<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>ilim &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/ilim/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "ilim"</description>
	<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 13:51:19 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[İmam-ı Gazâli - Eyyühel Veled (Ey Oğul)]]></title>
<link>http://terkiben.wordpress.com/?p=37</link>
<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 03:24:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>Akif15</dc:creator>
<guid>http://terkiben.wordpress.com/?p=37</guid>
<description><![CDATA[

Açıklama : Hüccet&#8217;ül İslam Ebu Hamid Bin Muhammed El Gazali&#8217;nin önde gelen taleb]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" src="http://img177.imageshack.us/img177/1397/eyogulimamgazali1ue1.jpg" alt="" width="250" height="375" /></p>
<p><img class="aligncenter" src="http://img292.imageshack.us/img292/6210/eyogulimamgazalisa4.jpg" alt="" width="250" height="335" /></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span class="postbody">Açıklama : Hüccet'ül İslam Ebu Hamid Bin Muhammed El Gazali'nin önde gelen talebelerinden birisi, yıllarca onun hizmetine devam etmiş, ilimleri en ince noktasına varıncaya kadar öğrenmiş, ruhi ve ahlâki faziletlerini geliştirerek kendisini olgunlaştırmıştı.</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Günün birinde kendi kendine düşünürken aklına şöyle bir fikir geldi ve dedi ki: "Şimdiye kadar çeşitli ilimler okudum, gençliğim bunları öğrenmek ve toplamakla geçti. Şimdi bu bilgilerden hangilerinin yarın öldüğümde ahirette bana faydalı ve kabrimde yardımcı olacağını bilmem lâzım ki, lüzumsuz olanları terkedeyim. Nitekim Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle dua etmişti: Allah'ım! Faydasız ilimlerden sana sığınırım."</strong></p>
<p style="text-align:center;"><!--more--></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Bu düşünce, talebenin kafasını devamlı olarak meşgul etti. Sonunda bu düşüncesini üstadı İmam Gazali'ye yazıp, fikir danışmaya, bazı sualler sorup, tavsiye ve hayır dua istemeye yöneldi.</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>İşte bu filmde, İmam Gazali hazretlerinin talebesine yazmış olduğu, hacmi küçük, manevi değeri büyük "Eyyühel Veled" isimli eserini, harika görüntüler eşliğinde izleyeceksiniz.</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Kategoriler : Din</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Tür : Belgesel, Anlatım</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Süre : 45:36</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Büyüklük : 482 MB</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Ebatlar : 640x368</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Format : AVI</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Linkler : </strong></p>
<p style="text-align:center;"><span class="postbody"><strong>Rapid Share</strong> : <a class="postlink" rel="nofollow" href="http://rapidshare.com/files/129688361/Eyyuhel_Veled_-_Imam_Gazali.part1.rar" target="_blank"><span style="font-weight:bold;">Part 1 <span style="color:red;">İNDİR</span></span></a> - <a class="postlink" rel="nofollow" href="http://rapidshare.com/files/129693397/Eyyuhel_Veled_-_Imam_Gazali.part2.rar" target="_blank"><span style="font-weight:bold;">Part 2 <span style="color:red;">İNDİR</span></span></a> - <a class="postlink" rel="nofollow" href="http://rapidshare.com/files/129701338/Eyyuhel_Veled_-_Imam_Gazali.part3.rar" target="_blank"><span style="font-weight:bold;">Part 3 <span style="color:red;">İNDİR</span></span></a> - <a class="postlink" rel="nofollow" href="http://rapidshare.com/files/129707862/Eyyuhel_Veled_-_Imam_Gazali.part4.rar" target="_blank"><span style="font-weight:bold;">Part 4 <span style="color:red;">İNDİR</span></span></a> - <a class="postlink" rel="nofollow" href="http://rapidshare.com/files/129802974/Eyyuhel_Veled_-_Imam_Gazali.part5.rar" target="_blank"><span style="font-weight:bold;">Part 5 <span style="color:red;">İNDİR</span></span></a></span></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Mega Upload</strong> : <a class="postlink" rel="nofollow" href="http://www.megaupload.com/?d=P4D3WZQU" target="_blank"><span style="font-weight:bold;">Full <span style="color:red;">İNDİR</span></span></a></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Veoh</strong> : <a class="postlink" rel="nofollow" href="http://www.veoh.com/videos/v14937678hadwhffW" target="_blank"><span style="font-weight:bold;">Full <span style="color:red;">İZLE/İNDİR</span></span></a></p>
<p style="text-align:center;"><strong>You Tube</strong> : <a class="postlink" rel="nofollow" href="http://www.youtube.com/watch?v=sJnP0vo3TWI&#38;feature=PlayList&#38;p=F5FB2CD0D56363F2&#38;index=0&#38;playnext=1" target="_blank"><span style="font-weight:bold;">5 Bölüm <span style="color:red;">İZLE</span></span></a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rüya nedir]]></title>
<link>http://gelinelbiseleri.wordpress.com/?p=3</link>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 22:48:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>halitcan</dc:creator>
<guid>http://gelinelbiseleri.wordpress.com/?p=3</guid>
<description><![CDATA[Geçici ölüm denilen uykuda görülen garip haller&#8230; Niçin ve ne surette rüya  görüyoruz?]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Geçici ölüm denilen uykuda görülen garip haller... Niçin ve ne surette rüya  görüyoruz? Bu bir fenomendir. İlk insan'ın yaratılışından bu güne kadar  filozoflar, bilim adamları çeşitli şekillerde açıklamışlar, düşünmüşler, fakat  rüyayı kesin bir şekilde belirleyememişlerdir. Ancak şu kadarını bilmemizde  fayda vardır ki rüya, büyük ve soyut bir dünyadır. Aynı zamanda rüya, öldükten  sonraki yaşantımız ile de ilişkilidir. Bu ilişkiyi yakalamak, temiz duygu ve ruh  temizliğiyle ancak mümkün olabilmektedir. Rüya ile çok ince gerçekler  keşfedilmiş ve sonsuza kadar da keşfedilmeye devam edilecektir. Chicago  üniversitesi uyku araştırmalarından Allan Rechtschaffen uykunun hiç bir  fonksiyonu olmadığını tespit etmiştir. Adale yorgunluklarının azalmasına rağmen  vücudun dinlenmesi için uykuya ihtiyacı olmadığını söylemiştir. Çünkü  vücudumuzdaki hücrelerin kendi kendilerini tamir etme yeteneği vardır.  Araştırmacıların tespitlerine göre bu esnada faaliyetten uzak olmasına, ya  dinlenme veya uyku durumunda bulunmasına da gerek yoktur. Uyku sırasında alınan  EEG kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde beyinde faaliyetsizlik  görülmemiştir. İngiltere Milli Fizik Laboratuarı Kompütür bilimleri bölümünde  psikolog araştırmacı Dr. Evans'a göre uykunun tek maksadı rüya görmemiz için,  zemin hazırlamasıdır. Stanford Tıp Merkezi Uyku Kliniği doktoru Dr.William  Dument'in görüşüne göre ise; rüya görmek son derece önemlidir. Rüyalar fiziki  dengenin oluşmasını sağlanmaktadır.</p>
<p><strong>İnsanoğlu hayatının yaklaşık üçte birini uykuda geçirir ki bu da 60 senelik  bir ömrün 20 senesi demektir.</strong></p>
<p>Uyku, günlük çalışmalardan yorgun düşen insan  bedeninin ve sinirlerinin dinlenme zamanıdır. Ünlü ruhbilimci Sigmund Freud'un  da araştırmalarının büyük bölümünü oluşturan uyku sırasında, kişinin bilinç  altında düşüncelerinin, özlemlerinin ya da isteklerinin bir film şeridi gibi göz  önünden geçtiği varsayılır. İşte bizler bu olguya Rüya adını veriyoruz.</p>
<p>Freud’a göre bilincin gizlediği, tamamen sakladığı bu olgular ortaya çıkabilmek  için yol aramaktadırlar. Bunlardan bazıları da rüyalar haline girerek  kendilerini göstermektedirler.</p>
<p>Freud’un yolunda ilerleyen doktorlar da günümüzde rüyalara büyük değer  vermektedirler. Onlar, rüyaları bilimsel şekilde açıklayarak hastalarını tedavi  etmektedirler.</p>
<p>Bazı soyut kavramların açıklamaları bilimsel bir zemine oturtularak ifade  edilebildiği halde, rüya kavramını bu şekilde açıklamak pek mümkün görünmüyor.  Ancak bunu bilimsel verilerle değil de, dinsel yönden açıklanabildiği de bir  başka soyut gerçektir. Bu açıklamaya göre ruh bedenden ayrıldığı zaman, yaşanan  olayların tümüne rüya diyebiliriz.</p>
<p>Rüyalarda yaşananlar inanılmayacak kadar hızlı gelişir. Bir kaç dakikalık rüya  esnasında bile çok uzun sürdüğünü sandığımız garip, şaşırtıcı ve çok değişik  olaylar birbirlerini izlerler. Bu nedenle rüyada zaman kavramı oluşmaz. Ancak  zaman kavramını biz uyandıktan sonra beynimizin öğretileri ve alışkanlıkları  doğrultusunda saptadığımız bir anlar toplamıdır sadece.</p>
<p>Eski çağlardan beri insanları ilgilendiren rüyalara ilkel toplumlar da çok önem  verilmiştir. Rüyaların, korkulan tanrılar tarafından verilen armağan veya  cezalar olabileceğine inanılmıştır. Daha sonra kahinler rüyaları açıklamaya,  yorumlamaya başlamışlardır. İlk rüya yorumcularının ne zaman ortaya çıktıkları  da belli değildir. Ancak Babil’in kahinlerinin büyük ün yaptıkları  bilinmektedir. Kaldeliler,  Astrolojinin yanı sıra rüya yorumlarında da başarı kazanmışlardır. Zamanla  belirli rüyaların anlamları da kesinleşmiştir. Eski Mısırlılar, eski Yunanlılar  ve Araplar rüya yorumlarıyla ilgili kitaplar yazmışlardır.</p>
<p>"<strong>Yorumlanmamış bir rüya okunmamış bir mektuba benzer.</strong></p>
<p><strong>Rüyaların Süresi</strong></p>
<p>Rüyalarda yaşananlar inanılmayacak kadar hızlı gelişir. Bir kaç dakikalık rüya  esnasında bile çok uzun sürdüğünü sanılan garip, şaşırtıcı ve çok değişik  olaylar birbirlerini izler, bu nedenle rüyada zaman kavramı oluşmaz. Ancak zaman  kavramını, uyandıktan sonra beyinin öğretileri ve alışkanlıkları doğrultusunda  saptadığımız bir anlar toplamıdır sadece.</p>
<p>Bilimadamlari rüyanın süresi üzerinde kesin bir sonuca varamamışlardır. Bir  kısmı rüyaların sadece birkaç saniye sürdüğünü iddia ederken, diğer bir kısmı da  saatlerce devam eden rüyaların olduğu fikrindedir. Bu tartışmalar sırasında Dr.  B. Klein adında Amerikali bir bilimadamı bir araştırmaya başlamış ve gönüllü  olarak seçtiği kişileri hipnotize ederek uyutmaya başlamıştır ve belli bir süre  sonra uyandırıp rüyalarını dinleyerek, bir rüyanın 20 saniyeyi geçmeycek kadar  kısa sürdüğünü belirlemiştir. Dr. Klein'ın sürdürdüğü bu araştırmanın sonunda en  uzun rüyanın 90 saniyeyi geçirmediği ortaya çıkmıştır.</p>
<p class="Baslik3"><strong>Bilimsel Tarif</strong></p>
<p class="Textim" align="justify">Biyoloji süratle gelişirken rüyaları bilinç  altındaki beyin olaylarına bağladı. Ne var ki, rüyaların zamanı aşan  farklılıkları kimsenin gözünden kaçmış değildir. İstisna denerek uzun süre  konuya ters açıdan bakıldı. Ünlü bir bilim adamı "Fizik ve Biyolojide istisna  olmaz. Tek bir olayın bile açıklanması gerekir." hükmü ile metafizik olaylara  bilimsel bir kapı ayarladı. Rüyalar metafizik bir olaydır. İç dünyamızdan doğar.  Zaman ötesi nitelikleri ile birlikte bilinç altına yansıyarak bize ulaşır. Bu  arada bilincin ve şuur altının şekillenme ve fotoğraflarına bürünür. Zaten eski  psikiyatrislerin rüyaları bilinç altı diye nitelendirmesi onların bu  özelliklerinden gelir. Hatta iç dünyadan gelen rüya olayının bilinç altında  doğmaz. İçimizdeki ben den bize gelen mesajlardır. Bunun önemli delilleri  vardır.</p>
<ol class="Textim">
<li>Rüyalar çok kısa sürede görülür. Uyandığımız zaman 15 -  	20 dakika anlattığımız rüya bilimsel olarak ispatlanmıştır ki, bir kaç  	saniyede görülmüştür. İç dünyadaki kişiliğimizin madde ötesi olması sebebi  	ile rüyalarda zaman ötesinde ceyran eder. Birkaç saniyelik süre rüyanın şuur  	altına, oradan bilince geçmesi süresidir. Yoksa rüyada zaman sıfırdır.</li>
<li>Rüyalarda bir iç spiker vardır. Gördüğümüz bir rüyayı  	anlatırken "Bir şehre gitmiştim. Orası filanca şehirmiş. Bir kimse gördüm o  	filanca imiş." dediğimiz zaman bu bilgiyi bize birinin görünmeden  	söylediğini fark ederiz. İşte bu spiker iç dünyamızdaki ben, asıl  	kişiliğimizdir.</li>
<li>Rüyalar bazen açıkça bazen üstü kapalı olaylara bürünmüş  	olarak geleceği haber vermektedir. Bilim tarihinde ve günlük hayatımızda  	geleceği olduğu gibi gösteren rüyalara sık rastlanmıştır. Bilim tarihine  	geçen bu tarz ünlü bir rüya Abraham Linkol' ün rüyasıdır.</li>
</ol>
