<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>ermeni-sorunu &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/ermeni-sorunu/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "ermeni-sorunu"</description>
	<pubDate>Sun, 27 Jul 2008 09:53:34 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Mehmet Perinçek Rus Arşivlerinde yeni belgelere ulaştı: Etnik temizliği Ermeniler yaptı.]]></title>
<link>http://karsigorus.wordpress.com/?p=466</link>
<pubDate>Mon, 16 Jun 2008 22:10:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>karsigorus</dc:creator>
<guid>http://karsigorus.wordpress.com/?p=466</guid>
<description><![CDATA[Mehmet Perinçek Rus arşivlerinde araştırma yapmak için 2001 yılında devlet tanıtma başvurdu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Mehmet Perinçek Rus arşivlerinde araştırma yapmak için 2001 yılında devlet tanıtma başvurdu,maddi yardım almak istedi. Mit devreye girdi ve komnizm propagandası yapılacağı kaygısıyla Mehmet Perinçek devlet tanıtma fonundan faydalanmadı. Komnüzm hala tehlike!!    Emniyet genel müdürlüğü  uluslacılığı, Atatürk Milliyetçiliğini terör suçu kapsamına aldı. Mehmet Perinçek, Doğ u Perinçek'in oğlu olduğu için araştırmaları ve çalışmaları mütareke basını tarafından görülmezlikten geldi.  Yurtsever kardeşim Mehmet Perinçeğ'in çalışmalarında başarılar diliyorum.</span></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><a href="http://karsigorus.files.wordpress.com/2008/06/belge.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-467" src="http://karsigorus.wordpress.com/files/2008/06/belge.jpg" alt="" /></a></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify">
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9188892.asp?gid=229&#38;sz=45059"><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Aşağıda ki Metin Hürriyet  Gazetesinden alıntıdır.</span></a></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Moskova’daki Askeri Tarih Devlet Arşivi’ni (RGVİA) araştıran akademisyen Mehmet Perinçek, Tuğgeneral Bolhovitinov’un 11 Aralık 1915’te karargahına gönderdiği 65 sayfalık raporu buldu. Rus komutan raporda, "Ermeni gönüllü birlikleri ırkçı duygularla Müslüman halka karşı vahşi kırımlara girişti" diyor.</span></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;"><strong>Rusya'</strong>nın başkenti Moskova’da bulunan Rusya Askeri Tarih Devlet Arşivi’nde (RGVİA) çalışmalar yapan  İstanbul Üniversitesi araştırma görevlisi Mehmet Perinçek, Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas cephesinde görevli Tuğgeneral Leonid Bolhovitinov’un karargahına gönderdiği raporu buldu. Diğer adı ’Çarlık Rusyası Askeri Arşivi’ olan merkezde bulunan tarihi belge, günümüzde Erivan hükümeti ve diasporanın sloganı haline gelen "Türkler 1915 yılında 1.5 milyon Ermeni’yi öldürdü" iddiasını ilk elden çürüten bilgiler içeriyor.</span></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><strong><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Sorumlu kendileri</span></strong></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;">11 Aralık 1915’te Rus karargahına gönderilen 65 sayfalık rapor, "Gerçek durum. Düzeltme" başlığını taşıyor. Taşnak Partisi’nin, "Kafkas cephesinde Ermeni gönüllü çetelerinin faaliyetleri" başlıklı bir mektubu Rus Çarı’na iletmesinden iki ay sonra yazılan raporun girişinde, Ermenilerin kaleme aldığı bu mektuptaki bilgilerin "siyasi amaçlı" olduğu uyarısı yapıldıktan sonra, bölgedeki "gerçek durum" özetleniyor. Bölgede patlak veren hadiselere, "Ermeni problemi olarak tabir edilen mesele" tanımını uygun gören Rus general, Osmanlı içinde istenmeyen unsur haline gelmelerinde sorumluluğu Ermenilere yüklüyor. Raporda, "Ermenilerin verdiği ölü sayısına güvenmemek gerekir. Taşnak partisi bildirilerinde belirtilen kayıp rakamları devamlı surette abartılıyor ve bunların siyasi amaç taşıdıkları şüphe götürmüyor. Bu kayıpların sorumluları da, kırımı ateşleyen Ermeni çetelerinin kendisidir" ifadesi yer alıyor.</span></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><strong><span style="font-family:Arial,sans-serif;">İngiltere kışkırttı</span></strong></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Bölgede fitilin 1915’ten çok daha önce, 1890 tarihlerinde dış güçler tarafından ateşlendiğini merkeze bildiren Bolhovitinov, "Özellikle İngiltere, Osmanlı ile Çarlık  Rusya arasında ittifak kurulup Ortadoğu’da yeni güç merkezi oluşmaması için, Türkiye’nin doğusundaki Ermenileri kışkırtarak karışıklık çıkartmıştır. Bundan önce, Türkler, Ermeniler ve Kürtler barış içinde yaşıyordu. Hatta bölgedeki Ermenilerin hayat koşulları, Kürtler’den ve Türkler’den bile iyiydi" diyor. Rus general şöyle yazıyor: "Rusya, Osmanlı içindeki Ermeni meselesini ilk başta uzaktan izlemekle yetinmiştir. İmparatorumuzun görüşü, Almanya ve üç ay sonra Osmanlı devletinin de bize savaş ilan etmesiyle değişti. Rus birliklerine ek olarak Ermeni gönüllü çetelerini kullanma kararı, Osmanlı’nın bize savaş ilanı sonrasında alındı. Zayıflayan Osmanlı Devleti,  Rusya için potansiyel müttefik olmaktan zaten çıkmıştı." </span></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><strong><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Rapordan tespitler</span></strong></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Cepheyi teftiş eden Çarlık  Rusya'sı Tuğgenerali Bolhovitinov’un 1915 tarihli raporunda karargahına bildirdiği bazı tespitler şöyle:</span></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Kullanıldılar Ermenilere kendi yardımlarıyla "Bağımsız Ermenistan" kurabilecekleri fikrini empoze eden Avrupa diplomasisidir. Bu fikrin aşılanmasında özellikle Ermeni diasporası aydınları kullanılmış ve onlar aracılığıyla Osmanlı’da yaşayan Ermenilere karışıklık çıkarmaları ve kan dökerek Avrupa kamuoyunu etkilemeleri öğütlenmiştir.</span></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Feda edildiler Ermeni liderleri, gerçekleşmesi imkansız "Bağımsız Ermenistan" fikrine kapılarak Ermeni halkını Avrupa diplomasisi için feda etmiştir. Ermeni çeteleri, suni ayaklanmalar kışkırtarak, yoğun propaganda faaliyeti yürüterek ve Müslüman nüfus üzerinde her türlü tecavüzü uygulayarak kırımı ateşlemiştir.</span></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Herkese terör Ermeni örgütleri, eylem biçimi olarak terörü benimsemişlerdir. Terörü, sadece başka milletlerden kişilere karşı değil, kendi fikirlerini benimsemeyen Ermenilere karşı da uygulamışlardır. Hatta özerklik karşılığında Rusya ile ittifakı da geçici bir araç olarak görmüşlerdir. Dolayısıyla Ermeni gönüllü birlikleri uzun vadede Rusya İmparatorluğu çıkarlarının aleyhinedir.  Rusya'da terör eylemleri düzenleyen Taşnak komutanlarının 1914 affından yararlandırılması ve serbest bırakılması hatadır.</span></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Vahşi kırımlar Savaş esnasında işgal edilen bölgelerde Ermeni gönüllü birlikleri ırkçı duygularla Müslüman halka karşı vahşi kırımlara girişmiş, nüfusu cins veya yaş ayırtetmeden ya imha etmiş ya da sürmüş, köylerini yerle bir etmiş ve mallarını yağmalamıştır. Bu uygulamalar sistemlidir. Düzensiz ve yağmacı Ermeni çeteleri, müttefik Rus ordularına karşı bile zaman zaman silah kullanmıştır. Rus yetkilileri bu yüzden önlemler almıştır.</span></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><strong><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Dehşet çeteleri</span></strong></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><a href="http://karsigorus.files.wordpress.com/2008/06/tasnakcete.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-469" src="http://karsigorus.wordpress.com/files/2008/06/tasnakcete.jpg?w=200" alt="" width="200" height="139" /></a></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Rus general Leonid Bolhovitinov’un raporuna göre, Birinci Dünya Savaşı’na Rus saflarında katılan gönüllü Ermeni çeteleri, Anadolu topraklarında sivil halk arasında dehşet saçmıştı. Fotoğrafta görülen "Kazar" ve "Sepuh" gibi çeteler, Ruslar tarafından bile kontrol altında tutulamıyordu.<br />
