<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>dini-konular &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/dini-konular/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "dini-konular"</description>
	<pubDate>Sat, 17 May 2008 03:09:19 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[SELMAN - I     FARiSi]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1632</link>
<pubDate>Sat, 17 May 2008 00:34:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1632</guid>
<description><![CDATA[
SELMAN - I FARiSi
 Silsile-i Sadatin H.z Ebu Bekir`den ( r.a. ) sonraki ikinci halkasi Ebu Abdullah]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img175.imageshack.us/img175/6519/selmanifarisilg3.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">SELMAN - I<span> </span>FARiSi</span></p>
<h3><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Silsile-i Sadatin H.z Ebu Bekir`den ( r.a. ) sonraki ikinci halkasi Ebu Abdullah Selman-i Farisi ( r.a.) aslen iranlidir. Eski ismi ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Mabeh</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">” olup peygamber Efendimiz tarafindan kendilerine ” Selmanu`l-hayr” lakabi verilmistir. Nesep zikrederek anilmak istendiginde ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Selman ibnu`l-islam</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> ” denir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Gencliginde Mecusi iken hak din askiyla ecdadinin dinini terk ile evvela Hristiyanligi kabul etmis ve daha sonra ahl-i kitabin beklemekte olduklari ahir zaman nebisinin hidayet gunesinin Arabistan ufkundan dogacagina dair ruhbanlarin isaretiyle </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” O hidayet nuruna uymak belki bana nasip olur.”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> halis umidiyle oralara gitmeye davranirken refakatlerine dahil oldugu tacirlerin hiyanetiyle køle olarak Medine Yahudilerinden birine satilmistir. Lakin hak ve hakikati aramak hususundaki halis niyeti mukafatsiz kalmadi ve Cenab-i Hakk,Medine`de esaret zincirine dusmek felaketini, kiymet bicilemez bir nimete cevirdi.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Resulullah Efendimiz`e , alametlerini bir bir gørunce hemen iman edip ve hatta rahmet hazinesi Peygamberimizin yardim ve lutuflariyla hurriyetine kavusarak ashab-i kiramin ustunlerinden olmustur. ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Bedr</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> ” ile ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Uhud</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> ” gazalarinda bulunmasina Yahudi elinde esareti mani oldu ise de </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” Hendek</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> ” teten itibaren butun gazalara peygamber Efendimiz`den <span> </span>ayrilmadigi gibi H.z Ømer zamaninda, Sam ile irak fetihlerinin hemen hepsine de ihtiyar haliyle istirak etti. Hendek gazasi`nda Medine`yi dusman hucumundan kurtarmak icin etrafina hendek kazilmasini tavsiye eden de odur.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Rasulullah ( s.a.v.), ashab-i kiram arasinda kardeslik tesis buyurduklarinda Selman-i Farisi ( r.a.) de Ebu`d Derda ( r.a.) ile kardes edilmisti. Iran`in fethinden sonra H.z Ømer ( r.a.) tarafindan kisralarin payitahti olan ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Medayin`e vali nasbolunmus ve<span> </span>” 35 ” senesinde , Hilye, Usdu`l-Gabe ve isabe`ye gøre 250 yasinda, Medayin valisi iken vefat etmislerdir.” </span></strong><strong><em><span style="font-family:Arial;color:#993300;">( Radiyallahu anhu ve kuddise sirruhu)</span></em></strong><strong></strong></h3>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">SELMAN-I FARiSi`NiN ( R.A.) iMANI</span></strong></p>
<h3><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Selman-i Farisi ( r.a.) Hazretleri bunyesi kuvvetli bir zat idi. Medine-i Munevvere etrafinda hendek kazilirken on kisilik isi basariyordu. Gunde bes arsin derinliginde on bes arsin yer kaziyordu. Gerek imanindaki ihlasindan, gerek o gunlerdeki buyuk hizmetlerinden dolayi Sahabe-i Kiram Hz. Selman`i paylasamaz oldular. Muhacirin de, Ensar`da ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Selman bizdendir</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">.” dediler. Resulullah ( s.a.v.) bu søzleri isitince ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Selman bizdendir. Ehl-i Beyt`tendir</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">.” diye taltif buyurdular.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Selman`a doyasiya ilim verilmistir</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">.” Hadis-i serifi kendilerinin ilimdeki kemalatina delil oldugu gibi kisralarin mulkunu idareye me`mur Medayin valisi iken fakirligi tercih etmesi de zuhdunun kemaline sahittir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Hasan- Basri Hazretleri buyurdu ki : Selman-i Farisi ( r.a.) son anlarinda: ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Rasulullah ( s.a.v.) dunya nimetlerinden kanaat edecegimiz miktarin ancak bir yolcu azigi kadar olmasi icin bizimle ahdetti de biz bu ahde sadik kalamadik </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">” diye agladi. Halbuki vefatindan sonar terikesine baktik, biraktigi malin kiymeti nihayet yirmi kusur, yahud otuz kusur dirhem idi.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Fazilet Takvimi </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Hz Allah sefeatlerine nail eylesin, Bizler , ølmeden evlatlarimiza ne kadar mal birakacagiz diye buyuk bir yaris icerisindeyiz, Vay halimize.</span></strong></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Necip Fazıl ve Türkçe Kur’an meselesi]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1653</link>
<pubDate>Sat, 17 May 2008 00:32:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1653</guid>
<description><![CDATA[
Necip Fazıl ve Türkçe Kur’an meselesi
“1943 yılında, Ankara’ya gitmiştim. Ankara’da b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img363.imageshack.us/img363/1708/kurandinibadetislamzu9.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<h3><span style="color:#0000ff;"><strong><a rel="nofollow" href="http://www.delikanforum.net/redirector.php?url=http%3A%2F%2Fwww.arastiralim.com%2F%3Fp%3D16821">Necip Fazıl ve Türkçe Kur’an meselesi</a></strong></span></h3>
<h3>“1943 yılında, Ankara’ya gitmiştim. Ankara’da beklenmedik bir haberle karşılaştım:</h3>
<h3>-‘Diyanet İşleri Başkanı, Kur’anı türkçeye çevirip, hakiki Kur’anı ortadan kaldırmak için bir kanun çıkartmak istemektedir.’</h3>
<h3>Diyanet Reisi’yle bir iki kez görüşmüşlüğümüz vardı, fakat, Allah’ın kitabını Türkçeye çevirip onu Kur’an ismiyle resmi ibadete sokmak gayreti derecesinde açık ve muazzam bir küfründen haberim yoktu.</h3>
<h3>Bu haberi duyduktan birkaç gün sonra, bir toplantıda, Diyanet Reisiyle karşılaştık, kendisine:</h3>
<h3>‘Duyduğuma göre, Kur’anı türkçeye çevirmek ve bunu resmen ibadet dili haline getirmek şeklinde bir düşünceniz varmış. Sapıklık ve hüsranların en büyüğü olan böyle bir hadiseyi, bizzat sizin ağzınızdan duymadan inanılır şey telakki edemiyorum. Lütfen hakikati bildirir misiniz?’</h3>
<h3>Uçuk benzi bir kat daha uçarak ve soluk dudakları bir kat daha solarak bana şu cevabı verdi:</h3>
<h3>‘Evet Necip Fazıl Beyefendi! Sizin dini bakımdan imkansız gördüğünüz bu işi, Mezhep İmamlarının kabul ettiğini bilmiyor musunuz? Mezhep İmamları Kur’anın başka bir dille okunabileceği ve bununla ibadet edilebileceği hakkında görüş belirtmişlerdir.’</h3>
<h3>Bu cevabı alır almaz, bütün kanımın, beynime dolduğunu hissettim. Bu adam, sade Allah kelamının yok edilmesinden doğan küfürle iktifa etmiyor, dinin büyük şahsiyetlerine, mezhep sahiplerine, resmen ve açıkça iftira atıyordu.</h3>
<h3>Kendisine şu cevabı verdim:</h3>
<h3>‘Sadece küfürle kalmıyor, bir de küfrünüze ortak arıyorsunuz! Kur’anın Allah kelamı olduğuna inanan her fert, Allah kelamının, nazil olduğu lisan kalıbından ayrılmayacağını, ayrılacak olursa, artık onun Allah kelamı olmayacağını bir hamlede kavrayacak bir anlayışa sahiptir. Bakın, Diyanet İşleri Reisi Efendi, Ben, Necip Fazıl, sizin elinizdeki icra vasıtalarına karşı, bir kamyonu durdurtmak isteyen bir piliç kadar zayıf bir ferdim; fakat size açıkça haber veriyorum, eğer sapıklığınızın büyüsü altında şuurunu körletip sizi destekleyecek bazı fertler bulacak ve bu niyetinizi tatbik mevkiine çıkaracak olursanız, bir piliçten hiç farkı olmayan bu zayıf cüssemi, kamyonun tekerlekleri altına atmakta tereddüt göstermeyeceğim!’</h3>
<h3>Evet bütün İslam düşmanlarına parmak ısırtacak bu imansıza bunları söyledim ve çıkıp gittim.”</h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tesbih Namazı, Fazileti ve Kılınış Usûlü]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1634</link>
<pubDate>Fri, 16 May 2008 00:11:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1634</guid>
<description><![CDATA[
Tesbih Namazı, Fazileti ve Kılınış Usûlü
