<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>evrim &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/evrim/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "evrim"</description>
	<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 21:41:03 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Cahillik olduğu kesin ama kimin cahilliği?]]></title>
<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2008/10/26/adnan-oktar1/</link>
<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 16:10:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
<guid>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2008/10/26/adnan-oktar1/</guid>
<description><![CDATA[Adnan Oktar&#8217;ın NETcevap sitesinde, Richard Dawkins&#8217;in Yaratılış Atlası&#8217;ndaki ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;">Adnan Oktar&#8217;ın NETcevap sitesinde, Richard Dawkins&#8217;in Yaratılış Atlası&#8217;ndaki maket böcek resimlerine ve bilgi yanlışlarına değindiği <a href="http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2008/10/16/zehirli-yilanlar-kaygan-yilanbaliklari-ve-harun-yahya/" target="_blank">yazısına</a> cevaben <a href="http://www.netcevap.org/index.php?git=makale&#38;makale_id=1586" target="_blank"><em>Richard Dawkins&#8217;in ve Hürriyet Gazetesi&#8217;nin Cahilliği</em></a> başlıklı bir yazı yayımlanmış. Ortada bir cahillik olduğu kesin ama bunun kime ait olduğu konusunda bazı şüphelerim var. Onun için Adnan Oktar&#8217;ın cevabını ufak çaplı bir incelemeye almaya karar verdim.</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;">Evrimi çürüten yüzlerce delilin Yaratılış Atlası ile açıkça ortaya konulmasının ardından büyük bir telaş ve panik içine giren Richard Dawkins’in düştüğü büyük cehalete Hürriyet gazetesi de ortak olmuş durumda! Sitesinde, Yaratılış Atlası’nda resmi konulmuş bulunan maketten oluşan bir böcek resmini kendince bir hata olarak nitelendiren ve bu şekilde Yaratılış Atlası’nın dünya çapındaki güçlü etkisini yine kendince örtbas etmeye çalışan Dawkins’in cahilce buluşunu Hürriyet gazetesi yine aynı yanılgı içinde büyük bir keşif zannetmiştir.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Yaratılış Atlası&#8217;nda evrimi çürüten yüzlerce delil olduğu ve bunların bilimcilerde (özellikle de Richard Dawkins&#8217;te) telaş ve panik yarattığı biraz komik bir iddia olmuş gibi geldi bana. Yaratılış Atlas&#8217;ındaki sözde deliller ancak naif, bilgisiz ve konuyla ilgili araştırma imkanı bulunmayan sıradan halkı etkileyebilecek türden. Bunların bilimcilerde telaş ve paniğe yol açtığını iddia etmek en hafif tabirle saçmalamaktır. Mesela Dr. Kevin Padian&#8217;ın konuyla <a href="http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2008/07/27/yaratilis-atlasi-1/" target="_blank">ilgili sözleri</a> durumu gayet güzel özetlemekte:</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;">Eski bir yengeç veya başka birşeyin fosilini görünce &#8220;Bakın, tamamen normal bir yengeç gibi gözüküyor, yani evrim yoktur&#8221; diyor. Neslinin tükenmiş olması onu rahatsız etmiyor gibi gözüküyor. Canlıların zaman içinde nasıl değiştiğiyle ilgili bildiklerimizi anlama yetisi yok.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Evrim konusunda uzman bir bilimcinin bu kitap ve kitabın genelinde sunulan anlayışla ilgili görüşleri böyle. Size telaş ve panik varmış gibi geliyor mu?</p>
<p style="text-align:justify;">Bunların yanında kitapta sunulan hayali, sözde, uydurma fosillerle ilgili birkaç yazının da linkini vereyim:</p>
<ul>
<li><a rel="bookmark" href="../2007/07/30/harun-yahyanin-hayali-fosilleri-1/">Harun Yahya’nın hayali fosilleri - 1</a></li>
<li><a rel="bookmark" href="../2007/08/08/harun-yahyanin-hayali-fosilleri-2/">Harun Yahya’nın hayali fosilleri - 2</a></li>
<li><a rel="bookmark" href="../2007/08/10/harun-yahyanin-hayali-fosilleri-3/">Harun Yahya’nın hayali fosilleri - 3</a></li>
<li><a title="Harun Yahya’nın böcekleri" rel="bookmark" href="../2008/07/05/harun-yahyanin-bocekleri/">Harun Yahya’nın böcekleri</a></li>
</ul>
<p>Sözde cevabı incelemeye devam edelim:</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;">Yaratılış Atlası’nda yer alan maket böcek resmi, milyonlarca yıl önce fosil örneği bulunmuş olan canlının, bugün halen yaşadığını gösteren bir böcek resmidir. Bunun maket olup olmaması, hiçbir şey değiştirmez. Önemli olan milyonlarca yıl önce yaşamış olan bu böceğin günümüzde halen aynı şekilde var olması, yaşıyor olmasıdır.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Yaratılış Atlası&#8217;nda gerçek yaşayan canlılar olarak sunulan resimlerin bir çoğunda internetten bulunmuş olan süs veya balıkçılıkta yem olarak kullanılan maketlerin kullanıldığının ortaya konması Adnan Oktar&#8217;ı sinirlendirmiş gibi gözüküyor. Eğer kendileri en başında bu resimlerin bir bölümünün gerçek canlılara değil canlıların birebir kopyası olan maketlere ait olduğunu söylemiş olsaydı, kitaplarında bunu ufak bir not olarak belirtiyor olsaydı kimse bunlarla dalga geçmezdi.</p>
<p style="text-align:justify;">Bunların maket olup olmaması hiçbir şeyi değiştirmezmiş. Ne kadar çok şeyi değiştireceğini çok rahatlıkla gösterebiliriz. <!--more-->Yaratılış Atlası denilen kitap baştan sona şu şekilde gidiyor. Bir tane fosil resmi bir tane de bugün yaşadığı söylenen bir canlının resmi yan yana koyuluyor ve <em>&#8220;Bakın xyz milyon yıllık canlı ile bugün yaşayan canlı arasında hiçbir fark yok. Bunlar tamamen aynı. Demek ki evrim diye birşey yok.&#8221;</em> tarzında birşeyler söyleyerek kendi çapında &#8220;evrimi çürüten&#8221; deliller ortaya koyduğunu sanıyor. Peki Adnan Oktar bunu nasıl yapıyor? Yani internetten topladığı amber içindeki canlı resimleri ve maket resimleriyle bu canlıların tamamen aynı olduğunu ve hiç değişmemiş olduğunu nasıl bilebiliyor? Adnan Oktar&#8217;ın resimlere bakarak fosil analizi yapmasını sağlayan olağanüstü güçleri mi var acaba? Bir örnek verelim hemen. Yaratılış Atlası&#8217;ndaki <em><a href="http://www.harunyahya.org/evrim/yaratilis_atlasi/yaratilis_atlasi_03c.html" target="_blank">Dominik Cumhuriyeti&#8217;nde Bulunan Fosil Örnekleri</a></em> başlıklı bölümüne bakabilirsiniz. İlk örneğe bakarsanız resmin altında şöyle dediğini göreceksiniz:</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;">Resimde görülen 25 milyon yaşındaki yaprak zararlısı, günümüzdeki yapak zararlılarıyla tıpatıp aynıdır. Aradan geçen milyonlarca yıla rağmen hiçbir değişikliğe uğramayan yaprak zararlıları, evrim teorisini yalanlamaktadır.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Lütfen resme bakın ve Adnan Oktar&#8217;ın ne kadar üstün yeteneklere sahip, ilim irfan konusunda kimsenin yarışamayacağı biri olduğunu anlayın. Amber içindeki canlının resmine bakıyor, sonra yaşayan canlının resmine bakıyor ve hokus pokus. Bunların tıpatıp aynı olduğu ve evimin yanlış olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Dünya üstüne böyle bir yetenek gelmemişti. Neyse ki artık o var. Onun sayesinde dertler bitti. Bir hokus pokus ile herşey çözülüyor.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu düşünce şeklinin yanlışlarını sıralamak gerekirse:</p>
<ol>
<li>Evrimin olması her türün belli bir zaman sonra koy olacağı, soyunun tükeneceği anlamına gelmez. Yani bir türün 25 milyon yıl sonra var olmaya devam etmesi evrimin olmadığı değil o canlının çevresine çok iyi uyum sağladığı ve evrim geçirmesine neden olacak çevresel baskıların olmadığı anlamına gelir.</li>
<li>Canlıların sadece tek bir resmine bakarak hangi türe ait olduğunu ve başka bir resimdeki canlıyla tıpatıp aynı olup olmadığını anlamak mümkün değildir. Çok bariz olanlarda elbette mümkün olabilir ama bu olay Yaratılış Atlası&#8217;nda binlerce farklı tür için yapılıyor.</li>
<li>Canlıların resmine veya sadece dış görünüşe bakınca canlının iç yapısı hakkında net birşeyler söylemek için kahin olmak gerekir. Bu nedenle dış görünüşleri tıpatıp aynı bile olsa canlıların tamamen aynı olduğunu ve hiç değişmediğini iddia etmek temelsiz olacaktır.</li>
</ol>