</span><strong><span style="font-family:Arial,sans-serif;">’Düşman’ın kaleminden</span></strong></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;"><strong>BUGÜNE </strong>kadar Rus arşivinin tozlu raflarında kalan ancak tarihi öneme sahip olan raporun, o dönemde Osmanlı ile düşman olan bir ülkenin askeri yetkilisi tarafından hazırlanmış olması önem taşıyor. Raporu yazan Rus Tuğgeneral Bolhovitinov, Osmanlı İmparatorluğu’nun Almanya ve Avusturya-Macaristan ile birlikte, İngiltere, Fransa ve Rusya’ya karşı savaştığı 1914-1918 yılları arasında Kafkas cephesinde bulunuyordu. Dolayısıyla gördüklerini diplomatik bir çarpıtma yapmadan, asker gerçekçiliğiyle aynen üstlerine aktarmış olduğu sanılıyor. Sözde Ermeni soykırımı meselesinde en büyük sorun, tarihi belgelerin nesnelliği. Özellikle Ermeni iddialarını destekleyen belgelerin, o dönemde Osmanlı’nın karşısında yer alan devletlerin diplomatları ve gazetecileri tarafından yazılmış olması dikkat çekiyor.</span></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><strong><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Çar’a sadakat yemini</span></strong></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><a href="http://karsigorus.files.wordpress.com/2008/06/tasnakcete2.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-470" src="http://karsigorus.wordpress.com/files/2008/06/tasnakcete2.jpg?w=200" alt="" width="200" height="139" /></a></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><span style="font-family:Arial,sans-serif;">Akademisyen Mehmet Perinçek’in ulaştığı tarihi fotoğrafta, Ermeni gönüllü çeteleri, Rus Çarı’na sadakat yemini ederken görülüyor. Çarlık Rusya generali Bolhovitinov, Kafkasya cephesinde Osmanlı ile savaşırken yazdığı raporunda, "Almanya’dan sonra Osmanlı Devleti de Rusya’ya savaş ilan etmeseydi, kontrol altında tutulması çok zor olan Ermeni unsurunu gönüllü birlikler olarak Kafkas cephesinde kullanma düşüncemiz olmazdı. Ermeni çeteleri savaştan sonra süngülerini rahatlıkla bize karşı da çevirebilir" diyor</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünya Nereye Gidiyor? ]]></title>
<link>http://acizane.wordpress.com/?p=3</link>
<pubDate>Mon, 09 Jun 2008 23:06:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>begci</dc:creator>
<guid>http://acizane.wordpress.com/?p=3</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Dünya sistemleri analizi&#8221; anlayış ve çalışmalarının önde gelen isimlerinden bi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Dünya sistemleri analizi" anlayış ve çalışmalarının önde gelen isimlerinden bir olan Amerikalı Immanuel Wallerstein "liberal kapitalizm" den ibaret olan yeni dünya düzeninde var olan eşitsizlik ve adaletsizliklerden söz ettikten sonra dünyanın nereye doğru gittiği konusunda dikkat çekici ve uyarcı şeyler söylüyor: "Liberalizm umut afyonunu sundu ve bu afyon bütün bütüne yutuldu. En başta da dünyanın, umut vaadiyle harekete geçen sistem karşıtı hareketlerinin liderleri tarafından yutuldu... İyi tanınan bir umut yolu gönül rahatlığıyla terk edilemez. Çünkü bütün bunlar, insanlığın yedide altısının ezilmiş ve kendilerini gerçekleştirememiş insanlar olarak kaderlerine sessizce razı oldukları anlamına gelmez...</p>
<p><!--more--></p>
<p>(Özet: Kısa vadede devletler güvenliği sağlamada önemli işlev yüklenmiş olabilirler, ama diğer beklentiler gerçekleşmez de devlet, halk nezdinde meşruiyetini kaybederse) bireyler ve şirketler kadim çözüme; yani kendi güvenliğini kendi başına sağlama çözümüne dönerler. Özel güvenlik bir kere daha bir toplumsal bileşen haline gelir gelmez, hem hukukun üstünlüğüne duyulan güven ve hem de dolayısıyla yurttaşlık bilinci çözülme eğilimine girer. Kapalı guruplar tek güvenli sığınak olarak ortaya çıkarlar ki bu guruplar hoşgörüsüz, şiddet yanlısı ve bölgelerini her türlü yabancıdan arıtmaya eğilimlidirler. Guruplararası şiddet tırmandıkça, lider kadroları gittikçe Mafyöz - gurup içinde kas kuvvetiyle sorgusuz sualsiz bir biçimde itaat edilmesini sağlamakla vurgunculuğu birleştirme anlamında Mafyöz- bir karaktere bürünürler. Etrafımızda bütün bunları görmektediyiz, ileriki yirmi otuz yılda daha fazlasını da göreceğiz...." (Bildiğimiz Dünya'nın Sonu, 83,84).<br />
Wallerstein kitabının başka yerlerinde bu tehlikeli gidişten geri dönmenin yolunu, dünyanın aklı başında insanlarının bir araya gelerek/gelmeyerek daha adil, daha insanca bir dünya düzeni oluşturmaları olarak göstermektedir.<br />
Bu sözlerin günümüzde önemli bir gerçekleşme örneğini 12 tarihli Zaman'da "Amerikan gençliği hızla yayılan çetelere üye oluyor" başlığı altında okuyoruz: "Adalet Bakanlığı'na bağlı Çocuk Hakkı ve Çocuğun Suç İşlemesini Önleme Ofisi tarafından düzenlenen ve hukukçular, araştırmacılar ile sosyal eylemcilerin katıldığı toplantıda ABD gençliğinin hızla çetelere üye olduğu vurgulandı. Kuzey Carolina'dan Ulusal Gençlik Çete Merkezi araştırmacılarından James Howell, nüfusu 100 binin üzerindeki kentlerin yüzde 93'ü veya daha fazlasında aktif şekilde çetelerin faaliyet gösterdiklerini söyledi. Howell, çetelerin nüfusları 50-100 bin arası kentlerin en az üçte ikisinde, 25-50 bin arası olan kentlerin de hemen hemen yarısında örgütlendiklerini, çete patlamasının ise 1990'lı yıllardan sonra olduğunun tespit edildiğini ifade etti. Toplantıya sunulan araştırma sonuçlarına göre çetelere çok genç yaşlardan itibaren üye olunuyor. Son dönemlerde çete üyesi kızların sayısında da hızla artış oluyor. Araştırmada ülke genelindeki 24.500 aktif çeteye 750 bin kişinin üye olduğu belirtiliyor. California'dan araştırmacı Al Valdez ise sadece bölgesi Orange'da Hispaniklerin (İspanyol asıllıların) kurduğu 18. Cadde çetesinin 50 bin üyesinin bulunduğunu, bu çetenin uluslararası bir boyut kazanarak, Meksika, Honduras, Kanada gibi ülkelerde de örgütlendiğini söyledi. Çetelerin başka ülkelerdeki üyelerini, ABD'den sınırdışı edilen kişiler vasıtasıyla sağladıkları belirtiliyor. Suç oranları yönünden ABD'nin en önde gelen şehirlerinden biri olan Chicago'dan emekli polis memuru John Guzman ise, geçen yıl gerçekleşen 666 adam öldürme olayının yüzde 25-30'unun bu çeteler tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti. Guzman bu çetelerin uyuşturucu ve ecstasy hapları ticareti yaptıklarını, ayrıca sahte hüviyetler de düzenleyerek binlerce dolar para kazandıklarını söyledi. Guzman, çeteleşmenin ulusal bir salgın hastalık olduğunu da vurguladı. Bazı çetelerin artık ırk ve coğrafik sınırları aştığı; modern işletmeler şeklinde örgütlendikleri de belirtiliyor. Çetelerin adam toplamak için kullandıkları en önemli alan ise internet."<br />
Bu acı gerçekleri kaydettikten sonra meşhur hakim Bidbay'ın Kelile ve Dimne'de kaydettiği bir misali aktararak yazıyı noktalayalım: Bir kedi yolda bir törpü görür, kemik zannederek yalamaya başlar, yaladıkça dili kanar, kanı emdikçe -dilinin acısını ve giderek tükenmekte olduğunu farketmeyecek kadar büyük bir iştiha ve zevk aldığı için- yalamaya devam eder, sonunda bir de bakar ki dili bitmiş, dilsiz kalmış, çaresiz bir pişmanlık içinde bir kenara çekilip ölür.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ermeni Sorunu Arşiv Belgeleriyle]]></title>
<link>http://semsam.wordpress.com/?p=144</link>
<pubDate>Mon, 02 Jun 2008 00:41:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>semsam</dc:creator>
<guid>http://semsam.wordpress.com/?p=144</guid>
<description><![CDATA[




FOTOĞRAFI TAM BOY GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN!