<p class="Textim" align="justify">Bazı rüyalar açık değildir şekillere bürünmüş  gizlenmiştir. Bu rüyanın şuur altından geçerken aldığı fotoğraflardan meydana  gelen karışık bir şekildir. Rüya yorumu bu karışık şekillerin analizi anlamını  taşımaktadır. Gelecekten haber veren içimizdeki öz varlığımız, ölümsüz olan  madde ötesi yanımızdır.</p>
<p>Rüya yorumlanması</p>
<p>Aynı rüya farklı zaman ve yerlerde görülürse, bunun yorumu da farklı olur.  Bazen aynı rüyayı değişik insanlarda görebilir, ancak her insanın ruhu ve manevi  dünyayı anlayışı, yaşamı farklıdır. Bundan dolayı da yorumu özünden bir şey  kaybetmese bile yorumu ve yansıması farklı olur. Zaman zaman başkaları ile  ilgili rüyalar da görebiliriz; bizi hiç ilgilendirmeyen bir rüya, bir başka bir  başka yakınımızı ilgilendirebilir.</p>
<p>Rüyaları yorumlarken tarafsız olmak, duygulara kapılmamak, karamsarlaşmamak  gerekir. Bu arada rüyada sadece bir şekil veya olayı değil, her şeyi birlikte  yorumlamalıdır. Rüyadaki renkler de büyük önem taşır.</p>
<p>Rüyada görülen bazı insanlar tanıdıksa, adlarına da dikkat edilmelidir. Bu  adların anlamları da yaklaşan bir durumu haber verebilir.</p>
<p>Örneğin derdi, sıkıntısı olan biri rüyasında adı Necati olan birini görürse  sevinmelidir. Çünkü Necati "kurtuluş" anlamına gelmektedir. Bu durumda rüyayı  gören dertten, sıkıntıdan kurtulacaktır. Rüyaları tarafsızca yorumlamalı ve  ayrıntıları da değerlendirmelisiniz.</p>
<p><strong>Rüya Türleri</strong></p>
<p>Uzmanlara göre uyku birkaç devreden oluşmaktadır. Uykusu gelen insan yatağına  yatar ve gözlerini kapatır. Kısa süre sonra göz kapakları belli belirsiz  titremeye başlar. İnsan o sırada uykuya dalmıştır ve rüya görmektedir. Bazen  doktorlar, hastalarına belirli ilaçlar verirler. Bu ilaçlar uykuyu  derinleştirebilir ve rüyaları da etkileyebilir. Bu durumda rüya da  görülmeyebilir. Ancak ilaç almadan uyuyan bir insan mutlaka rüya görür. Rüyalar  renkli ya da siyah beyaz olabilir. İnsanların çoğu, siyah beyaz rüya  gördüklerini söylemektedirler. Yapılan araştırmalara göre kadınlar erkeklere  göre daha renkli rüyalar görmektedirler.</p>
<p>Rüyalar, genel olarak üçe ayrılmaktadırlar. Kafası yorgun, devamlı bir konuyla  ilgilenen kimse uyuduğunda rüyasında karmakarışık şeyler görebilir. Veya bu  insan ilgilendiği, önem verdiği konuyu da görebilir.</p>
<p>Bu tür rüyalar yorumlanmazlar. Örneğin, televizyonda veya başka bir yerde  heyecanlı bir sinema izleyen kişi rüyasında aynı şeyleri görebilir. Bu durum  sadece etkisinde kalmaktır. Yani gerçek rüya değildir.</p>
<p>İkinci tür kabus veya karabasan denilen rüyadır. Bunlar genellikle iyi başlar.  Uyuyan kimse hoş bir olay vb. ile ilgilendiğini görür ve sonra bu rüya birden  korkutucu bir hal almaya başlar. Güzel görüntü değişerek insana dehşet verir.  Kabusların açıklamasını sinir doktorları ve psikanalistler yapmaktadırlar. Yani  bu tür rüyalar yorumlanmazlar. Kabusları, rüyada bir kez görülen korkutucu  sahnelerle karıştırmamak lazımdır. Karabasan gören insan korkar. Bir ara rüyada  olduğunu hissederek uyanmak ister. Bunu başaramaz. Ama uyandığını sanır ve bu  sırada kabus devam eder. Her insan ömründe birkaç kez kabus görebilir. Fakat sık  sık karabasan görenlerin bazı olaylar, rahatsızlık vb. yüzünden sinirleri  sarsılmış olabilir. Bu kimselerin doktorlarıyla konuşmaları faydalı olabilir.</p>
<p>Üçüncü tür rüya olduğu gibi çıkandır. Böyle rüyalar çok değerlidir. Genellikle sezgisi güçlü olanlar, medyumlar hemen çıkan  rüyalar görürler. Örneğin insan rüyasında yıllardır rastlamadığı ahbabını  görebilir. Onunla konuşabilir. Bu rüyadan kısa bir süre sonra o ahbabı karşısına  çıkabilir. Buna “Gerçek Rüya” adı verilir. Böyle rüyalar görenler, dikkatli  davranmalıdırlar. Gördükleri şeyleri iyi değerlendirmelidirler.</p>
<p>Dördüncü tür, en sık rastlanılanıdır. Yani uyuyan kimse rüyasında türlü şey  görür. Sabah uyandığında da bunlardan bazılarını anımsar. İşte bunlar  yorumlanabilir. Rüya tabiri denilen şey, dördüncü tür için gereklidir daha çok.  Sabah uyanıldığında akılda kalan ve hatta insanı epey da etkilemiş olan rüyaları  yorumlamalıdır. Yorum yaparken karamsar olmamalıdır. Her zaman iyiye yorum  yapılmalıdır. Bazı rüyalar iyi sayılmazlar. Buna da üzülmemek gerekir. Çünkü  rüya, insanın kendisini koruması için gereken bir uyarıda olabilir.</p>
<p>Beşinci tür rüya ise rüya içinde görülen rüyadır. Genellikle insan rüyasında  gördüğü rüyayı da yorumlar. Bu tür rüyalara da çok dikkat etmek gerekir. Çünkü  böyle rüyalarda yapılan yorumun gerçekleşme oranı çok yüksektir.</p>
<p>Altıncı tür rüyaların en ilginç sayılanıdır. Bu tekrarlanan rüyadır. İnsan, aynı  rüyayı sık sık görür. Örneğin rüyasında daima aynı eve girdiğini, aynı sokakta  durduğunu,vb. görebilir. Oysa kendisi ne o evi, nede sokağı bilmektedir. Fakat  rüyada o ev, sokak, vb hiçte yabancı değildir. Veya insan devamlı olarak aynı  olayı yaşayabilir. Bazı kimseler Hint Felsefesine ve Karma’ya inanmaktadırlar.  Karma, insan bedeninin bir çok kez bedenlenmesidir. Yani insan öldükten sonra  kısa süre sonra başka bedenle yine dünyaya gelmektedir. Karma’ya inananlar, bu  tür rüyaların insanın eski yaşamıyla ilgili olduğunu ileri sürmektedirler. İnsan  devamlı görmüş olduğu evde oturmuş olabilir. Oysa rüya yorumu yapanlar bunu  kabul etmemektedirler. Böyle yinelenen rüyadaki şeylere dikkat etmek gerekir. Bu  sayede insan bir süre sonra neyle karşılaşacağını anlayabilir.</p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/408/araba.htm"><strong>rüyada araba görmek</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/803/bebek_canli.htm"><strong>rüya bebek görmek</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/1719/deniz.htm"><strong>rüyada deniz görmek</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/4134/kopek.htm"><strong>rüyada köpek görmek</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/1821/dis.htm"><strong>rüyada diş görmek</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruya_nedir.asp"><strong>rüya denir?</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/uyku_uyku.asp"><strong>uyku nedir?p</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruya_buluslar.asp"><strong>rüya ve buluşlar</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruya_islamiyet.asp"><strong>rüya ve islam</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruya_bilinc.asp"><strong>bilinçaltı ve rüya</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/3394/kab.htm"><strong>rüyada kap görmek</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/5371/pala.htm"><strong>rüyada pala görmek</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/uye/uye_sifre_hatirlatma.asp"><strong>sistem üyelikleri</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/uye/bilgi_yardim.asp"><strong>yardım</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/uye/bilgi_kimiz.asp"><strong>biz kimiz</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/uye/bilgi_iletisim.asp"><strong>iletişim</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/2/abajur.htm"><strong>abajur</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/23/ac_gozlu.htm"><strong>aç gözlü</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/15/abide.htm"><strong>abide</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/29/acemi.htm"><strong>acemi</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruya_bilinc.asp"><strong>bilinçaltı ve rüya</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/29/acemi.htm"><strong>acemi</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/5003/nar.htm"><strong>rüyada nar görmek</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/4398/lavta.htm"><strong>rüyada lavata görmek</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/2671/hakem.htm"><strong>rüyada hakem görmek</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/79/adet_gormek.htm"><strong>adet görmek</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/77/adem_peygamber.htm"><strong>adem peygamber</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/1582/dag.htm"><strong>dantel</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/1625/dantel.htm"><strong>dantel</strong></a></p>
<p><a href="http://www.ruyatabirleri.gen.tr/ruyatabirleri/yorum/1633/darbe.htm"><strong>darbe</strong></a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[(05.07.2008) Ergenekon Çetesi, Gladyo ve Küresel Emperyalizmin yeni düşmanları]]></title>
<link>http://misawatruth.wordpress.com/?p=145</link>
<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 21:27:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>misawatruth</dc:creator>
<guid>http://misawatruth.wordpress.com/?p=145</guid>
<description><![CDATA[Ergenekon Çetesi, Gladyo ve 
Küresel Emperyalizmin yeni düşmanları




Türkiye´yi bugünlerde]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><strong><span style="font-size:16pt;">Ergenekon Çetesi, Gladyo ve </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><strong><span style="font-size:16pt;">Küresel Emperyalizmin yeni düşmanları</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;line-height:normal;"><strong></strong></p>
<p style="text-align:left;">Türkiye´yi bugünlerde çalkalayan, toplumu yine ikiye ayıran Ergenekon Soruşturmasını iyi analiz etmek gerekiyor. Yani devlet iktidarını kontrol altına almayı hedefleyen bu çete neyin nesidir?</p>
<p style="text-align:left;">Ergenekon yeni bir mesele değildir. Yıllardır Türkiye´de var olan, az sayıda insanın haberdar olduğu bir meseledir. Hatta önceleri Alparslan Türkeş ve Abdullah Çatlı´nın bile ismi geçtiği yapılanmayı anlamak için Soğuk Savaş zamanlarına geri dönmek gerekiyor.</p>
<p style="text-align:left;">
<p style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><!--more--></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;">
<p style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;">1950li yıllarda NATO, CİA ve Mİ6 “Gladyo“ isminde bir gizli örgüt kurarlar ve yaklaşık 40 sene Yunanistan, Türkiye ve Batıavrupa ülkerinde faaliyetler gösterirler. Bu örgütün elemanları genellikle toplumu kışkırtmak için çeşitli faaliyetler düzenlerler ve etkili oldukları ülkede gerekirse rejimi çökertirler.</p>
<p>Soğuk Savaş zamanında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) özellikle Avrupa Ülkelerinde ajanlar yerleştirme çabasına girer. Asker içinde gizli örgütler kurulur. ABD`nin amaçları doğrultusunda sivil toplum kuruluşları, thing-thang´ler kurulur. Bu şekilde Amerika, CİA ayağı ile tüm dünyada solculara karşı bir akım eğitmiştir. Kontrol ettikleri devletlerin Rusya ile bağlantılarını kesebilmek için gizli çeteler harıl harıl çalıştırılmıştır. Bu yapılanmalar Gladyo yapılanmalarıdır.</p>
<p>Soğuk Savaş sona erdikten sonra, Avrupa ülkerinin birçoğunda Gladyo yapılanmaları çökertilmiştir. ABD ise kendi gücünü muhafaza edebilmek için yeni düşmanlar „yaratmak“ zorunda kaldı. Nitekim hiç bir devlet düşmansız ayakta duramaz. Düşmansız bir devlet gücünü kaybetmeye mahkumdur. Yok olmamak için, halkı rejime bağlamak, daha doğrusu rejimden bağımlı hale getirebilmek için, onu korkutmak gerekir. Korkutmak için düşman birebirdir. ABD´de Rusya´nın ekonomik, siyasi ve askeri gücünün yıkılmasıyla beraber, en büyük düşmanını kaybetmiş bulunuyordu. Yeni bir düşman arayışına girmek zorundaydı. Bu arayış çabuk sonuçlandı: İslam.</p>
<p>İslamı tüm dünyaya öcü olarak göstermek için 90lı yıllarda düğmeye basıldı. CİA maaşlı Samuel Huntington zaten başlangıcı yapmıştı. Ardından bir çok karanlık „aydın“ işini başarıyla yerine getirdi. Bazı devletlerde özel olarak müslüman görünümlü „radikal dinci grupları“ kuruldu ve eğitildi. Bin Ladin ve ekibi dahi Soğuk Savaş´ta ABD´nin can yoldaşı değil miydi?</p>
<p>Türkiye hariç tüm müslüman ülker bu şekilde hem öcü haline getirildi, hemde sonunda ABD´nin kukla devletleri haline geldiler… yine Türkiye hariç…</p>
<p>Peki neden Türkiye hariç?</p>
<p>Memleketimizi çok sevdiklerinden mi?</p>
<p>Yoksa çayına, suyuna, simitine, çayırına bayıldıklarından mı?</p>
<p>Elbetteki değil. Gerçek neden, Türkiye´nin sosyo-kültürel şartları yukarıda belirtilen „oynamalara“ müsait olmadığı için. Bu nedenle Türkiye için özel bir proje hazırlandı: Gladyo Projesi. Eski bir CİA yetkilisinin CNN´de yaptığı bir açıklamaya göre, Soğuk Savaş döneminde Rusya´da Amerika´nın üç bin tane ajanı varmış. Sovyetler dağılınca bunların hepsi Türkiye´ye gönderilmiş.</p>