<p>İncelemeye devam edelim:</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;">Bu gerçeğin yanı sıra, her nedense “detaylara önem verdiği izlenimi vermeye çalışan” Dawkins de, Hürriyet gazetesi de söz konusu canlının günümüzde yaşayan örneğinin Yaratılış Müzesi sitesinde uzun zamandır bulunmakta olduğunu görmezden gelmektedirler. Oysa dileyen herkes, Dawkins’in ve Hürriyet gazetesinin spekülasyon malzemesi haline getirmeye çalıştıkları evcikli böceğin günümüzde yaşayan örneğinin resmini  http://www.yaratilismuzesi.com/fosiller/fosil.php?Id=160 adresinden inceleyebilir.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Bunları defalarca söyledim, bir kere daha tekrarlayayım. Adnan Oktar hiçbir bilimsel değeri olmayan laflar ediyor. İki tane resim koyuyor ve <em>&#8220;bunlar tamamen aynı, o zaman evrim yok&#8221;</em> diyor. Haliyle bilimciler de buna gülüyor. Sen kimsin ki bunu söyleyebiliyorsun? Fosiller veya biyolojinin herhangi bir dalında herhangi bir eğitimin var mı? Nasıl oluyor da sadece resimlere bakarak canlıların tıpatıp aynı olduğuna karar verebiliyorsun? Sana bu bilgiyi veren kim? Bizim bilmediğimiz olağanüstü yeteneklerin falan mı var? Öyleyse söyle de bilelim ve ona göre konuşalım. Yoksa bu fosilleri inceleyen bilimcilerin söylediklerini mi temel alıyorsun? Yani birileri bunları inceleyip <em>&#8220;bunlar tıpatıp aynı&#8221;</em> mı diyor? Kim bunu söyleyen bilimci? Onları kaynak alıyor olsan heralde bunları kitabında belirtirdin değil mi? Böyle birşey belirtmediğine göre bu sonuca kendi kendine vardığın anlaşılıyor. Peki bunu nasıl yapıyorsun?</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;">Dikkat edilirse Richard Dawkins de, sitesinde evcikli böceğin günümüzde yaşayıp yaşamadığı konusuna nedense hiç girmemiş, bu konuda hiçbir yorumda bulunmamış, sadece Yaratılış Atlası’nda sunulan resmin niteliği ile ilgilenmiştir. Elbette ki, Dawkins’in, canlının günümüzde yaşıyor olması ve milyonlarca yıl boyunca değişmemiş olması gerçeği karşısında söyleyecek hiçbir sözü bulunmamaktadır.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Bak sen şu komediye. Ne yapacaktı Richard Dawkins? Ne bekliyordun? Bütün kitabı baştan sona sayfa sayfa inceleyip binlerce örneği tek tek inceleyip hepsiyle ilgili yorum yapmasını mı bekliyordun? Heralde adamcağızı işi gücü olmayan, boş gezenin boş kalfası sandınız. Adam kitaptan gözüne çarpan 4 tane örneğe değinmiş <a href="http://www.evrimteorisi.org/?p=419" target="_blank">yazısında</a>. Birinde yılanbalığı diye sunulan şeyin aslında bir denizyılanı olduğunu söylemiş. Heralde Dawkins&#8217;in burada göstermeye çalıştığı şey resimlere bakarak canlıların tıpatıp benzer olduğunu anlayabildiğini iddia eden birinin bir balık ile bir sürüngeni ayırt edemiyor olmasının ne kadar ironik olduğudur. Diğer örnekte deniz lalesi olarak sunulan şeyin aslında halkalı solucan olduğunu söylüyor. Diğer örnekte ise tamamen aynı olduğu iddia edilen bir canlının bilimsel sınıflandırmada farklı bir sınıfa ait bir canlı olduğunu göstermiş. Burada bilimsel sınıflandırmada farklı sınıfta olmanın ne anlama geldiğini bilmeyenler için ufak bir örnek vermek istiyorum. Örneğin burada tıpatıp aynı oldukları iddia edilen canlılar memeliler ve kuşlar gibi aynı filumda (şube) olup farklı sınıftadırlar. Yani aynı türde olduğu iddia edilen canlılar aynı cins, aile, takım veya sınıtfa bile değil. Memeliler ve kuşların birbirine benzediği kadar bile birbirine benzer değil. Son örnekte ise meşhur, kancası gözüken balık yemi olarak yapılmış makete değinmiş. Daha ne bekliyordunuz çok merak ediyorum? Richard Dawkins işini gücünü bırakıp tüm örneklerinizi tek tek inceleyerek bu tip yüzlerce belki binlerce yanlışı ortaya koymakla mı uğraşacaktı? Bu kitabın ne tür şeylerle dolu olduğunu göstermesi açısından gayet bilgilendirici bir yazı yazmış adam. <em>&#8220;Bakın bununla ilgili hiçbir şey söyleyememiş, söyleyecek hiçbir sözü yok&#8221;</em> gibi garip iddialarda bulunmak biraz komik olmuyor mu? Onun hakkında birşey yazmış olsa binlerce diğer örnekten birini seçip <em>&#8220;bakın bunun hakkında hiçbir şey söyleyememiş&#8221;</em> diyeceksiniz. Onun için bu tip ufak oyunlara başvurmanız biraz komik kaçıyor.</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;">Yine Dawkins’in binlerce sayfalık Yaratılış Atlası’nın hemen her sayfasında gördüğü yüzlerce yaşayan fosil hakkında da söyleyecek hiçbir şeyi olmamıştır. Bu önemli fosil deliller karşısında uzun zamandır diğer evrimcilerde olduğu gibi Dawkins cephesinde de bir suskunluk hakimdir. Evrimi çürüten deliller karşısında yapabilecek bir açıklaması, getirebilecek bir delili olmadığını açıkça dile getirmek yerine susmayı tercih etmektedir.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Yukarda bahsettiğim saçmalığı burada yapmışlar. Anlaşılan Adnan Oktar kitaptaki yüzlerce örneğin her biriyle ilgili birşeyler söylenmesini bekliyormuş. Komik bile değil. Heralde Adnan Oktar bilimcileri, bilimle uzaktan yakından ilgisi olmayan, biyoloji, evrim ve fosiller hakkında hiçbir eğitim almamış birisinin hiçbir bilimsel kaynağa dayanmadan yazdığı ve ilkel bir evrim anlayışı sergilediği kitabındaki yüzlerce örneği tek tek inceleyecek kadar boş vakti olan insanlar sanıyor. Pes doğrusu.</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;">İçinde yüzlerce yaşayan fosil örneği verilmiş olan, evrimi kesin olarak çürütmüş bulunan toplam 2300 sayfalık 3 ciltlik devasa Yaratılış Atlası’nda, Dawkins, bula bula bir maketin resmini bulmuş ve bunu da bir hata olarak göstermeye çalışmıştır. Evrimciler kitapta hiçbir hata olmamasını, milyonlarca yıl önceki canlıların günümüzde halen yaşadığının kanıtlanmış olmasını kendilerine yedirememişlerdir. İşte Dawkins’in gösterdiği bu beyhude çaba, Yaratılış Atlası’nın ne kadar doğru ve etkili olduğunu göstermektedir. Bu durum, aynı zamanda Yaratılış Atlası vesilesi ile evrimin dünya çapında nasıl güçlü bir çöküşe gitmiş olduğunu da göstermektedir.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Sadece maket resimleri değil yukarda da  belirttiğim gibi gayet somut bilgi yanlışlarına da değiniyor <a href="http://www.evrimteorisi.org/?p=419" target="_blank">makalesinde</a>. Adnan Oktar&#8217;ın anlayamadığı şey bilimcilerin, bu kitapların hedef kitlesi olan sıradan insanlar kadar naif olmadıkları ve hiçbir bilimsel delile dayanmadan, sadece yan yana iki resim koyarak <em>&#8220;bunlar tamamen aynı, hiç değişmemişler, o zaman evrim yoktur&#8221;</em> türünden komik iddialarla dolu bir kitabı ciddiye almayacaklarıdır. Eğer kitaptaki veriler bilimsel delillere veya kaynaklara dayanıyor olsa elbette o iddiaları uzun uzun inceleyip gerekli cevabı verirler. Ama Richard Dawkins&#8217;in kısaca göstermeye çalıştığı gibi bu iddialar hiçbir temele dayanmıyor ve birçok bilgi yanlışı içeriyor. Durum böyle olunca bütün kitabı tek tek incelemeye gerek bile duymuyorlar normal olarak. Yüzlerce fosil örneği verilen kitapta bunların kaç tanesi bilimsel kaynağa dayanıyor? Hepsinde Adnan Oktar&#8217;ın sözü kaynak olarak karşımıza çıkıyor. Şu fosil şu türde canlıdır ve şu kadar milyon yaşındadır diyor ve noktayı koyuyor. Böyle bir bilimsellik olmaz. Bu komedidir. Bilimciler neden bunu ciddiye alıp da incelesin ki? Adnan Oktar kim ki onun sözü bilimsel bir kaynak olarak kabul edilsin?</p>
<p style="text-align:justify;">Bu noktada en başa dönüp tekrar sormak lazım. Adnan Oktar&#8217;ın da dediği gibi ortada bir cahillik var ama bu kimin cahilliği? Kararı siz verin.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Adnan Oktar'nın El Cezire Röportajı]]></title>
<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2008/10/17/adnan-oktarin-el-cezire-roportaji/</link>
<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 18:12:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
<guid>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2008/10/17/adnan-oktarin-el-cezire-roportaji/</guid>
<description><![CDATA[El-Cezire kanalının Adnan Oktar ile 06.08.2007 tarihinde yaptığı röportajdan ilginç bulduğum]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;">El-Cezire kanalının Adnan Oktar ile 06.08.2007 tarihinde yaptığı röportajdan ilginç bulduğum bölümleri paylaşmak istiyorum (http://www.harunyahya.tv/detail.php?l=1&#38;pid=4772&#38;cid=0):</p>
<blockquote><p><strong>El Cezire:</strong> Hocam sizin yazdığınız kitaplara gidelim. Şimdi sizin bir kitabınız var “Evrim Aldatmacası”. Orada şeyden bahsediyorsunuz, diyorsunuz ki&#8230; Orada hocam ırkçılığın, faşizmin ve materyalizmin ve terörün oradan kaynaklandığını, bu teoriden kaynaklandığını bahsediyorsunuz.</p>
<p><strong>Adnan Oktar:</strong> Evet.</p>
<p><strong>El Cezire:</strong> Şimdi hocam bunu daha çok açar mısınız? Terörle evrim teorisi arasındaki ilişkiyi daha çok açıklar mısınız bize?<!--more--></p>