Tesbih namazı, tesbih edilerek kılınan bir namaz]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img301.imageshack.us/img301/7877/tesbihnamazihd0.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Tahoma;color:blue;">Tesbih Namazı, Fazileti ve Kılınış Usûlü</span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih namazı</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:blue;">,</span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>tesbih edilerek kılınan bir namazdır; menduptur, yani sevabı çok olan nafile namazlardan biridir</strong>. </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Arapça bir kelime olan</strong> "</span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">tesbih</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">", </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Allah Teâlâ</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;">'yı</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:blue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">noksan sıfatlardan tenzih, kemâl sıfatlarla tavsif etme ve ululama manasına gelir</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">. <strong>Dört rek’at olan bu namazda üçyüz defa</strong> </span><span style="font-family:Tahoma;color:blue;">"<strong><em>Sühhânallâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym</em></strong>"</span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>dendiği için bu ismi almıştır.</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih namazı</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">nın muayyen-belli bir vakti yoktur. Kerahet vakitlerinin dışında her zaman kılınabilir. Bununla birlikte </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Cuma</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>ve</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Pazar</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>akşamları ve sair mübarek gün ve gecelerde kılınması daha faziletlidir. Bu namazı dört rek’at olarak kılmak caiz olduğu gibi, iki rek’atın sonunda selam vererek ayrı ayrı ikişer rek’at halinde kılmak da caizdir.</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih namazı</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">tevbenin, istiğfarın en büyüğü... Sadece kavlen/dille-sözle değil, bütün vücutla fiilen yapılanıdır. Yani fiilî istiğfardır. Ecri-sevabı çok büyüktür</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">. <strong>Sevgili Peygamberimiz</strong></span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(s.a.v.), amcası <em>Hz. Abbas</em>’a (r.a.), <span>“</span></strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Bu namazı kıldığın vakit günahının öncesi ve sonrası, yenisi ve eskisi, hatâen ve kasten</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(bilerek-bilmeyerek)<span> </span></strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">yapılanı, küçüğü ve büyüğü, gizlisi ve aşikâr olanı mağfiret edilmiş olur...”</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(1)</strong> <strong>buyurmuşlardır.</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih namazı</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">hakkında Kur'an'da geçen herhangi bir ayet yoktur; ancak bu namaz hakkında</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Resûlüllah Efendimiz</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">’den (s.a.v.), yukarıda da bir kısımını zikrettiğimiz hadis-i şerif varid olmuştur. <em>Hazret-i İkrime</em>'den ve o da <em>Hazret-i İbn Abbas</em>'tan (r.anhüm) rivâyet etmişlerdir ki</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">, </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Resûlü Ekrem Efendimiz</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(s.a.v.) muhterem amcaları <em>Hazret-i Abbas</em>'a (r.a.) hitaben</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih Namazı</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>ile alakalı dikkat çekici şu tavsiyelerde bulunmuşlardır:</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Ey Abbas! Amcacığım! Sana bir şey vereyim mi, sana bir bağışta bulunayım mı? Sana bir özellik tanıyayım mı? Sana on haslet ölçüsü vereyim mi? Sen bu on hasleti yerine getirdiğin zaman, Allah senin geçmiş ve gelecek, eski ve yeni, bilerek veya bilmeyerek yaptığın, gizli veya aşikâr yapılan, küçük büyük bütün günahlarını affeder, bağışlar. Bu on haslet şunlardır:</span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> <strong>“Dört rek’at namaz kılarsın, her rek’atında Fatiha suresini ve başka bir sure okursun. Birinci rek’atta kıraatı bitirdikten sonra, ayakta iken on beş defa</strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;">:</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:darkblue;"> </span></strong><strong><em><span style="font-family:Tahoma;color:blue;">‘Sübhânellâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber (velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym)’</span></em></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:darkblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">dedikten sonra rükua varırsın ve aynı tesbihi on defa rükûda söylersin. Sonra başını kaldırıp, ayakta on defa söylersin. Sonra secdeye gider on defa orada söylersin. Birinci secdeden sonra iki secde arasındaki oturuşta on defa söylersin. İkinci secdeye vardığında yine on defa ve başını secdeden kaldırınca da on defa söylersin. Böylece bir rek’atta yetmiş beş defayı tamamlamış olursun.</span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> <strong>“Ey amcacığım! Eğer güç yetirebilirsen, her gün bu namazı bir defa kılarsın. Buna güç yetiremediğin takdirde, her cuma bir defa kılmaya çalışırsın. Bunu da yapamazsan, her sene bir defa kılmaya çalış. Bunu da yapamazsan hiç olmazsa ömründe bir defa olsun kıl.”</strong> <strong>(2)</strong> </span></h3>
<p><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> </span></p>
<p><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Tahoma;color:blue;">TESBİH NAMAZININ KILINIŞI</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:blue;"> </span></p>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih namazı</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>4 rek'attir. Bu namazda 300 defa şu tesbih okunur:</strong> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><em><span style="font-family:Tahoma;color:blue;">"Sübhânellâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym."</span></em></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Bu tesbih, namaz içinde şöyle okunur:</strong> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>• 15 kere Sübhâneke'den sonra (Fâtiha ve zamm-ı sûreden önce), </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> • 10 defa Eûzü Besmele, Fâtiha ve zamm-ı sûreden sonra, </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> • 10 defa Rükûda, </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> • 10 defa Rükûdan kalkınca ayakta (kavmede), </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> • 10 defa Birinci secdede, </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> • 10 defa İki secde arasındaki oturmada (celsede), </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> • 10 defa İkinci secdede, </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> Birinci rek'atte okunan bu tesbihlerin adedi 75'tir. İkinci rek'atte aynı sıralama ile yine 75 defa okunur. Üçüncü ve dördüncü rek'atler de böyle kılınır. (3) </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> Bütün namazlarda olduğu gibi, tesbih namazında da, Kur'an'dan bir şey okunacağı zaman, Kur'ân-ı Kerim’in herhangi bir yerinden okumak mümkündür. "Şu sure okunmaz veya mutlaka şu sureyi okumak gerekir" diye bir şart yoktur. Ancak İbn Abbas'a (r.a.),</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">"Bu namaz için belirlenmiş bir sûre biliyor musun?"</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>diye sorulunca,</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">"Evet, et-Tekâsür, el-Asr, el-Kâfirûn, ve el-İhlâs"</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> diye cevap vermiştir.(4)</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> ***</span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih Namazı</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">, <strong>kılınması teşvik edilmiş bir namazdır. Bunu alışkanlık haline getirmek müstehaptır. Tembelllik etmemek lâzımdır. </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> Kılmasını bilmeyenlerin de istifade etmesi, öğrenmeleri maksadıyla cemaatle de kılınabilir. Cemaatle kılınırsa imam olacak kimse bu namazı kılmayı evvela nezreder ve namazı kıldırırken kıraatı ve tesbihleri her yerde cehrî (sesli) okur. Cemaat ise sükut eder, dinler. (5)</strong> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih namazı</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">nda yanılma olursa, sehiv secdesinde bu ilave tesbihlerin okunması gerekmez. Namaz kılan aklında bu tesbihlerin sayılarını tutabiliyorsa, bastırarak da olsa parmakları ile saymaz. </span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3>Alinti: www.bilgicagi.net</h3>
<h3><strong><span style="text-decoration:underline;"><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:blue;">DİPNOTLAR</span></span></strong><!--more--><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:blue;"> </span></h3>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> (1) Mehmed Zihni Efendi, Nimet-i İslâm, İstanbul, 1398, s. 632.<br />
(2) Tirmizî, Vitir, 19; İbn Mace, ikâme, 190; Ebû Dâvud, Tatavvu, 14; et-Tergib ve't-Terhib, I, 467, 469.<br />
(3) </span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:navy;">Tesbih namazı</span></strong><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">nın bu kılınma usûlü, <em>Tirmizî</em>'nin <em>el-Câmii</em>'nde <em>İmam-ı Azam Ebû Hanife</em>'nin </span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">(rh.) <strong>talebelerinden <em>Abadullah b. Mübarek</em>'ten </strong>(r.aleyh) <strong>rivayet ettiği şekle göredir. </strong><br />