<p>İşte „Kenan Evren Darbesi“nden sonra tohumları atılan Ergenekon çetesi, Gladyo´dan başka birşey değildir. Ergenekon, Gladyo´nun Türkiye ayağıdır.</p>
<p>Başörtü, Türban, Şeriat, Kemalizm, İrtica, Laiklik, Kürtçülük ve Ilımlı İslam terimleriyle Türkiye´yi 20 senedir yıpratan Küresel Emperyalistler, önce Gladyo´yu Türkiye´ye yerleştirdirler ve eğittiler. Şimdide son darbeyi vurabilmek için, birileri kendi örgütlerini deşifre etmeye başladılar.</p>
<p>İki senedir Türkiye´nın altını üstüne getiren Gladyo yapılanmasının hasarına bir bakalım: Şemdili olayları, bayrak yakmalar, papaz cinayeti, danıştay cinayeti, misyonerlerin yayın evi baskını, imam cinayeti, Hrant Dink cinayeti, Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle yaratılan kaos vs. vs.</p>
<p>Peki Ergenekon´un tam bu zamanda deşifre edilmesin gerekçeleri nedir? Bunu açıklamak şuan zor… çünkü ortada henüz yanıtlanmamış önemli sorular var:</p>
<p>1. Bu iş kimin işine yarıyor? Yani Mahir Kaynak vari sormak gerekir. Sebep-Sonuç ilişkisine bakmak gerekiyor. Kimin işine yaradığı henüz pek berrak görünmüyor, fakat kimlerin işine yaramadığı açık ve net ortada:</p>
<p>Öncelikle Tayyip Erdoğan´a hiç yaramıyor. Çünkü bu soruşturma üzerinden ilk başta Başbakan Erdoğan yıpratılıyor. Buda açıkca, bazı medya örgütlerinin belirttiği gibi, „AKP´nin hesaplaşması“ olmadığını ispatlıyor.</p>
<p>İkinci olarak Türk halkı yıpratılıyor. Yukarıda saydığım olaylardan dolayı zaten yıpranmış olan halk, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve AKP davasıyla adeta ortadan yarıldı ve 80li yılların sağ-sol çatışmasında olduğu gibi, dindar-laik bölünmesi gerçekleştirilmek istenildi. Ergenekon soruşturması ve bu soruşturmayla ilgili göz altına alınan tanınmış şahsiyetler yüzünden, bu soruşturma adeta “AKP´nin geri vuruşu” gibi gösterildiği için, bölünmeye bir adım daha atılmıştır. Böylece muhtemel bir darbeye yol açılmış olacaktır.</p>
<p>Üçüncüsü, gittikçe AB´ye yaklaşan Türkiye´yi o yoldan, hatta o düşünceden uzaklaştırmak. Türkiye´nin AB´ye girmesinden en çok rahatsız olan kesim, nitekim ulusalcılar ve bizzat ABD´dir.</p>
<p>Demek ki, bu işten en çok faydalananlar, Türk halkını kutuplaştırmak ve AB´den ayırmak isteyenlerdir.</p>
<p>2. Taraf Gazetesine bu bilgileri kim sızdırıyor? Savcı mi bilgileri sızdırıyor? Daha yeni kurulmuş bir gazete bu bilgileri nereden alıyor? Dahada önemlisi: karşılık olarak ne veriliyor?</p>
<p>3. İddianamesi bile ortada olmayan bir soruşturma yüzünden onlarca insan göz altına alındı. Buda açıklanabilinecek bir durum değildir ve demokrasiyle örtüşmez. Acaba hakikaten bu insanların hepsinin Ergenekon çetesiyle irtibatları var mı? Eğer yoksa ve olmadıkları ortaya çıkarsa, yine en büyük darbeyi AKP yiyecek. Çünkü gözaltına alınan isimlerin tamamı AKP karşıtı şahışlar.</p>
<p>Başa dönelim….</p>
<p>Orta doğuda cirit atan küresel emperyalistler, ABD ve yandaşları Türkiye için hazırladıkları projenin sonuna mi geldiler? Neo-Con yapılanması Türkiye için son kozlarını mı oynuyor? Yoksa neden, kendi elleriyle kurdukları Ergenekon çetesini deşifre ediyorlar.</p>
<p>Ergenekon çetesi Gladyo türü yapılanma olduğuna göre, Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un, İstanbul'da Fenerbahçe Orduevi'ndeki ofisinde bulunan “Darbe eylem planı”da hiç şaşırtıcı değil. Bu eylem planında geçen hedeflere sıra sıra göz atalım:</p>
<p>1. Ekonominin kötüye gittiğini gösteren anketler yapılacak<br />
2. Anketler Medya üzerinden kamuoyuna duyurulacak.<br />
3. Temmuz ayında siyasi cinayetler işlenecek.<br />
4. Cineyetleri eski JİTEM elemanlarından oluşturulan 30 kişilik özel bir örgüt işleyecek.<br />
5. Yargı yıpratılacak.<br />
6. 6 Temmuz´da tam 20 ilde ulusalcılar „Yargıya Sahip Çık“ mitingleri düzenleyecekler.<br />
7. Mitinglerde polisle çatışmalar olacak.<br />
8. Darbe yapılacak.<br />
9. Şahsi kasasından 3 Milyon Euro çıkan Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün parti kuracak ve Başbakan olacak</p>
<p>Ayrıca kimin cumhurbaşkanı olacağıda açıkca belirtilmesi, son derece şaşırtıcı.</p>
<p>Yasal dışı, şiddet içerikli, gerekirse silahlı ve bombalı, ahlaksız ve sinsice eylemlerle bu milleti yıpratan Ergenekon çetesinin üzerine gidilmeli. “Darbe eylem planı” hazırlayan bu terör örgütü çökertilmeli…. fakat hakiki faillerde ortaya çıkarılmalı.</p>
<p>Darısı diğer dış uyruklu derin çetelere ....</p>
<p style="text-align:left;">Cemil Şahinöz</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"> </p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bişr-i Hafî Hazretleri]]></title>
<link>http://incidefteri.wordpress.com/?p=275</link>
<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 14:02:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>incidefteri</dc:creator>
<guid>http://incidefteri.wordpress.com/?p=275</guid>
<description><![CDATA[Nefeslerin buhar olup savrulduğu ilik donduran bir kış günü. Gün doğalı çok olmuştur ama g]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:x-small;color:#339966;font-family:Verdana;"><img class="alignright" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/25/Bismillah.JPG/250px-Bismillah.JPG" alt="" />Nefeslerin buhar olup savrulduğu ilik donduran bir kış günü. Gün doğalı çok olmuştur ama genç adam yeni yeni doğrulur. Gözlerinde bir ağırlık vardır, şakakları zonklar. Hep öyle olur, eğlence ile geçen gecenin sabahı mahmurluk basar ve kulakları uğuldar. Karnı tok, sırtı pektir ama huzursuzdur. O sıra kapı çalınır. Hizmetçi koşup açar. Soğuk hava içeri girer köşeleri dolanır. Kapıdaki adam kadife yumuşaklığında bir sesle sorar ama duvarlar yankı yapar:<br />
-Bu ev kimin?<br />
-Merv reislerinden Haris Abdurrahman’ın.<br />
-Kendileri yoklar mı?<br />
-Yok ama oğlu var.<br />
-Bişr mi?<br />
-Evet.<br />
-Peki o hür müdür, kul mudur?<br />
-Elbette hürdür.<br />
-Hür olduğu belli, çünkü kul gibi yaşamıyor.<br />
-Anlayamadım?<br />
-Sen bu kadarını söyle, o anlar.<br />
Bişr fırlar ama meçhul ihtiyar yok olmuştur. Acaba adı menkıbelerde geçen Hızır aleyhisselam o mudur?<br />
Genç adam tutulur kalır. Bir an oyun ve eğlence ile geçen gecelerinden iğrenir. Kendine yeni bir istikamet çizecektir ancaaak.<br />
Ancak çevresi onu, ona bırakmaz. Öyle ya hem böylesine zengin hem bu kadar cömert arkadaş kolay bulunmaz. “Yoldaşını bırakmak delikanlılığa sığmaz” der, eteğine yapışırlar. Koluna girer, meyhanelere sürüklerler. Yine o mâlum geceler, defler, kadehler, dümbelekler...<br />
Ama Bişr eski Bişr değildir. Ayakları işrethaneleri dolaşsa da gönlü hakikatleri arar.<br />
Bir gece ama şakır şakır yağmur yağan bir gece evine dönmektedir. Çamur içindeki bir kâğıt dikkatini çeker. Üzerinde besmeleyi görünce yerden alır. Çamurlarını siler, öper, koklar. Eve gelince gül yağları ile siler duvara asar. O gece Merv âlimleri rüyalarında Bişr’i görürler ki onların bile özlediği manevi ikramlar içindedir.</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;color:#0000ff;font-family:Verdana;"><a href="http://incidefteri.wordpress.com/2008/07/02/bisr-i-hafi-hazretleri/#more-275">Devamı için tıklayın&#62;&#62;&#62;</a></span></p>
<p><span style="color:#339966;"><span style="font-size:x-small;color:#339966;font-family:Verdana;"><!--more--><br />
Rabbinden haber var<br />
Ulema Bişri arar, sorar, mâlum yerlerde bulurlar. Onu dışarı çıkarırlar. Rengi sapsarıdır. Korkuyla sorar.<br />
-Siz burada... Hayrola?<br />
-Sana Rabbimizden haber var.<br />
-Biliyorum, bana çok kızıyor.<br />
-Aksine seni çok seviyor.<br />
-Ama nasıl olur?<br />
-Sen dün gece çamurdan bir kâğıt buldun mu?<br />
-Buldum.<br />
-Yerden aldın mı?<br />
-Aldım.<br />
-Öpüp kokladın mı.<br />
-Kokladım?<br />
-Güzel kokular sürüp duvara astın mı?<br />
-Astım.<br />
-İşte Allahü teâlâ da ismini temizlediğin gibi seni temizledi ve o kâğıda hürmet ettiğin için adını aziz kıldı.<br />
Bişr son kez meyhaneye girer, arkadaşlarıyla vedalaşır. O anı hatırlamak için hayatı boyunca yalınayak dolanır çünkü tevbe ettiğinde ayakları çıplaktır. İşte bu yüzden adı “Hafi” (yalınayaklı) kalır.<br />
Nereden nereye<br />
O günden sonra ilim peşinde koşar. Önce dayısının medresesinde okur. Sonra Mekke, Kûfe, Basra ve Şam’a gider.<br />
Çok alim tanır, çok kitap okur, ilim meclislerine katılır, ezber yapar, notlar tutar. Nitekim Bağdat’a gelir. Fudayl bin İyad, Muafa bin İmran ve İmam-ı Malik ile birlikte bulunur. Maruf-i Kerhi Hazretleri ile dost ve sırdaş olur. Nurlu dergâhına birçok genç gelir gider ki Sırriy-i Sekati bunlardan biridir. Ahmed bin Hanbel, Bişr-i Hafi Hazretlerine karşı çok hürmetkârdır. Talebeleri sorarlar:<br />
-Efendim hadiste eşiniz benzeriniz yok, fıkıhta müctehidsiniz. Bişr gibi bir dervişin kapısında ne arıyorsunuz?<br />
-Evet hadis ve fıkhı ondan iyi bilirim ama o kalp ilimlerinde hepimizden iyidir.<br />
Birgün askerler bir mahkûmu meydana çıkarırlar. Suçu ağır olmalıdır. O kadar çok kırbaç vururlar ki derileri yarılır. Etlerinden sızım sızım kan sızar. Lâkin genç bir kere bile sesini çıkarmaz. Muhafızlar kan ter içinde kalır, nefeslenmek için dururlar. Bişr gence sokulup sorar:<br />
-Biliyor musun tahammülüne hayran kaldım.<br />
-Nasıl ağlayıp bağırabilirim ki. Kalabalığın içinde sevdiğim kız var ve şu an beni görüyor.<br />
-İyi ama Allah-ü teâlâ seni her an görüyor. Onun edebini gözetmeyi hiç düşünmedin mi?<br />
Genç öyle bir “Allah” der ki kendinden geçer. Yüzlerce kırbaca direnen vücut bu aşka tâkat getiremez. Muhafızlar yanına koştuğunda çoktan can vermiştir.<br />
Hoca hekim olunca<br />
Bişr-i Hafi her hadiseden hikmet alır. Mesela Abadan civarlarında bir saralı görür ki, toprağa düşmüş çırpınmaktadır. Yanına varınca cüzzamlı ve kör olduğunu farkeder. Yaralarına üşüşen karıncalar etlerini koparmaktadırlar. Başını kucağına alıp su verir. Genç kendine gelince “sen de kimsin?” diye sızlanır, “hem Rabbimle arama niye girdin?”<br />
Aslında Bişr-i Hafi mükemmel bir tabibdir. Bitkileri ve baharatları çok iyi tanır ve onları ustalıkla kullanır. Otlardan köklerden mi yoksa dualarının bereketiyle mi bilinmez Allahü teâlâ onun hastalarına şifa dağıtır.<br />
Bir gün evine girerken tefekküre dalar. “Bağdat’ta bunca insan var. Kimi Yahudi, kimi Hıristiyan. Ben ne yaptım ki bu devlete kavuştum? Onlar neyi yapmadılar ki mahrum kaldılar?” Böyle düşünürken sabah ezanları okunmaya başlar ki o hâlâ eşiktedir.<br />
Bişr-i Hafi ölümüne doğru birisinden ödünç gömlek alır ve kendi gömleğini bir fakire bağışlar. Hasılı ardından bir gömlek bile bırakmaz. O Bağdat’a geldikten sonra hayvanlar yerleri kirletmezler çünkü mübareğin yalınayak dolaştığını bilirler. Bağdatlılar hayvanların eskiye döndüklerini farkedince “Eyvah” derler, “Bişr-i Hafi ölmüş olmalı”<br />
Bişr-i Hafi buyurdular ki<br />
* İki şeyden kaçın: “Çok yemekten ve çok konuşmaktan”<br />
* Dünyada aziz olmak isteyen diline sahip olsun. Şahitlik yapmasın, imam olmasın, ziyafetlere katılmasın.<br />
* Sabır Allah-ü teala’yı kullara şikayet etmemektir.<br />
* İnsanlar arasında tanınmak isteyen ahiretin tadını alamaz.<br />
* Şöhreti seven Allah’tan korkmaz.<br />
* Övülmekten hoşlanmak ahmaklıktır.<br />
* Sabır susmaktır. Konuşan, susandan daha fazla vera sahibi olamaz.<br />
* Kötü insanlarla arkadaşlık yapan iyi kimselere sui zan eder.<br />
* Dün öldü, yarın doğmadı, bugün can çekişiyor. Sen bu anı değerlendir.<br />
* Topal bir karınca düşünün. Bir buğday için saatlerce uğraşır, didinir, tam yuvasının ağzına getirir ki taneyi kuş kapar. Ölüm kuşu da böyledir. Kimse dünyadaki emeline kavuşamaz.</span><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bilirim....]]></title>
<link>http://islamisite.wordpress.com/?p=210</link>
<pubDate>Mon, 30 Jun 2008 17:51:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
<guid>http://islamisite.wordpress.com/?p=210</guid>
<description><![CDATA[        
Bilirim, Kuran’ı melekleri imrendirerek okumak istediğini. Bilirim onu sahabeler]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>        <img src="http://nurahasret.com/r/resimler/normal_asli_gul_nesli_gul0010.jpg" alt="" /></p>