<p><strong>Adnan Oktar:</strong> Darwin hayatın güçlülerle zayıfların mücadelesinden ibaret olduğunu söyler. Yani güçlüler daima zayıfları yok eder dolayısıyla güçlüler ortada kalır. Şeklinde bir inancı var, düşüncesi var. Bunu sosyal darwinizme yansıttıklarında güçlü olan askeri yönden, siyasi yönden, teknik yönden güçlü olanların zayıf olanlara müstezaflara daha üstün olacağı, onları yok edeceği ve hakim edeceği şeklinde bir düşünceye kaydırmıştır bu kişileri. Hitlerin de, Mussolini’nin de düşüncelerinde bu vardır.</p>
<p>Ama marksizmin de kökeninde yine tez-anti tez düşüncesi vardır. Yani bir tez ortaya atılır, buna karşılık bir anti tez atılır ve bunların bir mücadelesi olur ve burada da sürekli bir çelişki vardır ve sürekli bir mücadele vardır ve dolayısıyla da kan dökülür. Hayat sürekli bir mücadeleden ibarettir tarzında bir düşünce var. Dolayısıyla faşizmle komünizmin bu yönde birbiriyle aynı olan bir zemini var her ikisi de darwinizmden kaynaklanıyor.</p></blockquote>
<p style="text-align:justify;">Adnan Oktar&#8217;ın ne kadar da bilgili ve zeki biri olduğunu bu açıklamalarda görmek mümkün. Tek kelimeyle muhteşem. Adnan beyden resmen zeka fışkırıyor.</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;"><strong>El Cezire:</strong> Siz Bin Ladin’i savunuyor musunuz mesela?</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Adnan Oktar:</strong> Bin Ladin’i tabii ki savunmam. Yani bir terör olayı şeklinde lanse edileceği için tabii ki kabul etmem. Çünkü kültürel hakimiyet, fikri hakimiyet bütün dünyayı kısa sürede İslamı kabul ettirecek hale getirebilir. Yani bunu silahla elde etmeye gerek yok. Bunu fikirle çok rahat elde edebiliriz. Bakın bizim yaptığımız mücadele bu, Darwinizmle ilgili felsefenin ortadan kaldırılmasının mücadelesi, arkasından İslamın gelişmesine sebep oluyor. Mesela bu Türkiye’de hemen kendisini gösterdi. Türkiye’de bugün Darwinizm’e inanmayanların sayısı %90’a çıkmıştır. Yani bu silahlı bir mücadeleyle elde edilecek birşey değildir bu. Fikri mücadeleyle elde edilecek birşeydir. Mesela Türkiye’de PKK terörü var. Buna karşı da yine aynı şekilde silahla netice alınamaz. Buna karşı da fikri mücadele yapılması gerekir. Fikri mücadeleyle çok rahat netice alınır. Dünyada güçlü bir fikri mücadele yapılsa, İslam 5-10 yıl içinde bütün dünyaya çok rahat hakim olabilir. Medeni insanlara, düşünceye açık olan insanlara, kültürle bilgiyle yaklaşmak imkanı varken silahla yaklaşmak son derece anlamsız olur, son derece gereksiz olur.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Bin Ladin zaten evrim teorisinin en önemli savunucularından biridir. Adnan bey çok haklı. Terörizm dediğimiz şeyin başka birşeyle ilgisi yok, sadece evim teorisinin kabul edilmesiyle ilgili. Ama ufak bir düzeltme yapmak istiyorum. Türkiye&#8217;de evrim teorisini kabul etmeyenler %90&#8242;a henüz çıkmadı. 2006 yılında yapılan bir araştırma %25-30 civarındaki bir kesimin evrim teorisini <a href="http://richarddawkins.net/article,706,Public-Acceptance-of-Evolution,Science-Magazine-Jon-D-Miller-Eugenie-C-Scott-Shinji-Okamoto" target="_blank">kabul ettiğini gösteriyor</a>. Ayrıca bu araştırmaya göre halkının %80&#8242;ininden fazlası evrim teorisini kabul eden İzlanda, İsveç, Fransa, Japonya gibi ülkelerden pek sık teörist çıktığını görmüyoruz. Ama nedense çok ilginç bir şekilde Ortadoğu&#8217;dan çıkan teöristlerin haddi hesabı yok. Acaba terörizmin kökeni konusunda Adnan beyefendi yanlış bir tespitte mi bulunuyor diye insan sormadan edemiyor. Acaba terörizmin kökeninde evrim teorisinin kabulü değil de farklı birşey mi var?</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;"><strong>El Cezire:</strong> Hocam sizin elde ettiğiniz başarılardan bir örnek verebilir misiniz? Mesela bu Darwinizm’e karşı olsun veya diyelim ki, mesela bu PKK’ya karşı yaptığınız bir çalışma var mıdır ve etkisini gösteren bir örnek var mıdır acaba? Başarılarınızdan bir örnek verebilir misiniz?</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Adnan Oktar:</strong> Türkiye’de eskiden sol daima hakim olurdu. Biz Darwinizm’e karşı güçlü bir mücadele verdikten sonra sağ ezici şekilde hakim olmaya başladı Türkiye’de, bu net bir başarıdır. Bir başarı olarak bu bir. PKK’dan halk kitleler halinde kopmaya başladı. Biz faliyet yaptıktan sonra, PKK’nın gerçek yönünü, Marksist yönünü, Materyalist yönünü vurguladıktan sonra, Darwinizm’in geçersizliğini anlattıktan sonra,  PKK siyasi yönde çok ciddi güç kaybına uğradı. Bunu da son zamanlarda açık açık gördük. Yani Türkiye’nin genel tablosuna bakarsanız bunu çok açık görürsünüz.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Türkiye&#8217;de eskiden sol hakimmiş ve Adnan beyin muhteşem darwinizm karşıtı mücadelesi sonucunda artık sağ üstün hale gelmiş. Bu da Adnan bey ve arkadaşlarının net bir başarısıymış. Çok yerinde bir tespit olmuş <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align:justify;">Tabi ayrıca PKK&#8217;nın siyasi olarak güç kaybına uğraması da Adnan bey ve arkadaşlarının materyalizm karşıtı mücadelelerinin açık bir sonucuymuş. Sanırım bunun için de ayrıca kendilerine teşekkür etmemiz gerekiyor <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;"><strong>El Cezire:</strong> Hocam sizin çok meşhur bir kitabınız var. Çok önemli bir kitabınız var. Evrim Aldatmacası. Bu kitap çok önemli bir kitap. Bunun asıl temel fikrini özetle anlatabilir misiniz bize?</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Adnan Oktar:</strong> Özetle yer altını kazdığımızda, milyonlarca, yaşamış hayvanlara dair fosiller çıkıyor. Bu fosillere baktığımızda, bunların hiçbir şekilde bir değişikliğe uğramadığını görüyoruz. Aynısıyla milyonlarca senedir 80 milyon, 100 milyon seneden beri hiçbir değişikliğe uğramadığını görüyoruz. Evrimcilerin iddia ettiği gibi herhangi bir ara fosile de rastlıyamıyoruz. Hatta ben dün de söyledim. Ara fosil bana bir tane getirsinler, beş trilyon vereceğim dedim. Ara fosil yok. Ara fosil olmayıp da bütün canlıların milyonlarca senelerden beri hiçbir değişikliğe uğramamış olması zaten Darwinizm’i bitirmek için yeterlidir. Bunun üstüne delile gerek yoktur. Kitapta da bu açıklanıyor.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Aynen Adnan beyin dediği gibi. O ne diyorsa doğrudur. 100 milyonlarca yıllık fosiller bulunuyor ve bunlar bugünkülerle tamamen aynı. Yani değişikliğe uğramamış. Zaten Adnan bey bunları Yaratılış Atlası kitabında da açıkça gösteriyor. Çıkan fosili ve bugünkü canlının resimini yan yana koyuyor ve tüm canlıları sadece resimlerine bakarak tespit etmek ve en ince ayrıntısına kadar analiz etmek için yeterli eğitim ve bilgi düzeyine sahip olduğunu için fosillerin hiç değişmemiş olduğunu ve bugünkülerle tamamen aynı olduğunu şıp diye anlayabiliyor. Biz de Adnan beyin bu olağanüstü bilgi birikimi ve yeteneği sayesinde fosillerin hiç değişmediğini ve evrim diye birşeyin hiçbir zaman gerçekleşmediğini net bir şekilde görebiliyoruz. Zaten kendilerinin de dediği gibi <em>&#8220;bunun üstüne delile gerek yoktur&#8221;</em>. Adnan Oktar ne diyorsa odur.</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;"><strong>El Cezire:</strong> O kadar paranız var mı, beş trilyon?</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Adnan Oktar:</strong> Toplarız.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>El Cezire:</strong> Acaba bazı Arap ülkelerinden veya organizasyonlarından destek alıyor musunuz?</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Adnan Oktar:</strong> Hayır, hayır. Benim çevrem, arkadaşlarım gerçekten Türkiye’nin en ileri gelen zenginleridir. Etkili iş adamlarıdır. Çok iyi de kazanıyorlar maşallah ama çok iyi de harcıyorlar. Ben de öyle arkadaşlarım da öyle.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>El Cezire:</strong> Size ne diye bu bağışları veriyorlar? Sizi İslam tebliğcisi olarak mı görüyorlar? Yoksa siz Sufi olduğunuz için mi, yoksa Hazreti Said Nursi’yi desteklediğiniz için mi para veriyorlar? Neden acaba?</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Adnan Oktar:</strong> Bana para veren yok. Mesela bir faaliyet yapılacağı vakit, başarılı bir şey yapılacağı vakit, arkadaşlarım giderler bin tane kitap alır, alır, dağıtır. Bir başka arkadaşım, on bin tane kitap alır dağıtır. Allah rızası için dağıtırlar. Yani kimseye para verme olayı yoktur. Yani şu şahsın şu kadar paraya ihtiyacı var şeklinde bir olay olmaz.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>El Cezire:</strong> Din için mi veriyorlar parayı?</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Adnan Oktar:</strong> Tabi ki Allah rızası için. Yani kitap zaten verilen kitaplar İslami kitaplar. Dağıtılan kitaplar İslamı kitaplar. Dolayısıyla buna kitabı alıp, satın alıp dağıtıyor. Para verme diye bir şey, olay yok.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Adnan bey ve arkadaşları iyi kazanıp iyi harcıyorlarmış. Maaşallah Adnan bey. Sizin adınıza çok sevindik. Ama benim aklıma takılan birşey var. Kitapları arkadaşlarınızın dağıttığını söylemişsiniz. Yani dağıtılan kitapların parasal kaynağı olarak arkadaşlarınızı gösteriyorsunuz. Halbuki Kadir Çelik&#8217;e verdiğiniz <a href="http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2007/06/11/kadir-celik-adnan-oktar-1/" target="_blank">röportajda</a> bu bedava dağıtılan kitaplar sorulduğunda, yayımcı firma olan Global Yayıncılığın kitapları promosyon amaçlı olarak dağıttığını ve bu bedava dağıtımların sizinle bir ilgisi olmadığını ima etmiştiniz. Şimdi ise durum nedense biraz değişmiş gibi gözüküyor. Hem de aradan sadece 3 ay gibi kısa bir süre geçmişken.</p>
