 09 May 2008 13:07:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=643</guid>
<description><![CDATA[İşim öylesine başımdan aşkın ki, size güzel bir nihavend kanun taksimi sunup ardından da se]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>İşim öylesine başımdan aşkın ki, size güzel bir nihavend kanun taksimi sunup ardından da sevgili <strong>Haris Alexiou</strong>'ya kulak vermenizi isteyerek kaçayım müsaadenizle... <strong>Afşar Bey</strong>'in yine kulakları çınlasın -malum şu bizim meşhur kâr maksimizasyonu meselesi!</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/nihaventkanuntaksimi.mp3]</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/alexiouharistiglykona.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[‘İmparator’luk &amp; ‘İm+para’torluk]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=636</link>
<pubDate>Mon, 28 Apr 2008 10:54:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=636</guid>
<description><![CDATA[
A. Bey telefonu çaldırdığında oturmuş “Sayılar İmparatorluğu” (Denis Guedj, çev: Ö. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>
<p class="MsoNormal"><strong>A. Bey</strong><span> telefonu çaldırdığında oturmuş “Sayılar İmparatorluğu” (</span><strong>Denis Guedj</strong><span>, çev: </span><strong>Ö. Aygün</strong><span>, YKY Yayınları, 2007) adlı kitabı okuyor ve bir yandan da düşünüyordum: Bonsai-kedi <strong>Cero[nimo]</strong> bahçe katı pencerelerinden birinin pervazına keyifle kurulmuş beni seyrederken, ben de onun varlığında gururlu kedilerin, ahmakça bir büyüklenmeyle ‘saygın’ bulmadığımız börtü böceğin, gelinlik çağı gelmiş kiraz ağacımın, daha kaç kez muhteşem uyanışına tanıklık edebileceğimi kestiremediğim asmanın, havuzda uyuklayan kurbağanın, gözlerindeki ışıltı repertuvarıyla pek çok şey anlatan sokak köpeğimizin, kedilerle aynı kaptan yemek yiyen ve beni görünce dostluğuma pek güvenemeyip kuytuya saklanmayı tercih eden yavru kirpinin değer ve anlam evrenimdeki yeriyle hemcinsleriminkini karşılaştırmaya koyulmuştum. Bu arada da, gündüz reklamcı gece insan olmanın dayanılmaz hafifliği eşliğinde günlerdir bölüm bölüm sayfalarını çevirdiğim kitap, sayıların dramatik ikilemini, zarif ve kararlı bir üslupla kafama kafama vuruyordu:<span>  </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><em>“Sayıların hükümranlığı, sayıların hükmü. (…) Sayı modern toplumların yeni tanrısı olarak öne atılıyor ve gerçekliğin tümünü dile getirmesi bekleniyor. Numaralandırmayla olsun nicelleştirmeyle olsun, dünyanın sayısallaştırılması bir yoksullaşmadır. Böyle amaçlara alet edilemeyecek kadar güzel bir insan buluşu sayı.”</em></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><em>“Dünyayı sayısallaştırma yönünde sayıları ve güçleri gitgide artan girişimler”</em></span><span>in hayatı yoksullaştırdığını söyleyen yazar, şöyle devam ediyordu:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><em>“Gerçeğin araştırılması bir sayının hesaplanmasıyla bir tutuluyor: faiz oranları, endeksler, efektifler, yüzdeler, sapmalar ve ortalamalar, vergi payları, rayiçler, senetler ve katsayılar, kalibreler, frekans ve kapsamlar, temettüler. Gerçekliğin bütününü dile getirmek sorumluluğu sayının omuzlarına yükleniyor. Bir sayı diktatörlüğü diyebilir miyiz buna?”</em></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Dünyayı, hayatı biraz olsun güzelleştirmek, insani kılmak üzere sayıların hesaplama, ölçme, sıralama, nicelleştirme gücünden yararlanan bilim, teknoloji, sanat ve spor insanları -hepsi ve her zaman değil elbette- bir tarafa. (Hadi size mesela Oulipo grubunu hatırlatarak şairleri bir adım öne çıkarayım!) Peki, karşı kampta kimler var? Bir kere diktatörler, despotlar, tiranlar, oligarklar, otokratlar, arkaik ve çağdaş padişahlar var. Sonracığıma temsilcisi ve icracısı oldukları sınıflar, zümreler, gruplar, yapılanmalar var. Bütün bir ‘sistem’ ve sistem mantığı var. Sistemin ruhlarımızda yarattığı kirlenme ve esaret var. Sersem kafam, unutuyordum az kalsın: Reklamcılar var! </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Siz sadece bilgi‘sayar’cıların dünyasını mı 1 ve 0’ın oluşturduğunu sanıyordunuz? Müstebitlerle reklamcıların eli armut mu topluyor! </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İşte size tek derste müstebitlerin matematiği:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>1 = Kendi kadir-i mutlak egemenliklerinin varlığı ve gücü,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>0 = Hükmettikleri halkların hayat hakkı ve özgürlüklerinin, onların gözündeki değersizliği.