FOTOĞRAFI TAM BOY GÖRMEK İÇİN TIKLAYI]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img159.imageshack.us/img159/9509/57229370ce5.jpg" border="0" alt="" width="500" height="332" /></p>
<table id="ncode_imageresizer_warning_3" class="ncode_imageresizer_warning" border="0" width="500">
<tbody>
<tr>
<td class="td1" width="20"><img src="http://www.filmindirelim.com/images/statusicon/wol_error.gif" border="0" alt="" width="16" height="16" /></td>
<td class="td2">FOTOĞRAFI TAM BOY GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN!</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://img159.imageshack.us/img159/7748/69134230lk9.jpg" border="0" alt="" width="500" height="336" /></p>
<table id="ncode_imageresizer_warning_1" class="ncode_imageresizer_warning" border="0" width="500">
<tbody>
<tr>
<td class="td1" width="20"><img src="http://www.filmindirelim.com/images/statusicon/wol_error.gif" border="0" alt="" width="16" height="16" /></td>
<td class="td2">FOTOĞRAFI TAM BOY GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN!</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://img107.imageshack.us/img107/8085/41539736jy7.jpg" border="0" alt="" width="500" height="318" /></p>
<p><strong><a href="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_1_Ermeni_Sorunu/konular/arsiv_belgeleriyle_ermeni_faaliyetleri.htm" target="_blank"><span style="color:#0000ff;">GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI</span></a> resmi sitesinden alıntıdır.</strong></p>
<p>Dünyanın bazı ileri! ülkeleri tarafından Türkiye aleyhine alınan Ermeni mezalimi kararlarını şiddetle kınıyoruz. Hepimiz Ermeniyiz diyenlere ve Türkiye'de Ermeni Katliamı yapıldığını iddia edenlere en güzel cevabı yüce ordumuz ve şanlı tarihimiz veriyor. Tam 7 ciltlik dev tarihi döküman, Türkçe ve İngilizce olarak Genel Kurmay Başkanlığı tarafından uzun süredir yayında idi. Ama pek çoğumuz bu eşsiz bilginin yayında olduğunu bilmiyorduk. Her Türk gencinin bilmesi gereken, Yakın Tarihteki acı gerçeklerin bulunduğu dev arşiv.</p>
<p><a href="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_1_Ermeni_Sorunu/konular/ermeni_faaliyetleri_pdf/Arsiv_Belgeleriyle_Ermeni_Faaliyetleri_Cilt_1.pdf" target="_blank">http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KES...eri_Cilt_1.pdf</a><br />
<a href="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_1_Ermeni_Sorunu/konular/ermeni_faaliyetleri_pdf/Arsiv_Belgeleriyle_Ermeni_Faaliyetleri_Cilt_2.pdf" target="_blank">http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KES...eri_Cilt_2.pdf</a><br />
<a href="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_1_Ermeni_Sorunu/konular/ermeni_faaliyetleri_pdf/Arsiv_Belgeleriyle_Ermeni_Faaliyetleri_Cilt_3.pdf" target="_blank">http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KES...eri_Cilt_3.pdf</a><br />
<a href="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_1_Ermeni_Sorunu/konular/ermeni_faaliyetleri_pdf/Arsiv_Belgeleriyle_Ermeni_Faaliyetleri_Cilt_4.pdf" target="_blank">http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KES...eri_Cilt_4.pdf</a><br />
<a href="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_1_Ermeni_Sorunu/konular/ermeni_faaliyetleri_pdf/Arsiv_Belgeleriyle_Ermeni_Faaliyetleri_Cilt_5.pdf" target="_blank">http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KES...eri_Cilt_5.pdf</a><br />
<a href="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_1_Ermeni_Sorunu/konular/ermeni_faaliyetleri_pdf/Arsiv_Belgeleriyle_Ermeni_Faaliyetleri_Cilt_6.pdf" target="_blank">http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KES...eri_Cilt_6.pdf</a><br />
<a href="http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_1_Ermeni_Sorunu/konular/ermeni_faaliyetleri_pdf/Arsiv_Belgeleriyle_Ermeni_Faaliyetleri_Cilt_7.pdf" target="_blank">http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KES...eri_Cilt_7.pdf</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Başlarken]]></title>
<link>http://sdyeniyol.wordpress.com/2008/01/29/baslarken/</link>
<pubDate>Tue, 29 Jan 2008 19:27:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>sdyeniyol</dc:creator>
<guid>http://sdyeniyol.wordpress.com/2008/01/29/baslarken/</guid>
<description><![CDATA[Siempre!
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Siempre!</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yorumsuz (3) - Alev ALATLI]]></title>
<link>http://guncelik.wordpress.com/2007/11/29/yorumsuz-3-alev-alatli/</link>
<pubDate>Thu, 29 Nov 2007 12:09:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>serpito</dc:creator>
<guid>http://guncelik.wordpress.com/2007/11/29/yorumsuz-3-alev-alatli/</guid>
<description><![CDATA[[ERMENİ ARŞİVLERİNDEN]
Kürtler: Kişilik ve Adetleri-ar191603 / Mart, 1916 / Youel B. Mirza 
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>[ERMENİ ARŞİVLERİNDEN]</em></p>
<p><em>Kürtler: Kişilik ve Adetleri-ar191603 / Mart, 1916 / Youel B. Mirza </em></p>
<p>'On dokuzuncu yüzyılın son günlerinde, Kürtler, medeni dünyanın dikkatini Ermenilerin üzerine çullanarak ve onları katlederek çektiler. Batı dünyasındaki karmaşayı fırsat bilen Kürtler (ve Türkler) şimdi artık Ermeni ırkının kökünü kurutmak sorununu toptan halletmeye niyetli görünüyorlar.</p>
<p>Ermenilerin toptan katli, başlangıçta varsayıldığı gibi dinsel nefret sonucu değildir. Bu kıyımın baş nedeni ekonomik kıskançlıktır. Ermeniler tutumlu, çalışkan ve çoğunluk itibarıyla iyi-eğitimli insanlardır. Orient'in hemen bütününde halı sanayisi onların kontrolü altındadır. Komşularından daha iyi yaşar, daha iyi giyinirler. Böyle şeyler, her zaman sahte Kürt gururunu incitmiştir. Bu savaşta Kürtlerin Hıristiyan ırklarına yönelttikleri son saldırılar gözlemlenmiş ve basılarak yayımlanmıştır.</p>
<p>Bu makalenin amacı çok-iyi bilinen Ermeni kıyımlarını gözden geçirmek değil, Kürtlerin yaşadıkları yerlere ve kişiliklerinin tanımlayıcı özelliklerine ilişkin doğrudan gözlemle elde edilen bilgileri okura iletmektir. Kürtlerin kökenleri berraklaşmamış olmakla birlikte, damarlarında Kildani, Babil ve Süryani kanlarının aktığına inanılmaktadır. Eski çağlarda Kürtler yaşam alanları olarak dağları tercih etmişler ve kendilerine "savaşçı" anlamına gelen "Gurdu" deniyor olmasından, şimdi de olduğu gibi, iftihar etmişlerdir. Günümüzde, Oksident'te, Kürtler daha çok "Gutu" olarak tanınırlar ve sayıları iki milyon beş yüz bin kadardır ve Kürdistan'da kerpiç evlerinde yaşarlar. Aşırı derecede dağlık olan toprakları yukarı Fırat'ın Urumieh (İran) cenahında yükselir. Bu alan, altmış bin mil karedir. Ülkenin tümünde ne bir mil demiryolu, ne de kervanların izleri dışında, üzerinde seyahat edilebilecek patika vardır. İranlılar ve Türkler nezdinde, hiçbir halk, Kürtlerin olduğu kadar güvenilmez değildir. İnsanın dinine veya durumuna aldırmaz, bir Ermeni'yi ya da Rum'u soydukları gibi, bir Türk'ü veya İranlıyı soyabilirler. Osmanlı padişahının ve İran şahının müdahale edecek güçleri yoktur; bana göre, aynı nedenle, Kuzey İran'daki Rus yönetimi barışçıl köylülere büyük bir lütuf gibi gelmiştir. Düzeni sağlayabilen, Kürtlere korku salabilen tek hükümet, Rus hükümetidir. İki milyon beş yüz bin Kürt arasında, kendisini kanun-koyucu ve yönetici olarak vasıflandıran tek bir kimse yoktur; otoriteyi eline alan ve diğer bir Kürt'ü cezalandıran kimse de yoktur. Kürt'e göre yasa, kişisel bir meseledir. Her birey, kendisini kendi kralı ve prensi olarak görür. Nefs-kontrolü, tanıdıkları bir güç değildir. Kürt'ün anayasası, kendi kafasıdır; silâhı ve kılıcı /ise/ kendi yasasını ve adaletini uygulama araçları. Bu durum, ne istikrarlı bir yönetimin kurulmasını kolaylaştırır, ne de insan fıtratının daha üstün niteliklerinin gelişmesi için elverişli bir zemin sağlar.</p>