(4) el-Fetâva’l-Hindiyye, Mısır 1323, I, 119.<br />
(5) İbn Abidîn, Reddü'l-Muhtar, Mısır, 1966, II, 27; Muhtasar İlmihal, Hasan Arıkan, Fazilet Neşriyat, İstanbul, yyy., s. 95-96; Mehmed Zihni Efendi, Nimet-i İslâm, İstanbul, 1398, s. 632)</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gurur ve Kibir]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1647</link>
<pubDate>Wed, 14 May 2008 01:34:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1647</guid>
<description><![CDATA[
Gurur ve Kibir
 
Kibir, kişinin kendisinde bulunan ilim, mevkî ve doğruluk gibi hususiyetleri ba]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img118.imageshack.us/img118/540/kibirgururjg5.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Gurur ve Kibir</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Kibir, kişinin kendisinde bulunan ilim, mevkî ve doğruluk gibi hususiyetleri başkasından üstün görmesidir.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Bu, Allah'ın kızgınlığına, insanların hoşnutsuzluğuna sebep olduğu için sahibini felâkete götüren bir hastalıktır (et-Tâc, V, 31).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">İnsan ruhunun arındırılması gereken kötülüklerden biri olan kibir, Râğıbu'l-İsfahânî'ye (Ö. 503/1109) göre, <span style="color:fuchsia;">"Kendini beğenen insanın, bu isteğini nefsine tahsis ederek, kendini başkalarından daha büyük görmesidir"</span></span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">(Rağıbu'l-Isfahânî, el-Müfredât, s. 421). Kibir, tekebbür ve istikbâr birbirine yakın manada kullanılmışlardır.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">İmam Birgivî (Ö. 981/1573) kibir için, <span style="color:fuchsia;">"Kalbin hastalıklarındandır; kendini yüksekte görerek, karşısındakinin üstünde saymaktır; zıddı zaaftır"</span> (Birgivî, et-Tarîkatü'l-Muhammediyye, s. 68 vd.) demiş, </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">bazı ayet-i kerîmelerle kibri tanıtmaya çalışmıştır. Kur'an-ı Kerîm, kibiri, kibirden türeyen davranışları açıklamış, kibir ve örneklerini teşhir ederek zararlarını belirtmiş, ondan kaçınmanın ahlâkî bir zaruret olduğunu ortaya koymuştur:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Meleklere, Âdem'e secde edin' demiştik. İblis müstesna hepsi secde ettiler. O kaçındı, büyüklük tasladı ve inkâr edenlerden oldu"</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> (el-Bakara, 2/34).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">"Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün ayetleri görseler yine de inanmazlar; doğru yolu görseler, yol olarak benimsemezler... (el-A'râf, 7/146).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Allah büyüklük taslayanları sevmez"</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> (en-Nahl, 16/23).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Kibir, önce kişinin inanç dünyasına tesir ederek, hak ve doğruya inanmasına engel olur, Allah'ın birliğine, peygamberlere ve âhiret gününe inanmayanların inançsızlığa kibir yüzünden sürüklendikleri anlaşılmaktadır (en-Nahl,16/22; es-Sâffât, 37/35; el-Bakara, 2/87; el-A'râf, 7/75-76, 88; Nûh, 71/7; Yunus, 10/75; el-Mü'minûn, 23/27, 46-47).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Kibir, ferdin Allah'a kul olma ve ona itaat etme görevini engelleyen davranış olduğu için Kur'an bunun neticesine şöyle işaret eder:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Kim, Allah'a kulluktan, O'na ibadetten çekinir ve büyüklenirse, bilsin ki,</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> (Allah) <span style="color:fuchsia;">kıyamette herkesi huzurunda toplayacaktır"</span> (en-Nisâ, 4/172).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Çünkü Allah, zatına dua ve ibadet edilmesini istemekte; büyüklenerek kaçınanların, <span style="color:fuchsia;">"küçülmüş kimseler olarak"</span> cehenneme gireceklerini (el-Mü'minûn, 40/60) haber vermektedir.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Buna karşılık Allah'a ibadette büyüklük göstermeyen melekler övülerek, insanlar da bu harekete teşvik edilmektedir (el-A'râf, 7/206; el-Enbiyâ, 21 / 19).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Allah cc söyle buyurdu </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Büyüklük ve azamet örtümdür. Bu bakımdan bunlardan biriyle kim bana nizaa kalkışırsa, onu ateşe atarım "</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> (Ebû Dâvûd Libâs, 25; İbn Mâce, Zühd, 16; Ahmed b. Hanbel, II, 248).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Allah'ın Resulu (s.a.s.) yüce mertebesinde tevâzu * yönünden insanların en ileride olanıydı. Abdullah İbn Amr der ki: Resulullah'ın, kızıl bir devenin sırtında cemrelere taş attığını, önünde herhangi bir kimsenin dövülüp kovulduğunu ve <span style="color:fuchsia;">"yol açınız, yol açınız"</span> denildiğini görmedim. Resulullah (s.a.s.) hastalan ziyaret eder, cenazelerin arkasında gider, kölelerin davetine icabet ederdi. Ayakkabılarım bizzat pençeler, elbisesini yamalar, aile efrâdıyla beraber evinde onların ihtiyaçlarına koşardı.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Bir gün huzur-u saadetine bir adamcağız getirildi. Adam Resulullah'ın heybetinden tir-tir titremeye başladı. Efendimiz (s.a.s.) o adama:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Canını sıkma! Ben padişah değilim. Ben ancak Kureyş soyundan gelen ve kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum"</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> diyerek o kişiyi teskin etti.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Aişe vâlidemiz (r.anha), <span style="color:fuchsia;">"Ey Allah'ın Resulu, Allah benim canımı sana feda etsin: Yaslanarak ye; çünkü yaslanarak yersen senin için daha kolay olur"</span> deyince, bu ısrarına bir karşılık olarak Resulullah, alnı yere değercesine mübârek başını eğdi ve sonra şöyle dedi:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Hayır, ben kölenin yediği gibi yer ve kölenin oturduğu gibi otururum."</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Büyüklenme üç kısımdır:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">a) Cehâlet ve azgınlıktan ötürü bazı kulların kendilerini Allah'tan büyük görmeleri;</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">b) Peygamber'e karşı, O'nun buyruklarını küçümsemek, O'nu alelâde biri olarak görmek, prensiplerini hafife almak;</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">c) Etrafında bulunan insanları küçük görüp, kendini büyük görmek.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">İnsan ruhunu çeşitli tezahürleriyle körelten zararlarına Kur'an-ı Kerîm'in genişçe bir açıdan baktığı kibir, maddî hayatta zararın ve kaybın sebebidir. Kibir örneklerinde gördüğümüz gibi büyüklenenler henüz dünyada iken, hareketlerinin cezasını çekerek helâk olmuşlardır. Büyüklenme ve çoğunluğa güvenmenin özellikle savaşta acı sonucuna dikkati çeken Kur'an, Huneyn muharebesindeki durumu şöyle anlatmaktadır: <span style="color:fuchsia;">"O vakit, Huneyn'de çokluğunuz size güven vermişti de, bir faydası olmamıştı"</span>(et-Tevbe, 9/25). </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Şu da var ki ilâhî yardım inananların imdadına yetişti ve Huneyn'de küffâra karşı galip geldiler.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Büyüklenmenin manevî zarar ve kötülükleri, ceza ve azap şeklinde tecelli edecektir.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Şüphesiz kibirlenme insanlığı yokluğa iter. Onun giderilmesi gerekir; fakat bu kuru temenni ile değil, manevî ilâçla ve kibir ağacını kalpten söküp atacak vasıtaları kullanmakla mümkündür. Bu da iki şekilde olur:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">a)</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> Asıl ilaç; ilim ve ameldir. Şifa, bu ikisinin birleşmesiyledir. İlim, kişinin kendisini ve Allah'ını bilmesidir. Kibrin giderilmesi için bu yeterlidir. Kişi bildiği zaman bu var olan kâinat içindeki payını; Allah'ını bildiği zaman kibrin ve azametin onun hakkı olduğunu anlar. Kur'an-ı Kerîm bu hususta dikkati çekiyor:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Canı çıksın insanın, o ne nankördür! Allah onu neden yaratmış? Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek, ona şekil vermiş, sonra tutacağı yolu kolaylaştırmıştır. Sonra onu öldürür ve kabre koyar"</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> (Abese, 80/ 17: 22).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">b)</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> Nesep, güzellik, mal, ilim vb. gibi büyüklenmeye iten sebeplerin gelip-geçici olduğunu düşünerek kendisini bu belâdan kurtarmaya çalışmak.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Allahu Teâlâ bir başka ayette şöyle buyurmaktadır:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Însanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini de alçalt. "</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> (Lokman, 31/18). Hulâsâ; gurur ve kibir sâlih ve muttaki bir müslümanda bulunmaması gereken; tevhid ehline yakışmayan en kötü huylardandır.</span></strong><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"></span></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kimler Cennete girer?]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1642</link>
<pubDate>Tue, 13 May 2008 00:13:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1642</guid>
<description><![CDATA[
Kimler Cennete girer? 
 
Sual: Genel olarak kimler Cennetlik, kimler Cehennemliktir?