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Tek ders bize yetmez diyorsanız, bu da ek ders:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İstibdat altındakilerin oluşturduğu küme, müstebitlerin gözünde bir ‘singleton’dur. Yani:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><span>{</span></span><span>a</span><span><span>}</span></span><span> = </span><span><span>{</span></span><span>a, a, a, a, a, a, …, a</span><span><span>}</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ya reklamcıların (bu arada reklamcı-sanatçıların bu taifenin bir altkümesi olduğunu hatırlayalım!) matematiği? O da tek derse yetecek kadar basit:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>1 = ‘Tüketici’ (dolayısıyla genişleyen pazar payı, tavana vuran kârlar, varlıklı olmayı ve tüketmeyi var olmaya tercih etme şeklinde teşhir edebileceğimiz çarpıtılmış ‘bilinç’) olarak insan,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>0 = Bizatihi ‘insan’ olarak insan.<span>      </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Peki, reklamcıların kümeler kuramı? İşte burada müstebitlerin kümeler kuramından birazcık ayrılabiliriz. Şöyle ki:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><span>{</span></span><span>a</span><span><span>}</span></span><span> = </span><span><span>{</span></span><span>A, B, C1, C2, D, E</span><span><span>}</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>A. Bey yazımı kitabına almaktan vazgeçmeden ikilesem iyi olur! Gitmeden, Denis Guedj gibi ben de sözü küçük bir prense bırakayım isterseniz:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><em>“Büyükler sayıları sever. Onlara yeni bir arkadaşınızdan söz ettiğiniz zaman asıl önemli olan şeyleri asla sormazlar. Şunları sormazlar: ‘Sesi nasıl? Hangi oyunları seviyor? Kelebek koleksiyonu yapıyor mu?’ Şöyle sorarlar: ‘Kaç yaşında? Kaç kardeşler? Kaç kilo? Babası ne kadar kazanıyor?’ Büyükler yeni arkadaşınızı ancak bu yolla tanıyabileceklerini sanır.” </em></span><span>(Ah Küçük Prens! Reklamcılar<span>  </span>o ilk grup soruları da soruyor -sayılara dönüştürmek için.)<em><span> </span></em></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bitti A. Bey, valla bitti! Sadece bu yazıyı değil, hasbelkader şair yanımla yazmam gerekeni de yazıp kurtuldum. Onu da okurlarınızın ilgisine sunmanın bir “oğlum göster pipini amcalara” performansı olmadığını herkesin takdir edeceğini umarak ve konumuzla ilintili olduğu bahanesine de sığınarak buraya aktarsam ne olur? Pek pek, toyluk olur. Olsun, o kadarcık kusur ileride torunlarına anlatamayacağı 367 (yoksa 301 miydi, kafam karıştı) şey olan ‘kadı’nın, bu demokrasi düşmanlığı suçunun hesabını torunlara bırakmadan kendisinden soracak olan kızında da olur.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ben şimdi, <strong>Joe Satriani </strong></span><span>dinleyerek içimi temizlemeye girişiyorum: 54 dakika 9 saniye. Son CD’sinde (“Professor Satchafunkilus and the Musterion of Rock”) birbirinden nefis tam 10 parça var. Birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu ve onuncu parça harika! (Hem “<strong>Asık Vaysel</strong></span><span>”in de ruhu şadolur böylece.) Dinleyeceğim ikinci CD ise <strong>Sema</strong></span><span>’nın “Ekho”su, mesela birinci ve sekizinci parça. Müziğin büyülü matematiğine doğru yolculuğa çıkmak iyi gelecektir eminim.</span></p>
<p class="MsoNormal">[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/andalusia.mp3]</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/hasret.mp3]</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/mazi.mp3]</p>