<p style="text-align:justify;">Yine de büyüksünüz Adnan bey. Hem de çok büyük :))</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zehirli Yılanlar, Kaygan Yılanbalıkları ve Harun Yahya]]></title>
<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2008/10/16/zehirli-yilanlar-kaygan-yilanbaliklari-ve-harun-yahya/</link>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 22:01:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
<guid>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2008/10/16/zehirli-yilanlar-kaygan-yilanbaliklari-ve-harun-yahya/</guid>
<description><![CDATA[[Bu yazı Richard Dawkins'in Venomous Snakes, Slippery Eels and Harun Yahya başlığıyla yayımlan]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;">[Bu yazı Richard Dawkins'in <a href="http://richarddawkins.net/article,2833,UPDATED-Venomous-Snakes-Slippery-Eels-and-Harun-Yahya,Richard-Dawkins">Venomous Snakes, Slippery Eels and Harun Yahya</a> başlığıyla yayımlanmış olan yazısının Kutluhan Çelik tarafından yapılmış çevirisidir. Bu çeviri orijinal olarak Richard Dawkins'in sitesinde yayımlanmıştır.]</p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://www.evrimteorisi.org/wp-content/uploads/2008/09/seasnake.jpg"><img class="size-full wp-image-420 alignright" style="margin-left:10px;margin-right:10px;" title="seasnake" src="http://www.evrimteorisi.org/wp-content/uploads/2008/09/seasnake.jpg" alt="" width="181" height="302" /></a></p>
<p style="text-align:justify;">2006 yılında, Müslüman Türk apolojist Harun Yahya tarafından yazılmış, <em>Atlas of Creation</em> isimli kitabı, sipariş vermemiş olmasına rağmen, tamamen ücretsiz olarak posta kutusunda bulan dünya çapında onbinlerce bilim adamından biri oldum. Onbir dilde yayımlanan kitabın tezi, evrimin yalan olduğu. Ana “kanıt”, her biri günümüzdeki karşılıkları eşliğinde sayfa sayfa sunulmuş, fosilin zamanından beri hiç değişmediği söylenen hayvan fosillerinin güzel fotoğraflarından oluşuyor. Kitap büyük, 700 sayfadan fazla, renkli, kuşe kağida basılı, gösteriş yapmak için kahve masası üzerine koyulacak cinsten. Böyle bir kitabı üretmenin maliyeti fazlasıyla yüksek olsa gerek, ve insan kendini bunun bunca dilde ve bu kadar fazla nüsha halinde üretimi ve dağıtımı için harcanan paranın nereden geldiğini merak etmeden edemiyor.</p>
<p style="text-align:justify;">Kitabın bütün anafikrinin günümüz hayvanlarıyla fosilleşmiş karşılıklarının güya benzerliği üzerine dayandığı düşünüldüğünde, kitabı rasgele karıştırırken 468. sayfanın, biri günümüz, biri de fosilleşmiş “yılanbalığı”na ayrıldığını görmek beni eğlendirdi. Resmin açıklaması diyor ki:</p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://www.evrimteorisi.org/?p=419" target="_blank">Yazının devamı -&#62;&#62;</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Harun Yahya'nın Çılgın ve Renkli Hayal Alemi]]></title>
<link>http://materyalistceseyler.wordpress.com/2008/10/08/harun-yahyanin-cilgin-ve-renkli-hayal-dunyasi/</link>
<pubDate>Wed, 08 Oct 2008 19:56:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>materyalist</dc:creator>
<guid>http://materyalistceseyler.wordpress.com/2008/10/08/harun-yahyanin-cilgin-ve-renkli-hayal-dunyasi/</guid>
<description><![CDATA[Harun Yahya’nın sahtekar olduğunu zaten biliyorsunuz peki ya deli olduğunu biliyor muydunuz? Bi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p class="MsoNormal">Harun Yahya’nın sahtekar olduğunu zaten biliyorsunuz peki ya deli olduğunu biliyor muydunuz? Bilimsel bulguları çarpıttığı yayınlarına milyarlarca dolar harcayan bu çılgın amcanın çatıştığı tek bilim dalı biyoloji değil; sosyoloji ve antropolojiden de hiç hazzetmiyor.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Tarihi bir yalan: Kabataş Devri.com isimli sitesinde çok ilginç iddialar var. Herkese bu fantastik siteyi incelemelerini tavsiye ediyorum. Sitenin anafikri antropoloji, arkeoloji vb bilim dallarının geçmiş medeniyetlere ve insanlığın ilerlemesine dair bulgularının yalan olduğu, insanların hiçbir zaman mağaralarda ilkel bir yaşam sürmediği, Sümer, Babil gibi eski büyük uygarlıkların bugünkü teknolojiye sahip olduğu. Harun Yahya’nın bu uçuk iddiaları temellendirmeye çalışırken sunduğu argümanlar çok eğlenceli.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Örneğin Harun Yahya ve müritlerine göre arkeologların ilkel silahlar olduklarından kuşku duymadıkları yontulmuş taşlar aslında o dönemin insanları tarafından şekillendirilip dekoratif amaçlı kullanılıyor olabilirmiş. Hayır şaka yapmıyorum adam gerçekten bunu söylüyor. Ama eski insanların hep dekoratif taşları kalırken plazma tvlerinden neden hiç eser kalmadığını açıklamamış.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Aslında arkeologlarımız eski insanlara ait kalıntıları yanlış yorumluyorlarmış. Bu iddiayı da şöyle bir hikayeyle açıklıyor. Lütfen dikkat harun Yahya’nın müthiş hayal gücünü anlayabilmemiz açısından bu hikaye çok önemli. Şimdi efendim, bundan binlerce yıl sonra bizim medeniyetimiz yok olduğunda (niye yok oluyorsa) geriye bilgisayarlarımız ve mikrodalga fırınlarımızdan hiçbir iz kalmayacakmış (niye?!) fakat taş binalarımızın yıkıntıları kalacakmış ve geleceğin arkeologları bunlara bakıp bizim çok geri bir teknolojiye sahip olduğumuzu düşünecekmiş. İşte biz de şu an aynı yanlışı yapmaktaymışız. Hatta siteye şöyle bir canlandırma da koymuş:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;"><a href="http://materyalistceseyler.wordpress.com/files/2008/10/harunyahya.jpg"><img class="size-medium wp-image-322 aligncenter" title="harunyahya" src="http://materyalistceseyler.wordpress.com/files/2008/10/harunyahya.jpg?w=300" alt="" width="414" height="343" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;"><em>Resimden anladığımız kadarıyla gelecekte arkeologlar takım elbise-kravatla kazı yapıyorlar. Ayrıca modanın evrimi de materyalist modacıların ortaya attığı bir yalan</em>.</p>
<p class="MsoNormal">Yahya ve ekibi eski medeniyetlerin teknolojilerinin bizimkinden hiç de geri olmadığını kanıtlamak için Kuran’a başvuruyorlar. Mesela bir surede (Hud suresi, 40) “tandır feveran ettiğinde” denmekteymiş bu da Nuh’un gemisinin buharlı gemi olduğu anlamına gelmekteymiş.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Başka bir surede “erimiş bakırı sel gibi akıttık” denmekteymiş (Sebe suresi, 12). Sizce bu ne anlama geliyor olabilir, bakırdan heykeller yaptıkları mı? Hayıır hayııır! Harun Yahya’nın zihninin nasıl çalıştığını hala anlayamamışsınız. Bu ayet “<em>Hz. Süleyman döneminde <span> </span>yüksek miktarda üretilen elektriğin, teknolojide pek çok alanda kullanıldığına</em>” işaret. Çünkü bakır tel elektriği iyi iletir. Alnınıza vurup “Tabii ya nasıl akıl edemedim bunu!” diyorsunuz şimdi değil mi? Akıl edemezsiniz elbette, edebilseydiniz sizin de tarikatınız olurdu.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Başka bir fantastik iddia da Sad suresinden: bu surede de Süleyman’ın emrine bina işçiliği ve dalgıçlık yapan şeytaların verildiğinden söz ediliyor (Sad, 36-37). Peki neye işaret ediyor bu? Tabii ki de denizden petrol çıkarıldığına! “<em>Dalgıç cinlerin Hz. Süleyman&#8217;ın emrinde olması, o dönemde deniz altındaki zenginliklerin işlendiğine işaret etmektedir. Deniz altındaki petrol, altın gibi kıymetli madenlerin çıkarılıp işlenmesi, insanlara faydalı ve kullanılır hale getirilmesi için çok yüksek bir teknoloji gerekmektedir. Hz. Süleyman döneminde bu teknolojinin kullanıldığına dikkat çekilmektedir.