CEVAP
Allahü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img253.imageshack.us/img253/6184/cennetcehennemmizansiraqq0.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Kimler Cennete girer?</span></strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"> </span></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual:</span> </strong><strong><span style="font-family:Arial;">Genel olarak kimler Cennetlik, kimler Cehennemliktir?</span></strong></h3>
<h3>
<strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">CEVAP</span><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;">Allahü teâlâya inanan, Onun emir ve yasaklarına riayet eden, hepsini beğenen kimse yani Müslüman olarak ölen Cennete gider. Bunun tersi olan da Cehenneme gider. Genelde iyi huylular Cennete, kötü huylular Cehenneme gider. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:</span></strong><span style="font-family:Arial;"><br />
<strong><span style="color:fuchsia;">(Cennete gidecek olanları haber veriyorum, dikkatli dinleyin. Zayıftır, mazlumdur, güçleri yetmez. Bir şey için yemin ederlerse, Allahü teâlâ, bu Müslümanların yeminlerini, muhakkak yerine getirir. Cehenneme gidecek olanları da bildiriyorum: Sertlik gösterirler ve kendilerini üstün görürler.)</span></strong> <strong>[Tirmizi, Ebu Davud]</strong></span></p>
<p><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">Cennet mi, Cehennem mi daha kolay?</span></strong></h3>
<h3><strong><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">:</span></strong> <strong><span style="font-family:Arial;">Cennete gitmek mi, yoksa Cehenneme gitmek mi daha kolaydır?</span></strong></h3>
<h3>
<strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">CEVAP</span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Arial;">İkisi de kolaydır. Doğru inanan, Müslüman olarak ölen Cennete, inanmayan, kâfir olarak ölen Cehenneme gider.</p>
<p>Nefsine uyanın Cehenneme gitmesi çok kolay, Cennete gitmesi ise çok zordur. Cehenneme gitmek için hiçbir yasağa riayete ihtiyaç yoktur; ama Cennete gitmek için birçok kurallar vardır. Önce doğru iman, sonra haramlardan kaçmak ve ibadetleri yapmak... İki hadis-i şerif meali:</span></strong><br />
<strong><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">(Cehennem nefse hoş gelen, Cennet ise nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle kuşatılmıştır.)</span></strong> <strong>[Buhari]<br />
<span><br />
</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">(Cenneti isteyen de, Cehennemden korkan da uyumaz. Cennet zorluklarla kuşatılmıştır, dünya ise lezzet ve şehvetlere bürünmüştür. Onun lezzet ve şehvetleri sizi Cennetten alıkoymasın.)</span> </strong><strong>[Ramuz]</strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">Cennete girecek hayvanlar</span></strong></h3>
<h3><strong><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual:</span> </strong><strong><span style="font-family:Arial;">İstisna olarak Cennete girecek hayvanlar hangileridir?</span></strong></h3>
<h3>
<strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">CEVAP</span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Arial;">Cennete girecek olan hayvanlar şunlardır:<br />
<span>1-</span> Salih aleyhisselamın devesi,<br />
<span>2-</span> İbrahim aleyhisselamın danası,<br />
<span>3-</span> İsmail aleyhisselamın koçu,<br />
<span>4-</span> Musa aleyhisselamın sığırı,<br />
<span>5-</span> Yunus aleyhisselamın Yunus ismi verilen balığı,<br />
<span>6-</span> Üzeyr aleyhisselamın merkebi,<br />
<span>7- </span>Süleyman aleyhisselamın karıncası,<br />
<span>8-</span> Belkıs'a gönderilen hüdhüd,<br />
<span>9-</span> Eshab-ı Kehfin Kıtmir isimli köpeği,<br />
<span>10-</span> Muhammed aleyhisselamın devesi</span></strong>.<br />
<strong><span style="font-family:Arial;">Bu hayvanların, Cennete koç şeklinde gireceği bildirilmiştir</span></strong>. <strong>(Mişkatül-Envar, Şir'at-ül-islam şerhi)</strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">Deli Cennete gider mi?</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual:</span></strong> <strong><span style="font-family:Arial;">Deli, ahirette nereye gider? Doğuştan deli ise veya sonradan delirmişse ne olur? </span></strong></h3>
<h3>
<strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">CEVAP<br />
</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">Allahü teâlâ, iman ve ibadette kullarından gücü yetmediği şeyleri istememiştir. Bunun için, Müslüman iken deli olan, uykuda iken ölen kimse, bu halinde imanlı olduğunu tasdik etmiyorsa da, Müslümanlığı devam etmektedir. Kâfir iken deliren de küfrünü ilan etmiyorsa da, önceki küfür hâli devam etmektedir.</p>
<p>Doğuştan deli olan Müslüman evladı Cennete gider. Kâfir çocukları için yedi tane farklı kavil vardır. O kavillerden birisi onlar da Cennete gidecektir. O kavillerin birine göre de, hesaptan sonra toprak olacaktır.</span></strong></h3>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="color:fuchsia;">Alinti : Dinimizislam</span></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[RESULULLAH`IN  ( S.A.V.) HZ. Ali`YE ( K.V .) MEKTUBU]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1631</link>
<pubDate>Sun, 11 May 2008 00:14:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1631</guid>
<description><![CDATA[
RESULULLAH`IN ( S.A.V.) HZ. Ali`YE ( K.V .) MEKTUBU
 
Abdullah bin Abbas ( r.a.) diyor ki : Peygamb]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img375.imageshack.us/img375/2051/hzalisg6.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">RESULULLAH`IN<span> </span>( S.A.V.) HZ. Ali`YE ( K.V .) MEKTUBU</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Abdullah bin Abbas ( r.a.) diyor ki : Peygamber efendimiz ahirete irtihal ettikten sonar, Resulullah`in Hz Ali ( k.v.)`ye hitaben yazdigi bir mektuptan ettigim istifadeyi ve aldigim dersi hicbir seyden elde etmedim.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">O mektupta Resul-i Ekrem Efendimiz buyurdu ki :</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">”…. Ey Ali !<span> </span>insan, ulasamadigi ve elde edemedigi bir seyden dolayi uzulur, Øyle ise dunyada nail oldugun bir sey icin sevincli ; kaybettigin bir sey icin de kederli olma. Sakin amelsiz saadet bekleyenlerden ve uzun emel zincirine baglanip da tevbeyi bugune ve yarina tehir edenlerden olma, Bu nasihat sana kafidir.”</span></strong></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BUNLARI BİLİYORMUYUZ?...]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1638</link>
<pubDate>Sun, 11 May 2008 00:08:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1638</guid>
<description><![CDATA[
BUNLARI BİLİYORMUYUZ?&#8230;

İmam-ı Azam hazretlerinin okyonuslara benzeyen ilmine hayranlık ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><img src="http://img208.imageshack.us/img208/5650/imamiazamre1.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;font-family:Tahoma;color:blue;">BUNLARI BİLİYORMUYUZ?...</span></p>
<p class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;">İmam-ı Azam hazretlerinin okyonuslara benzeyen ilmine hayranlık duyanlar, </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> O’na şu suali sormuşlar: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:blue;">-Ya İmam bunca ilmi nasıl öğrendiniz? </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:blue;"> </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> İmam-ı Azam şu cevabı vermiştir: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">- Bilmediğimi sormaktan utanmamakla… </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> Bunun için alimler der ki: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">-İlmin tek kapısı vardır… O da bilmediğini sormaktan utanmamak kapısı…</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#00ccff;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;">Bağdat alimlerinden Kasım bin muhammed der ki: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> -Sorulan suale bilmeden cevap vermektense, dilimin kesilmesi bana daha </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> hayırlı gelmektedir… Alim şöyle devam eder; ” Vallahi ben birçok din </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> büyüğüne eriştim.. Hiç birinin BİLMİYORUM sözünden rahatsızlık </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> duyduklarını görmedim… Bildiklerine büyük bir iştiyakla cevap verirken, </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> bilmediklerine de kolaylıkla bilmiyoruz ” derlerdi… Bundan dolayı da asla </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> rahatsızlık duymazlardı… </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> Birgün hutbe okurken cemaatten biri sualler sorar.. O da bilmiyorum cevabını </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> verir.. Sual sahibi buna kızar ve şu iğneleyici sözü söyler: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> -Madem ki bilmiyordun o yüksek makama nasıl çıktın? </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> Faziletli alim kızmaz şu cevabı verir: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> -Ben ilmim kadar yükselerek çıktım buraya… Eğer cehlim nisbetinde </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> yükselmem gerekseydi, başımın göğe değmesi icap ederdi…</span></strong></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Belaya ugramis bir kimseyi görünce okunur]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1612</link>
<pubDate>Sat, 10 May 2008 00:38:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1612</guid>
<description><![CDATA[
Belaya ugramis bir kimseyi görünce okunur 
Elhamdü lillahillezii aafaanii mimmebtelaake bihii ve]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<h2><img src="http://img369.imageshack.us/img369/6809/cennetcehennemislamdinkxz0.jpg" alt="" width="540" height="340" /></h2>
<h2><span style="color:#ff00ff;"><span style="font-family:Tahoma;">Belaya ugramis bir kimseyi görünce okunur</span></span><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h2>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:blue;">Elhamdü lillahillezii aafaanii mimmebtelaake bihii ve faddalenii alaa kesiirin mimmen haleke tafdiilaa</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Manasi</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> <strong>:</strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> Hamd olsun O allahaki, senin mübtela oldugun seyden bana afiyet verdi ve beni yarattigi bir coklarindan üstün kildi. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> Bu Dua belaya ugramis bir kimse görülünce , o belanin kendisinede isabet etmemesi icin okunur. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> Insan katiyyen baskasina gülüp, onu ayiblamamali. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> Zira güldügü sey kendi basinada gelebilir. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> Muhtasar Ilmihal</span></strong></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Annenle-babanla dünyada iyi geçin]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1628</link>