<p class="MsoNormal"><span>Aşağıdaki şiirimsi metin, eğri oturup doğru konuşmaya çalışma kabahatimi affettirir mi, yoksa daha da mı ağırlaştırır, orası takdirinize kalmış gayrı:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><strong>bin kunduz</strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>basitlik isterim. kedi, kitap, biber gibi: tırmala, konuş, yak! ki ne kadar mutludur bokun üstünde bokböceği, ne çok şey anlatır bilgisayarın birleri sıfırları çöpleri! benim bütün ruhum bir arşenin üzerine uzanmıştır boylu boyunca, aylak. kadıköy çarşısını özlemek gibi seni sevmenin basitliğini isterim. hepsi bu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>aklımın kedisi tırmalar yüzümü. geçip gider sonra gurur abidesi. tepesinde karga… havada çingenkızı bir güz gülümsemesi, yarı utangaç yarı arsız. akşamlar ve dönmeklik ve olup olmamaklık var mıdır? bir fenere ve bir de fıçıya ihtiyaç vardır, yamuk bakmanın dilince -evet evet hepsi bu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>gerekirse çırılçıplak, kelimesiz kalır dilim, arslanlar gibi kükrer ve sonra üşürüm aniden bir tinerci yırtılmışlığında. şehrin bütün şairleri çoktan uykuya dalmıştır, reklamlar yalanıp yutulmuştur! ne kağıttan-yorgan, ne geceden-düş… vardır dilin de evden kaçanı. üzerinde epey uğraşılıp didinilmiş basitlik isterim. hepsi bu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>çek git üstümden başımdan. üstünü bırakmayacağım işte, bir tarkovski filmi olacağım. daha taş olacağım ağaç olacağım sessizlik olacağım. daha bir taş olacağım, daha bir ağaç, daha sessizlik… bütün kelimelerini çalmalıdır ruhlarından kitapların, iyilikleri içindir, batıp boğulmasınlar diye derin anlamazlık sularına. benim aine-babam senin lakırdı-babanı döver be ölüm! cırlak!</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>***</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>bazen geriye yalnızca donmuş bir fırçayla açık bir tüp kalır. hepsi bu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>***</span></p>
<p><span>hepsi bu.</span><!--EndFragment--> </p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hoşçakalın.]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/08/15/hoscakalin/</link>
<pubDate>Wed, 15 Aug 2007 08:48:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/08/15/hoscakalin/</guid>
<description><![CDATA[Sözün bittiği yerde susmak düşer insana.
Ne zamana kadar?
Bilmiyorum.
Belki yeniden kelimeler g]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sözün bittiği yerde susmak düşer insana.</p>
<p>Ne zamana kadar?</p>
<p>Bilmiyorum.</p>
<p>Belki yeniden kelimeler galip gelir.</p>
<p>Belki de suskunluk.</p>
<p>Onlar bilir, ben bilmem.</p>
<p>Şimdilik hoşçakalın.</p>
<p>Burayı silmiyorum, ben olsam da olmasam da yaşasın.</p>
<p>Gelirsem, kaldığımız yerden devam ederiz.</p>
<p>Gelmezsem de [nereye gittiğim] önemli değil.</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/Tears.mp3]</p>
<p><em><strong>John Berger</strong>: “Acının kaynağı biliniyorsa, o bir şekilde giderilir; ancak kayıp duygusundan yola çıkan acıları telafi etmek imkansızdır.” </em><br />
<em><strong>Nietzsche</strong>: "Uçurumları sevenin kanatları olmalı."</em></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Adamın birinin Tanrı ile pazarlığı (1)]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/08/14/adamin-birinin-tanri-ile-pazarligindan-bir-kesit/</link>
<pubDate>Tue, 14 Aug 2007 09:30:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/08/14/adamin-birinin-tanri-ile-pazarligindan-bir-kesit/</guid>
<description><![CDATA[İyi bir film senaryosu yazayım, 40 yılımı geri al.
Hiçbir devletle ve hiçbir toplumsal düzen]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>İyi bir film senaryosu yazayım, 40 yılımı geri al.<br />
Hiçbir devletle ve hiçbir toplumsal düzenle ilişiği olmayan bir hayat süreyim, 30 yılımı geri al.<br />
Ya da İstanbul’dan uzak bir dağ başında yaşayayım, 15 yılımı geri al.<br />
Piyano virtüözü olayım, 25 yılımı geri al.<br />
Türkiye demokratik bir ülke ve Türkiye toplumu da demokrat bir toplum haline gelsin, 3 yılımı geri al.<br />
Dünyayı gezeyim (turist gibi değil, gezgin gibi), 15 yılımı geri al.</p>
<p>Hayatımın insanına kavuşayım, bütün geri aldığın yıllarımı geri ver!</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/WennSonDanzon.mp3]</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/YoSientoMucho.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Esse est percipi]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/08/12/esse-est-percipi/</link>
<pubDate>Sun, 12 Aug 2007 12:51:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/08/12/esse-est-percipi/</guid>