<p><strong><span style="font-family:Arial;">Bilirim, Kuran’ı melekleri imrendirerek okumak istediğini. Bilirim onu sahabeler gibi harfiyen yaşamak istediğini.</p>
<p>Bilirim, her şey mutlu etmez seni ibadetlerin mutlu ettiği kadar. Bilirim, her gece yatağa yattığında “Rabbim, Seni daha güzel nasıl zikredebilirim, sana daha güzel nasıl kulluk edebilirim?” diye yanıp yakıldığını...</p>
<p>Bilirim, evim ilim koksun, çocuklarım güzel ahlâkla bezensin, birbirleriyle hayırda yarışsın istersin.</p>
<p>Bilirim, çok seversin aileni, akrabalarını, eşini dostunu. Bilirim, sevginin daha büyüyüp gürbüzleşmesi için sevilmek istersin az da olsa.</p>
<p>Bilirim; dostluğu, kardeşliği, yardımlaşmayı ve güzellikleri her şeye tercih edersin.. Bilirim, şu dünyada en büyük zenginliğin sevgi, muhabbet ve yardımlaşma olduğunu düşünürsün. Ararsın, sorarsın, ziyaretlerine gider, mutlu edersin sevdiklerini. Bilirim, bir gün de şu gıcırdayan tahta kapının açılıp dostlarının görünmesini ne çok istersin.</p>
<p>Bilirim, gittiğin her yerde, bulunduğun her mekânda âyetler ve hadisler gündem konumuz olsun, hoş hayırlı sohbetler yapılsın; kırgınlıklar, üzüntüler bulunmasın, istersin. Bazen de doğruyu söylemek pahasına dokuz ortamdan kovulmayı göze alırsın. Hak çiğnenirken susanın dilsiz şeytan olduğunu bildiğin için, hiçbir zaman yaptıklarına ve söylediklerine pişman olmadığını bilirim.</p>
<p>Bilirim, insanları çok sever, ilişkilerinde saygılı ve rakik olmaya özen gösterirsin. Midelerinden önce gönüllerini ve ruhlarını doyurmayı yeğlersin. Herkesin ayrı bir dünyası olduğunu kabul eder, onların bam tellerine göre hitap edersin. Ama bilirim, görüştüğün kimselerden de özellikle incelik ve yeterince saygı beklersin.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Arial;"><!--more--><br />
Bilirim, hayat zordur, imtihanlar çetindir. Mevlâ’m böyle takdir etmiş der, boyun bükersin. Ama bilirim, gönülden istersin, içlerinden birinin çıkıp sımsıcak elleriyle başını sıvazlayıp “Anlıyoruz, yükün ağır, haydi kolay gelsin!” demesini.<br />
 <br />
Bilirim, özlersin sevdiğini. Bilirim, her gece rüyalarında vuslat görür, âh edersin. Bir an önce kavuşmak, ağır yüklerini omuzlarından koyuvermek istersin. Ama bilirim, her defasında dönüp arkaya baktığında seni de özleyenlerin olup sana ihtiyacı olduklarını.</p>
<p>Bilirim, istersin, her gün eve gelişinde sıcacık tebessümlü, sorgulamayan yüzler beklesin seni. Hoş geldin diyerek unuttursun işlerin gerginliğini. Bilirim, istersin sıcak bir bûseyle gönlünü ve ruhunu dinlendirmesini, bütün yorgunluklarını almasını. Ama bilirim, bazen onların sorunlarının seninkileri bastırdığını ve gün boyunca gerilen, yorulan sinirlerini biraz daha sıkman gerektiğini. Ama yine bilirim, senin şunun da bilincinde olduğunu: “Büyük taşlar zirvelerden düşer, zor sorular çalışkan öğrencilere sorulur.”</p>
<p>Bilirim, bu renkli ve çekici dünyanın seni fazla kandıramadığını. Bilirim, dünyada bir yolcu gibi yaşamaya özen gösterdiğini; bilirim, ev ve eşyaların lüks oluşunun seni mutlu etmediğini. Ama bilirim bir kararınla yakınlarının düşüncelerinin seni nasıl incittiğini.</p>
<p>Bilirim, istersin, zaman zaman tamamen yalnız kalıp bütün her şeyi oluruna bırakıvermeyi, bazen yorulup insanlardan ve olaylardan kaçmak istediğini. Ama bilirim ki Efendisinin sünnetini izleyen savaşçı şu hadisi şerifi de iyi bilir: “İnsanların arasına girip onlara yol gösteren, onların ezalarına sabreden mümin, insanların arasına girmeyip yalnız kalandan daha hayırlıdır.”</p>
<p>Çok daha iyi bilirim ki, bu yaralar, bu sancılar, bu yükler yalnızca sende değil. Bu, müminlerin Âdem (as)’dan beri süregelen imtihanıdır. Şu bir gerçektir ki bizim Mevlâ’mız çok zengindir, çok acıyandır. Bütün insanların duasını kabul edip bol bol verse bile hazinesinden bir toplu iğne başı kadar bile eksilmez. Ama bilmeliyiz ki, Rabbimizin her takdir ettiğinde muhakkak bir hikmet vardır.</p>
<p></span></strong>Seher Aydın</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İlimsiz Amelin Sonu]]></title>
<link>http://tarihikayeler.wordpress.com/?p=23</link>
<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 11:46:34 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://tarihikayeler.wordpress.com/?p=23</guid>
<description><![CDATA[Bersisa isminde bir zat, inzivaya çekilmiş, gece-gündüz vakti Allah&#8217;a ibadetle geçer ve h]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:medium;"><strong>Bersisa isminde bir zat, inzivaya çekilmiş, gece-gündüz vakti Allah'a ibadetle geçer ve hiçbir kötülükte bulunmazdı. Bu zatı şeytan kandırmak için türlü hilelere başvurdu. Fakat bir türlü kandıramadı. En sonunda şeytan işin kolayını bulmuştu. Çünkü Şeyh Bersisa, amil, züht ü takva sahibi bir zattı ama, alim değildi. Yani ilm-i zahiri yoktu. Ondan dolayı onu kandırmak kolay olacaktı.<br />
Planını şöyle tatbik etti:</strong></span><!--more--><br />
<span style="font-size:medium;"><strong> Şeytan, sırtında cübbesi, elinde asası, başında sarığı, elinde tesbihi olduğu halde bembeyaz sakalıyla Şeyh Bersisa'nın ibadet ettiği yere varıp kapısını çaldı. Şeyh Bersisa kapıyı açtıktan sonra, kim olup, nereden geldiğini ve niçin geldiğini sordu.<br />
Şeytan ona şu, cevabı verdi:<br />
- Ben dünya nimetlerinden uzak, ömrünü Allah'a ibadetle geçirmek isteyen bir kimseyim. Bir Allah dostu bulup kendime arkadaş edinmek için çok yer dolaştım, fakat sizden başka bir kimseye rastlamadım. Memleketine yaklaştığımda, sizin isminizi duydum. Sizin de bütün gayretiniz Allah'ın rızasını kazanmak olduğuna göre, beni de kabul buyur da, beraber ibadete devam edelim, dedi.<br />
Şeyh Bersisa, onun şeytan olduğunu ve kendisinin ayağını kaydırmak için geldiğini nereden bilecekti. Arkadaşlığı kabul etti… Beraber ibadete başladılar. Aradan zaman geçiyor, Şeyh Bersisa ibadet ediyor, yiyor içiyor ve diğer insanlar gibi yaşıyor, lakin Şeytan Allah'a öyle ibadet eder gözüküyor ki yemiyor - içmiyor, yatıp uyumuyor ve bütün zamanını ibadet ederek geçiriyordu.<br />
Şeyh Bersisa, yeni dostuna hayran kalmıştı. Aradan- çok zaman geçmeden dayanamayarak:<br />
- Ey Allah'ın salih kulu, sen bu mertebeye nasıl yetiştin. Ben senelerden beri ibadet ederim, yiyip içmekten kurtulamadım. Sense bütün zamanını ibadete ayırabiliyorsun. Ne olur, bunun sırrını bana da öğret de, ben de senin gibi olayım, dedi.<br />
Şeytanın istediği doğmuştu…<br />
- Bunun kolayı var! Evvela bir büyük günah işleyecek, sonra da -ona samimiyetle tövbe edeceksin. Büyük bir günah işlemiş olduğundan Allah'tan daha fazla korkmaya başlayacak ve böylece de benim gibi, sen de her türlü insani kötü hasletlerden kurtulmuş olacaksın, dedi.<br />
Şeyh, mesela ne gibi bir günah işlemesi lazım geldiğini sordu. Şeytan, artık bayram ediyordu. Çünkü avını kandırmıştı.<br />
- Zina edebilirsin, dedi. Şeyh:<br />
- Yapamam, dedi.<br />
Bu sefer Şeytan:<br />
- Adam öldür! dedi.<br />
Bersisa, yine:<br />
- Onu da yapamam, dedi.<br />
Şeytan:<br />
- İçki içersin, dedi…<br />
Bersisa, düşündü taşındı, onu biraz hafif görmüştü:<br />
- O olur, yapabilirim, dedi.<br />
Şeytan artık sevincinden havalarda uçuyordu. Bersisa doğru kasabadaki meyhanelerden birine gidip bir miktar içki istedi, içkiyi sunan saki kadındı, içtikçe içti ve sonunda sarhoş olup kadına zina etmeyi düşünmeye başladı. Şeytan tabii ki boş durmuyor, adamın gözüne gözükmeden nefs yoluyla durma, böyle fırsat ele geçmez, hemen bu kadınla münasebet kur, diyordu.<br />
Bersisa, tamamen sarhoş olduktan sonra, meyhaneci kadınla orada zina etti. Bu onun için çok kötü bir şeydi… Duyulursa ne derlerdi. En iyisi o kadını öldürüp gömmekti ve öyle yaptı. Kadını öldürüp meyhanenin arkasında bir yere gömdü. Fakat hadise duyulmakta ve yayılmakta gecikmedi. Bersisa'yı yakalayıp mahkemeye çıkardılar. Katil olduğu için kısasa kısas, ölümüne hükm olundu.<br />
Bersisa idam sehpasına çıkmış, artık ip boğazına geçirildikten sonra onu kurtaracak hiçbir kimse yoktu. Şeytan karşıda görüldü.<br />
- Bu hal nedir ey dostum, dedi. Bersisa:<br />
- Görüyorsun ey Allah'ın sevgili kulu beni kurtar, diye yalvarmaya başladı. Şeytan:<br />
- Bir şartla seni kurtarırım. O da bana secde edeceksin, dedi. Bersisa:<br />
- Görüyorsun ip boğazıma geçirilmiş nasıl secde edebilirim, deyince de:<br />
- İşaretle secde edebilirsin, dedi.<br />
Bersisa başıyla işaret ederek secde etti ve sandalye ayağının altından çekilince imansız olarak göçüp gitti.<br />
İlimsiz amelin, insanı nereye kadar götüreceğine güzel bir misal değil mi?</strong></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Allah'ın Rasulü buyurdu ki...]]></title>
<link>http://islamisite.wordpress.com/?p=163</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 05:54:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
<guid>http://islamisite.wordpress.com/?p=163</guid>
<description><![CDATA[                  
Allah&#8217;ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)buyurdu ki.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>                  <img src="http://img82.imageshack.us/img82/1111/ayet4rk.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)buyurdu ki..<br />
-Miraç gecesinde ateşten makaslarla dudakları doğrayan bir topluluk gördüm..Beraberimde ki Cibril'e sordum..<br />
-bunlar kimlerdır Ya Cibril..?<br />
Şu cevabı verdi..<br />
-Bunlar insanları Allah'ın rızasına erdirecek amellere,iyiye,güzele,ve doğruya çağıran,fakat kendi nefislerini çağırmayı unutan,yapmadıklarını söyleyen,Allah'ın Kitabı Kur'an-i okuyup da Onunla amel etmeyen alimler,vaizler,hatiplerdır..</strong><br />
<strong>YA RABBİM !<br />
Gideceğim başka kapı yok..Yine Sana geldim Allah'm !<br />
Bize Resulüllah'ın yaşadığı gibi islamiyeti yaşamayı nasıp et !<br />
Bizlere razin olacağın ameller işlememiz için yardım et !<br />
Sana layık kul, Resulune layık ümmet et !<br />
İlmimizle amel edecek ilim ve güç ver !<br />
Bizleri azıp sapmışların,şaşırmışların,islami söylediği halde yaşamayanların yoluna değil,<br />
Hidayette olanların,Razi olduğun kullarının arasına kat...</strong></p>
<p><strong></p>
<div id="post_message_268">ALLAH'ım !<br />
Efsaneye göre,Anka kuşu,kendi ateşiyle yanıyor,kül oluyor...<br />
Sonra küllerinden yeniden diriliyormuş...<br />
Tıpkı ,güz geldiğinde,Kuruyan ağaçların bahar'da yeşermesi gibi...<br />
Ya da,Karanlık çöken gökyüzünün,Seherde,ufukta ince bir cizgi halinde ki ışıkla aydınlatması gibi...</p>
<p>EY karanlıktan aydınlığa çıkaran !Kuruyan gönülleri yeşerden,ve AŞKI'yla yanan kül olan kullarını kavuşma günü ,yeniden dirilten ALLAH'ım !<br />
Bizi karanlıktan aydınlığa eriştir...<br />
Bizi ölümden,ebediyete ulaştır...<br />
Güller hep ellerimizde açsın,dikenleri batmasın...<br />
Mutluluk hep yanımızda olsun,EN SEVGİLİDEN ayırmasın...<br />
EY ALLAH'ım !Bizi belalara düçar etme..<br />
Bizi belarlarla imtihan etme...Bizi Kendine Dost eyle Rabbim..!<br />
Tıpkı İbrahim'i dost edindiğin gibi...<br />
Bizi musibetlerden muhafaza eyle...<br />
Tıpkı Onu muhafaza eylendiğin gibi..AMİN...<!-- / message --><!-- sig --></div>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[(23.07.2007) Çocuğumu hangi okula göndereyim?]]></title>
<link>http://misawatruth.wordpress.com/?p=63</link>
<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 12:20:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>misawatruth</dc:creator>
<guid>http://misawatruth.wordpress.com/?p=63</guid>
<description><![CDATA[„Çocuğumu hangi okula göndereyim?“ 
 