<pubDate>Fri, 09 May 2008 00:30:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1628</guid>
<description><![CDATA[
Annenle-babanla dünyada iyi geçin


“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, anne-babanıza d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img213.imageshack.us/img213/7014/annebabayukarikayalargosn8.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Annenle-babanla dünyada iyi geçin</span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:#333399;"><br />
</span></p>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, anne-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “Öf!” bile deme; onları azarlama. İkisine de güzel</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#333399;"> (tatlı ve yumuşak)</span></strong><strong><span style="font-weight:normal;font-family:Tahoma;color:#333399;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">söz söyle. Onlara acıyarak tevazu kanadını</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:#333399;"> <strong>(yerlere kadar)<strong><span style="font-family:Tahoma;"> </span></strong></strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">indir</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:#333399;"> <strong>(alçakgönüllülükle onlara daima kol-kanat ger)</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">ve ‘Yâ Rab, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:#333399;"> <strong>(şefkatle yetiştirmişlerse)</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Sen de kendilerine</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:#333399;"> <strong>(öylece)</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">rahmetinle muamele eyle’ diye dua et.”</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> (1)</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>“Ebû Hüreyre’den (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir adam,</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">‘Yâ Resûlellah, güzel sohbet</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(ve iyiliğim)</strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">e inananlardan en fazla hak sahibi olanı kimdir?</span></strong><strong><span style="font-weight:normal;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">’</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> diye sordu. Resûlellah (s.a.v.),</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">‘Annendir, sonra da annendir, daha sonra yine annendir. </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Ondan sonra baban, daha sonra</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(derece derece)<strong><span style="font-family:Tahoma;"> </span></strong></strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">diğer yakınlarındır’</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>buyurdu.” (2)</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Bir Müslüman’ın, anne-babası müşrik bile olsa onlarla iyi geçinmenin yollarını araması gerekir. Şayet fakirseler, nafakalarını temin etmesi şarttır</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">. <strong><span style="font-family:Tahoma;">Rabb</span></strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">’imiz buyuruyor ki:</span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Çünkü anası onu, zayıflık üstüne zayıflıkla</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;">(nice sıkıntılarla)</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">taşıdı. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir</span></strong><strong><span style="font-weight:normal;font-family:Tahoma;color:black;">.</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;"> (İşte bunun için önce)</span></strong><strong><span style="font-weight:normal;font-family:Tahoma;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunduk. Dönüş, ancak banadır. Bununla beraber eğer her ikisi de bilmediğin bir şeyi</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;">(körü körüne)</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">bana ortak koşman</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;">(müşrik olman)</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">hususunda zorlarlarsa, onlara itâat etme. Fakat, onlarla dünyada iyi geçin. Bana dönenlerin yoluna tâbi ol. Nihâyet dönüşünüz ancak banadır. O zaman ben de size yapmış olduklarınızı haber veririm.”</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;">(3)</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Bu âyetler, Sa‘d bin Ebî Vakkas (r.a.) ile anası hakkında nâzil olmuştur. Sa‘d (r.a.), anasına son derece itâatkâr bir kimseydi. Müslüman olduğu zaman, anası:</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> — Ey Sa‘d, sen ne yaptın? Eğer bu yeni dini bırakmazsan, yemin olsun ki; ben yemem-içmem, nihâyet ölürüm. Sen de benim yüzümden</strong>, </span><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“<strong>Hey anasının katili!</strong>”</span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>diye kötü bir isimle anılırsın, demişti. </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> Hazret-i Sa‘d:</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>— </strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Yapma ana, ben bu dîni hiçbir şey için terketmem</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">, <strong>deyince, o da iki gün iki gece yememiş, kuvvetten düşmüştü. Bunu gören Hz. Sa‘d’ın (r.a.), son sözleri ise şunlar olmuştu:</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> <strong>— Anneciğim! Bilesin ki, vallâhi yüz canım olsa da birer birer çıksa, ben bu dini hiçbir şey için terk edemem. Artık ister ye, istersen yeme...</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Zira Cenâb-ı Hakk</strong>, </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“müşrik olman hususunda zorlarlarsa, onlara itâat etme. Fakat, onlarla dünyada da iyi geçin”</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>buyuruyordu.</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>İmâm Kurtubî (rh.) el-Câmi‘ li-Ahkâmi’l-Kur’ân isimli eserinde demiştir ki:</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Anne-babaya, mârûf olan (yani şer’i şerîfe aykırı olmayan, Allâh’a isyânı mûcip bulunmayan) hususlarda itâat etmek gerekir. Günah işlemek, şirk koşmak veya farzlardan birisini terk etmek gibi hususlarda, herhangi bir emir verirlerse, itâat edilmez.” </span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">(4) </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Ashaptan bir zât Resûlüllah Efendimiz’e (s.a.v.)</strong>, </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Ben kime iyilik edeyim?”</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>diye sormuştu. </strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Buyurdular ki</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">:</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> <strong>“Annene, sonra yine annene, sonra yine annene.” “Ya ondan sonra?”</strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">dedi.</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Babana”</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">buyurdular. (5) </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Bu mevzûda Hanefî fukahâsının görüşleri ittifakla şöyledir</strong>: </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Anne-baba fakir oldukları müddetçe, gayr-i müslim bile olsalar, onların nafakası mükellef olan evlâdın üzerine vâciptir. Bu, Allah Teâlâ’nın, ‘Onlarla dünyada mâruf bir şekilde geçin’ emrine dayanır. Bu âyet-i kerime, kâfir olan anne-baba hakkında nâzil olmuştur ve Resûlüllah</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(s.a.v.)</strong><strong><span style="font-weight:normal;font-family:Tahoma;">,</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;"> </span></strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">‘mâruf’u ‘hüsn-i muâşeret’ yani iyi geçinme olarak tefsir etmişlerdir.</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Kaldı ki evlâdın, Cenâb-ı Hakk’ın verdiği nimetler içerisinde rahatça yaşarken, anne-babasını açlığa, sefâlete terketmesi mâruftan değildir. </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> Yine Sevgili Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.), anne-babasının nafakası hakkında suâl eden bir gence,<span> </span></strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">‘Sen ve malın, baban içindir’</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">buyurmuşlardır. Bu mânâ, evladdan hem erkeğe hem de kadına şâmildir. O bakımdan her ikisi üzerine de vâciptir. (6)</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Velhâsıl, anne-baba gayr-i müslim de olsa, günaha ve isyâna iştirak etmeksizin Allâh’ın rızâsına uygun şekilde onlarla iyi geçinmek gerekir. Yeme-içme, giyim-kuşam, yatıp kalkma gibi ihtiyaçlarını karşılamak, onlara eziyet etmemek, ağır söz söylememek, hastalandıklarında alâkadar olmak, vefatlarında defnetmek gibi dünyaya ait hizmetlerini yerine getirmemiz şarttır, boynumuzun borcudur.</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Dünyevî hüküm bu. Din işine gelince; bu hususta da Rabb’imizin</strong>, </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Bana dönenlerin yoluna tâbi ol. Nihâyet dönüşünüz ancak banadır. O zaman ben size, yapmış olduklarınızı haber veririm”</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> fermânına uyacağız. Resûlüllah Efendimiz’in ve vârisleri olan alimlerin gösterdiği yolda yürüyecek, son nefesimize kadar itaat ve teslimiyetten ayrılmamaya, isyandan uzak durmaya gayret edeceğiz. Zira başka kurtuluş yolu da, çaresi de yok.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Dilerseniz bu mevzuda yine Sevgili Peygamberimize (s.a.v.) kulak ve gönül verelim…</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>“Abdullah b. Mes’ud’dan (r.a.) şöyle dediği rivayet olunmuştur: Resûlüllah’a (s.a.v</strong>.), </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">‘Hangi iş</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(ecir ve sevap bakımından)</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">daha üstündür?