<description><![CDATA[İnternet -daha özgül bir alan olarak da blogistan- benim hayatımda üç aşamalı bir devrimdir.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet -daha özgül bir alan olarak da blogistan- benim hayatımda üç aşamalı bir devrimdir. 1996'da internet, 2005'te ise blogistan topraklarına ayak bastığımda hangi kıtaya geldiğinin, orada ne serüvenler yaşayacağının henüz ayırdında olmayan bir gezgin gibiydim. Bugün çok mu farkındayım bunun? Ne gezer! Ama biliyorum ki yeni dünya budur; bu yeni dünyada insanın düşünce formatı, zihin haritası, algı sığası, değişmek zorundadır. Biliyorum ki bu başdöndürücü değişimde yeniyi algılayamayan ve değerlendiremeyenlere yer yoktur.</p>
<p>Neyse, tıraşı kesip sadede gelelim. Aslında blogistan maceramı tefrika ediyordum bir zamanlar, araya telaşe girdi,  yarım kaldı.  Ona devam edeceğim kısmet olursa, bunu da o vakit belki eklemlerim o diziye. Şimdilik şöyle bir dokunup geçeyim.</p>
<p>Jazzetta'nın birinci derdinin sahicilik olduğunu kıdemli okurcukları biliyor artık, bu hususta uzun uzun dil dökmeme gerek yok. Jazzettanka'nın ikinci bölümünü yazdığımda buna değineceğim esas itibariyle. Öztürkçeci vandalizm Türkçenin içine etti edeli sahicilik gibi güzelim sözcükler de hayatımızdan çıktı. Çok önemli bir kavramdır aslına bakılırsa. Neyse, bugün hep konuyu dağıtmaya eğilimliyim zahir! Efenim, blogistanda birkaç esaslı dost edindim, "gerçek" hayattakilerden daha gerçek dostlar bunlar.  Tek biri hariç karşısına çıkıp yüzünü bile görmediğim, bir ikisi hariç sesini bile duymadığım, birkaçı dışında asıl adlarını bile bilmediğim sarı çizmeli Mehmet Ağa'lar, kırmızı şapkalı (yahut yeşil türbanlı) Ayşe Hanım'lar... Kimisinin bloğu, kimisininse yalnızca yorumları var orada burada. Politik yelpazesi geniş bir dost koleksiyonu. Blogsuz olanlarına -kimse duymasın ama- gizli gizli teşekkür ediyorum; çünkü zamanım o kadar kısıtlı ki, vicdan azabı çekiyorum sonra, yeterince ziyaret edemiyorum blog sahiplerinin çoğunu diye. Birkaçının (kimlerin diye sormayın) malikanesini -eskiden yazlık diyordum biliyorsunuz- sürekli ziyaret etmedim mi kaşıntı tutuyor beni, huzursuz oluyorum, iki elim kanda olsa gidip bi bakmalıyım en azından.  Diğerlerininse beni hoşgördüklerini tahmin ediyorum sık uğrayamadığım için.</p>
<p>Gelgelelim, biri var ki işte o çok fena! İlk ziyaretimde büyülendim, içimi tuhaf bir özdeşleşme duygusu kapladı, kendimi kendi ruhumun derinliklerinde kaybolmuş buluverdim. Oraya çok sık gitmişliğim olmadı, ama her gidişim çok yoğun yaşantılar üretti bende, iç diyaloğumu kurdum orada, zihnimin ve benliğimin dehlizlerinde dolaşıp durdum. İç müziğimi buldum, iç resmimi yaptım. Dünyayla yeniden hesaplaştım, kendimle bir daha konuştum, hayata sorgulayıcı ve hainane bakışlar fırlattım.</p>
<p>Ve dedim ki, kimdir buranın sahibi? <strong>Arthur Rimbaud</strong> mudur, ben miyimdir? Kanatlarını sürekli çırpıp duran, kanat sesleri kulağımda çınlayıp duran o kuş mudur? Anka mıdır o kuş, nedir? Sönmeyen ateşin çıtırtısında dünya da yanıyor mudur bir yandan? Darmadağın, darmaduman biri vardır orada, o benim ruh ikizim değil, ruh "biriz"imdir.</p>
<p>Ah! Bu yaptığım da ne böyle! Kimselere duyurmamalıydım o gizli toprakları ben. O harikulade ıssız koyu. Kalabalık, geride yıkıntı bırakır, kirlenmişlik bırakır.  Ama neyse, sevdiklerim kalabalıktan değil.<br />
<strong><br />
Duman Bey</strong>, yazınızı yayımlamama izin verdiğiniz için bir kez de burada teşekkür ederim.</p>
<p>***</p>
<p><em>ey dünya!<br />
senin yeni yüzyılına, senin karanlık iliklerine, müzelerine, kütüphanelerine, tapınaklarına, sana yağan yağmurların sarkan iplerine, ağaçlarına, boyalı kadınlarına, hep ama hep sarhoş ve bütün tırnaklarımla ve bütün dişlerimle dokundum ben...<br />
düşüncelerle karşılaştım bazen en korkunç sokaklarında. bal kavanozuna düşmüş bir arı gibi hem savaştım seninle, hem istedim tadını.<br />
geldin yerin ve göğün bütün acısıyla. derin bir mezarmışsın gibi yürüdün bana doğru.<br />
ağlamadım ve bağırmadım ama, acı hafiflesin istemedim...</em></p>
<p><em>işte bir sabah yeniden aşk, eğilip silahını alıyor yerden.<br />
aşk; o kartal koşulu sabanlarla darmadağın edilmiş gök! kadınların soluğu ve kan! yıldırımları kucaklamış gibi yüzü parlayan, hiç ıslanmadan denizler geçen kocaman bir mendil...</em></p>