</em>” buyurmuş Harun Yahya. Şu yorumdaki derinliğe, mantık yürütme yöntemindeki zerafete bakın! Bir dalgıç kelimesinden neler çıkardı adam.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Yani sosyoloji ve altdallarının bütün çalışmaları, birikimleri Yahya’nın gözünde sıfır. Sitenin sonuç bölümündeyse şöyle diyor: “<span class="hyg"><em>Kitap boyunca incelediğimiz tarihsel ve arkeolojik bulguların da açıkça gösterdiği gibi Darwinistlerin tarihin ve toplumların evrimi iddiası bir safsatadan ibarettir.</em>” Hangi tarihsel ve arkeolojik bulgular!? Hepsini yalanladın, arkeoloji mi kaldı geriye? Harun Yahya’nın biyolojiye bakışı da aynen böyle: biyolojinin bulgularını yalanlayıp sonra hayal dünyasında yarattığı bambaşka bir biyolojiyi yaratılışı kabul etmiş gibi gösteriyor fakat gerçekte biyologların düşünceleri hiç de o yönde değil. İşte Harun Yahya’nın hayal alemi böyle bir yer. Hayali bilim dalları ve bunların kanıtlarını görmezden gelen bir takım şeytani materyalist bilim adamları var. O da hayali arkadaşı (tanrı) tarafından bunlarla mücadele etmek için gönderilmiş. (Bu adamın İsa’nın yeniden dünyaya gelmiş hali olduğuna inandığından eminim<em>.</em>)</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Natıonal Geographic’in Evrim Takıntısı ve kadınlara hakareti]]></title>
<link>http://erolcorapilekazan.wordpress.com/2008/09/28/national-geographic%e2%80%99in-evrim-takintisi-ve-kadinlara-hakareti/</link>
<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 22:12:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>facelook</dc:creator>
<guid>http://erolcorapilekazan.wordpress.com/2008/09/28/national-geographic%e2%80%99in-evrim-takintisi-ve-kadinlara-hakareti/</guid>
<description><![CDATA[Natıonal Geographic belgesel denince akla gelen medya kuruluşu.Birbirinden güzel belgeselleri Nat]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a rel="lightbox" href="http://www.blogdevri.com/wp-content/2008/09/national-geographic.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3180" title="national-geographic" src="http://www.blogdevri.com/wp-content/2008/09/national-geographic-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with Natıonal Geographic" rel="tag" href="http://www.blogdevri.com/tag/national-geographic/">Natıonal Geographic</a> belgesel denince akla gelen medya kuruluşu.Birbirinden güzel belgeselleri <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with Natıonal Geographic" rel="tag" href="http://www.blogdevri.com/tag/national-geographic/">Natıonal Geographic</a> ‘te bulmak mümkün.Ancak <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with Natıonal Geographic" rel="tag" href="http://www.blogdevri.com/tag/national-geographic/">Natıonal Geographic</a> ‘in <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with evrim" rel="tag" href="http://www.blogdevri.com/tag/evrim/">Evrim</a> Takıntısı Modern tarzına yakışmamakta.Evrimi sanki bilimsel bir gerçekmiş gibi yutturma çabası onu bu alandaki pozisyonunda güvensiz duruma sokmakta.Evrimin ispatı için birbirinden güzel animasyonları hazırlamak sanki gerçeği vermek gibi algılanma ümüdiyle hazırlanmış bilimsel illizyon adeta.Her fırsatta evrimi hayatın başlangıcı olarak ele alan <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with Natıonal Geographic" rel="tag" href="http://www.blogdevri.com/tag/national-geographic/">Natıonal Geographic</a> en son  kadınlara büyük hakarette bulundu.Hz  Adem ve Hz Havvayı hiç hesaba katmadan ilkel bir yaşam tarzını ilk insanlara yakıştıran <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with Natıonal Geographic" rel="tag" href="http://www.blogdevri.com/tag/national-geographic/">Natıonal Geographic</a>’in bu çabası aslında kadınlara büyük hakaret.Tabi ki anlayana.Ama çağdaşlığı diline dolayan <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with kadın dernekleri" rel="tag" href="http://www.blogdevri.com/tag/kadin-dernekleri/">kadın dernekleri</a> iş <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with evrim" rel="tag" href="http://www.blogdevri.com/tag/evrim/">evrim</a> ve hz Ademi inkar olunca hiç ses çıkarmazlar.Yazıklar olsun Kadını bu hale sokan evrimsel zihniyete.</p>
<p><a href="http://www.blogdevri.com/national-geographicin-evrim-takintisi-ve-kadinlara-hakareti/" target="_blank"><br />
</a></p>
<p><a href="http://www.blogdevri.com/national-geographicin-evrim-takintisi-ve-kadinlara-hakareti/" target="_blank">YAZININ DEVAMI</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Adem ile Havva'nın uzun yürüyüşü]]></title>
<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2008/09/26/adem-ile-havvanin-uzun-yuruyusu/</link>
<pubDate>Fri, 26 Sep 2008 14:40:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
<guid>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2008/09/26/adem-ile-havvanin-uzun-yuruyusu/</guid>
<description><![CDATA[Okuyacağınız geniş kapak dosyası, şu anda dünyada yaşayan tek insan türü olan Homo sapiens]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><img class="alignright" style="margin-left:10px;margin-right:10px;" src="http://www.bilimvegelecek.com.tr/imgcls/200802.jpg" alt="" width="141" height="200" />Okuyacağınız geniş kapak dosyası, şu anda dünyada yaşayan tek insan türü olan Homo sapiens&#8217;in 200 bin yıllık dünyaya yayılış sürecini anlatıyor. İnsanın tarihini, göç yollarını, hangi coğrafyaya ne zaman ulaştığını, iklimdeki ve dünyanın coğrafi yapısındaki değişikliklerin insan üzerindeki etkilerini, insanının dönemlere göre yaşam biçimlerini ortaya çıkarmak için yapılan arkeolojik ve antropolojik çalışmalara sürpriz bir alandan destek geldi: Genetik. Son 10 yılda genetik alanındaki gelişmeler, artık insanın yürüyüşünün geriye doğru izini çok daha kesin bir biçimde sürebilmemizi sağlıyor. Bilim insanlarının yıllardır yaptıkları birçok tartışma sonuca bağlanırken, bir dizi önyargı da çöpe atılıyor; dosyamızda okuyacaksınız.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu sayımızda Homo sapiens&#8217;in inanılmaz yürüyüşünü tartışmalara temel olması açısından veriyoruz. Gelecek sayılarımızda, yine genetik biliminin katkılarından yola çıkarak &#8220;ırk&#8221; ve &#8220;etnisite&#8221; kavramlarını mercek altına alacağız. Ama şunu hemen söyleyelim: Genetik biliminin son yıllardaki bulguları, ırkçılığı ve etnik milliyetçiliği bilimsel olarak çürütüyor. Artık ırkçılık veya etnik milliyetçilik yapmak, &#8220;dünya düzdür&#8221; veya &#8220;çocukları leylekler getiriyor&#8221; veya &#8220;canlıları bir tasarımcı yarattı&#8221; demek kadar bilim dışı bir safsatadır.</p>
<p style="text-align:justify;">Kapak dosyamız, www.bradshawfoundation.com/journey adresli internet sitesine dayanıyor. Siteyi hazırlayan ve metinleri yazan bilim insanı Stephen Oppenheimer. Sitedeki düzeni biz de yayınımızda temel aldık. Homo sapiens&#8217;in dünyaya yayılım sürecinin kritik dönemeçlerini yansıtan ayrı ayrı bölümlerden oluşuyor dosyamız. Ama toplamda genel tablo ortaya çıkıyor. Metinleri arkadaşlarımız Zeynep Yılmaz, Elif Dastarlı, Murat Çınar, Uğur Aksu, Nazan Mahsereci, Ali Doğan Yıldırım ve Baha Okar Türkçeleştirdi. Metinler popüler bir dille yazılmış olmasına karşın bazı teknik bölümler de içeriyordu. Bazı çeviri hatalarımız olabilir; okurlarımızın uyarılarını bekliyoruz.</p>
<p style="text-align:justify;">Bir parçası olduğumuz bu uzun yürüyüşü izlemeye başlayabilirsiniz.</p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://www.evrimteorisi.org/?p=309" target="_blank">Yazının devamı -&#62;&#62;</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mc Erdem'den 4 Yeni Parça]]></title>
<link>http://rapsitem1.wordpress.com/2008/09/24/mc-erdemden-4-yeni-parca/</link>
<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 01:10:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>rapsitem1</dc:creator>
<guid>http://rapsitem1.wordpress.com/2008/09/24/mc-erdemden-4-yeni-parca/</guid>
<description><![CDATA[Mc Erdem&#8217;den 4 Yeni Parça
Alize Ft. Mc Erdem - 2007nin Hit Parcasi
Dede Ft. Mc Erdem - Basliy]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Mc Erdem&#8217;den 4 Yeni Parça</p>
<p>Alize Ft. Mc Erdem - 2007nin Hit Parcasi<br />
Dede Ft. Mc Erdem - Basliyor Islem<br />
Evrim Ft. Mc Erdem - Kudurduk<br />
Mc Erdem &#38; Ishill - Ihtimal Yok Bizde</p>
<p><a target="_blank" href="http://www.rapsitem.net">TIKLA İNDİR </a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Evrim]]></title>