</span></strong><strong><span style="font-weight:normal;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">’</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> diye sordum. O</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">,</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> <strong>‘Vaktinde kılınan namazdır’</strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">buyurdu. Ben</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">, <strong>‘Sonra hangisidir?’</strong></span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>dedim. O</strong>, </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">‘Anne-babaya iyilik etmektir’</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>buyurdu. Ben</strong>, </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">‘Daha sonra hangisidir?</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">’</span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>dedim. Resûlüllah (s.a.v.)</strong>, </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">‘Allah yolunda cihaddır’</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">buyurdu.” (7)</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Ve yine buyurdu ki,</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Rabb’in rızası babanın rızasını kazanmakta, Rabb’in gadabı da babanın gadabında gizlenmiş bulunmaktadır.” (8) “Baba cennet kapılarının ortasıdır. Dilersen</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">(yani ondan uzak kalmayı göze alabiliyorsan)<strong><span style="font-family:Tahoma;"> </span></strong></span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">o kapıyı kaybet, yahut</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">(yoksa)<strong><span style="font-family:Tahoma;"> </span></strong></span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">onu koru.” (9)</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Sözün özü; cennet annelerin ayağının altında, babaların rızasında/hoşnutluğunda gizlenmiştir. Sonsuz hayatın nimetlerini, cennet ve Cemâl-i ilahiyi arzu edenler, Allah’a kulluk vazifelerinin yanında anne-babalarını da hoşnut etmeye çalışmalıdırlar</strong>. </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Allah Teala iki kimseye; azgınlıkta haddi aşana ve anne-babasına isyan edene/başkaldırana (cezasını) acele verir.”</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(10)</strong></span></h3>
<p><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong>Alinti : www.bilgicagi.net</strong></span></p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;"><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:blue;">DİPNOTLAR</span></span></strong><!--more--><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><br />
(1) el-İsrâ, 17/23-24<br />
(2) Müslim Sahîh, c. 8, s. 2<br />
(3) el-Lokman, 31/14-15<br />
(4) İmâm Kurtubî, el-Câmi‘ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, Kahire, 1867, 14/64<br />
(5) Buhârî, Sahîh, Edep, 2<br />
(6) İmâm Mergınânî, el-Hidâye Şerhu Bidâyetü’l-Mübtedî, 2/46; Molla Hüsrev, Düreru’l-Hukkâm, 1/418<br />
(7) Müslim Sahîh, c. 1, s. 63<br />
(8) Tuhfetü’l-Ahvezî (Tirmizî şerhi), Matbatü’l-Fecâleti’l-Cedîde, Kahire, 1967, c. 6, s. 25<br />
(9) Tuhfetü’l-Ahvezî, c. 6, s. 25)<br />
</span></p>
<h3><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> (10) Feyzu’l-Kadir, Matbaa-i Mustafa Muhammed, Mısır, 1938, c. 1, s. 151</span></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sırat köprüsü]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1637</link>
<pubDate>Thu, 08 May 2008 00:26:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1637</guid>
<description><![CDATA[
Yukardaki resime bakipta sirat køprusunun bu kadar genis oldugunu zannetmeyin,Bu bir tasvir`dir, S]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img186.imageshack.us/img186/5287/sratkprscennetcehennemjf0.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<h3><span style="color:#ff0000;">Yukardaki resime bakipta sirat køprusunun bu kadar genis oldugunu zannetmeyin,Bu bir tasvir`dir, Sirat køprusu rivayete gøre kil`dan ince ve kilinc`tan keskin`dir. Allah bizlerin ayagini kaydirmasin..</span></h3>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Sırat köprüsü</span></strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">: </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">Sırat köprüsüne inanmak farz mıdır?</span></strong> <strong></strong></h3>
<h3><strong></strong></h3>
<p><strong><span style="font-family:Arial;"> <span style="color:fuchsia;">CEVAP</span><span><br />
</span></span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Evet farzdır. Çünkü Sırat köprüsü Nass ile sabittir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> <span style="color:fuchsia;">(Onları Cehennem Sıratına götürüp hapsedin! Çünkü onlar mesuldür.)</span> [Saffat 23, 24]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">Nuhbet-ül-Leali</span></span> kitabında diyor ki:</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> Sırat, Cehennem üzerinde bir köprüdür. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> <span style="color:fuchsia;">(İçinizden oraya</span> [Cehenneme] <span style="color:fuchsia;">uğramayacak hiç kimse yoktur.)</span> [Meryem 71]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> <span style="color:fuchsia;">(Cehennem üzerine Sırat köprüsü kurulur. Buradan ümmetiyle ilk geçecek Peygamber benim.)</span> [Buhari]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">(Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. Allahü teâlâ, "Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır" buyurur. Ümmetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana "Ümmetinden ihlâsla bir defa "La ilahe illallah" diyen ve imanla ölen herkesi Cennete koy" buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.)</span></span> [İ. Ahmed]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">(Sırat köprüsünü geçmek herkesin nuruna bağlıdır. Kimi göz açıp yumuncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi yıldız akması gibi, kimi koşan at gibi sıratı geçerler. Nuru çok az olan da yüzüstü sürünür. Elleri ve ayakları kayar, tekrar yapışır. Nihayet sürüne sürüne kurtulur.)</span> </span>[Taberani]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">(Ehl-i beytimi ve Eshabımı çok sevenin, Sırat köprüsünden geçerken ayağı kaymaz.)</span></span> [Deylemi]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">(Hiçbir bid'at ehli Sırattan geçemeyecek, Cehenneme düşecektir.)</span></span> [İbni Asakir]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">(Cehennem ateşi müminlere der ki: Ey mümin, üzerimden çabuk geç, senin nurun ateşimi söndürüyor.)</span></span> [Taberani]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">(Nice kimseler Sırattan geçtiğini bilmeyip, meleklere derler ki: Sırat ve Cehennem nerede kaldı, biz onlardan geçtik mi? </span></span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span><span style="color:fuchsia;"> Melekler de şöyle cevap verirler: "Siz Cehennem üstündeki Sırattan geçtiniz; fakat Cehennem ateşi sizin nurunuzdan çekilip, örtülmüştü.")</span></span> [Camius-sagir]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> Peygamber efendimizin ümmetinden olan bazı kişiler, mezardan kalkınca doğruca Cennete giderler. Melekler bunlara derler ki:</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> - Hesap gördünüz mü?</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> - Hayır, biz hesap falan görmedik.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> - Sırat köprüsünü geçtiniz mi?</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> - Hayır, Sırat falan görmedik.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> - Cehennemi gördünüz mü?</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> - Hayır, Cehennemi de görmedik.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> - Siz ne amel işlediniz de böyle hesap görmeden, Sırata uğramadan doğruca Cennete geldiniz?</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> - Bizim iki hasletimiz var idi. Onun sayesinde bu nimete kavuştuk. Allah</span></strong><strong><span>�</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">tan utanır, yalnızken de günah işlemezdik. Bir de Allah</span></strong><strong><span>`</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">ın verdiği az rızka razı olurduk.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> Melekler derler ki: Bu nimetler sizin hakkınızdır. <span style="color:fuchsia;">(İbni Hibban)</span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span style="color:fuchsia;"> </span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> Köprü denilince, bilinen köprüler zannedilmemelidir! (Sınıf geçmek için imtihan köprüsünden geçilir) diyoruz. Hâlbuki imtihanın köprüye benzer tarafı yoktur. Sırat köprüsü de, bilinen köprülere veya imtihan köprüsüne hiç benzemez. <span>(S.Ebediyye)</span></span></strong></h3>
<h3><strong></strong></h3>
<p><strong><span><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Sorulacak sualler</span></strong><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;"></span></strong> <strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;"><br />
</span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">Sırat köprüsünde sorulacak sualler nelerdir?</span></strong> <strong></strong></h3>
<h3><strong></strong></h3>
<p><strong><span style="font-family:Arial;"> <span style="color:fuchsia;">CEVAP</span><span><br />