<p><em>durmadan yürüyor aşk; sonuna varmak için her şeyin. tıpkı senin gibi. sen karanlık bir vagonun içinde büzülmüş, geçtiğin ülkeleri sayıyorsun belki. sendeleyen ışıklarını çökmüş kulelerin, çıplak ayaklı kız çocuklarını. saydam cildinin ardında bir tas süt gibi kalbinle, bazı geç saatlerin aksanıyla giydirdiğin sözlerinle...<br />
dudaklarının hafifçe üflediği soluğun, gidebildiği kadar uzağında çıtırdıyor, kıvranarak yanıyor tütün. ateş yakıyor canını. benim ruhuma iğneleri batmasın diye taktığım yüksük. terzilerin, cellatların makaslarının, bıçaklarının önünde bir koşu tutturmuş her şey işte...<br />
kaçıyorlar, senin acıyı unutturan lanetli güzelliğinden...<br />
</em><br />
***</p>
<p><em>kapaklan senin için kurulmuş kapanın üzerine<br />
ben gözlerindeki masumiyetten mezun olalı yıllar yıllar geçti.<br />
elimde "aşık olamaz" raporu.<br />
bir uçaktan aşağıya baktığımda gördüğüm tombala ömrümüz.<br />
sen de olsan olsan benim paranoyak sularımdan kum çeken, kafası iyi bir kostersin, filikasız.<br />
geçtiğin ya da geçmediğin yollardan yanlış rüzgarlara binip gelmiş yalan...<br />
beraberken kirliydik ama çoktuk kabul et.<br />
şimdi hem sandalsın sen, hem fırtına...<br />
bir de kültürlü adam suskun oluyor bak!<br />
bilgiden felsefeden bişeyden bahsetmiyor. kapı diyor bardak diyor kaşık diyor.<br />
sabah düşürdüğü kirpiği aramıyor tren yollarında gece yarıları...<br />
kendine iyi bak...</em></p>
<p>***<br />
<a href="http://darmaduman.blogspot.com/"> darmaduman.blogspot.com</a>'da karşıma çıkan müzik, beni hiçbir seferinde şaşırtmadı. Ne umduysam onu buldum. Bu kez sıra bende. <strong>Beneditto Marcello</strong>. Bu, ilk yazı için:</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/ConcertoPerOboeEArchiDMinorAdagio.mp3]</p>
<p>Bu da ikinci yazıya:</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/ConcertoPerOboeEArchiDMinorAndante.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[I can't say any more...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/08/06/i-cant-say-any-more/</link>
<pubDate>Mon, 06 Aug 2007 03:48:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/08/06/i-cant-say-any-more/</guid>
<description><![CDATA[Önce Cem Karaca:

Sonra Moody Blues:

Sonra yine Moody Blues:

]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Önce <strong>Cem Karaca</strong>:</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/7/27/1300746/o-leyli.mp3]</p>
<p>Sonra <strong>Moody Blues</strong>:</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/7/27/1300746/MelancholyMan.mp3]</p>
<p>Sonra yine <strong>Moody Blues</strong>:</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/7/27/1300746/MoodyBlues.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[I go... (İkinci perdenin sonu)]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/30/i-go/</link>
<pubDate>Mon, 30 Jul 2007 11:25:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/30/i-go/</guid>
<description><![CDATA[
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/4/30/1034496/Omega%20Vibes%20Feat.%20Emma%20Shaplin%20-%20I%20Go.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Birinci perdenin sonu]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/27/birinci-perdenin-sonu/</link>
<pubDate>Fri, 27 Jul 2007 20:09:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/27/birinci-perdenin-sonu/</guid>
<description><![CDATA[


]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/7/27/1300746/gulmekicinyaratilmis.mp3]<br />
[audio http://www.fileden.com/files/2007/7/27/1300746/birgunozlerseneger.MP3]<br />
[audio http://www.fileden.com/files/2007/7/27/1300746/olurya.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Duymak...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/24/duymak/</link>
<pubDate>Tue, 24 Jul 2007 14:55:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/24/duymak/</guid>
<description><![CDATA[


]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/cokyorgunum.mp3]<br />
[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/senduymadin.MP3]<br />
[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/sendebasin.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[......................................................................................]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/23/604/</link>
<pubDate>Mon, 23 Jul 2007 15:19:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/23/604/</guid>
<description><![CDATA[
Adios.