<link>http://fendersi.wordpress.com/2008/09/23/evrim/</link>
<pubDate>Tue, 23 Sep 2008 22:15:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>oguzzhan</dc:creator>
<guid>http://fendersi.wordpress.com/2008/09/23/evrim/</guid>
<description><![CDATA[Evrim


650 milyon yıl öncesinden günümüze evrim çizelgesi


Biyolojide evrim, canlı türleri]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Evrim</p>
<div class="thumb tright">
<div class="thumbinner" style="width:322px;"><a class="image" title="650 milyon yıl öncesinden günümüze evrim çizelgesi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Evrim%C3%A7izelgesi.jpg"><img class="thumbimage" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/28/Evrim%C3%A7izelgesi.jpg/320px-Evrim%C3%A7izelgesi.jpg" border="0" alt="650 milyon yıl öncesinden günümüze evrim çizelgesi" width="320" height="426" /></a></p>
<div class="thumbcaption">650 milyon yıl öncesinden günümüze evrim çizelgesi</div>
</div>
</div>
<p>Biyolojide evrim, canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanmasıdır. Evrim teorisi, modern biyolojik teorinin temel taşıdır.[1] Bu teoriye göre hayvanlar, bitkiler ve Dünya&#8217;daki diğer tüm canlıların kökeni kendilerinden önce yaşamış türlere dayanır ve ayırdedilebilir farklılıklar, başarılı nesillerde meydana gelmiş genetik değişikliklerin bir sonucudur.[1]</p>
<p>Evrim, bir canlı popülasyonunun genetik kompozisyonunun zamanla değişmesi anlamına gelir. Genlerdeki mutasyonlar, göçler veya çeşitli türler arasında yatay gen aktarımları olması dolayısıyla türün bireylerinde yeni veya değişmiş özelliklerin ortaya çıkması, evrim sürecini yürüten temel etmendir. Evrim, bu yollarla oluşan değişimlerin popülasyon genelinde daha sık veya daha nadir hale gelmesiyle işler.</p>
<p>Dünya&#8217;daki canlı türlerinden henüz sadece 2 milyondan biraz fazlası tanımlanabilmiş ve sınıflanabilmiştir. Bazı tahminlere göre henüz tanımlanmamış 10 ila 30 milyon canlı türü vardır. Bir milimetrenin binde birinden kısa bakterilerden tutun, yerden yüksekliği 100 metreyi, ağırlığı binlerce tonu bulan sequoia servi ağaçlarına kadar dünyadaki canlı türleri, cüsse, biçim ve yaşayış biçimi açısından çok büyük farklılıklar gösterirler. Sıcak su kaynaklarında kaynama sıcaklığına yakın derecelerde yaşayan bakteriler olduğu gibi, Antarktika&#8217;daki buzullarda ya da tuz göllerinde -23°C&#8217;ye varan sıcaklıklarda yaşayan algler ve mantarlar vardır. Aynı şekilde karanlık okyanus tabanlarındaki hidrotermal çatlakların kenarlarında yaşayan devasa boru kurtçukları olduğu gibi, Everest Dağı&#8217;nın yamaçlarında, 6 bin metre yükseklikte yaşayan hezaren çiçekleri ve örümcekler vardır.[1]</p>
<p>Dünyadaki bu neredeyse sınırsız sayıdaki yaşam formu, evrimsel sürecin bir sonucudur. Tüm canlılar, ortak atalardan geldikleri için akrabadırlar. İnsan ve diğer tüm memeliler, yaklaşık 150 milyon yıl önce yaşamış sivrifaremsi bir canlıdan evrimleşmişlerdir. Memeliler, kuşlar, sürüngenler, amfibiler ve balıkların ortak atası 600 myö yaşamış su solucanlarıdır. Tüm hayvanlar ve bitkiler, yaklaşık 3 milyar yıl önce yaşamış bakterimsi mikroorganizmalardan türemişlerdir.[1] Biyolojik evrim, canlı nesillerinin değişime uğrayarak (modifikasyon) devam etmesine bağlı bir süreçtir. Yeni nesiller, eski nesillere göre farklılıklar taşırlar ve ortak atalardan uzaklaştıkça çeşitlilik artar.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[EVRIME INANMAYANLARA SORULAR]]></title>
<link>http://dindar.wordpress.com/2008/09/13/evrime-inanmayanlara-sorular/</link>
<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 18:05:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>dindar</dc:creator>
<guid>http://dindar.wordpress.com/2008/09/13/evrime-inanmayanlara-sorular/</guid>
<description><![CDATA[Çok basit bazı sorular bile evrimi reddetmenin mantık ve sağduyuya değil, şartlanmaya dayalı ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="g_body"><strong><em>Çok basit bazı sorular bile evrimi reddetmenin mantık ve sağduyuya değil, şartlanmaya dayalı bir eylem olduğunu göstermeye yeter..</em></strong></p>
<div>1) Diyelim ki bir antropolog grubuyla birlikte bir kazıya katılıyorsunuz. Dağın başında biryerlerde, bir mağaranın içinde birtakım iskeletler buluyorsunuz. Fakat iskeletler insan iskeletine tam benzemiyor. Daha bir maymunumsu. Aynı zamanda da iskeletlerin yanında taştan delici ve kesici aletler ve ateş kalıntısı buluyorsunuz.</div>
<div>Bu durumda ne düşünürsünüz?</div>
<div>a) Allah insan iskeletlerini zaman içinde deforme ediyor, daha bir maymuna benzetiyor</div>
<div>b) Birileri bütün antropoloji kazı sitelerine dadanıp, bilim adamlarıyla oyun oynamak için iskeletlerin yanına, daha kazı yapılmadan delici ve kesici aletler yerleştiriyor.</div>
<div>c) Böyle şeyler bulunduğunu bilmiyordum</div>
<div>d) İnsan daha ilkel türlerden evrimleşmiştir</div>
<div>2) Evinize böcekler dadanıyor ve gidip bir böcek ilacı alıyorsunuz. İlk seferinde ilaç işe yarıyor. Çoğu böceği öldürüyor. Görünürde böcek kalmıyor. Fakat zaman içinde evde tekrar aynı böceklerden türüyor. Tekrar gidip aynı ilacı alıyorsunuz, ama bu sefer ilacın geçen seferki kadar etkili olmadığını görüyorsunuz. Gidip başka marka bir ilaç alıp onu denemek zounda kalıyorsunuz.</div>
<div>Bu durumda aşağıdakilerden hangisini düşünürsünüz?</div>
<div>a) Allah&#8217;ın bana garezi var, başıma ilaca dayanıklı böcekler sarıyor.</div>
<div>b) Bu ilaç güçsüz, işe yaramıyor. İlk seferinde böcekler eceliyle ölmüş olmalı.</div>
<div>c) Böcekler nefeslerini tutmayı öğrendiler herhalde.</div>
<div>d) Canlıların çevre koşullarına daha dayanıklı olanlarının hayatta kalip, diğerlerinin öldüğü ve bu yolla hayatta kalan canlıların genetik yapılarında zaman içinde değişiklikler meydana geldiği doğrudur.</div>
<div>3) Elinizdeki deney farelerinin kafesi yanlışlıkla açılıyor ve 6 tane beyaz, 6 tane siyah fare dışarı kaçarak binanın yanındaki tarlaya gizleniyor. Zamanla ürüyorlar ve tarlayı bir sürü beyaz ve siyah fare sarıyor. Farelerden bıkan tarla sahibi, savaşmak için tarlaya farelerle beslenen hayvanlar getiriyor (kedi, baykuş, vs). Aradan zaman geçiyor ve farelerin sayısı azalıyor. Fakat öyle ki, beyaz renkli fare kalmıyor tarlada. Kalan az sayıdaki farelerin hepsi siyah renkli.</div>
<div>Bu durumda nasıl yorum yaparsınız?</div>
<div>a) Hayvanlar beyaz renkli farelerin tadını daha çok sevmiş olmalı.</div>
<div>b) Beyaz fareler daha aptal olduğu için kaçamayıp yakalanmış olmalılar.</div>
<div>c) Allah siyah fareleri daha çok seviyor.</div>
<div>d) Tarlanın zemini koyu renk toprak olduğu için beyaz fareler daha kolay göze batıyor ve avlanan hayvanlar onları daha kolay avlıyor. Dolayısıyla, çevre koşulları, doğal seçilim prensibi yüzünden canlıların genetik yapılarında zaman içinde değişikliklere sebep olur.</div>
<div>4) Çocuğunuz size neden coğu hayvanın bir başının ve dört ayağının olduğunu soruyor. Siz de böyle olmayan hayvanlar da olduğunu söylüyor ve örnekler veriyorsunuz (yılan, balık, vs). Sonra düşünüp bir farkediyorsunuz ki, karada yaşayan omurgalı hayvanların coğunun vücut yapısı aynı forma uyuyor. Bir baş, bir gövde ve 4 uzuv. Bunu çocuğunuz da farkediyor ve nedenini soruyor.</div>
<p>Nasıl cevap verirsiniz?</p>
<div>a) Allah&#8217;ın yaratıcılığı kıttır oğlum. Aklına başka vücut biçimi gelmemiş.</div>
<div>b) Bu vücut şeklini çok sevmiş olmalı Allah. Bu şeklin onun için özel bir anlamı olmalı.</div>
<div>c) Daha başka nasıl olacak ki?</div>
<div>d) Bütün omurgalı hayvanlar bu iskelet formuna sahip bir ortak atadan türemiş olmalı.</div>
<div>5) Üniversitede biyolojiyi kazanıyor ve okumaya başlıyorsunuz. Zoolojiyi seçiyorsunuz ve zaman içinde ödevlerinizi hazırlarken üniversitenin kütüphanesinde, zooloji kitaplarında kaydedilmiş milyonlarca canlı isimlerini, latince adlarını ve iskelet yapılarını,vs. ödevleriniz gereği inceleyip görmek zorunda kalıyorsunuz. Öğreniyorsunuz ki, binlerce ara türe dair fosiller bulunmuş. (Dinazor ve kuş arası canlılar, hem balinaya, hem ayıya benzeyen canlılar, vs).</div>
<div>Bunları nasıl yorumlarsınız?</div>
<div>a) Adi evrimciler, bütün üniversiteleri sarmışlar. Bütün kitapları bu yalanlarla doldurmuşlar.</div>
<div>b) Bilim adamlarının işi yokmuş, son 150 yıldır, fosilleri ve canlı türlerini sınıflandırırken, sırf yaratılışçılara uyuzluk olsun diye 10 binlerce sayfa uydurma bilgi koymuşlar literatürlere.</div>
<div>c) Allah bu. Yapar yapar. Allah yari dinozor, yari kus bir yaratik yapip, sonar bunun soyunu tukettiyse, bunu sorgulamak bizim haddimize mi?</div>