</span></span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Sırat köprüsü üzerinde yedi yerde, yedi şeyden sual edilecektir.<span> </span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">Önce imandan</span></span> sorulacaktır. İmanı doğru ise birinci duraktan geçecek, doğru değilse Cehenneme düşecektir. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">2. durakta namazdan</span></span> sorulacaktır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> <span style="color:fuchsia;">(Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu bütün amellerin en faziletlisidir. Kabirde ışık, Sırat köprüsünü yıldırım gibi geçiricidir.)</span><span style="color:fuchsia;"> </span>[M.Cenne]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">(Kıyamette ilk önce namazdan sorulacaktır. Namazı düzgün olanın, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün olmayanın, hiçbir ameli kabul edilmez.)</span></span> [Taberani] </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> [Onun için her Müslüman mutlaka namazı kılmalıdır! Namaz dinin direğidir. Direksiz bina olmaz. Namaza önem vermeyenlerin kâfir olacağını bildiren birçok hadis-i şerif vardır.]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">3. durakta zekâttan</span></span><span style="color:fuchsia;">, </span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span style="color:fuchsia;"> <span>4. durakta oruçtan</span>, </span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span style="color:fuchsia;"> <span>5. durakta hacdan, </span></span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span style="color:fuchsia;"><span> 6. durakta kul hakkından, ana-baba hakkından, akrabayı gözetip gözetmediğinden, </span></span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span style="color:fuchsia;"><span> 7. durakta gusledip etmediğinden sorulacaktır.</span></span><span> </span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> </span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> Hangisinde kusuru varsa, o nispette Cehennemde yanacak, kusuru olmadığı yerden kolayca geçecektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> <span style="color:fuchsia;">(İnsanlar Cehennem üzerindeki köprüden geçerler. Köprüde dikenli demirler, çengeller ve kancalar vardır. İnsanları sağdan soldan yakalar. Köprüdeki melekler, "Allah</span></span></strong><strong><span style="color:fuchsia;">`</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">ım selamet ver" diye dua ederler. Halkın bir kısmı köprüyü şimşek gibi, bir kısmı rüzgâr gibi, bir kısmı koşan at gibi, bir kısmı koşarak, bir kısmı yürüyerek, bir kısmı emekleyerek ve bir kısmı da sürünerek geçer. Asıl Cehennemliklere gelince, bunlar ne ölür, ne de yeni bir hayata kavuşur. Günahkârlar, günahı nispetinde Cehennemde yandıktan sonra onlara şefaat edilmeye izin verilir.)</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">[Buhari]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">(Sırat kıldan ince, kılıçtan keskindir. Melekler, müminleri kurtarmaya çalışır. Cebrail aleyhisselam beni belimden tutar. Ben de, "Ya Rabbi ümmetime selamet ver, onları kurtar" diye dua ederim. O gün ayağı sürçüp düşen çok olur.)</span></span> [Beyheki]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">(Servetiyle Allahü teâlâya itaat eden ve malının hakkını ödeyen kimse, Kıyamette Sırata gelince, malı "Haydi geç, çünkü sen, bende olan Allah</span></span></span></strong><strong><span style="color:fuchsia;">`</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">ın hakkını ödedin" der. Daha sonra malındaki Allah hakkını ödemeyen kimse gelir, malı, "Neden bende olan Allah hakkını ödemedin?" der. O da "Yazık bana, ne yaptım?" diye söylenir.)</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"> [Beyheki]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> <span style="color:fuchsia;">(Cennete girene kadar, Sıratta göz kırpması kadar bekletilmemeyi isteyen Allah</span></span></span></strong><strong><span style="color:fuchsia;">`</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">ın dini hakkında kendi görüşüyle hiçbir söz söylemesin!)</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"> [Kurtubi]</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> Sıratı geçen müminler iki pınarla karşılaşırlar. Bu pınarın birisinde yıkanır, diğerinden de içerler. Böylece maddi ve manevi temizliğe kavuştuktan sonra Cennetin kapısına gelirler. Melekler, Zümer suresinde bildirildiği gibi, <span style="color:fuchsia;">(Sizlere selam olsun, hoş geldiniz. Ebedi olarak buraya girin!)</span> derler. Sonra Cennet elbiseleri giydirilir. Hepsi Cennete girer. <span>(S. Ebediyye)</span></span></strong></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kadıya müracaat et, o işini halleder ]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1630</link>
<pubDate>Thu, 08 May 2008 00:14:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1630</guid>
<description><![CDATA[
Kadıya müracaat et, o işini halleder 

İslâm medeniyetinin zirveye ulaştığı günlerde, ken]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img501.imageshack.us/img501/9127/endulusof7.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Kadıya müracaat et, o işini halleder</span><span style="font-size:18pt;"> </span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:navy;"><br />
</span><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">İslâm medeniyetinin zirveye ulaştığı günlerde, kendisine bir saray yaptırmaya başlamış olan Endülüs halîfesi Hakem (1), bu muhteşem sarayının bahçesinde yeryüzünün bütün çiçeklerini de bulundurmak istiyordu. Bunun için saray bahçıvanları kendisinin haberi olmadan bitişikteki dul kadının tarlasını bile saray bahçesine katmışlardı.</span><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:navy;"> </span></strong></p>
<p><strong>Toprak sahibi zavallı kadın sağa-sola baş vurmuşsa da, kimseye sesini duyuramadığı için, verilen paraya râzı olmaya mecbur kalmıştı. Bir gün kendisine</strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">, <strong>“Kurtuba kadısı Beşir’e mürâcaat et; zira halîfe, İslâm hukukunun tatbikçisi olan kadıları mutlaka dinler”</strong></span><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">dediler. Yaşlı kadın umutsuzluk içinde Kurtuba kadısına gelerek, tarlasını halîfenin saray bahçesine kattıklarını, verilen paraya râzı olmadığı halde kendisini dinlemediklerini söyler.</span></strong></p>
<p><strong>Son derece zekî olan Kurtuba kadısı Beşir</strong>, <strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Sen bekle, ben işini hallederim”</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>diyerek eline bir çuval alıp, halîfenin bahçedeki çiçekler arasında dolaştığı sırada bahçeye girer. Oradaki yumuşak topraklardan elindeki çuvala doldurmaya başlar. Halîfe bundan bir şey anlayamazsa da merakla neticeyi bekler.</strong></span></p>
<p><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Kadı Beşir</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">, <strong>çuvalı ağzına kadar toprakla doldurduktan sonra halîfeye seslenir:</strong></span></p>
<p><strong><span style="font-family:Tahoma;">— </span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Yâ Emîre’l-Mü’minîn! Şu çuvalı sırtıma kaldırır mısınız?</span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;"><br />
</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><br />
</span><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Halîfe</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>işin iç yüzünde bir şeyler olacağını sezmesine rağmen, gelip içi dolu çuvalı Kurtuba kadısının sırtına kaldırmak için kendini zorlar; fakat çuval, ağzından dökülürcesine dolu olduğu için oldukça ağırdır, kaldıramaz. </strong></span></p>
<p><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">— Bu çuval ağzına kadar dolu, kaldıramıyorum yâ Beşir</span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">,</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>der</strong></span><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">. <strong><span style="font-family:Tahoma;">Beşir</span></strong></span><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">’in beklediği olmuştur. Cevabını yapıştırır:</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">— Nasıl olur yâ Emîre’l-Müminîn! Kaldırmanız lâzım; zira siz, sadece bu bir çuvalı değil, şu gördüğünüz koca tarlayı hem de yedi kat olarak boynunuza halka gibi geçmiş vaziyette kaldıracaksınız</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">, <strong>der</strong>.</span></p>
<p><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Halîfe,</span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;"><br />
</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><br />
<strong><span style="font-family:Tahoma;">— </span></strong></span><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Bu nasıl olur, yâ Beşir</span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-weight:normal;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">?</span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> deyince</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Kadı Beşîr</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">,</span></p>
<p><strong><span style="font-family:Tahoma;">—</span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> Anlatayım yâ Emîre’l-Müminîn!</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>der ve şunları söyler:</strong><br />
<strong><br />
</strong></span><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Resûlüllah</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> </span><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">(s.a.v.) Efendimiz,</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Kim birinin bir karış toprağını gasp ederek alırsa, o toprak yedi kat yerin dibine kadar kıyâmette gasp edenin boynuna geçirilecek. Kaldırması için melekler ateşten kamçılarla kırbaçlayıp azap edecekler</span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">” </span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">(1) buyurdu</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">. <strong><span style="font-family:Tahoma;">Bu sebeple siz de, sadece bu bir çuval toprağı değil; belki, sahibesinin rızâsı olmadan bahçenize kattığınız şu koca tarlayı, yedi kat aşağısına kadar halkalanmış olarak boynunuza takıp yukarı kaldıracaksınız. Bu koskoca tarlayı kaldırmayı gözünüz kesiyor da, şu bir çuval toprağı mı kaldıramayacaksınız?</span></strong><br />
</span><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><br />
<strong>Bu cevap karşısında düşünceye dalan</strong> </span><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Endülüs Halîfesi Hakem</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">, <strong>emrini verir:</strong></span></p>
<p><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">— Kadın toprağına, gasp eden de cezâsına kavuşmalıdır. Bir çuval toprağı kaldıramayan, yedi kat yerin dibine kadarını hiç kaldıramaz</span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">.</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(2)</strong></span></p>
<p>***</p>
<p><strong>Evet, onlar böyleydiler</strong>.<strong><span style="font-family:Tahoma;"> </span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Adâlet</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>ve</strong> </span><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">hakkaniyet</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>hususunda yapılan îkazlara kulak tıkamıyor, yapılması gerekeni derhal icrâ ediyorlardı. </strong></span></p>
<p><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Maksat, canlı-cansız bütün varlıkların hukûkuna riâyetti.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Çünkü</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">İslâm</span></strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">’<strong>ın gösterdiği hedef buydu. O bakımdan, çeşitli sebeplerle zaman zaman meydana gelen veya gelebilecek aksaklıkları da, böylesine titiz bir şekilde sür‘atle düzeltiyor, vâki zararları telâfi ediyorlardı.</strong></span></p>