bilmeli ey sofradan kalkmayı
sona erdi aşk servisi çünkü
dağıtmadan hüzünlü havay]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/3VKauf6oIws'></param><param name='wmode' value='transparent'></param><embed src='http://www.youtube.com/v/3VKauf6oIws&rel=0' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' width='425' height='350'></embed></object></span></p>
<p>Adios.</p>
<p><strong>bilmeli ey sofradan kalkmayı<br />
sona erdi aşk servisi çünkü<br />
dağıtmadan hüzünlü havayı<br />
çek git ne patırtı ne gürültü</strong></p>
<p><strong>hiçbir şey olmamış gibi sanki<br />
dik tutmalı şu malum kuyruğu<br />
haykırmadan kin ve nefretini<br />
bunlar aşkın son sözleri belli*</strong></p>
<p><em>(*) <strong>Charles Aznavour</strong>'un şu <a href="http://www.malhanga.com/musicafrancesa/aznavour/savoir.htm">şarkısı</a></em><em>nın bir kesiti</em><em>,  <strong>Veysel Bey</strong>'in <a href="http://www.izlenimler.net/2007/07/20/kimlere-oy-verilmez/#comments">çevirisi</a> esas alınarak tarafımdan yeniden çevrilmiştir. [G/D]ünün -kişisel/özel- anlam ve önemine uygunluğu açısından <strong>Janet&#38;Jak Esim</strong>'in yukarıdaki şarkısının kuyruğuna eklenmesi uygun bulunmuştur. </em></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hayat...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/19/hayat/</link>
<pubDate>Thu, 19 Jul 2007 13:43:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/19/hayat/</guid>
<description><![CDATA[&#8230;devam ediyormuş.
Anladım. 
(Azıcık kalın kafalıyımdır.)

(Yine de tam emin değilim. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>...devam ediyormuş.</p>
<p>Anladım. </p>
<p>(Azıcık kalın kafalıyımdır.)</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/mapusluk.mp3]</p>
<p>(Yine de tam emin değilim. Devam ediyor mu ki? Ya da nedir devam eden?)</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/18/591/</link>
<pubDate>Wed, 18 Jul 2007 06:18:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/18/591/</guid>
<description><![CDATA[

]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/07/ehrenburg.jpg" title="ehrenburg.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/07/ehrenburg.jpg" alt="ehrenburg.jpg" height="200" width="565" /></a></p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/kazimkoyuncu.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[.........................................................]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/17/589/</link>
<pubDate>Tue, 17 Jul 2007 13:21:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/17/589/</guid>
<description><![CDATA[
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/mihriban.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[................]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/16/588/</link>
<pubDate>Mon, 16 Jul 2007 08:52:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/16/588/</guid>
<description><![CDATA[
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/Appassia.MP3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[............................]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/10/586/</link>
<pubDate>Tue, 10 Jul 2007 10:45:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/10/586/</guid>
<description><![CDATA[
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/12Alexiou%2C%20HarisTo%20Kyma.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Metin Altıok öldü mü?]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/02/metin-altiok-oldu-mu/</link>
<pubDate>Mon, 02 Jul 2007 11:43:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/02/metin-altiok-oldu-mu/</guid>
<description><![CDATA[Sevgili ağabeyim, has şairim, dost insanım Metin Altıok, hayatımın en mutlu gününde yanımda]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili ağabeyim, has şairim, dost insanım <strong>Metin Altıok</strong>, hayatımın en mutlu gününde yanımdaydı. Bir kıvancı, bir sevinci paylaşıyorduk. İlk ve son karşılaşmamızdı ama ben onu sanki bin yıldır tanıyordum. Sonra... sonra öldü, hunharca yokedildi. Ama kim diyebilir ki bana Metin Altıok öldü? Kim beni inandırabilir ki buna? Onca zaman geçti, inandım mı, inanmadım:</p>
<p>de ki “ölümü tastamam ezberledim de geldim”<br />
desenledim hoyrat mevsimlerinizi de geldim</p>
<p>boşaltıp umursanmış bir hayata sığanları<br />
usulca dağların ayışığına öyle geldim</p>
<p>soluğumu dolaştırdım kırık coğrafyanızda<br />
bir ses oldum bir siz bir uzun yangın öyle geldim</p>
<p>“kendimin avcısı”ydım ben sadağımda sözcükler<br />
hem “gezgin” hem “yerleşik yabancı”ydım öyle geldim</p>
<p>acıyla hesaplaşan konuşur ölümden ancak<br />
ben sesimin göğüne yükseldim de öyle geldim*</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/kavaklar.mp3]</p>
<p>Geçen yıl bu zaman yazdığım yazı da <a href="http://jazzetta.wordpress.com/2006/07/03/ah-kavaklar-kavaklar/">şurada</a>.</p>
<p>__________________</p>
<p><em>(*) 15 </em></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Unutulmaması gereken unutulmaz.]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/27/unutulmamasi-gereken-unutulmaz/</link>
<pubDate>Wed, 27 Jun 2007 17:21:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/27/unutulmamasi-gereken-unutulmaz/</guid>
<description><![CDATA[[Dikkat: Muzmin Bey, bilgisayarınızın sesini kısınız.]