<p>Kürdistan'ı ziyaret edenler ara sıra birtakım garip hikâyeler anlatırlar, bunlardan birisi benim belleğimde genç bir Kürt'ün eğitimine örnek olarak kalmıştır. Kürtlerin arasında misyonerlik görevi yapan büyükbabam, kabile reisi bir Kürt'le yaptığı izleyen konuşmayı nakletti; "Anladığım kadarıyla, birkaç tane oğlun var?" "Evet," diye cevapladı, kabile reisi. "Evliler mi?" "Zavallı Ali'den başka, hepsi evli, çünkü o başarılı bir hırsız ve soyguncu değil." "Peki, bu hususta ne yapmayı düşünüyorsun?" "Yani, kendisine bir silâh ve kılıç taşımasını öğütledim." diye yanıtladı, reis, "Yaptığı ne kadar kanlı ve kötü olursa olsun, adına ve ailesine şeref getireceğini kafasına iyice kazıdım." Kürt babanın oğluna nasihati böyle bir şeydir. Öldür kelimesi Kürt dilinde en çok kullanılan sözcüktür. İki Kürt konuşuyor olsalar, lisanı hiç bilmeyen birisi bile çok geçmeden 'ulderam' 'öldüreceğim' kelimesi çıkarsayacaktır. Elinde bir sopa, kuşağında bir hançer veya omzunda bir tüfek olmayan bir Kürt genci görmek gerçekten çok şaşırtıcı olur.</p>
<p>Rousseau gibi filozoflara göre herhangi bir tanıma uymak, suç değilse ahmaklık olup, insan haysiyetini hiçe saymak demektir. Kürtlerin felsefesi de böyledir. Kişisel özgürlüklerini severler ve hiçbir koşul altında ve hangi yönetici olursa olsun, isteyerek boyun eğmezler. Modern reformlar ilgilerini çekmez. Medeniyetin ışığından hazzetmezler. Amerika'da her milletten ve her halktan haber alırız, ama Kürtlerden almayız. Medeniyet, Kürt karakterine asla nüfuz etmemiştir; ilkel özgürlüklerini yasaya ve adalete tercih etmişlerdir. Yerleşik evleri yoktur; yazın dağ başlarında keçi kılı çadırlarında, kışın toprak köylerinde yaşarlar. Yemekleri ekmek, ayran ve keçi peynirinden yapılan peynirden ibarettir. 'Nuh'un gemisi Ağrı Dağı'na konduğundan' bu yana pek az değişmişlerdir. James Bryce, 'Transkafkasya ve Ağrı Dağı'nda, s. 256, Kürtlerin grafik bir resmini çizer: "Bu Kürtler, Asur, İran, Makedon İmparatorluklarının, Parth'ların Arsas, İran'ın Sasani hanedanlarının, Arap halifelerinin, Türk sultanlarının ve İran şahlarının arasından, dağların yamaçlarında, sürülerini pınarlardan otlatarak, keçi kılı çadırlarını yalnız kayaların yarıklarına kurarak, vahşice acıklı havalarını tekrarlayarak, ne hatırlanacak bir geçmiş, ne de planlanacak bir gelecekleri olmaksızın, bugün de yaptıkları gibi, dolanıp durdular. Kürtlerin belki de en tanımlayıcı özellikleri aile fertlerine büyük düşkünlükleridir. İzleyen olay, bunu örnekler: Kürdistan dağlarından bir reis, Urumieh yaylalarına iner ve Azerbaycan vatandaşlarının mallarını gasp etmeye koyulur. Milislere suçluları yakalama emri verilir. Reis derdest edilir. Şehre getirilir, ağarmış saçından dolayı reisin dışında tümü idama mahkûm edilirler. Aralarında yirmi yaşlarında, güçlü ve sağlıklı bir delikanlı vardır; yakışıklı bedeni hemen hemen her izleyicinin içine işler, 'Onu asmayın! Onu asmayın!' feryatları yükselir. Yaşından dolayı valinin affettiği ihtiyar reis anında öne çıkar, onlar idamlara başlamadan önce, vali ile görüşme talep eder. Zavallı yaşlı adam adamakıllı hırpalandıktan sonra, talebi kabul edilir. Sahici bir Oryantal tutumla, valiye şöyle hitap eder: 'Ey evimin, ailemin gözünün yağı. Biz dağdan ailelerimize ve sürülerimize biraz yiyecek götürmek için geldik. Sizin yasalara saygılı yurttaşlarınıza zarar verdiğimizi kabul ediyoruz. Suçlular ölecek diye yemin ettin ve bu âdildir, ama yaşı nedeniyle af edilen ben, efendiden bir iyilik istemek için geldim. Ailemin en genci benimle beraber; ben istediğim için burada. Bu onun ilk suçu. Kendisi gençtir; hayatın tadını almamıştır, yeni nişanlanmıştır. Buraya onun yerine ölmek için geldim. Yorgun ihtiyarı bırak ölsün, inşallah, sürüleri otlatıp, koyunlara bakarak ailesine uzun yıllar yararlı olabilecek genci bırak. Bırak yaşasın, Kürdistan'ın çeşmelerinden ve gümüş pınarlarından akan suları içsin, ecdadının toprağını eksin.'</p>
<p>İhtiyar adamın sözleri valiyi çok duygulandırır. Reisin dileklerini kabul eder, yaşlı adam kaderine yürürken, delikanlı, vali kararını değiştirdiği, Reisin kendisininkinden daha değerli olan hayatını aldığı için vahşi çığlıklar atar, kederinden aklını yitirir. Bu, günümüzde her şeyden çok pederşahi bir yönetimin izlerini taşıyan bir sistemdir."</p>
<p>(The Kurds: Their Character And Customs -ar191603; The American Review of Reviews, The Kurds: Their Character and Customs, from Armeniapedia.org)</p>
<p>Alev ALATLI</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[HRAN DİNK:TEHCİR KONUSUDA ERMENİLER VE TÜRKLER DOĞRUYU SÖYLEMİYOR]]></title>
<link>http://karsigorus.wordpress.com/2007/09/02/hran-dinktehcir-konusuda-ermeniler-ve-turkler-dogruyu-soylemiyor/</link>
<pubDate>Sun, 02 Sep 2007 17:18:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>karsigorus</dc:creator>
<guid>http://karsigorus.wordpress.com/2007/09/02/hran-dinktehcir-konusuda-ermeniler-ve-turkler-dogruyu-soylemiyor/</guid>
<description><![CDATA[ 	 	 	 	 	 	
Agos gazetesi Genel Yayın yönetmeni Hrant Dink, tehcirden canlı kurtulanlar konusund]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><title></title> 	 	 	 	 	 	<!-- 		@page { size: 21cm 29.7cm; margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } 	--></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">Agos gazetesi Genel Yayın yönetmeni Hrant Dink, tehcirden canlı kurtulanlar konusunda kimsenin dürüst davranmadığı inancında. Dink, 1919'da 650 bin Ermeni'nin geri döndüğü savını şu ilginç yaklaşımla değerlendiriyor: "Biraz da kalanlar üzerinden konuşalım. Bakalım kalanlar ne yaşamışlar. Kalanlar üzerinden gidersek belki de birbirimizi daha iyi anlayabileceğiz. Belki herkese bir Ermeni akraba bulamayacağız ama insani öyküler bizi birbirimize daha yakınlaştıracak."<br />
<strong>Size göre 1915'te yaşananlar neydi?</strong> </font></font></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">1915'te yaşananların adını koymak açısından kafamda herhangi bir soru işareti yok ama adıyla uğraşmak gibi bir derdim de yok. Olan bitenin ne olduğunu idrak etmek problem olabilir ama bu da benim için sorun teşkil etmiyor. Sonuçta içselleştirilmiş bir tarih var. Yaşananlar benliğimize ve bedenimize işlemiş vaziyette. Bu dünyadaki tüm Ermeniler için geçerli ama Türkiye'de yaşayan Ermenilerin bir şansı var, diğerlerinin yaşamış olduğu travmayı biz yaşamıyoruz. Bizim yaşanan travmayı iyileştirecek bir ilacımız var, o da Türklerle birlikte yaşayabilmek. Canlı bir varlığı yüzlerce yıldır yaşadığı topraklardan söküp atıyorsanız aslında onu yokluğa uğurluyorsunuz demektir. Ermeni halkı 3 bin yıldır yaşadığı kökünden koparılmış, 90 yıldır, bir yokluğa ve belirsizliğe yolculanmıştır. Ermeni halkı bunun travmasını ve köklerine bağlı olamamanın acısını yaşamaktadır. Ermenistan'ın ortaya çıkmış olması travmayı gidercek bir unsur olarak görünse bile, yaşanan travmanın büyüklüğü bunu engelliyor.<br />