<div>d) Yoksa bu evrim doğru mu yahu?</div>
<div>6) Reagan döneminde Amerika&#8217;da yaratılışçılığı ders kitaplarına almak üzere hukuki savaş açan hristiyan cephenin çabalarıyla ve o konuda ABD&#8217;de o dönemde yapılan tartışmalarla ilgili bir yazı okuyorsunuz gazetede. O tartışmaya noktasını vuran olayın, Amerikan Bilimler Akademisinin (NAS) konunun uzmanı, tümü nobel ödüllü bilim adamlarının bir araya gelerek ortak çıkarttıkları bir bildiride (mahkemede bilirkişi raporu olarak da kabul edilmiş bir kitapçık bu), evrimi savunduklarını, konuda uzman bilim adamlarının bu konuda bir şüphelerinin bulunmadığını ve yaratılışçılığın bilimsel bir teori olmadığı için ders kitaplarına konulmamasi gerektiğini söylediklerini öğreniyorsunuz. Mahkemenin de bunun sonucunda hristiyan cephenin sözkonusu talebini reddettiğini öğreniyorsunuz.</div>
<div>Bu bilgiyi nasıl yorumlarsınız?</div>
<div>a) Gavur memleketi bu, olur böyle şeyler.</div>
<div>b) Bilim adamlarının üniversitelerde beyni yıkanıyor.</div>
<div>c) Nobel ödülünü sadece dinsizlere veriyorlar.</div>
<div>d) Demek ki konunun asıl uzmanlarının evrimden şüphesi yok.</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Canka - Isaret ve Orta Parmak Arası]]></title>
<link>http://rapsitem1.wordpress.com/2008/09/12/canka-isaret-ve-orta-parmak-arasi/</link>
<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 20:35:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>rapsitem1</dc:creator>
<guid>http://rapsitem1.wordpress.com/2008/09/12/canka-isaret-ve-orta-parmak-arasi/</guid>
<description><![CDATA[Canka - Isaret ve Orta Parmak Arası
01 - Canka - Kafayi Yemis (Intro)
02 - Canka - Reload Feat. Pit]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Canka - Isaret ve Orta Parmak Arası</p>
<p>01 - Canka - Kafayi Yemis (Intro)<br />
02 - Canka - Reload Feat. Pit10<br />
03 - Canka - Parlat<br />
04 - Canka - Kisiliginden Zayif<br />
06 - Canka - Zincir Feat. Evrim<br />
07 - Canka - Anladiniz Sanirim<br />
08 - Canka - Hosumuza Gidiyor Feat. Pit10<br />
09 - Canka - Kolaymi Sence Feat. Pit10 &#38; Kursun<br />
10 - Canka - Yanlis Yoldasin<br />
11 - Canka - Tütsü Feat. Kursun<br />
12 - Canka - Kalp Atisin Durmadan<br />
13 - Canka - Bang Bang Feat. RameFlow<br />
14 - Canka - Konusma<br />
15 - Canka - Kulaklarina Mesaj Feat. Info &#38; Pit10<br />
16 - Canka - Demo CD (Skit)<br />
17 - Canka - Sistemimiz Merkezî Feat. Pit10<br />
18 - Canka - Mesafe Var<br />
19 - Canka - Bi Sikim Yok Feat. Sena<br />
20 - Canka - Cigerini Kasma Feat. Kursun<br />
21 - Canka - Yeryüzüne Cevirir<br />
22 - Canka - Varim Yogum<br />
23 - Canka - Acilarla Sevismek Feat. Kursun<br />
24 - Canka - Sizin Bir Derdiniz Var</p>
<p><a target="_blank" href="http://www.rapsitem.net">TIKLA İNDİR </a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Evrim, rastgelelik ve şans]]></title>
<link>http://edezu.wordpress.com/2008/09/02/evrim-rastgelelik-ve-sans/</link>
<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 10:55:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>edezu</dc:creator>
<guid>http://edezu.wordpress.com/2008/09/02/evrim-rastgelelik-ve-sans/</guid>
<description><![CDATA[Evrim kuramına (Darwinizm) karşı yapılan yorumlar (eleştiri diyemiyorum) arasında en popülerl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Evrim kuramına (Darwinizm) karşı yapılan yorumlar (eleştiri diyemiyorum) arasında en popülerlerinden biri bu: Bu karmaşık yaşam formları rastgele oluşmuş olabilir mi?</p>
<p><em>Türlerin Kökeni</em>&#8216;nin yayınlanmasından 150 yıl sonra hala bu yorumun yapılması oldukça büyük bir acizliğe işaret ediyor. Bu acizlik kitapçıya gidip <em>Türlerin Kökeni</em>&#8216;ni alıp okuyamama acizliği. Hadi <em>Türlerin Kökeni</em>&#8216;ni geçtim, evrim konusunda yazılmış ve Darwinizmi basitçe anlatan onlarca kitap mevcut. Bunların herhangi birini alıp anlamak amacıyla okuyan biri, bu eleştirinin geçersiz olduğunu kolaylıkla görebilir.</p>
<p>Ama tabii ki insanlar bu kurama anlamak amacıyla yaklaşmıyor. Önyargılar tembellikle birleşince ortalıkta &#8220;bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuş&#8221; (Uğur Mumcu&#8217;ya saygılar) insanlar dolaşıyor. &#8220;Kafası çalışan her insan canlıların rastgele süreçler sonucu oluşamayacağını idrak edecek zekadadır&#8221; demeyi çok seviyor bu tembeller.</p>
<p>Daha önce bin kere söylenmiş ve yazılmış olmasına rağmen ben de söyleyeyim. <strong>Evrim rastgele bir süreç değildir, hatta rastgeleliğin tam tersi bir süreçtir.</strong></p>
<p>Örneklerle açıklayalım:</p>
<p>Elimde 100 tane zar olsun ve ben bu zarları atarak 100 tane 6 elde etmeye çalışayım. 100 zarı aynı anda atıyorum ve büyük olasılıkla yüzü de 6 gelmiyor. Tekrar atıyorum. Yine hepsi 6 gelmedi. Tekrar atıyorum&#8230;</p>
<p>İşte bu rastgele bir süreçtir ve istediğim sonucu (100 tane 6) elde etmem çok zaman alacaktır. Tembeller evrimi de böyle bir süreç sanıyor. Böyle bir süreçte istenilen örgünün şans eseri kendiğilinden ortaya çıkması çok zordur ve eğer evrim böyle çalışsaydı, yapılan eleştiri geçerli olurdu. Zira bırakın 100 tane 6&#8242;yı, <strong>insan gözü</strong> gibi karmaşık yapıların buna benzer bir süreçle oluşmuş olması pek de inanılır değil.</p>
<p>Şimdi yine zar örneğine geri dönelim ama bu kez örneğe bir de seçilim faktörü ekleyeceğim. 100 zarı atıyorum ve <strong>6 gelenleri bir kenara ayırıyorum</strong>. Kalanları tekrar atıyorum ve yine 6 gelenleri ayırıyorum. 6 gelenleri ayırmam sürecin doğasını oldukça değiştiriyor çünkü her atışta istediğim örgüye daha da yaklaşıyorum. Bu süreci böyle devam ettirdiğim takdirde, seçilimin olmadığı önceki sürece göre çok daha hızlı bir şekilde 100 tane 6&#8242;yı elde edeceğim. Seçilimin varlığı olayı rastgele olmaktan çıkarıyor çünkü ben hiç de rastgele olmayan bir biçimde sürece müdahale ediyorum.</p>
<p>Evrim süreci ilk örneğe değil, seçilimin olduğu bu ikinci örneğe benziyor. Seçilimi yapan bir özne değil doğanın kendisi (<strong>doğal seçilim</strong>! kuramın göbeğinde yatıyor kendisi, görmek bu kadar zor mu?). Rastgele süreçler sonucu (mutasyon) ortaya atılan formlar doğa tarafından seçiliyor. Seçilenler yine rastgele süreçler sonucu yeni formlar &#8220;öneriyor&#8221;, doğa da bunlar arasından daha &#8220;uygun&#8221; olanları ayırıyor. Bunun böyle devam etmesi de <strong>tasarım </strong>ve <strong>işlev </strong>ortaya çıkarıyor. Yalnız bu tasarım benim zar örneğimdeki gibi bilinçli bir tasarımcı tarafından değil, doğal süreçler sonucu meydana geliyor.</p>
<p>Mutasyonlar rastgeledir, doğal seçilim değildir. Doğal seçilimin varlığı evrim sürecini rastgele olmaktan çıkarır.</p>
<p>Tembellere duyurulur.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Entropim! O pimi Tanrı mı çekti?]]></title>
<link>http://feelozof.wordpress.com/2008/08/31/entropim-o-pimi-tanri-mi-cekti/</link>
<pubDate>Sun, 31 Aug 2008 14:48:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>feelozof</dc:creator>
<guid>http://feelozof.wordpress.com/2008/08/31/entropim-o-pimi-tanri-mi-cekti/</guid>
<description><![CDATA[Başlangıç;
 
Başlangıç var mı gerçekten; hareket yoktu diyorsun ve madde sonsuz yoğundu, z]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Başlangıç;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Başlangıç var mı gerçekten; hareket yoktu diyorsun ve madde sonsuz yoğundu, zaman yoktu diyorsun&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Patlama;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Bir sır ver bana, sende kalsın de, tüm bu evren bir hidrojen atomunun içinde ve her hidrojen atomu bir evren de bana, bunu bağıra çağıra herkese anlatayım, ihanet mi; hayır! Kimse buna inanmazsa sır ortaya dökülmüş sayılmaz; böyle bir sır ver bana bir kuyuya değil gökyüzüne fırlatayım yine de aramızda kalsın&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Adalet istiyorum senden, cana kıyanın canına kıyıla, diri diri mezara gömen diri diri mezara gömüle, seven sevile, nefret veren nefret ala&#8230; Adalet bu gerçekten, gerisi palavra! Acı acıyla, neşe neşeyle, akıl akılla, hile hileyle kadeh tokuştursun, gör o zaman acımdaki azameti, işit şen kahkahalarımı, konuşmam sadece, dinlerim de o zaman, hilesine güvenebilir insan, şansına değil!! Adalet istiyorum senden, affetmek benim işim değil, o senin işin ve senin işine burnumu sokmak istemem!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Öyle bir renk gösterki bana kırmızı onu gördüğünde kıpkırmızı olsun, gözlerimi simsiyah yap ama içinde o renk olsun ve o rengi gören taş olsun!