Okul dönemi sona erdi. Tatil başladı. 4. sınıfı v]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><span style="font-size:16pt;font-family:&#34;">„Çocuğumu hangi okula göndereyim?“ </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><span style="font-size:16pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Okul dönemi sona erdi. Tatil başladı. 4. sınıfı veya 10.sınıfı bitiren öğrencilerin velileri yeni bir soru ile karşı karşıya, „Çocuğumu hangi okula göndereyim?“. Aslında bu soru her yıl eğitim döneminin sonunda tekrar sorulur. <strong>Soru değişmez, ancak veli ve öğrenci değişir.</strong> Bu önemli ve çocuğun geleceğini etkileyecek soruyu istatistiksel veriler ile analiz etmeye çalışalım. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Öncelikle 4. sınıftan sonra seçilen okul hangisi olur ise olsun, ileride çocuğun ilmi seviyesini belirleyecek. PİSA araştırmasının sonuçlarına göre Gymnasium´a giden öğrenciler en yüksek okuma seviyesine ulaşıyor. Bunun yanında Hauptschule´de öğretilen okuma ve ingilizce dili çok düsük bir seviyede. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Tabiki her veli çocuğunu en iyi okula göndermek ister. Kimse çocuğunun kötülüğünü istemez. Yinede realist olmak lazım. <strong>İdealist olup, realist düşündüğümüzde</strong> çocuğumuzun kabiliyetine göre en iyi okulu seçebiliriz. Yoksa utopik düşünceler ile kimse alim veya deha olamaz. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoListParagraph" style="text-align:justify;line-height:normal;margin:0 0 0.0001pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Okul seçimini yapmadan önce sizin için önemli olanları belirleyin. Önceliklerinizi belirleyin ve ona göre bir okul seçin. Çünkü bu çocuğunuz için son derece önemli bir seçim olacaktır. Çocuğunuzun ilgi alanlarını tesbit etmeye çalışın. Eğer 4. sınıftan sonra bir okul seçiyorsanız bu seçeneği </span><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">çocuğunuza bırakmayın. Çocuklar böyle bir kararı verebilecek olgunlukta olmadığı için bu sorumluluğu sizin üstlenmeniz gerekiyor.</span><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Sonrada öğrencinin seviyesini ve anlayış kabiliyetini ortaya koymak gerek. Eger çocuğun anlama kabiliyeti yüksek ve mantıksal düşünebiliyorsa büyük bir ihtimal Gymnasium´a gidebilir. Notları iyi fakat kendi başına çözüm yolları bulamıyor ise, Realschule en uygun okul olacaktır. Hauptschule´ye gelince. Eğer notlar kötü ise, öğrenci okula ilgisiz ise çocuğunuzu Gesamtschule´ye yollamakta fayda var. Her halihazır´da çocuğunuzu Hauptschule´ye göndermemeye bakın. Hautpschule yerine Gesamtschule´yi seçmeniz çocuğun geleceği icin etkili olacaktır. 10. sınıftan sonra çocuğunuzda kabiliyet ve istek görüyorsanız, Abitur yapması icin teşvik edin. En azından Fachabitur yapması iş ve ilmi kariyeri için cok faydalı olacaktır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Öğretmenlerin tavsiyesine gelince. <strong>Kesinlikle dinlememek gerek.</strong> Yapılan tüm sosyolojik araştırmaların sonucu, istisnasız aynı sonucu veriyor: Yabancı öğrenciler ve işci ailelerin öğrencileri dışlanıyor ve kalitesiz okullara gönderiliyor. PİSA tarafından araştırılan 35 ülke arasında Almanya „yabancılar ve işci çocuklarını dışlama“´da birinci sırada yerini alıyor. Bu konuyla ilgili bir örnek verelim: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Araştırmacılar bir makale hazırlıyorlar. Ve makaleyi Bielefeld´den alman öğretmenlere veriyorlar. Makaleyi, meşhur bir yazarın kabiliyetli oğlunun yazdığını söylüyorlar. Öğretmenlerin %16si makaleye en iyi notu (sehr gut) veriyor. %40 iki (gut) veriyor. Aynı makale başka bir öğretmen grubuna veriliyor ve bu sefer „içci ailenin yeteneksiz bir oğlu“nun yazdığı bildiriliyor. Bu sefer aynı makale sadece bir defa en iyi notu (sehr gut) alıyor ve sadece %7 iki (gut) notu veriliyor. Demek ki öğretmenler kendi kafalarında oluşturdukları öğrenci tipine uygun notlar veriyorlar. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Bielefeld Belediyesi için yaptığım araştırmadan bir kaç örnek daha: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-18pt;line-height:normal;margin:0 0 0.0001pt 39pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Symbol;">·<span style="font-family:&#34;font-style:normal;font-variant:normal;font-weight:normal;font-size:7pt;line-height:normal;"> </span></span><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">1995´den 2006´a kadar yüzlerce öğrenci sonradan Hauptschule, Realschule veyahut Gymnasium´a gönderilmiş. Bunlardan %94,88´i Hauptschule´ye gönderilmiş. %1,08i Realschule´ye gitmiş. %4,04´ü Gymnasium okuluna gitmis. Burada iki ihtimal var: Ya gerçekten yabancıların çocukları cahil, yada açıkca bir dışlama mekanizması işliyor. Uluslararası araştırmalar ikincisinin, yani dışlamanın, işlediğini ispatlıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:normal;margin:0 0 0.0001pt 39pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-18pt;line-height:normal;margin:0 0 0.0001pt 39pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Symbol;">·<span style="font-family:&#34;font-style:normal;font-variant:normal;font-weight:normal;font-size:7pt;line-height:normal;"> </span></span><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">4. sınıftan sonra karnesinı alan bir çok türk öğrencimiz „Almanca´sı yetmez“ diye düşük kaliteli okullara gönderiliyor. Halbuki kayıtları araştırdığımda çarpıcı sonuçlara vardım. Karne ortalaması 1,7 olan bir çok öğrencimiz dahi Realschule´ye yönlendirilmiş. Birçok velimiz öğretmen veya rektör ile konuşmaktan çekindiği için, çocuk maalesef hakettiği okula gidememiş. </span></p>
<p class="MsoListParagraph" style="line-height:normal;margin:0 0 0.0001pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoListParagraph" style="line-height:normal;margin:0 0 0.0001pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoListParagraph" style="text-align:justify;line-height:normal;margin:0 0 0.0001pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Bu veriler yukarıda ki veriyi teyit ediyor. Yabancı öğrenciler dışlanıyor. Bu nedenle çocuğunuzu eğer kabiliyetli ise yüksek bir okula göndermekten çekinmeyin. Bu hakkınızı kimse elinizden alamaz. </span></p>
<p class="MsoListParagraph" style="text-align:justify;line-height:normal;margin:0 0 0.0001pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoListParagraph" style="text-align:justify;line-height:normal;margin:0 0 0.0001pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Anadolu okurlarına hayırlı yaz tatilleri diliyorum. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Cemil Sahinöz (<a href="mailto:webmaster@misawa.de">webmaster@misawa.de</a>) </span></p>
<p><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Bielefeld Üniversitesi Sosyoloji Fakültesi</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[(10.02.2007) Entegrasyon mu, Asimilasyon mu? 3 - Asimilasyona karşı Eğitim]]></title>
<link>http://misawatruth.wordpress.com/?p=58</link>
<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 12:14:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>misawatruth</dc:creator>
<guid>http://misawatruth.wordpress.com/?p=58</guid>
<description><![CDATA[Entegrasyon mu, Asimilasyon mu? – 3 
Asimilasyona karşı Eğitim 
 
Son iki yazımızda “Entegr]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><span style="font-size:16pt;font-family:&#34;" lang="TR">Entegrasyon mu, Asimilasyon mu? – 3 </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><span style="font-size:16pt;font-family:&#34;" lang="TR">Asimilasyona karşı Eğitim </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="TR">Son iki yazımızda “Entegrasyon mu, Asimilasyon mu?” sorusunu sormuştuk. Son yazıdada özel olarak “Bielefeld´de Yabancılar” konusunu işlemiştik. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="TR"> İlk yazımızda ki sonucu hatırlayalım: Avrupa siyasetcileri “entegrasyon maskesi” altında, asimilasyon politikasını uyguladıklarını söylemiştik. Özellikle dilimizi ve dinimizi unutmamız için güdülen hesapları ortaya koymuştuk. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="TR">Peki son yazının sonucu neydi? Onuda hatırlayalım: Yabancıların büyük bir çoğunluğu en düşük eğitim veren Hauptschule´ye gittikleri ortaya çıkmıştı. İstatistikî verilere göre yabancılar arasında en sorunlu gençler bizim gençlerimiz olduğu gözüküyor. Çok az gencimizin üniversiteye gittiklerini geçen yazılarımızda konu etmiştik. Düşük eğitim söz konusu olunca, sonucuda ya az gelirli bir iş veyahut işsizlik oluyor elbette. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="TR">Bu iki sonuca birden bakarsak, karşımızda gelecek 10 senenin manzarası açık ve net gözüküyor. Siyasetciler asimilasyon meselesinde dahada ileriye gidecekler. Şu an ki neslimiz iyi bir eğitim almadığı için, hem ileride söz sahibi olamayacaklar, hemde asimilasyona ayak tutamayacaklar. Ve </span><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">nihayet Amerika´da ki afro-amerikan misali, türko-almanlar ortaya çıkacak. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="TR">Felaket dellalı olmak istemem, fakat realiteyi görüp, öz eleştiri yapmassak, ilerlememiz mümkün olmayacak. Maalesef “oyun salonlarında, barlarda ve diskolarda boy gösteren bu ikinci ve üçüncü nesil karışımı gençlerin ne dünya umurlarında, ne gelecekleri; ne Türkiye sevdaları var, ne milliyet; ne inançları önemli, ne değerler; ne de aile bağları”. Asıl problemde burada yatıyor zaten. “Bana devlet zaten bakıyor” anlayışıyla, işsizlik ve <strong>güya rahat, ama gerçekte sefil </strong>bir hayat sürmek isteyen genclerimizin ciddi bir şekilde “Yeniden dirilmeye” ihtiyacı var. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="IT">Yaşadığımız ülkede söz sahibi olmak istiyorsak, isteklerimizin yerine getirilmesini istiyorsak ve milletimize hizmet etmek istiyorsak eğitimli olmamız şart. En iyi okullara biz gitmeliyiz, en iyi diplomaları biz almalıyız. <strong>Hatta sınıfın en iyisi biz olmalıyız. </strong>Ve bunları asla para için değil, kendimizin ve vatandaşlarımızın refahı için yapmalıyız. İlme teşvik eden dinimiz gereğince bunu yapmak zorundayız. </span><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="IT"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="IT">Unutmayalım, <strong>hedeflerde mütevazilik olmaz</strong>. Her zaman en iyi olmaya çalışmalıyız. Olamassak bile, o yolda ölmüş oluruz. Neden Türklerin sadece 1,4% üniversite diploması alıyor? Bu oran o kadar düşük ki, üniversiteye giden Türklerin sayısını parmaklarınızla hesaplayabilirsiniz. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><strong><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="IT">Biz en iyisine layık olduğumuzu düşünüyorum. </span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="IT">Ve bunu gerçekleştirmek için herkesin seferberlik etmesi gerekiyor. İyi bir okula gidip, diploma almak ilk hedef olmalı. Bizim diğer insanlardan farkımız mı var? Neden bir Alman için üniversite kolay olsunda, bizim için zor olsun? Böyle bir şey mümkün mü? Olmadığına göre yapacağımız iş belli. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="IT">Asimile olmamak; topluma karışmamak ve toplumdan ayrılmak demek değil </span><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="TR">tabiî ki</span><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="IT">. Toplumdan izole olup gettolar oluşturalım demiyorum, fakat asimile olmaya direnmemiz gerekiyor. Kendi kültürümüzü, dinimizi, dilimizi, değerlerimizi ve haklarımızı savunabilecek hale gelmemiz gerekiyor. </span><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;">Gerekirse her bölgenin Alman Partilerinde en az bir Türk olmalı. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="TR">70li senelerde Alman siyasetcileri iş için Almanya´ya gelen vatandaşlarımıza “3. nesliniz bizim” diye haykırıyorlardı. Ne 3. nede tırnağımızı vermek istemiyorsak, yani </span><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="IT">asimilasyona karşı gelmek istiyorsak tek çare: EĞİTİM, EĞİTİM, EĞİTİM. Tek çözüm eğitim ve sosyo-kültürel seviyemizi yükseltmek. Evet, eski hal muhal, ya yeni hal, yaz izmihilal. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="IT"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;" lang="IT"> </span></p>
<p><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">Cemil Şahinöz</span></p>
<p><span style="font-size:11pt;">Yayınlandığı Gazete: Anadolu Şubat 2007</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[(10.01.2007) Entegrasyon mu, Asimilasyon mu? 2 - Bielefeld´de yabancılar]]></title>
<link>http://misawatruth.wordpress.com/?p=57</link>
<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 12:13:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>misawatruth</dc:creator>
<guid>http://misawatruth.wordpress.com/?p=57</guid>
<description><![CDATA[Bielefeld´de Yabancılar - Entegrasyon mu, Asimilasyon mu? 