<strong>Türkiye'nin resmi tezlerine göre, 1919 yılı itibarıyla 650 bine yakın Ermeni Anadolu'ya geri dönmüş. Tehcir sonrası böylesi kitlesel bir geri dönüş söz konusu mu?</strong></font></font></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">Sayın Yusuf Halaçoğlu'nun, bu iddialarını dile getirdiği kitaplarındaki yaşananlara ilişkin tahrifatları düzeltmesi gerekir. Bu yapılmadan bu kitaplarda ortaya atılan diğer bilgileri de dikkate almak imkânsızdır. Bilim adamı ciddiyeti yanlışlığı ortaya konulan bilgileri düzeltmeyi gerektirir. Bilimsel duruş böyle sağlanabilir. Öte yandan 1919'da 650 bin civarında Ermeni'nin geri döndüğü söyleniyorsa, bu Ermenilerin ne olduğu da anlatılabiliyorsa, bu iddiaları ciddiye alırız. Ama benim Lozan belgelerinden edindiğim bilgilere göre, geri dönen Ermeni sayısı 300 bin. 130 bini İstanbul'a, 170 bini de Anadolu'nun çeşitli illerine gitmiş. Ama bu intikal eden Ermeni'nin ne kadarının kendi kimliğini ifade edebildiği, ne kadarının Müslümanlaştırıldığı gibi ayrıntılara sahip değiliz. Cumhuriyet tarihinde ise tümü İstanbul'da yaşayan 60 bin Ermeni'den söz ediliyor. Malatya, Sivas gibi yerlerde çok çok az sayıda Ermeni varlığından söz edilebilir. Ben belki sayın Halaçoğlu ile bir konuda hemfikir olabilirim. Ermeniler gelmiş olabilir. Ama bunlar sonradan ne oldu? Evlatlık alınan çocuklar, genç kızlar ne oldu? Biz de öğrenmeye açığız. Çünkü bu konuda Ermeni dünyasının da çok namuslu davrandığını düşünmüyorum. Ermeni tarihçilere de kalanları sorduğumda, 'Orasını karıştırma' diyorlar. 'Karıştırma' dedikleri noktanın, 'Bir buçuk milyon Ermeni öldürüldü' tezine zarar vereceğini düşünüyorlar. 'Öldüler' demek işlerine geliyor. Ama her gün öğreniyoruz ki, onlar ölmemiş. Bekir Coşkun'un yazısında vardı. Anneannesinin Ermeni olduğunu söylüyordu. Daha kim bilir kimler böyle. Ölenlerin üzerinden konuşmak bizi doğru dürüst bir çözüme de götürmüyor. Biraz da kalanlar üzerinden konuşalım. Bakalım kalanlar ne yaşamışlar. Kalanlar üzerinden gidersek belki de birbirimizi daha iyi anlayabileceğiz. Belki de birbirimize akraba çıkacağız. Bir yakınlaşmadan bahsediyorsak, bakalım hayat önümüze neler çıkaracak. Kalanların kimler olduğu açığa çıktıkça, eminim o zaman insanlar birbirlerini kolay kolay 'Ermeni piçi' ya da 'Ermeni dölü' diye aşağılayamayacaklar. Anadolu çok karışık bir tarih. Bu durumda Ermeniler de üsluplarına dikkat etmeliler. Belki herkese bir Ermeni akraba bulamayacağız ama insani öyküler bizi birbirimize daha yakınlaştıracak.<br />
<strong>Yıllardan beri Türkiye'de dile yerleşmiş olan Türk Ermenileri betimlemesini nasıl değerlendiyorsunuz?</strong></font></font></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">Ben 'Türk değilim, Türkiyeliyim ve Ermeniyim' dediğim için hakkımda dava açıldı. Bu sözlerim Türklüğü aşağılama olarak algılanıyor. Benim kendi kimliğimi ötekinin üzerine inşa etmemeye özenen bir yapım var. Türklüğü aşağılamayı bırak, başka hiçbir etnisiteyi aşağılayamam. Ama kusura bakmasınlar ben Ermeniyim ve Türkiyeliyim. Türk değilim. Türklüğün değil, Türkiyeliliğin hepimizi kucaklayan bir kavram olduğunu düşünüyorum. Bir de insanın üzerine neden hissetmediği bir kimlik zorla giydirilmeye çalışılır ki?</font></font></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><strong>Zaten somut ayrımcılıklar yok mu, örneğin Ermeniler askere alınırlar ama asla subay olamazlar.</strong></font></font></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">Böyle şeyler var. Türkiye olumsuz anlamda ayrımcılığı zaten yapıyor. Ama diğer yandan istiyorlar ki, biz kendimizi Türk gibi hissedelim. Korkudan belki yaparım ama beni korkutarak Türkleştirilmemin kimseye faydası olmaz. Türk Ermenisi, Türk Yahudisi, Türk Rumu diyorlar. Peki Türk'ü tarif ederken Türk Türkü mü diyeceğiz? Ya da Almanya'daki Türkler kendilerini nasıl hissedecekler. Alman Türkü mü denilecek? Yakın geçmişte yaşandı. Bulgaristan'daki Türk'ün kendi Türk kimliğini haykırmasını isteyeceksin, bu meşru ve doğal olacak ama Ermeniler kendi kimliklerini savundukları zaman 'Hayır' diyeceksin. Bu ikiyüzlülüktür.</font></font></p>
<p style="margin-bottom:0;" align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><strong>Size göre çözüm nerede ya da başka bir ifadeyle Ermeniler ne istiyor?</strong><br />
Öncelikle zaman ve bilgi gerekiyor. Türkiye'nin 90 yıl sonra siyasetçisi, halkı, aydınıyla büyük oranda gerçeği bilmediğini düşünüyorum. Zaman, gerçeği bilme, sorgulama, araştırma zamanı. Türkiye'ye dışarıdan yapılan 'ikrar' dayatması ve Türkiye'nin topluma yönelik 'inkâr' dayatması eşit ölçüde haksızlıktır. Bilginin, ifadenin serbestleşeceği bir sürece ihtiyaç var. Demokrasimiz geliştikçe, öğrendikçe vicdanlarımız da harekete geçmeye başlayacak. İfade özgürlüğünün olması gerekiyor. Kendi içinde konuşamayan bir Türkiye'nin Ermenilerle de konuşacak bir şeyi olamaz. Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın açılması, diplomatik ilişkinin geliştirilmesi tüm sorunların çözümünde motor görevi üstlenecektir. Böyle bir ilişki başlarsa, iki halk arasındaki ilişki açısından da normalleşme başlar. Tarihe saplanıp kalma niyetinde değiliz. Önemli olan geleceğimizi kurtarabilmektir. Tazminat meselesi de bu normalleşme ilişkisi içinde normal bir kavrama dönüşebilir. İki ülke yakın ilişkiler kurarlarsa, beraber kalkınma projelerini konuşmaya başlarlar. Hatta fakir Ermenistan'a Türkiye, Avrupa ve dünya neden destek vermesin. </font></font></p>
<p align="justify"><strong><font color="#800000"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">'Sadece insanlar değil bilinç de yok oldu'</font></font></font></strong></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">Araştırmacı yazar Erdoğan Aydın'a göre Ermeni sorununun bugün büyüyerek önümüze gelmesinin ana sebebi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin inkârcı tutumu. Aydın, Ermeni katliamının bu topraklardaki sivil toplumu, vatandaşlık bilincini ve örgütlülüğü de yok ettiği inancında.</font></font></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><strong>Ermeni sorununun, güncelleşerek önümüze gelmesinin kaynağı ne?</strong></font></font><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><br />
Öncelikle yeni bir dünyada yaşadığımızı ve bu yeni dünyada dün uluslararası politikada sorunsallaşmayan pek çok şeyin bugün çözümü zorunlu sorunlar haline geldiğini görmek lazım. Kuşkusuz bu süreçte Irak işgalinde olduğu gibi bir dizi haksız ve hukuk dışı müdahaleyle de karşı karşıyayız. Ancak ne Türkiye Irak'ın karşılaştığı tipte bir sorunla karşı karşıyadır ne de Ermeni sorunu suni bir sorun. Kaldı ki sorunun bu yeni dünya koşullarında güncelleşmesindeki belirleyici faktör, Türk devlet geleneğinin soruna ilişkin tutumudur. Başta Kürt sorunu olmak üzere karşısına çıkan sorunları inkâr ederek ve ezerek 'çözmeye' çalışan bu gelenek, yeni dünya koşullarında uluslar arası tepkilere de davet çıkarıyor. Sorunların sınırlar ardına saklanmasının artık mümkün olmadığı günümüzde bu tutum, sorunu daha da büyüterek kendini köşeye sıkıştıran bir ipoteğe dönüyor. Özetle sorunun emperyalist politikalarca maniple edilmesinden söz edilmesi halinde bile, buna olanak sağlayan birincil neden bu devlet politikasıdır. Bu ise, dünden farkla Türkiye'nin sorunlarını büyütüp, demokratikleşme ve kalkınma olanaklarını tahrip etmektedir. Oysa soruna daha soğukkanlı, hukuka uygun yaklaşabilmiş olsa hem böylesi bir uluslararası kuşatma olmayacak hem de sorunun çözümü mümkün olacak.</font></font></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><strong>Soğukkanlılığı nasıl elde ederiz?</strong></font></font></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">Empati yaparak, kendimizi onların yerine koyarak, geriye dönüp 'Acaba Ermeniler yok edilmeseydi ne olurdu' diye düşünerek...</font></font></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><strong>Ne olurdu?