***
O bir virtüözdü. Kelimenin gerç]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">[Dikkat: <strong>Muzmin Bey</strong>, bilgisayarınızın sesini kısınız.]</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">***</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">O bir virtüözdü. Kelimenin gerçek anlamıyla bir müzisyendi. Ta kendisiydi gitarının. Elimde bir CD var ondan kalan. Dinlediğim zaman içim cız ediyor. Aramızdan bile isteye gitti. Fena olduk, eksildik. Elimdeki CD’de gideceğini haber veriyor aslında. Kimseler duymuyor ama.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">“Satılık” albümünden, sekizinci ve dördüncü parçaları buraya alıyorum. Albüm, bütünüyle çok güzeldir.</span></p>
<p><strong><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Yavuz Çetin</span></strong><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">. Blues deyince bu ülkede akla gelen sen olursun altın çocuk. Herkes unutsa bile seni ben hatırlarım, rahat uyu.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/kole.mp3]<br />
<strong>KÖLE</strong></span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/bulbeni.mp3]<strong><br />
BUL BENİ</strong><br />
______________________________________________</span></p>
<p><em><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">"Benim için başka bir yol yok / Sen ya da hiç, sen ya da hiç"... "Seni kaybetmekten korkmak çok zor"... "Bir erkek ne ister hayatında / Biraz şefkat biraz tutku, hepsi bu / Bana vereceğin tek şey bu dünyada"... "Gel de bul beni"...</span></em><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<p><em><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Şarkıları mp3 formatında aktarmadığım için dinletememişim size... Eh, teknoloji cahili olmak kötü bişi tabii! </span></em></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Cibali'de inecek var!]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/25/cibalide-inecek-var/</link>
<pubDate>Mon, 25 Jun 2007 06:44:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/25/cibalide-inecek-var/</guid>
<description><![CDATA[Darbeli matkap döneminin sıkıntısı yetmezmiş gibi, çöl sıcağına da tutulduk. Ağustos da ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Darbeli matkap döneminin sıkıntısı yetmezmiş gibi, çöl sıcağına da tutulduk. Ağustos da yaklaşıyor, yakında bi de deprem gelirse dadından yinmez gayrı. Khayırli ugirli ossun sayın seyirciler. Puslu havadan da, sıcak havadan da hiç hazzetmem. Hazır mayışmışken, bugün de pazartesiyken, ajanstaki önemli bir iş için de aklıma en ufak bir fikir kırıntısı gelmemekte inat ediyorken, kafayı yemek üzereyken, üstelik de "emekli militer" ve "paramiliter" tilciklerinin farkını Türkçe Sözlük'ün 2007 basımında bir türlü bulamıyorken (: tekinsiz bir mevzu + nafile bir çaba), gelin kendimizi aşka ve musikiye adamaya devam edelim efendiler hanımlar.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Ezginin Günlüğü'nü bilenleriniz bilir. Çok fazla düşkünlüğüm yoktur o topluluğa, ama sever ve saygı duyarım kendilerine. Gelgelelim bir şarkıları var ki, işte o fena! Benim gibi azılı bir tütün düşmanına bu şarkının kendini sevdirebilmiş olmasının tek bir sırrı var. Bizim bütün ölçülerimizi baştan aşağı değiştiren, bizi tepeden tırnağa dönüştüren, hayata ve ölüme meydan okumamızı sağlayan, engüzelhuzursuzluk durumumuz... Yani aşk.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Hadi bakalım. Dinleyelim. Neredeyse bi cigara yakasım geliyor. Tövbe tövbe!</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/Son%20Sigaram.mp3]</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Beni terketme...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/23/beni-terketme/</link>
<pubDate>Sat, 23 Jun 2007 13:27:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/23/beni-terketme/</guid>
<description><![CDATA[En sevdiğim parça budur benim. Üzerinde uzun uzun konuşmayacağım bugün -belki başka zaman.
S]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">En sevdiğim parça budur benim. Üzerinde uzun uzun konuşmayacağım bugün -belki başka zaman.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Sevdiğime armağan ediyorum:</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Muhteşem<strong> Jacques Brel</strong>, <strong>NE ME QUITTE PAS</strong>.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;"><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/uEAGoLHMMoA'></param><param name='wmode' value='transparent'></param><embed src='http://www.youtube.com/v/uEAGoLHMMoA&rel=0' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' width='425' height='350'></embed></object></span></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Listen to the falling rain, listen to the rain...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/20/listen-to-the-falling-rain-listen-to-the-rain/</link>
<pubDate>Wed, 20 Jun 2007 05:37:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/20/listen-to-the-falling-rain-listen-to-the-rain/</guid>
<description><![CDATA[Müzik, herşeyi bilir. José Feliciano‘ya kulak verin, yeter. Sonra yazarım birşeyler belki.