 
Geçen sayımızda „Entegrasyon“ ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:16pt;line-height:115%;font-family:&#34;">Bielefeld´de Yabancılar - </span><span style="font-size:16pt;line-height:115%;font-family:&#34;" lang="TR">Entegras</span><span style="font-size:16pt;line-height:115%;font-family:&#34;">yon mu, Asimilasyon mu? </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">Geçen sayımızda „Entegrasyon“ ve „Asimilasyon“ kavramlarını ve Avrupada bu çerçevede yapılan uygulamaları ele almıştık. Şimdide özel olarak Bielefeld şehrini analiz edeceğiz. Bunun için Bielefeld Belediyesinin arşivlerinden aldığımız ve hesaplad</span><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;" lang="TR">ığımız </span><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">istatistiklere bakalım: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"> </span></p>
<table class="MsoTableGrid" style="border:medium none;border-collapse:collapse;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td style="border:1pt solid black;width:230.3pt;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">Nüfus </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:1pt 1pt 1pt medium solid solid solid none black black black 0;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">328629 </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 black black;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">Alman Vatandaşı </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 black black 0;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">%88,42 </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 black black;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">Yabancı Vatandaşlar </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 black black 0;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">%11,58 </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 black black;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">İşsiz sayısı </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 black black 0;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">22065 </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 black black;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">İşsiz olanların       arasında yabancıların oranı </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 black black 0;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">%25,6 </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 black black;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">Öğrenci Sayısı </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 black black 0;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">59044 </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 black black;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">Yabancı Öğrenciler </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 black black 0;padding:0 5.4pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">%15,11 </span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">Bielefeld´de 328629 insan yaşıyor. Bunların %11,58inin Alman vatandaşlığı yok. Şunuda belirtelim: Sonradan Almanya´ya gelen Ruslar Alman olarak kayıta geçtikleri için, onların sayısını tesbit etmek maalesef mümkün değil. Bielefeld´de en çok yabancı Bielefeld-Mitte (%17,1), Brackwede (%14,7) ve Schildesche´de (%11,9) yaşıyor. En az yabancı Jöllenbeck (%5,9) ve Dornberg (%5,4) bölgerinde oturuyor. Ayrıca 22065 işsiz var. Bu rakamda yabancıların oranı %25,6. Yani normal şartlar altında olması gerekenin iki katından daha fazla. 59044 öğrenciden %15,11i yabancı. Yabancı öğrencilerin dağılımı şöyle: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><!--[if mso &#38; !supportInlineShapes &#38; supportFields]&#62;<span><span></span><span> </span>SHAPE<span> </span>\* MERGEFORMAT <span></span></span>&#60;![endif]--> <span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"><!--[if gte vml 1]&#62;-->                                                                 </p>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">194</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">4779</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">38</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">814</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">3097</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">8922</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">0</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">1000</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">2000</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">3000</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">4000</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">5000</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">6000</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">7000</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">8000</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">9000</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">10000</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">&#304;talyan</span><span lang="TR"></span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Türk</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&#304;spanyo</span><span>l</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Yunan</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span>Di&#287;erleri</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<table cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<div>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Toplam</span></p>
</div>
</td>
</tr>
</table>
<p>     <img src="http://www.misawa.de/enteg21.gif" alt="" width="470" height="320" /></span><!--[if mso &#38; !supportInlineShapes &#38; supportFields]&#62;<span>  <span></span></span>&#60;![endif]--> <span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">Yabancı öğrencilerin %53,56i Türk vatandaşı. Yani yarısından fazlası Türk. Yabancı öğrencilerin çoğu Senne (%22,07) ve Schildesche (%18,65) okullarında </span><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;" lang="TR">kayıtlı</span><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">. Ve gelelim okul dağılımına: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;" align="center"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"><!--[if gte vml 1]&#62;  &#60;![endif]--> <img src="http://www.misawa.de/enteg22.jpg" alt="" width="391" height="266" /> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">İlk okula (Grundschule) giden yabancıların oranı %21,43. Förderschule´de %26,44 yabancı var. Bu oran cok yüksek. Realschule´de %14,07 yabancı var. Gesamtschule´nin yabancı oranı %14,32. En az yabancı (%5,89) Gymnasium´a gidiyor. Ve tahmin edilebileceği gibi, büyük bir oran ile (%39,93) yabancıların çoğu en düşük eğitim veren Hauptschule´ye gidiyor. Toplam yabancilarin sadece %19,96</span><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;" lang="TR">ı Realschule veyahut G</span><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">ymnasiuma gidiyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">Bu dağılımların ve rakamların yorumunu bir daha ki sayımıza bırakıyoruz. Ayrıca Bielefeld Belediyesi tarafından yabancı öğrenciler hakkında araştırma yapmamız istendi. Bu araştırmanın sonucunuda gelecek sayımızda ele alacağız. Tüm okurların Kurban Bayramını kutluyorum. Hayırlara vesile olmasını diliyorum. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;"><span style="font-size:12pt;line-height:115%;font-family:&#34;">Cemil Şahinöz </span></p>
<p><span style="font-size:11pt;">Yayınlandığı Gazete: Anadolu Ocak 2007</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[(10.12.2006) Entegrasyon mu, Asimilasyon mu? 1]]></title>
<link>http://misawatruth.wordpress.com/?p=56</link>
<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 12:13:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>misawatruth</dc:creator>
<guid>http://misawatruth.wordpress.com/?p=56</guid>
<description><![CDATA[Entegrasyon mu, Asimilasyon mu? 

Entegrasyon kelimesi moda haline geldi. Politikacılar, medya, sos]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align:center;" align="center"><span style="font-size:16pt;" lang="TR">Entegras</span><span style="font-size:16pt;">yon mu, Asimilasyon mu? </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;">Entegrasyon kelimesi moda haline geldi. Politikacılar, medya, sosyologlar, aydınlar ve okullarda sınıflar entegrasyon konusunu ele alıyor. Herkes entegrasyonu tartışıyor. Bunun nedeni çok çeşitli ve farklı kültürlerin ve etniklerin birarada yaşamalarından dolayı ortaya çıkan problemler. Daha doğrusu bu farklılıklardan faydalanamayan ve bu sun-i problemleri oluşturan politikacılar. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;">Farklılıkların ortaya koyduğu potensiyalı kullanamayan politikacılar entegrasyon deyince acaba gerçekten entegrasyonu mu kastediyorlar? Yoksa entegrasyon perdesi ve entegrasyon ismi altında asimilasyon politikası mı uygulanıyor? Bu soruları cevaplamak için önce kelimelerin üzerinde durmamız gerekiyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><strong><span style="font-size:11pt;">Entegrasyon nedir?</span></strong><span style="font-size:11pt;"> Sosyolog Meissner´e göre entegrasyon farklı parçaları özelliklerini kaybetmeden yeni bir bütün haline getirmektir. Toplum bazında ele alırsak: Azınlık ve çoğunluğun birbirine uyum sağlamasıdır. Entegrasyonun hedefi azınlığın ve çoğunluğun aynı haklara sahip olduğu bir toplum ortaya getirmektir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><strong><span style="font-size:11pt;">Asimilasyon nedir?</span></strong><span style="font-size:11pt;"> Asimilasyon, zorunlu olarak bir parçanın özelliklerini yok edip büyük bir parçaya ilave etmektir. Yani azınlık kendi kültürel farklarını ortadan kaldırıp çoğunluğun kültürünü benimseyip “çoğunluktan biri“ olmasıdır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;">Kısacası entegrasyon azınlığın çoğunluğa uyum sağlaması, fakat kendi değerlerini kaybetmemesi, demektir. Entegre etmek, aynı zamanda kazanmak demektir, asimile etmek değildir. Toplumu oluşturan etnik grupların tarihi, kültürel ve dini miraslarını yok etmek değildir. Asimilasyon bu mirasları yok etmektir, azınlığın çoğunluk içinde eriyip kendi özelliğini kaybetmesidir. <strong>Birincisi sosyal barış ve huzura ortam hazırlar. İkincisi ise yozlaşma ve çürümeye yol açar. </strong> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;">Yukarıda sorduğumuz soruyu, yani “Politikacılar neyin peşinde?“ sorusunu, cevaplamaya çalışalım. Bunun için Almanya´da ki (ve birçok Avrupa ülkerinde ki) bazı somut uygulamalara bakalım: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;"> </span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:11pt;">Türkçe dersi:</span></strong><span style="font-size:11pt;"> Alman Eğitim Bakanlığı     radikal bir şekilde okullardan Türkçe dersini kaldırma işleminde.     „Entegrasyona ters“ bahanesiyle Türkçe dersleri kaldırılıyor.     Bir çok okulda Türkçe dersleri kaldırıldı bile. </span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:36pt;text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;"> </span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:11pt;">Türkçe öğretmenleri:</span></strong><span style="font-size:11pt;"> Türkçe derslerini kaldırırken söylenen söz: „Türkçe öğretmenleri     yok.“ Halbuki asıl mesele, türkçe öğretmenlerinin işe alınmaması.     Son 10 yıl içinde Almanya´da Türk öğretmenlerinin sayısı     en az 30% azaldı. Bielefeld Belediyesinin Okul ve Eğitim     Sorumlusunun dediğine göre, türk öğretmenlerinin sayısı     Bielefeld´de gelecek senelerde programlı bir şekilde indirilecek     ve neticede Türkçe dersi okullardan kaldırılacak. </span></li>
</ul>
<p class="MsoListParagraph"><span style="font-size:11pt;"> </span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:11pt;">Okullarda türkçe konuşmak:</span></strong><span style="font-size:11pt;"> Almanya´nın bazı okullarında „Almancadan hariç başka     dil konuşmak yasaktır“ kararı alındı. Sadece sınıfta     veyahut dersde değil, bu okullarda tenefüsde dahi Almanca´dan başka     bir dil konuşmak yasaktır. <strong>İnsan haklarına aykırı olan bu komik yasa güya     entegrasyonu destekliyormuş.</strong> </span></li>
</ul>
<p class="MsoListParagraph"><span style="font-size:11pt;"> </span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:11pt;">Başörtülü öğretmenler:</span></strong><span style="font-size:11pt;"> Başörtülü hanımların öğretmenlik diplomaları     almaları mümkündür. Fakat öğretmenlik yapmaları yasaktır.     Bu paradoksal ve trajikomik durum şuna benziyor: Siz bir insana araba     ehliyeti veriyorsunuz, ama „Araba kullanamazsın“ diyorsunuz! </span></li>
</ul>
<p class="MsoListParagraph"><span style="font-size:11pt;"> </span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:11pt;">Baden-Württemberg soruları:</span></strong><span style="font-size:11pt;"> Baden Württemberg´in başkenti Stuttgart´ta çoğu Türk olmak üzere     400 bin Müslüman göçmen yaşıyor. Ve bu eyalette bundan böyle     Alman vatandaşı olmak isteyenlere sorulması düşünülen     sorular, aslında yıllardır tartışması yapılan     ‘entegrasyon mu, asimilasyon mu’ sorusuna net bir cevap veriyor. </span><span style="font-size:11pt;" lang="TR">İş</span><span style="font-size:11pt;">te     vatandaşlık için başvuracaklara sorulacak sorulardan bazıları:     “Bir kadının kocasının sözünden çıkıp çıkmaması,     eğer çıkarsa kocasından dayak yeyip yememesi”,     “Almanya’da eşcinsellerin kamu görevlerinde bulunmalarını     nasıl değerlendiriyorsunuz?”, “Reşit oğlunuz size     gelip, eşcinsel olduğunu ve başka bir erkekle beraber yaşamak     isteğini söylüyor. Nasıl tepki verirsiniz?” ve “Kızınız     başka dinden olan biriyle evlenmek ister ya da hoşunuza gitmeyen     bir meslek eğitimi yapmak isterse ne yaparsınız?” </span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:36pt;text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;"> </span></p>
<ul style="margin-top:0;" type="disc">