</strong></font></font></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">Halen yaşadığımız Türkiye bambaşka bir ülke olurdu. Unutulmamalı ki tehcir ve kırımlarla yok edilen, bu toprakların sadece hümanist potansiyeli, kültürel çeşitliliği değil aynı zamanda üretici güçleri, zanaatkâr birikimi, üretim kapasitesiydi. Ermeni ve Rumların tasfiyesi ülkemizin dünyadaki rekabete çok daha geri bir noktadan katılmasına neden oldu. Diğer yandan yokedilen aynı zamanda bu toprakların sivil toplumu, yani devlete karşı vatandaşlık bilinci ve örgütlülüğü idi. Özetle tehcir ve kırımdan sonra geriye kalan, üretici birikimi ve yurttaşlık kimliği çok daha geri, köylülüğü aşamayan mütevekkil bir halk, bu halkın karşısında çok daha güçlenmiş bir devlet, öteki kültür ve toplumlara karşı koşullanmış bir kültürel atmosferdi. Bu koşullar, aydınlanmanın toplumsal temel bulmakta niye bu denli zorlandığını, devletin niye bu denli ceberrut olduğunu, yoğun devlet yönlendirmesine karşın üretici güçlerin gelişme dinamiğinin niye bu denli cılız olduğunun yanıtını veriyor. 'Bütün dünyanın bize karşı' olduğu, herkesin 'bizi bölmeye' çalıştığı şeklinde, evrensel bir kimlik edinmemizi önleyen paranoya da işin cabası.</font></font></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><strong>Kangrenleşmiş bu sorunun çözümü için neler yapılmalı?</strong></font></font></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">Ne denli ağır olursa olsun her sorun gibi burada da çözüm mümkün. Ama öncelikle çözümden yana bir irade gerek. Karşılıklı bir güven atmosferi yaratılmalı. Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın açılması, hem iki tarafı da zenginleştirir, hem de önyargıların aşılmasını hızlandırır. Aksi halde devlet Ermenistan'ın boğazını sıktıkça, uluslararası planda Türkiye'nin de boğazı sıkılır. </font></font></p>
<p align="justify"><strong><font color="#800000"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">Atalarımız canavar gibi gösterilemez</font></font></font></strong></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu ile yapılan röportaja dün kaldığımız yerden devam ediyoruz.</font></font></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><strong>Ölü sayıları arasındaki fark nereden kaynaklanıyor, 50 binden 1 milyona..</strong></font></font><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><br />
Konsoloslar misyonerlerden aldıkları bilgilerle 1 milyon insanın sürgün edildiğini yazabiliyor. Harput'taki bir konsolos bunu yazıyor. Haber alma imkânının olmadığı bir dönemde bu rakam nasıl güvenilir olabilir? Bu insanların yüzde 15'i Halep'e vardı deniliyor. 850 bini öldü. Bu belgeyi tarihçi olarak kabul edemeyiz.<br />
Amerika'nın Halep Konsolosu gönderdiği raporda "486 bin Ermeni göçmeni" diye yazıyor. Erzurum Konsolosu bütün Ermenilerin sürgün edildiğini ve öldürüldüğünü yazıyor. Halbuki Sivas Konsolosu sağ salim geldiklerini yazıyor. Bunlar karşılaştırılmadığı için farklı rakamlar ortaya çıkıyor. Halbuki imparatorluktaki genel Ermeni nüfusu belli. En yükseği 1 milyon<br />
900 bin. 1.5 milyon öldürülmüşse 400 bin Ermeni kalması gerekirdi. Belgelerle bunun yalan olduğunu ortaya koyarız. Nitekim İngiliz belgelerine göre 1921'de 1 milyon 200 bin Ermeni yaşıyor. Biz de bunu söylüyoruz.<br />
İstanbul konferansından söz ediyoruz. Gelin bunları tartışalım... Sadece bir kişiyi çıkarıp ağıt yakarak bu iş çözülmez. Elimde Doğu Anadolu'daki insanların anlattıkları var. Bunları göstersem kimsenin gözünde yaş kalmaz..<br />
</font></font><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><strong>Bu dönemde devletin gizli emirleri var mı?</strong></font></font></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">Teşkilatı Mahsusa ve Talat Paşa'nın gizli emirleri söyleniyor. Ama belge yok, sunmuyorlar. Buna karşın benim elimde yüzlerce belge var. Askerlerin önünde Ermeniler kaçırılıyor, buna karşılık hemen o bölgenin kaymakamına işten el çektiriliyor, Divanı Harbe veriliyor, 'Suçlular bulunup cezalandırılsın, güvenlik olmadan kafile yola çıkarılmasın' deniyor.<br />
</font></font><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><strong>Peki bu suçlardan yargılanan oldu mu?</strong></font></font></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">1915-1919 arasında 342 civarında kişi mahkûm ediliyor. Küreğe mahkûm var, idam yok. 1919 sonrasında da 1397 kişi yargılanıyor. Onlardan sadece 16 kişi cezalandırılıyor. Üçü idam ediliyor.<br />
</font></font><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><strong>Soykırım yok da Kürt ve Arap milislerin fısatçılığı ve katliamı mı var?</strong></font></font></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">Sadece Kürt ve Araplar değil. Türklerden de olmuştur. Komiteler sizin çocuğunuzu öldürmüşse onlar da silahlanıp sizi öldürmeye kalkışırlar. 300 bin civarında Ermeni ölmüşse 500-600 bin Müslüman ölmüş. Hepsine üzülüyorum. (Halil) Berktay diyor ki Anadolu Ermenilerden temizlenmiştir. Külliyen yanlış. Anadolu'da 300-450 bin Ermeni yaşadığı yazılıyor. 1921'de 281 bin Ermeni var. Hepsi tehcir edilmedi ki. İstanbul, Aydın, Bursa, Kütahya, Edirne Ermenileri duruyordu. 1918'de geri dönüş kararı çıkarıldı. Sevr öncesinde 644 bin 900 Ermeni yaşamaktadır. Amerika'ya gidenler hariç hepsi geri döndü. Baltimor, New York limanlarında yolcu listelerini araştırdık. Buna yalan diyemezler. Ne kadar Ermeninin nereye göçtüğünü, Ermeni araştırmacıların 52 doktora teziyle birlikte ortaya koyarım. İngilizlerin savaş kabinesine sunduğu belgeyi de gösteririm. Ermeniler de Türkler de trajedi yaşadı. Ermeniler sürgün edildi, öldürüldü. Ama bu soykırım değil.</font></font></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><strong>91 yıl önce yaşanan olayların bugünü bloke etmesi nasıl önlenebilir?</strong></font></font><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><br />
Hrant Dink ya da Orhan Pamuk'a karışanlar bizim konuşmamıza engel çıkarılmasına karışmıyor. O tarihteki bir olayın soykırım olarak kabul edilmesi, hakkımız olmadığı halde, o insanların canavar olduğunu kabul etmemize ve onları suçlamamıza yol açar. Bugünkü nesilleri de atalarının böyle bir cinayeti işlediklerini kabule zorlar ki o da psikolojik travmalar yaratır. Bunu asla kabul etmeyiz, mümkün değil.<br />
Bugün bizim onları yargılama hakkımız yoktur, dünyada kimsenin yoktur. Türkiye'de yaşayan bir insan onlara cani sıfatını yükleyemez.<br />
Buna ne devletlerin ne de insanların hakkı vardır. Ben soykırım demedim, demem. Katliam derim. Ama Ermeniler de katliam yaptı. </font></font></p>
<p align="justify"><strong><font color="#800000"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2">'Müslüman dedemin lakabı 'Gâvur'du'</font></font></font></strong></p>
<p align="justify"><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"><strong>Lora Baytar:</strong></font></font><font face="DejaVu Sans, sans-serif"><font size="2"> Hep Türk okullarında okudum. O nedenle yıllarca arkadaşlarım da genellikle Türkler arasındandı. Benim dedem Müslüman olmuş o nedenle Ermeni okuluna almadılar. Dedem Müslüman olduktan sonra adını Yusuf olarak değiştirmişti. Orucunu tutar, bütün Müslüman geleneklerini de yerine getirirdi. Babaannem ile birlikte Kayseri'de yaşarlardı. Ben ortaokuldayken öldüğü için kimliğini nasıl gördüğünü bilmiyorum. Ama sanki zorla Müslüman olmuş gibi değil, benimsemiş gibiydi. Öyle hatırlıyorum. Ama o ne kadar benimserse benimsesin, çevresinde 'Gâvur Yusuf' olarak bilinirdi. Bir yaz tatilinde Kayseri'ye dedemlerin yanına gitmiştik. Oradaki kız çocuklardan biriyle arkadaş olmuştuk. Bir gün bana, 'siz gâvur musunuz?' diye sordu. Ben o zaman gâvurun ne demek olduğunu bilmiyordum. Gidip anneme söyledim. Dedem Müslüman olmasına karşın annem ve babam Hıristiyandı. Okuduğum okullarda pek bir zorluk çektiğimi söyleyemem. Ama bir ara din dersi herkese zorunluydu. Not almak için namaz kıldığımı hatırlıyorum. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde okudum. Üniversitede de birtakım garip sualler dışında herhangi bir dıştalayıcı davranış görmedim. Ama Ermeniceyi çok az bildiğim için bir keresinde Fransa'dan gelen Ermeni grup tarafından dışlandığım oldu. </font></font></p>