**]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Müzik, herşeyi bilir. <strong><span style="font-family:Verdana;">José Feliciano</span></strong>‘ya kulak verin, yeter. Sonra yazarım birşeyler belki.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">***</span></p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/10%20Rain%20%28Listen%20To%20The%20Falling%20Rain%29.mp3]</p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Listen to the pouring rain<br />
Listen to it pour,<br />
And with every drop of rain<br />
You know I love you more</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Let it rain all night long,<br />
Let my love for you go strong,<br />
As long as we’re together<br />
Who cares about the weather?</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Listen to the falling rain,<br />
Listen to it fall,<br />
And with every drop of rain,<br />
I can hear you call,<br />
Call my name right out loud,<br />
I can here above the clouds<br />
And I’m here among the puddles,<br />
You and I together huddle.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Listen to the falling rain,<br />
Listen to it fall.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">It’s raining,<br />
It’s pouring,<br />
The old man is snoring,<br />
Went to bad<br />
And bumped his head,<br />
He couldn’t get up in the morning,</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Listen to the falling rain,<br />
Listen to the rain.</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Savaş tamtamları... Kanat sesleri...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/05/30/savas-tamtamlari-kanat-sesleri/</link>
<pubDate>Wed, 30 May 2007 13:49:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/05/30/savas-tamtamlari-kanat-sesleri/</guid>
<description><![CDATA[Size ileride ‘70’lerdeki ilkgençliğimin müziği hakkında uzun uzun gevezelik etmek istiyorum]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Size ileride ‘70’lerdeki ilkgençliğimin müziği hakkında uzun uzun gevezelik etmek istiyorum. Bugün keyfim de yok, vaktim de… Kırk katır (darbe) mi kırk satır (savaş) mı hesabının yapıldığı şu günlerde yanlış hesabın Bağdat’tan döneceğinin garantisini göremediğim için bu topraklar üzerinde yaşayan pek çok insan gibi benim de içim daralmış vaziyette… Keriz yerine konulmaktan bıktım usandım. Geberip gideceğim; şunca yıldır bir tek günün bizans entrikasız, kazasız belasız, kara habersiz geçtiğini görmedim  şirin beldemizde… Liberal burjuva demokrasisinin lafı bile ürkütmeye yetti egemen zorbaları.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Neyse, has bir müzik adamı olan <strong><span style="font-family:Verdana;">Timur Selçuk</span></strong>’un çok sevdiğim iki parçasıyla silelim kulağımızın pasını bugün.</span></p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/BEYAZ%20GUVERCIN.mp3]</p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/timur%20selcuk-sen%20nerdesin%28nostalji%29.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Jazzetta'cığım ses virecek artık...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/05/17/yakinda-yazacagim-bir-yazi-icin-teknik-hazirlik/</link>
<pubDate>Thu, 17 May 2007 13:06:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/05/17/yakinda-yazacagim-bir-yazi-icin-teknik-hazirlik/</guid>
<description><![CDATA[Ses veriyom! Ses veriyom! Bir iki! Bir iki! Deneme yayını! Deneme yayını!

]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Ses veriyom! Ses veriyom! Bir iki! Bir iki! Deneme yayını! Deneme yayını!</span></p>
<p>[audio http://www.fileden.com/files/2007/5/8/1058643/Gigliola%20Cinquetti%20-%20Non%20ho%20l%20eta.mp3]</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Benim bahçemdeki kiraz ağacı da açtı!]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/04/02/benim-bahcemdeki-kiraz-agaci-da-acti/</link>
<pubDate>Mon, 02 Apr 2007 13:50:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/04/02/benim-bahcemdeki-kiraz-agaci-da-acti/</guid>
<description><![CDATA[Haber: Radikal, şurası 
Görüntü: S a k u r a
Müzik: Kitaro, ETERNAL SPRING
Ben: Uzaklardaki ba]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><em><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Haber:</span></em><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;"> Radikal, <a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=217221">şurası </a><br />
<em><span style="font-family:Verdana;">Görüntü:</span></em> S a k u r a<br />
<em><span style="font-family:Verdana;">Müzik:</span></em> <strong><span style="font-family:Verdana;">Kitaro</span></strong>, <strong>ETERNAL SPRING</strong><br />
<em><span style="font-family:Verdana;">Ben:</span></em> Uzaklardaki baharı selamlayan…</span></p>
<p><a href="http://jazzetta.files.wordpress.com/2007/04/untitled-1.jpg" title="untitled-1.jpg"><img src="http://jazzetta.files.wordpress.com/2007/04/untitled-1.jpg" alt="untitled-1.jpg" height="240" width="315" /></a></p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