<li class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:11pt;">Ermeni Komedyası:</span></strong><span style="font-size:11pt;"> Bilindiği gibi, birçok ülkede aslı olmayan “Ermeni soykırımı”     resmen kabul edildi. Hatta bazı ülkelerde “Ermeni soykırımı”     yapılmadığını “ifade etmek” suç sayılıyor.     Dolayısıyla bu ülkelerde “Ermeni soykırımı”     yapıldığını kabul etmeyen Türk veya başka asıllı     insanların siyaset yapma hakkı, yüz kızartıcı bir     suç işlemişlercesine ellerinden alınabiliyor. Nitekim     Hollanda seçimlerinde “Ermeni soykırımı” yapılmadığını     ifade eden adaylar, adaylıktan ayrılmak zorunda kaldılar. </span></li>
</ul>
<p class="MsoListParagraph"><span style="font-size:11pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;">Yukarıda ki uygulamalara bakarsak şöyle bir manzara ortaya çıkıyor: <strong>Türkçe öğrenme imkanları sınırlandırılıyor.</strong> Peki neden hedefte dilimiz var? Çünkü kültürümüzü ve dinimizi öğrenmemiz dilden geçer. Evinde anne babasıyla aynı dili konuşmayan, dışarıda türkçe bilmediği için Türk dostu olmayan, camide hocayı anlamayan, bir şahıs, kendini çoğunluğa asimile etme zorundadır. </span><span style="font-size:11pt;font-family:&#34;" lang="TR">Zira kendi inanç ve kültür değerleri ile barışık olmayan toplum ve nesillerin başka toplum ve kültürlerle entegrasyon sağlayabilmesi mümkün olamaz. <strong>Olsa olsa hakim toplum ve kültürün egemenliğine boyun eğerek erimeye ve kaybolmaya mahkum olur.</strong> Bir diğer ifade ile asimilasyon kuralları işlemeye başlar.</span><span style="font-size:11pt;" lang="TR"> </span><span style="font-size:11pt;">Yani bir toplumun özelliklerini ortadan kaldırmak için, bir azınlığı asimile etmek için, konuştuğu dili unutmasına yol açmak gerekir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;">Lakin politikacılar, y<span style="color:black;">abancıların yeterince entegre olmadıklarını, olmamak için ayak dirediklerini, bunun cezasınıda toplumun çektiğini düşünüyorlar. Açıkca "asimilasyon" diyemedikleri için şöyle diyorlar: „Uyum sağlayacaksınız. Bizim değerlerimizi öğreneceksiniz, bizim gibi yaşayacaksınız. </span>müslüman kadınlar uyum sağlamak istiyorsa önce başlarını açacaklar.<span style="color:black;"> Evde, okulda dilinizi konuşmayın, entegre olamazsınız, toplumun içinde eriyin, yok olun ya da biz gibi olun!“ </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;font-family:&#34;" lang="TR">Toplumsal gereksinimi yeterince karşılayacak sağlıklı ve bilimsel mekanizmalar kurulmamaktadır. Açıkcası insanların dilini ve dinini öğrenebileceği eğitim-öğretim fırsat ve imkanlarını sağlama konusunda devlet tarafından samimi çabalar görmekte zorluk çekiyoruz.</span><span style="font-size:11pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;">Şimdi siz karar verin. Entegrasyon mu veyahut asimilasyon mu? </span><span style="font-size:11pt;font-family:&#34;" lang="TR">Entegrasyon araç mı, amaç mı? Hedef asimilasyon mu?</span><span style="font-size:11pt;" lang="TR"> </span><span style="font-size:11pt;">Hangisi söz konusu? </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;">Tabiki entegrasyon için çalışan görevlilerin iyi niyetlerini göz ardı etmek mümkün değil. Fakat politikacaların hangi hedef için çalıştıkları tam belli değil. Gelecek sayımızda Bielefeld şehrini daha detaylı analiz edeceğiz. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;"> </span><span style="font-size:11pt;">Cemil Şahinöz </span></p>
<p><span style="font-size:11pt;">Yayınlandığı Gazete: Anadolu Aralık 2006</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[(20.10.2005) Almanya´da ki Türklerin durumu]]></title>
<link>http://misawatruth.wordpress.com/?p=51</link>
<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 12:09:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>misawatruth</dc:creator>
<guid>http://misawatruth.wordpress.com/?p=51</guid>
<description><![CDATA[Almanya´da ki Türklerin durumu
Almanya´da yaklaşık üç milyon Türk yaşıyor. Ama maalesef bu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoTitle" style="line-height:150%;" align="center"><strong><span style="font-size:medium;">Almanya´da ki Türklerin durumu</span></strong></p>
<p class="MsoTitle" style="line-height:150%;">Almanya´da yaklaşık üç milyon Türk yaşıyor. Ama maalesef bu üç milyon insan yaşadığı ülkede söz sahibi değil. Bunun nedenlerinden biri eğitimsiz olmamız. <span lang="IT">Nedendir bilinmez ama milletimiz „ilim“´e pek yanaşmıyor. İlim okumanın tek nedeni “daha fazla para kazanmak” olunca, çoğu gençler okulu bırakıp iş hayatına atlamaya çalışıyorlar. Tabiki buda sınırlı kalıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;"><span lang="IT"> Gençlerimizin durumunu göz önüne sürmek için en son araştırmaların sonuçlarını (Kaynak: Eğitim ve Araştırma Bakanlığı) ayrıntılara girmeden analiz edelim. Yapılan araştırmaya 20982 kişi katılmış. Bunlardan 89,3% Alman, 4,7% Türk, 2,1% Eski Yugoslavya´dan, 0,9% İtalyan, 0,6% Yunan, 0,3% İspanyol ve Portekiz ve 2% diğerleri. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;"><span lang="IT">Türklerin durumuna bakarsak, şu sonuç ortaya çıkıyor: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;"><span lang="IT"> </span></p>
<table class="MsoNormalTable" style="border:medium none;border-collapse:collapse;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td style="border:1pt solid windowtext;width:230.3pt;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">Okuldan       diplomasız çıkan (ohne Abschluss)</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:1pt 1pt 1pt medium solid solid solid none windowtext windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">30,2%</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">Sadece       Hauptschule diploması</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">35,2%</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">Hauptschule       diploması ve meslek sahibi</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">19,6%</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">Sadece       Realschule diploması</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">1,4%</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">Realschule       diploması ve meslek sahibi</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">2,2% </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">Sadece       FHR yada ABİ diploması </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">0,5%</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">FHR       yada ABİ diploması ve meslek sahibi</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">0,6% </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">Üniversite       diploması </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">1,4% </span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;"><span lang="IT"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;"><span lang="IT">Evet bu tabela durumumuzu ve geleciğimizi gösteriyor. Neredeyse her üçüncü Türkün hiç bir diploması yok. </span>Realschule diploması alamayanlar 85%. Üniversiteye gidipte kazananlar 1,4%. <strong>Araştırmaya göre en az üniversiteye gidenler Türkler. Ve, yazık ama gerçek, diplomasız olanlar en çok Türkler. </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;">Eğer sadece Bayern´de ki öğrencilere bakarsak, tabelamız şöyle oluşuyor:</p>
<table class="MsoNormalTable" style="border:medium none;border-collapse:collapse;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td style="border:1pt solid windowtext;width:230.3pt;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">Sonderschule</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:1pt 1pt 1pt medium solid solid solid none windowtext windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">7,7%</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">Hauptschule</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">70,9%</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">Realschule</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">13,4%</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">Gymnasium</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">7,2%</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">Başka       okullar</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">0,8%</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;">Buradada görüldüğü gibi öğrencilerimizin büyük bir çoğunluğu Hauptschule´ye gidiyor. Çok az sayıda gencimiz Gymnasium´a ve Sonderschule´ye gidiyor. İş bulma meselesinde yabancıların durumu zaten kötü olduğu için, bu tabloda müjde verici değil.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;">Ve gelelim gençlerimizin iş durumuna:</p>
<table class="MsoNormalTable" style="border:medium none;border-collapse:collapse;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td style="border:1pt solid windowtext;width:230.3pt;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">İşsiz </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:1pt 1pt 1pt medium solid solid solid none windowtext windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">29,4%, </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">İşci       (Arbeiter) </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">63,9% </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">Memur</span><span lang="TR"> </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">3,6%</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">Serbest       işci (Selbstständig)</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">3,2%</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">Cevap       vermeyen</p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center">4,4%</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt;line-height:150%;">Buradada durum iç açıcı değil. Vatandaşlarımızın yaklaşık üçde biri işsiz. Tabi genel olarak Almanya´da işsizlik oranı çok yüksek, fakat yine buda en yüksek Türklerde. Yani en çok işsiz olan Türkler.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="IT">Para durumunuda ele alalım: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="IT"><span> </span> </span></p>
<table class="MsoNormalTable" style="border:medium none;border-collapse:collapse;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td style="border:1pt solid windowtext;width:230.3pt;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">Geliri       olmayan </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:1pt 1pt 1pt medium solid solid solid none windowtext windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">1,6% </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">1250€       dan aşağı geliri olan </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">50,2% </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">1250€       ve 2000€ arası geliri olan </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">39,7% </span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt none solid solid 0 windowtext windowtext;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">2000€       ve daha çok geliri olan </span></p>
</td>
<td style="width:230.3pt;border:medium 1pt 1pt medium none solid solid none 0 windowtext windowtext 0;padding:0 3.5pt;" width="307" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><span lang="IT">4,1% </span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="IT"> Tabi okul ve iş durumumuzu gözden geçirdikden sonra böyle bir sonuç bekleniyordu. Enteresan olan almanların 30,2% 2000€´dan daha çok geliri var. Bu bizim ve almanların arasında ki maddi uçurumu çok iyi gösteriyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="IT"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="IT"> </span><strong><span lang="IT">Sonuç:</span></strong><span lang="IT"> Tabi ki bu istatistiklerden yola çıkarak bir genelleme yapamayız. Fakat yaşadığımız ülkede söz sahibi olmak istiyorsak, isteklerimizin yerine getirilmesini istiyorsak ve milletimize hizmet etmek istiyorsak eğitimli olmamız şart. En iyi okullara biz gitmeliyiz, en iyi diplomaları biz almalıyız. <strong>Hatta sınıfın en iyisi biz olmalıyız. </strong>Ve bunları para için değil, kendimizin ve vatandaşlarımızın refahı için yapmalıyız. İlme teşvik eden dinimiz gereğince bunu yapmak zorundayız. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="IT"> Unutmayalım, <strong>hedeflerde mütevazilik yapılmaz</strong>. Her zaman en iyi olmaya çalışmalıyız. Olamasak bile, o yolda ölmüş oluruz. </span>Neden Türklerin sadece 1,4% üniversite diploması alıyor? Bu oran o kadar düşük ki, üniversiteye giden Türklerin sayısını parmaklarınızla hesaplayabilirsiniz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><strong>Biz en iyisine layık olduğumuzu düşünüyorum. </strong>Ve bunu gerçekleştirmek için herkesin seferberlik etmesi gerekiyor. İyi bir okula gidip, diploma almak ilk hedef olmalı. Bizim diğer insanlardan farkımız mı var? Neden bir Alman için üniversite kolay olsunda, bizim için zor olsun? Böyle bir şey mümkün mü? Olmadığına göre yapacağımız iş belli.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><strong>Araştırmalara göre Türkiye´de bir insan günde ortalama 13 saniye kitap okuyor. </strong>Bu bir şaka değil. Gerçeğin tam kendisi. Günde 5-6 saat televizyon izlenirken kitap okuma ortalaması bir dakika bile değil. Kahvehane sayısı kitapcı sayısını geçiyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><strong>Kur´an-ı Kerim´e tam muhalif olan bu gerçeği değiştirmek bizim elimizde.</strong> Atalarımızın tüm dünya´ya yaydıkları ilim nurunu hatırlayıp onların izlerinden gitmek bize düşüyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;">Cemil Şahinöz</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;">Yayınlandığı dergi: Ayasofya, Nr.14, 2005, s.28-29</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%;">Yayınlandığı gazete: Anadolu, Ekim 2005</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İslam'ın Üstünlüğü‏]]></title>
<link>http://islamisite.wordpress.com/?p=128</link>
<pubDate>Sun, 15 Jun 2008 18:01:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
<guid>http://islamisite.wordpress.com/?p=128</guid>
<description><![CDATA[        
Güzel ahlakın hakkıyla yaşanmadığı bir toplumda üstünlüğün nelere dayal]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>        <img src="http://img236.imageshack.us/img236/5797/minare2yt2.gif" alt="" /></p>
<p><strong>Güzel ahlakın hakkıyla yaşanmadığı bir toplumda üstünlüğün nelere dayalı<br />