<p align="justify">&#160;</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TEHCİR KARARININ UYGULANDIĞI BÖLGELER]]></title>
<link>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-13/</link>
<pubDate>Fri, 18 May 2007 15:47:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>ismailkorpe</dc:creator>
<guid>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-13/</guid>
<description><![CDATA[DH. ŞFR, 60/274
Bâb ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyet i Umûmiye Müdîriyeti
Şu‘be: 2
Şifr]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>DH. ŞFR, 60/274<br />
Bâb ı Âlî<br />
Dâhiliye Nezâreti<br />
Emniyet i Umûmiye Müdîriyeti<br />
Şu‘be: 2<br />
Şifre<br />
Adana Haleb Vilâyetleriyle Maraş Mutasarrıflığına<br />
* Dâhile teb‘îd edilmiş olan Ermenilerin ba‘d-ezîn Bağdat şimendüfer hattında istihdâm edilmek üzere celb edilmemeleri lüzûmunun îcâb edenlere teblîğ olunduğu Baş Kumandanlık Vekâleti'nden bildirilmiştir.<br />
Fî 26 Kânûn ı Sânî sene [1]331<br />
Nâzır<br />
Talat</p>
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>Dahile teb'id edilmiş olan Ermeniler'in bundan sonra Bağdad şimendüfer hattında istihdam edilmek üzere celb edilmemelerine dâir Emniyet-i Umûmiye Müdüriyeti'nden Adana ve Halep vilâyetleriyle Maraş Mutasarrıflığı'na çekilen telgraf.</p>
<p>1334.R.3 </p>
<p>DH.ŞFR 60/274 Belge No: 1</p>
<p>kaynak: T.C. başbakanlık devlet arşivleri genel müdürlüğü.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TEHCİR KARARININ UYGULANDIĞI BÖLGELER]]></title>
<link>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-12/</link>
<pubDate>Fri, 18 May 2007 15:46:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>ismailkorpe</dc:creator>
<guid>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-12/</guid>
<description><![CDATA[DH. ŞFR, 56/337
Bâb ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyet i Umûmiye Müdîriyeti
Husûsi: 6113
Şi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>DH. ŞFR, 56/337<br />
Bâb ı Âlî<br />
Dâhiliye Nezâreti<br />
Emniyet i Umûmiye Müdîriyeti<br />
Husûsi: 6113<br />
Şifre<br />
Edirne Vilâyetine<br />
C[evâb-ı] 5 Eylül sene [1]331 Teblîgât ı sâbıka mucebince eşhâs ı muzırradan olmalarına mebnî vilâyetten çıkarılması lâzım gelen Ermenilerin İstanbul tarîkıyla i‘zâmından sarf ı nazar olunarak bunların kayıklarla pey-der-pey Anadolu sâhiline sevki münâsibdir. Ermenilerin Rumlarla beraber sevk olunmayıp ayrı vapur veya kayıklarla ve muhâfaza altında sevki ve zamân ve mahall i sevklerinin buraya iki gün evvel inbâsı.<br />
Fî 27 Eylül sene [1]331<br />
Nâzır</p>
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>Eşhâs-ı muzırradan olup vilayet haricine çıkarılacak Ermeniler'in Rumlar'dan ayrı olarak kayıklarla Anadolu sahillerine sevkleriyle sevk zamanı ve mahallerinin bildirilmesine dâir Emniyet-i Umûmiye Müdüriyeti'nden Edirne Vilâyeti'ne çekilen cevâbî telgraf.</p>
<p>1333.Z.1 </p>
<p>DH.ŞFR 56/337 Belge No: 1</p>
<p>kaynak: T.C. başbakanlık devlet arşivleri genel müdürlüğü.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TEHCİR KARARININ UYGULANDIĞI BÖLGELER]]></title>
<link>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-11/</link>
<pubDate>Fri, 18 May 2007 15:45:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>ismailkorpe</dc:creator>
<guid>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-11/</guid>
<description><![CDATA[DH. ŞFR, 56/208
Bâb ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet i Umûmiyye Müdîriyyeti
Umûmî:
Husû]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>DH. ŞFR, 56/208<br />
Bâb ı Âlî<br />
Dâhiliye Nezâreti<br />
Emniyyet i Umûmiyye Müdîriyyeti<br />
Umûmî:<br />
Husûsî: 6022<br />
Şifre<br />
Kastamonu Vilâyetine<br />
C[evâb-ı] 14 Eylül sene [1]331. Burada tereddüd olunamaz. Oradaki bir avuç Ermeni'de vilâyetin âsâyişini ihlâl edemez. Ederse ondan tevellüd edecek mes’ûliyyeti der-uhde etmek lâzımdır. Şimdiki hâlde oradaki Ermeniler kaldırılmayacakdır. Zamânı gelince ta‘lîmât verilecekdir.<br />
Fî 15 Eylül sene [1]331<br />
Nâzır</p>
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>Asayişi bozan Ermeniler'in kanunen mes'ûl tutulacaklarına ve hâl-i hazırda yerlerinden kaldırılmamalarına dair Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti'nden Kastamonu Vilayeti'ne çekilen cevâbî telgraf.</p>
<p>1333.Za.19 </p>
<p>DH.ŞFR 56/208 Belge No: 1</p>
<p>kaynak: T.C. başbakanlık devlet arşivleri genel müdürlüğü.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TEHCİR KARARININ UYGULANDIĞI BÖLGELER]]></title>
<link>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-10/</link>
<pubDate>Fri, 18 May 2007 15:44:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>ismailkorpe</dc:creator>
<guid>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-10/</guid>
<description><![CDATA[DH. ŞFR, 56/136
Bâb ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet i Umûmiyye Müdîriyyeti
Umûmî:
Husû]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>DH. ŞFR, 56/136<br />
Bâb ı Âlî<br />
Dâhiliye Nezâreti<br />
Emniyyet i Umûmiyye Müdîriyyeti<br />
Umûmî:<br />
Husûsî: 6<br />
Şifre<br />
İçel Mutasarrıflığına<br />
C[evâb-ı] 8 Eylül sene [1]331 şifre. Silifke'deki Ermenilerin hemân kaldırılmasına lüzûm yokdur.<br />
Fî 10 Eylül sene [1]331<br />
Nâzır</p>
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>"Silifke'deki Ermeniler'in hemen kaldırılmalarına lüzum yoktur" şeklinde Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti'nden İçel Mutasarrılığı'na çekilen cevâbî telgraf.</p>
<p>1333.Za.15 </p>
<p>DH.ŞFR 56/136 Belge No: 1</p>
<p>kaynak: T.C. başbakanlık devlet arşivleri genel müdürlüğü.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TEHCİR KARARININ UYGULANDIĞI BÖLGELER]]></title>
<link>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-9/</link>
<pubDate>Fri, 18 May 2007 15:43:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>ismailkorpe</dc:creator>
<guid>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-9/</guid>
<description><![CDATA[DH. ŞFR, 55/230
Bâb ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet i Umûmiyye Müdîriyyeti
Umûmî:
Husû]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>DH. ŞFR, 55/230<br />
Bâb ı Âlî<br />
Dâhiliye Nezâreti<br />
Emniyyet i Umûmiyye Müdîriyyeti<br />
Umûmî:<br />
Husûsî: 5274<br />
Şifre<br />
Mahrem<br />
Urfa Mutasarrıflığna<br />
Urfa Ermenilerinden müsta‘idd i şerr ü fesâd olanlarla isyân ve ihtilâl için teşebbüsleri mahsûs [hissedilen] bulunanların derhâl livâ dâhilinde münâsib mahallere dağıtılmaları.<br />
Fî 13 Ağustos sene 1331<br />
Nâzır</p>
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>"Urfa Ermenilerinden müstaidd-i şerr ü fesad olanlarla isyan ve ihtilal için teşebbüsleri mahpus bulunanların derhal ihracı, ile liva dahilinde minâsip mahallere dağıtılmaları" şeklinde Emniyet-i Umûmiye Müdüriyeti'nden Urfa Mutasarrıflığı'na çekile telgraf.</p>
<p>1333.L.15 </p>
<p>DH.ŞFR 55/230 Belge No: 1</p>
<p>kaynak: T.C. başbakanlık devlet arşivleri genel müdürlüğü.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TEHCİR KARARININ UYGULANDIĞI BÖLGELER]]></title>
<link>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-8/</link>
<pubDate>Fri, 18 May 2007 15:42:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>ismailkorpe</dc:creator>
<guid>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-8/</guid>
<description><![CDATA[DH. ŞFR, 55/141