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">O kadar İnsan yapki beni Şeytan önümde secde etsin! Ve onu elinden tutup ayağa kaldırayım.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Her insan yap beni, herkes olmak istiyorum, ona ne dokunduysa bana da dokunsun, ne kadar yücelmişse ve ne kadar alçalmışsa&#8230; Cellad cellad olsun yani kendi kafasını uçursun. Kral olmak istiyorum ama bir o kadar soytarı da. Tam olmak istiyorum ve eksik olmak, korkudan ölmek istiyorum ve ölümden korkmamak, hür olmak istiyorum müebbet yatarak.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Böcekler rüya görsün bunu istiyorum senden.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Öyle kelimeler istiyorumki senden zirve yerin dibine batsın, okyanus bir damlaya sığsın, bir fil ezsin karınca o kelimeyle, bal ekşi kaçsın yanında, acı kaçsın, zehir utansın, beyaz kör olsun, denge kaybetsin kendini, imkansız birde bin ve işkence ninni gelsin kulaklara, bu kelimelerle dile gelen iki doğru sonsuzda kesişmesin hemen kesişsin&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Dostum olmanı istiyorum ve düşmanım, bir azizeden çok bir orospu olmanı ve sana öyle aşık olmak istiyorum!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Dağılma;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Tanrım! Sen yoksan, ben de yokum!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[(28.08.2008) Sporun Anatomisi - Ticaret, Siyaset ve Medyanın Spor ilişkisi]]></title>
<link>http://misawatruth.wordpress.com/2008/08/28/28082008-sporun-anatomisi-ticaret-siyaset-ve-medyanin-spor-iliskisi/</link>
<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 22:01:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>misawatruth</dc:creator>
<guid>http://misawatruth.wordpress.com/2008/08/28/28082008-sporun-anatomisi-ticaret-siyaset-ve-medyanin-spor-iliskisi/</guid>
<description><![CDATA[Sporun Anatomisi
Ticaret, Siyaset ve Medyanın Spor ilişkisi
Spor´un ruhunda musabaka vardır. En ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2 style="text-align:center;"><strong>Sporun Anatomisi</strong></h2>
<h2 style="text-align:center;"><strong>Ticaret, Siyaset ve Medyanın Spor ilişkisi</strong></h2>
<p>Spor´un ruhunda musabaka vardır. En az iki kişi, kendilerini ispat etmek için, rekabet için birbirleriyle her hangi bir şekilde yaışırlar. Kazanan ya fiziksel bir ödül elde eder, yada kendini tatmin etme ödülüyle mükafatlandırılır.</p>
<p>M.Ö. 776´dan MS. 393´e kadar Eski Yunan´lar her dört sene meşhur Olimpiat oyunlarını sergilemişlerdir. Yunan dünyasının en iyi atletleri, daha doğrusu bunu ölçecek kurumlar doğal olarak olmadığı için, kendini en iyi zanneden atletler, Olimpiatlara katılmışlardır.</p>
<p><!--more--></p>
<p>Romalılar ise biraz daha vahşi bir spor anlayışına sahiptiler. Büyük arenalarda gladyatörleri dövüştürürlerdi. At arabası yarışlarıda sevilirdi. Bu musabakaları kazanan atletlerin namları tüm imparatorluğa yayılırdı.</p>
<p>Bunlar ve bunlara benzer spor oyunlarının her zaman farklı gelirleri vardı. Hedef, bazen imparatorluğun ismini yaymak, bazen şehre yeni insan kazanmak, bazende rakip milletleri korkutmaktı. Ama her zaman düzenleyenler için bir çıkarı olurdu.</p>
<p>Bu çıkar yüzyıllar geçtikçe büyümeye başlar. 19. Yüzyıla gelindiğinde artık büyük spor musabakaları yaygın bir şekilde büyük çıkarlara hizmet etmeye başlar. Endüstri devrimi ve özellikle 20. Yüzyılda spor musabakalarıda bir devrim geçirir. Artık spora sadece ticaret değil, siyasette el atar. Özellikle uluslararası musabakalar siyasetin göz bebeği haline gelir. Hitler ve komunist ülkeler Olimpiat oyunlarını kendi emelleri için kullanmaya başlarlar.</p>
<p>Spor sektörüne 20. Yüzyılın yarısında büyük bir pençe saplanır: Ticaret sektörü. Zaten her zaman var olan bu pençe, bundan sonra sporun ruhunu emmeye başlar. Her spor dalında milyonlarca doların saklı olduğu keşfedilir. Büyük şirketler, büyük paralar işin içine girer ve „spor“ yeniden devrim geçirir.</p>
<p>Fakat bu sefer sporun ruhuda değişir. Artık ticaret ve spor kanka olurlar. Et ve tırnak gibi olurlar. En büyük yarayı futbol yer. Futbol klübleri zenginler tarafından satın alınır, takımlara büyük paralar yatırılır, futbolcular milyonlar kazanır, maçlar özel kanallara satılır, ardından şifreli kanallar devreye girer. Sadece „parası“ olan maçı izler… Parası olan takımlar yükselir.</p>
<p>Almanya´nın birinci liginde oynayan Hoffenheim takımını misal olarak verebiliriz. 5000 nüfuslu bir köy takımı olan Hoffenheim Futbol Takımı´nı bir milyoner satın alır. Ardından dünyaca ünlü futbolcuları köy takımına transfer eder. Antreman sahasını lüks bir hale getirir. O kadar ki, köy takımı maçlarını başka bir şehrin stadında oynamaya başlar. Ve “mucize” gerçekleşir: Köy takımı Hoffenheim 1. Lige çıkar ve hatta ilk hafta birinci sıraya oturur. Şimdi sormak lazım: Hoffenheim futbol takımının Hoffenheim köyüyle ne irtibatı var? İsimden başka bir bağlantısı var mı?</p>
<p>Olayın başka bir boyutu daha ortaya çıkar: Ulus ve yabancılar. Daha önce herkes kendi milleti için yarışırken, artık yabancı akımı ve küreselleşen dünya sporuda değiştirir. Futbolda önce takım başı 3 yabancı, ardindan 5, daha sonrada neredeyse sınırsız yabancı taransferlerı mümkün olur.</p>
<p>Özellikle Amerika´da yaşayan siyah kesim için, yani Afro-Amerikan kesimi için, spor ve rap müziği yoksulluk ve sefillikten kurtulmak için bir kaçış yolu haline gelir. Basketbol´da siyaği oran oldukça fazladır. Fakat atletizmde´de aynısı geçerlidir. Acaba Olimpiatlarda altın madalyaları Amerika´ya mı yoksa Nijerya´ya mı vermek lazım?!</p>
<p>Evet spor değişti.. Sporun ruhuda değişti. Ama vahşiliği değişmedi…. Aslında halen vahşi dediğimiz roma gladyatörlüğü devam ediyor. Sadece şekil degiştirmiş. Vahşi olarak nitelendirdiğimiz insanların yaptıklarının aynısını bizlerde yapıyoruz. Fakat biz daha profesyonel yaptığımız için, vahşilik ön plana çıkmıyor. Bizlerde büyük stadlara binlerce insanı tıkıyoruz. Ve bu insanlar iki kişinin birbirini vahşice dövmesinden haz alıyorlar. Acaba bizim stadlarımızda televizyon kameraları, renkli tabelalar, şaşaalı görüntüler, sesli müzikler olduğu için, vahşilik algılanmıyor mu?</p>
<p>Sporcununda ruhu değişti. Onuda Medya Sektörü değiştirdi. 20 sene önce 25-26 yaşında profesyonel bir futbolcuya „genç“ denilirken, bugün „yaşı geçmiş“ deniliyor. Eğer bir futbolcu 17-18 yaşında profesyonel bir anlaşma yapmamış ise, işi zorlaşıyor demektir.</p>
<p>Atletler´de değişti. Eskiden senede bir kaç rekor kırılırken, artık 80den fazla rekor kırılıyor. Rekor kırabilmek için normal insan vücudunun sınırlarını aşmak gerekiyor. Çünkü insanın fiziği sınırlı. Belli bir kapasiteden sonrasını doğal şartlar ile yapabilmesi neredeyse imkansız. Yani doğa dışı imkanlara başvurulur. Sporcu aşırı rekabet hissine kapılır ve kendisinden beklenenleri yerine getirememe ihtimalinden dolayı piskolojik baskı yaşar. Sporcunun ruhu ölür… öldürülür… Bazı devletler radikal metodlar uygulamaya başlarlar. Mesela komunizm altında olan Çin, sporcuları çocuk yaşında ailelerinden alır ve spor kamplarına yerleştirir. Bu şekilde küçük çocuk iken sporcu olarak yetiştirilir. Bu şekilde insan bir robot haline getirilir.</p>
<p>Evet, spor hem iyidir, hem faydalıdır… velev ki ticaret, siyaset ve medya karışmamış ise.</p>
<p>Cemil Şahinöz</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Richard Dawkins birilerini tokatlıyor...]]></title>
<link>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2008/10/16/richard-dawkins-tokatliyor/</link>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 19:40:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
<guid>http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2008/10/16/richard-dawkins-tokatliyor/</guid>
<description><![CDATA[
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style='text-align:center;display:block;'><object width='400' height='330' type='application/x-shockwave-flash' data='http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-8457867542234219874'><param name='allowScriptAccess' value='never' /><param name='movie' value='http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-8457867542234219874'/><param name='quality' value='best'/><param name='bgcolor' value='#ffffff' /><param name='scale' value='noScale' /><param name='wmode' value='window'/></object></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