olduğunu uzun uzun anlatmama sanırım pek gerek yok. Cahiliyenin<br />
kıstaslarının geçerli olduğu bu çarpık sistemde menfaat ilişkilerinin ön<br />
plana çıktığı, bunun sonucunda ise maddi ve manevi sıkıntı, bereketsizlik ve<br />
kargaşanın meydana geldiği inkar edilemez bir gerçektir.</strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman Said Nursi'nin de "Ahiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve<br />
Allah'a asker olmaktadır. " sözleriyle çok güzel ifade ettiği gibi dünyada<br />
mutluluğu ve huzuru elde etmenin tek çözümü, ancak İslam ahlakını<br />
yaşamaktır.</strong></p>
<p><strong>Gerçekten de insanın şan ve şerefini ancak müslüman olmakla kazanabileceğini<br />
Allah "Andolsun size şan ve şerefinizin içinde bulunduğu bir kitap indirdik.<br />
Yine de akıllanmayacak mısınız? " (Enbiya Suresi, 10 ayetinde belirtmiştir.</strong></p>
<p><strong>"Allah adına gerektiği gibi cihad edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda<br />
size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahimin dini gibi. " (Hac Suresi,<br />
78 ayetinde ifade edildiği gibi dini yaşamak son derece kolaydır. Ama<br />
toplumun bazı kesimlerinde din kasıtlı olarak zor ve karmaşık gösterilip<br />
müslümanın yapısı ise içine kapalı, dar görüşlü ve pasif bir model olarak<br />
çiziliyor.</strong></p>
<p><strong>Oysa ezik bir müslüman modeli, İslam'ın ilk zamanlarından günümüze kadar<br />
tarihin hiçbir safhasında görülmemiştir. İslam tarihini bu gözle yeniden<br />
incelediğimde Halifeler devrinde dört bir koldan yayılan İslam'ın, her<br />
dönemde cahiliye toplumlarının yasaklarını ve yanlış uygulamalarını ortadan<br />
kaldırip hür bir ortam yarattığını, aklı ve bilimi teşvik ettiğini ve hayatı<br />
tanzim ederek kendisine tabi olan müslümanlara şahsiyet, ilim, zenginlik ve<br />
tüm bunlardan dolayı doğal bir üstünlük kazandırdığını gördüm.</strong></p>
<p><strong>Osmanlı İmparatorluğu'nun çok uluslu yapısını uzun süre devam<br />
ettirebilmesinin, İstanbul'un fethedilmesi gibi başarıların sebebi İslam'ın<br />
sağladığı hoşgörü ve kolaylıktan başka ne olabilir?</strong></p>
<p><strong>Bu yüzden kanaatimce, İslam'ın öncelikle önplana çıkarılması gereken<br />
yönlerinden biri de, İslam'ı yaşamanın sağladığı, geçmişte de defalarca<br />
tecrübe edilmiş olan üstünlüğü olmalıdır.</strong></p>
<p><strong><!--more--> <br />
Akıl, ilim, rüşd ancak Kuran'a tabiyetten kaynaklanır. Kuran-ı Kerim'in ve<br />
Peygamber Efendimiz'in sünnetini en iyi bilen kişiler dünyanın en büyük<br />
ilmine sahip kişileridir. Bunları hayata geçiren kişiler ise, dünyanın en<br />
akıllı kişileridir. Bu yüzden müslümanlar yaşadıkları her dönemde<br />
güvenilirlikleri, layık ve ehil olmaları sebebiyle ülkelerinin doğal<br />
yöneticileri olmuşlardır.</strong></p>
<p><strong>Müslümanlar olarak bizim vazifemiz bu yolda, ayette belirtildiği gibi güçlü<br />
ve onurlu olarak ilerlemek ve ilmimizle amel etmektir.</strong></p>
<p><strong>Ben de, Allah'ın izniyle, tüm din kardeşlerim gibi, bu şerefli ve kutsal<br />
vazifeyi hayatımın sonuna kadar tüm gücümle devam ettirmekte kararlıyım.</strong></p>
<p> Serap Akıncıoğlu</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Toplum nereye gidiyor?]]></title>
<link>http://sefalet.wordpress.com/?p=6</link>
<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 03:34:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>begci</dc:creator>
<guid>http://sefalet.wordpress.com/?p=6</guid>
<description><![CDATA[Beykent Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Güzel Sanatlar Fakültesi İletişim ve Tasarım Bö]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Beykent Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Güzel Sanatlar Fakültesi İletişim ve Tasarım Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ünsal Oskay. "Peki Konuşalım" kitabı ile başlayan sohbetimiz, kültürel farklılaşmadan, toplumun bakış açılarındaki radikal değişime, yenilenen zengin ve fakir tanımlamasına, medyanın işlevi ile toplumsal hayattaki rolüne, "Türkiye'de sosyal patlama olur mu?" ve "Yolumu nasıl bulurum?" sorusuna kadar farklı başlıkları içinde barındırıyor:</p>
<p>"Peki Konuşalım" kitabının hazırlık süreci hakkında bilgi verir misiniz? Kitabın içeriğini belirleyen birçok konu var ve bunlar, popüler kültürle bağlantılı. Bu içerik nasıl belirlendi?<br />
Prof. Dr. Oskay: 1970'li yıllardan beri, Türkiye'de okur yazar birçok insan gibi yeni bir oluşumu fark etmeye başladık. Geleneksel toplum kültüründen zaten çıkıyorduk. Ama bu konuda yoğunlaşmayı, 1970'li yıllarda görüyorum. Bütün dünyanın 20-30 yıl gerisinden, bu değişimi izliyorduk. 70'li yıllarda dünyayı izlemeye ve yaşamaya başladık. Ben bir sosyal bilimciyim ve ben de bu değişimi izlemek zorunda kaldım. Bu kitapta, benim aşağı yukarı 30 yıldan beri uğraştığım bir konuda, Melis Çelebi ile yaptığım röportajlar yer alıyor.<br />
<!--more--><br />
Bir gazetede popüler kültür eki yapılması sözkonusu oldu. Amacımız; okuyucuyu fazla üzmeden, yormadan, düşünsel alanda ona birşeyler katmaktı. Böylece ben de Melis'le sohbetlere başladım. Bu sohbetler yaklaşık 1 yıl sürdü. Ama gazetenin kendi kriterlerine göre fazla başarılı bulunmadı ki; bitti.</p>
<p>Şemsa Yeğin, Türkiye'deki en seçkin mütercimlerden biri. Edebiyattan düşünce eserlerine kadar çok sayıda seçkin kitabın çevirisini yaptı. Ayrıca geçtiğimiz yıldan beri de Epsilon Yayınevi'nde yayınlar konusunda görevli. Kitap konusunda teklif de ondan geldi. Biz de bu öneriyi sevinçle karşıladık ve böylece kitap ortaya çıktı.</p>
<p>GÜLBEN ERGEN SKANDALININ GÖSTERDİKLERİ</p>
<p>İçerikte çok fazla konu var. Ama bu konuların her birinin ortak özelliği, Türk toplumundaki değişime de ışık tutmaları. Bayramlaşma kültüründeki farklılaşma gibi...<br />
Prof. Dr. Oskay: Buradaki en ilgi çekici örnek; Gülben Ergen hakkındaki yazım. Bu yazının sebebi Gülben Ergen'in kendisi değil, ortaya çıkan skandal. Hülya Avşar gibi ünlülerden sıradan insana kadar, dükkanda, çarşıda, pazarda dinlediğim şeylerin etkisiyle, toplumumuzun bu olayı yorumlama ve kabullenme biçimi bana ilginç geldi. Yoksa, benim Ergen'le ilgili olumlu veya olumsuz bir yorum yapmaya merakım yok.</p>
<p>Kitaptaki söyleşinizde de zaten buna vurgu yapıyorsunuz.<br />
Prof. Dr. Oskay: Evet. O röportajın ödevi; toplumun küçük insanlar için ayıp saydığı bazı davranışların; hem para, hem de ün yönünden yeterli bir raddeye geldiğinizde, toplumun bu gibi şeyleri birden bire çok kolay bir şekilde hoşgörebilmesi. Bu durumda, insanların kabullenmesi çok kolay oluyor ve bu çok manidar bir durum. Çünkü toplumun hem paraya ve güce inanan bir toplum haline geldiğini, hem de toplumun giderek zalimleştiğini gösteriyor. Bu gibi durumlarda küçük insanlar arasında ayıplamadan tutun, namus cinayetlerine kadar uzanan şiddetli önlemler alınırken, belli bir para ve ün düzeyine geldiğiniz zaman; toplum aynı durumu hoşgörebiliyor. Benim dikkatimi de bu çekti. Yani toplumun değerlendirmesindeki değişimler.</p>
<p>KÖYDEN KENTE GÖÇ = BASKI VE YALNIZLIK</p>
<p>Bu değişimin sebebi ne olabilir sizce? Köyden kente göç dalgası oldu, gelirler arasındaki uçurum derinleşti, ekonomik krizler yaşandı. Bu faktörlerin değişimde payı var mıdır?<br />
Prof. Dr. Oskay: Bireylerin davranışları tek başlarına, kendileri aldıkları kararlarla, değer yargılarıyla ilgili değildir. Bireylerin davranışları; ekmek parasını kazanması, işinde kalabilmesi, çocuğunun itibarlı bir evlilik yapabilmesi için toplumun hangi kesimleriyle ilişkiliyse veya ilişkili olacaksa, o kesimlerin davranışlarındaki değişimlere göre yön bulur.</p>
<p>Sonuçta birey tek başına sosyal dünyasından tecrit edilerek yaşamıyor, bir toplum içinde yaşıyor. Ve bu toplumun baskısı; bir yandan kente göç dediğimizde anonimleşen sosyal ilişkilerden ötürü görünmez hale gelirken, bir yandan da kentteki yaşam, köydeki yaşama oranla, herkesin kalabalıklar içinde ve aynı anda gözlerden uzakta yaşayabilmesi anlamına geliyor. Böyle bir 'negatif' özgürlükle birlikte, artık kente giren insanın, imece usulü yardımlaşabileceği bir komşusu kalmamıştır. Bahçesinden toplayacağı sebzesi yoktur.</p>
<p>Kente geldiği zaman, piyasa ekonomisi dediğimiz, kentteki hayatın totalitesinin işlediği en can alıcı alan ile tanışır. Bu nedenle kentte hem büyük bir negatif özgürlük var gibi gözüküyor, hem de korkunç bir baskı var.</p>
<p>Bu baskı; toplumsal hayatın değişik bir biçimde örgütlenmesi ile ortaya çıkan, ilk etapta gözle de görülmeyen sosyal bir baskıdır. Bu nedenle kızınızın da Gülben Ergen'in yolunu izleyip izlemeyeceğini 30 yıl önce kasabalı olarak düşünürken, şehre geldiğiniz vakit başka türlü düşünmeye eğilim gösterirsiniz. Daha doğrusu, kasabada yaşayan bir insan, çocuğunun Gülben Ergen'in geçtiği yaşamdan geçmesini istemezdi. Şimdi öyle görünüyor ki, eğer sonuç Gülben Ergen kadar başarılı olacaksa, sıradan insanların çoğu, çocuğunun da aynı serüvenden geçmesini, ama başarılı bir sonuca ulaşmak şartıyla, ister gibi görünüyor.</p>
<p>ZENGİNSENİZ, SİZE BAKIŞ AÇISI HEMEN DEĞİŞİR</p>
<p>Değişimin sebebi nedir?<br />
Prof. Dr. Oskay: Bu 1870'lerde Avrupa'da oluşan modern toplumun, 1950'lerden sonra bizim hayatımızda hissedilir derecede payını artırmasından kaynaklanıyor. Artık iffet, namus, başarı gibi kavramlar, toplumun size vereceği nimetlerden alabileceğiniz payla ölçülüyor. Büyük pay alıyorsanız, kimse size "namussuz" falan demez. Ama az pay alıyorsanız, toplum bütün öfkesini sizden çıkartır. Kızınız için, sizin için kötü laf söylerler, kahvede rahat oturamazsınız. Ama büyük payı alıyorsanız, o zaman zaten mahalle kahvesinde oturmazsınız, kulüplerde oturursunuz. Kulüplerde de herkes birbirini bambaşka şekillerde yargıladığı için sorun yaşamazsınız. Bu da toplumun değişmesini gösteriyor.</p>
<p>Bu değişimde medyanın rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?<br />
Prof. Dr. Oskay: Medya bu değişimi 'olumladığı' için etkili oldu. Medya bu değişimi kendisi yaratmadı. Kişiliğimizin nasıl oluşacağı, nasıl şekilleneceği konusunda medyanın çok etkin bir konumu var. Ama kişiliğimizin değişimesinde zaman bakımından ilk faktör; 'konunun medyadaki yeri', yani yayın politikası değişimi falan değil. Bu, hayatın özündeki değişmedir. Medya, hayatın bütünündeki bu değişmeyi yakaladığı anda, bunu olumlar. Bunu olumlayarak da, hem kendisi yaşamını sürdürür, hem de o olumladığı değişim sürecine katkıda bulunmaya başlar. Yani "Medya masumdur" demiyorum, ama medya, bilinçli olarak yola çıkıp da, "Dur ben insanları böyle yapayım, toplumu şöyle değiştireyim" demez. Sadece toplumsal hayatın kendi totalitesindeki değişmeleri destekler. Bu değişmeler ülke içindeki faktörlere, ülkenin dünya ile etkileşimindeki faktörlere bağlıdır.</p>
<p>Biz eğer bahsettiğim bu süreci gönlümüzün istediği kadar olumlayamasaydık, o zaman medyayı suçlardık. Sonuçta medyanın 'suçlanmaması' gerekmiyor. Ama varolanı da medya yaratmıyor. Medyanın günahı; yaratılan bu birikimin üstüne bir tuğla eklemeyi maharet sanması.</p>
<p>TÜRKİYE ARTIK VERİMSİZ BİR TARLA GİBİ</p>
<p>Medya neden böyle yapıyor?<br />
Prof. Dr. Oskay: Medya bugün eğer sorumsuzsa, 27 Mayıs 1960 devriminden sonra toplumun iyi bir döneme girme ümidi varken, 1965'ten itibaren bu beklentilerin geride kalması, 1972-1973'ten itibaren 12 Mart'ın baskıları, 1980'lerde görünürde Kenan Evren ve arkadaşlarının yaptığı darbe yüzünden. Bütün bunlar, sosyal ve kültürel uyanışın biraz hızlı gittiğinden şikayet eden belirli çevrelerin baskısıyla heveslendirilmiş girişimlerdir. Bu girişimler, Türk toplumunun gelişmesini tıkadı. Sendikal hayatı sona erdirdi, üniversiteleri darmadağın etti, okur-yazarlara ceza verdi, toplumun değişmesini biraz yüksek sesle söyleyen genç insanlar asıldı.</p>
<p>Daha başak vermeden kökünden çiğnenen bir buğday tarlası düşünün. Bu tarla, bugün Türkiye. Hırsızlığı var, işsizliği var, umutsuzluğu var, herşeyi var... Bu tarladan artık bu çıkıyor. Bu yüzden bazı illerde bazı olaylar oluyor, bu olayların arkasında kimlerin olduğuna dair fikirler yürütülüyor. Bu durum bile toplumun ne kadar umutsuz, ne kadar bilinçsiz, ne kadar hırpalanmış olduğunu gösteriyor. Toplumun bu kadar kışkırtılmaya, bu kadar tahrike hazır olması bile kendi başına çok anlamlı. Ama bir tarafta bu durum varken, mesela bir tarafta da Gülben Ergen olayı var.</p>
<p>Yani magazin ön planda.<br />
Prof. Dr. Oskay: Eğer para kazanma yönetiminiz fazla rafine değilse, o zaman aşkın biçimi de fazla rafine olmuyor. Herhangi bir insanı hırpalamak için konuşmuyorum. Adnan Menderes'in sevgilisi vardı. Ne kadar asil bir insan olduğunu hatırlayan hatırlar. Ama bugün bunlar çıkıyor. Neden? Çünkü bu haberleri izleyen insanlar, böyle sevgiden anlayacak adamlar. Hayatında iyi müzik dinlememiş, bir konsere gitmemiş, doğru dürüst kitap okumamış insanların egemen olduğu bir ekonomik düzen içinde, sanat da böyle oluyor, kültür de böyle oluyor, TV de böyle oluyor, medya da böyle oluyor.</p>
<p>Peki hiç mi eleştirmeyeceğiz? Eleştireceğiz tabi. Medya, zamanında bunlardan fazla rahatsız olmadı. 'Magazin' dedi geçti. Ama şimdi medyanın tamamı magazin. "Bütçede açık şu kadar" derken bile; işin magazin tarafı ön plana çıkıyor. Daha da acısı; eskiden bu gibi haberlerin sayfası ayrıydı. Ama artık bu haberleri ekonomi sayfasında, siyaset sayfasında vermek, toplumun en önemli problemlerinin 'görülmemesini' sağlamayı da egemen tutan bir yayın politikası.</p>
<p>TÜRKİYE'DE SOSYAL PATLAMA OLMAZ</p>
<p>Medyanın bu anlayış değişikliğinde toplumsal yapıdaki değişim kadar, ekonomik ve politik baskının da payı var mı?<br />
Prof. Dr. Oskay: Bunların hepsi içiçe. 27 Mayıs devrimi ve planlı kalkınma ile; Türkiye'nin haysiyetli bir yoldan daha çok kendi iç kaynaklarına dayanarak, belli bir zaman sonra İtalya'nın düzeyine erişmesi planlanıyordu. Ama iktisatçıların dediği gibi planlı ekonomi değil, alışveriş listesi tarzında bir ekonomi ön plandaydı, "Şu sektöre bu lazım, bu sektöre de şu gerek" deniliyordu. Ama bu işin maliyeti; yine en verimli yerlere yönlendirilemeyen yatırımlara patladı. Yani efkarından, işsizliğinden, çocuğunu okutamamaktan kendini sigaraya veren fakir fukaraya. Zaten tüm yük onlara biniyor.</p>
<p>Son 10 senede toplum; üretkenliğini artırarak zenginleşmek yerine, üretkenliğini artıramayan, ama kötü çalışma koşullarıyla iş yaparak birşeyler üreten, bunu öğreten insan