Bâb ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet i Umûmiyye Müdîriyyeti
Umûmî:
Husû]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>DH. ŞFR, 55/141<br />
Bâb ı Âlî<br />
Dâhiliye Nezâreti<br />
Emniyyet i Umûmiyye Müdîriyyeti<br />
Umûmî:<br />
Husûsî: 5174<br />
Şifre<br />
Erzurum, Adana, Ankara, Bitlis, Haleb, Hüdâvendigâr, Diyârbekir, Sûriye, Sivas, Trabzon, Konya, Ma‘mûretü'l-azîz, Van Vilâyetlerine, Urfa, İzmit, Canik, Zor, Karesi, Karahisâr ı Sâhib, Kayseri, Mar‘aş, Niğde, Eskişehir Mutasarrıflıklarına<br />
"Ne yaşda olursa olsun kadın erkek hiçbir Ermeni Karâr-gâh ı Umûmî emri olmadan memleket hâricine çıkarılmayacakdır. "<br />
Başkumandanlık Vekâleti'nden ordu ve kolordu kumandanlıklarına bâlâdaki teblîgât îfâ edilmiş olduğundan cihet i mülkiyyece de ahkâmına tevfîk i hareket olunmalıdır. (Memleket hâricine) ibâresinden maksad memâlik i ecnebiyyedir. Binâ’en‘aleyh Ermenilerin mu‘âmele i sevkıyyelerine şümûlü yokdur.<br />
Fî 8 Ağustos sene 1331<br />
Nâzır</p>
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>Başkumandanlık Vekâleti'nden Ordu ve Kolordu kumandanlıklarına bildirilen "ne yaşta olursa olsun kadın-erkek hiç bir Ermeni karargâh-ı umûmî emri olmadan memleket haricine çıkarılmayacaktır" şeklindeki tebliğât ahkâmına Mülkiye'nin de uyması gerektiğine dair Emniyet-i Umûmiye Müdüriyeti'nden Erzrum, Adana, Ankara ve sair vilayetlerle Urfa, İzmit, Canik, Zor ve sair mutasarrıflıklara çekilen telgraf.</p>
<p>1333.L.11 </p>
<p>DH.ŞFR 55/141 Belge No: 1</p>
<p>kaynak: T.C. başbakanlık devlet arşivleri genel müdürlüğü.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TEHCİR KARARININ UYGULANDIĞI BÖLGELER]]></title>
<link>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-7/</link>
<pubDate>Fri, 18 May 2007 15:41:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>ismailkorpe</dc:creator>
<guid>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-7/</guid>
<description><![CDATA[DH. ŞFR, 54-A/373
Bâb ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
İskân ı Aşâyir ve Muhâcirîn Müdîriyeti]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>DH. ŞFR, 54-A/373<br />
Bâb ı Âlî<br />
Dâhiliye Nezâreti<br />
İskân ı Aşâyir ve Muhâcirîn Müdîriyeti<br />
İstatistik Şu‘besi<br />
47<br />
Şifre<br />
Ankara Vâlî Vekâletine<br />
Ankara vilâyetindeki katolik ahâlinin dahî diğer Ermeniler misillü sevk ve teb‘îdleri.<br />
Fî 29 Temmuz sene [1]331<br />
Nâzır Nâmına<br />
İmza</p>
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>"Ankara Vilâyeti'ndeki katolik ahâlinin dahi, diğer Ermeniler misillü sevk ve teb'idleri" şeklinde İskân-ı Aşâyir ve Muhâcirîn Müdüriyeti'nden Ankara Vali Vekaleti'ne çekilen telgraf.</p>
<p>1333.N.30 </p>
<p>DH.ŞFR 54-A/373 Belge No: 1</p>
<p>kaynak: T.C. başbakanlık devlet arşivleri genel müdürlüğü.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TEHCİR KARARININ UYGULANDIĞI BÖLGELER]]></title>
<link>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-6/</link>
<pubDate>Fri, 18 May 2007 15:40:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>ismailkorpe</dc:creator>
<guid>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-6/</guid>
<description><![CDATA[DH. ŞFR, 54-A/343
Bâb ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyet i Umûmiye Müdîriyeti
Şifre
İzmit M]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>DH. ŞFR, 54-A/343<br />
Bâb ı Âlî<br />
Dâhiliye Nezâreti<br />
Emniyet i Umûmiye Müdîriyeti<br />
Şifre<br />
İzmit Mutasarrıflığına<br />
İzmit ve mülhakâtı ahâlisinden olup İstanbul'da bulunan ve mahall i mezkûre gitmek isteyen Ermenilerin buraya avdet ettirilmemek ve zaten ora ahâlisinden olmaları i‘tibârıyla diğerleriyle beraber ihrâç edilmek üzere Der-sa‘âdet'ten gitmelerine müsâ‘ade olunması muvâfık olacağı Polis Müdiriyet i Umûmiyesi'nden bildirilmiş ve keyfiyet Nezaret'çe de tensîb edilmiştir. Ona göre mu‘âmele îfâsı.<br />
Fî 27 Temmuz sene [1]331<br />
Nâzır<br />
Talat</p>
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>İzmit ve mülhakatı ahalisinden olup İstanbul'da bulunan Ermeniler'in ihraç edilmek üzere Dersaadet'den gitmelerine müsaade olunması hakkında Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti'nden İzmir Mutasarıflığı'na çekilen telgraf.</p>
<p>1333.N.28 </p>
<p>DH.ŞFR 54-A/343 Belge No: 1</p>
<p>kaynak: T.C. başbakanlık devlet arşivleri genel müdürlüğü.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TEHCİR KARARININ UYGULANDIĞI BÖLGELER]]></title>
<link>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-5/</link>
<pubDate>Fri, 18 May 2007 15:38:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>ismailkorpe</dc:creator>
<guid>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-5/</guid>
<description><![CDATA[DH. ŞFR, 54-A/340
Bâb ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyet i Umûmiye Müdîriyeti
Husûsi: 47
Mü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>DH. ŞFR, 54-A/340<br />
Bâb ı Âlî<br />
Dâhiliye Nezâreti<br />
Emniyet i Umûmiye Müdîriyeti<br />
Husûsi: 47<br />
Müsta‘celdir<br />
Şifre<br />
İzmit Mutasarrıflığına<br />
Adapazarı, İzmit ve Bağçecik Ermenileri için bir hafta müddet ta‘yini ile bundan sonra sevkleri evvelce tebliğ edilmiş idi. Mezkûr tebligât ahkâmının tatbiki ile bildirilen bu mahallerdeki Ermenilerin i‘lân olunan müddetin inkızâsından sonra ihrâcları ve ba‘zı lüzûm ı siyâsiyeye binâen Adapazarlıların bir kısmı evvelce çıkarıldığı anlaşılmasına nazaran orası içinde geri kalanlar hakkında aynı sûretle mu‘amele îfâsı ile iş‘ârı<br />
Fî 27 Temmuz sene [1]331<br />
Nâzır</p>
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>Adapazarı, İzmit ve Bahçecik Ermenilerinin ihraçlarının temini hakkında Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti'nden İzmit Mutasarrıflığı'na çekilen telgraf.</p>
<p>1333.N.28 </p>
<p>DH.ŞFR 54-A/340 Belge No: 1</p>
<p>kaynak: T.C. başbakanlık devlet arşivleri genel müdürlüğü.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TEHCİR KARARININ UYGULANDIĞI BÖLGELER]]></title>
<link>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-4/</link>
<pubDate>Fri, 18 May 2007 15:37:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>ismailkorpe</dc:creator>
<guid>http://ebrar.wordpress.com/2007/05/18/tehcir-kararinin-uygulandigi-bolgeler-4/</guid>
<description><![CDATA[DH. ŞFR, 54-A/198
Bâb ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet i Umûmiyye Müdîriyyeti
Umûmî:
Hus]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>DH. ŞFR, 54-A/198<br />
Bâb ı Âlî<br />
Dâhiliye Nezâreti<br />
Emniyyet i Umûmiyye Müdîriyyeti<br />
Umûmî:<br />
Husûsî:<br />
Şifre<br />
Diyârbekir ve Ma‘mûretü'l-azîz Vilâyetlerine<br />
Musul Vilâyeti dâhiline sevkedilecek Ermenilerin Van cenûbunda bulunan Rus kuvvetlerine iltihâkları muhtemel ve hareketlerini teshîl edeceği cihetle bunların şimdilik Urfa ve Zor cihetlerine sevkleri münâsib görülerek keyfiyyetin taraf ı vâlâlarına yazıldığı Üçüncü Ordu Kumandanlığı'nın iş‘ârına atfen Başkumandanlık Vekâleti'nden yazılmışdır. Ona göre tevfîk i hareket olunması.<br />
Fî 18 Temmuz sene [1]331<br />
Nâzır</p>
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>Musul Vilayeti dahilinde sevk edilecek Ermeniler'in Van cenubunda bulunan Rus kuvvetlerine iltihakları muhtemel olduğundan geçici olarak Urfa ve Zor cihetlerine sevklerinin münâsip görüldüğüne dâir Emniyet-i Umûmiye Müdüriyeti'nden Diyarbekir ve Ma'muretü'l-Aziz Vilayetleri'ne çekilen telgraf.</p>
<p>1333.N.1 </p>
<p>DH.ŞFR 54-A/198 Belge No: 1</p>
<p>kaynak: T.C. başbakanlık devlet arşivleri genel müdürlüğü.</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