<p><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Peki, ya bugün?!</span></strong><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Tahoma;color:fuchsia;"><br />
<!--[if !supportLineBreakNewLine]--><br />
<!--[endif]--></span></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[MEZARDAKi FAKIR ADAM     ( 1 Kurus`un hesabi )]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1629</link>
<pubDate>Wed, 07 May 2008 00:22:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1629</guid>
<description><![CDATA[
MEZARDAKi FAKIR ADAM  ( 1 Kurus`un hesabi )

Hadis`i serif
 
1- ”  Birinizin ipini alip daga gide]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img242.imageshack.us/img242/7458/mezarou2.jpg" alt="" width="540" height="429" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">MEZARDAKi FAKIR ADAM <span> </span></span></strong><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">( 1 Kurus`un hesabi )</span></strong></p>
<p class="MsoNormal">
<h2>Hadis`i serif</h2>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">1-</span></strong><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"><span> </span></span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Birinizin ipini alip daga giderek odun toplamasi, satip yemesi ve sadaka vermesi,insanlardan istemesinden elbette hayirlidir.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">” </span></strong><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;">( Hadis-i Serif, Muttefekun aleyh ; Sahih-i Buhari ve Muslim )</span></em></strong></h3>
<h3><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></em></strong></h3>
<h3><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;"></span></em></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></em></strong></h3>
<h3><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></em><span style="font-family:Arial;color:#0000ff;">Bu Hadis ile ilgili bir hikaye anlatmisti<span> </span>Mehmet gøkcekli hocaefendi.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Fakir adam birgun eline ip`ini almis ve daga gitmis. Bir yuk odun kesip pazara getirir ve 40 kurusa odunu satar. Elindeki para ile gunluk ihtiyaclarini karsilamak icin ekmek pirinc vesaire alip dusunceli dusunceli evinin yolunu tutmak uzereyken Dellal Pazar yerinde bagirir <span> </span></span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” Eeeeyy ahali, sehrimizin ileri gelenlerinden Ahmed aga vefaat etmistir , Bugun cenazesi topraga verilecektir, Aga`nin oglu babasi`nin kabirde ilk gecesi nasil gecek diye merak eder ve babasi ile beraber kabirde geceleyecek olan kimseye bir<span> </span>kese altin verecektir ”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> der.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Fakir adam fakirlikten bikmistir, kendi kendine dusunerek </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” Birk ese altin az para degil, hayatimi kurtaririm, zaten fakirlikten cok cektim, ne olacak kabirde bir gece yatar cikarim ”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> der ve Dellal`in yanina gider ve kendisinin kabirde bir k ese altin karsiliginda bir gece kalabilecegini søyler.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Cenazeyi kabire gøtururler ve defnederler yanina`da Fakir adam`i yatirirlar, kabirden hava almasi icin kucuk bir pencere acarlar , imam telkini verdikten sonra cemaat mezarliktan ayrilir, Fakir adam kabirde aga ile basbasa kalir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Sorgu melekleri Munker ve Nekir gelirler, Bir bakarlarki kabirde bir ølu birde diri var, Fakire sorarlar </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” sen kimsin ve nesin ”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> diye, Fakir durumu izah ettikten sonra,melekler<span> </span>birbirlerine bakarak </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” Su ølu olan zaten bizden o bir yere kacamaz, ønce dirinin bir gunluk hesabini bir gørelim”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> derler ve Fakire </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” Peki bugun ne yaptin anlat bakalim”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> derler, Fakir anlatmaya baslar, Sabah kalktim ipi aldim daga gittim bir yuk odun getirdim ve pazarda sattim, 40 kurus etti 20 kurusuna pirinc,10 kurusuna ekmek vesaire aldim der hesaplar hepsi 39 kurus eder, Melekler </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” peki bir kurusu ne yaptin ”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> derler,Fakir tekrar teakrar hesaplar her seferinde 39 kurus cikar bir kurusu nereye harcadigini bilemez ve sabaha kadar o bir kurusun hesabi devam eder.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Vefaat eden aga`nin yakinlari merak ederler, Sabah olur olmaz hemen mezarliga kosup kabirde o gece<span> </span>nelerin yasandigini øgrenmek isterler.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Mezari acmaya baslarlar ve Fakire ulastiklarinda fakir kursun`un namlu`dan ciktigi gibi mezardan firlar ve yildirim hizi ile kosmaya baslar, Aga`nin yakinlari`da fakir`in arkasindan kosarlar <span> </span></span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">”dur, dur ”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> derler ama nafile, Fakir adam hemen evine gider ve kapilari arkasindan kilitler. Aga`nin yakinlari`da fakir`n kapisina gelirler ama fakir kapiyi acmaz <span> </span>, Aga`nin yakinlari </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” Mezarda neler oldu bize anlatirmisin”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> derler, </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” Su altinlarini bari al ”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> derler, ama fakir adam </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” Ben sizin altinlarinizdan falan gectim, hepsi sizin olsun, Melekler bana bir kurusun hesabini sordular sabaha kadar o bir kurusun hesabini veremedim ”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> der.Altinlari almaz ve hepsini geri cevirir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Øzet:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Bizler bu kadar nimetlerin icerisinde yuzerken hesabini nasil verecegiz ? Bir ayakkabi ile yetinmeyip ikinci ucuncu ayakkabilar ne olacak, bir gømlek ile yetinmeyip digerlerinin hesabini nasil verecegiz ? Ya cøpe attigimiz ekmekler`in hesabi ne olacak ? Dusunuyormuyuz acaba ?.</span></strong></h3>
<h2></h2>
<h2>Hadis.</h2>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">2-</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">Nafakada ( yiyecek icecek, giyecek gibi hususlarda ) iktisatli olmak,gecimin yarisidir. Insanlara sevgi beslemek, aklin yarisidir. </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">Guzel sual ilmin yarisidir</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">.” </span></strong></h3>
<h3><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;">( Hadis-i Serif , Beyhaki, Su`abu`l – iman<span> </span>)</span></em></strong></h3>
<h3><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></em></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">3-</span></strong><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;"> “</span></em></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Gøz</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> ( Yani nazar ), </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">haktir</span></strong><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;">.”</span></em></strong></h3>
<h3><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;"><span> </span>( Hadis-i Serif, Muttefekun aleyh ; Sahih-i Buhari ve Muslim )</span></em></strong></h3>
<h3><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></em><span style="font-family:Arial;color:#ff6600;">4-” Cehennem, nefsin hoslandigi sehevi seylerle perdelenmis ; Cennet ise nefsin hoslanmadigi seylerle perdelenmistir.” </span></strong></h3>
<h3><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;">( Hadis-i Serif, Sahih-i Buhari )</span></em></strong></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vehhabilik Tehlikesi Artarak Devam Ediyor]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1635</link>
<pubDate>Tue, 06 May 2008 00:56:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1635</guid>
<description><![CDATA[
Yukaridaki resim Hz Hatice Annemizin turbesi - ønceki hali.
Alttaki resimde ise Vehhabilerin turbe]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img167.imageshack.us/img167/355/hzhaticeud3.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p><strong>Yukaridaki resim Hz Hatice Annemizin turbesi - ønceki hali.</strong></p>
<p><strong>Alttaki resimde ise Vehhabilerin turbeyi yiktiktan  sonraki hali</strong></p>
<p><img src="http://img219.imageshack.us/img219/7738/mezaran71be2.gif" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Vehhabilik Tehlikesi Artarak Devam Ediyor</span></strong><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"> </span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Tunuslu Profesörün önemli kitabı Vehhabilik İslâm Dünyasını fethediyor <!--[if gte vml 1]&#62;                    &#60;![endif]--><!--[if !vml]--><img src="/DOCUME~1/mustafa/LOKALE~1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif" alt="" width="1" height="1" /><!--[endif]--></span></strong></p>
<p><span> </span><br />
<strong><span style="font-family:Arial;">TUNUS Üniversitesi’nde siyası ilimler profesörü, düşünür Hamadî Redissi <span style="color:fuchsia;">“Necid Sözleşmesi yahut bir İslâm fırkası nasıl İslâm’ın yerine geçti?”</span> isminde Fransızca bir kitap yayınlamış. (Le Seuil Yayınevi, 329 sayfa) Bu kitabın tanıtımını oumma.com’da okudum. Okuyucularıma oradan naklederek bazı özet bilgiler vermek istiyorum.</p>
<p>“Vehhabilik uzun müddet bir fırka, hattâ asıl İslâm’dan sapmış bir dalalet olarak görülmüş <span style="color:fuchsia;">(Vehhabiler 19’uncu asırda İslâm’ın kutsal şehri Mekke’yi tahrip etmişlerdi)</span>. İşte bu fırka yavaş yavaş petro-dolarlar sayesinde, İslâm’ın aslına uygun doğru yorumu ve uygulanması olarak kendini kabul ettirmiştir.</p>
<p>“Hamadî Redissi fikirlerini, lafları gevelemeden açıklayan bir kimse. 19’uncu asırda Mekke’yi zaptederler, kutsal bölgedeki Hazret-i Hatice’nin türbesini, Mualla Kabristanı’ndaki diğer İslâm büyüklerinin türbe ve mezarlarını tahrip ederler, Medine’de de Asr-ı Saadet’ten kalan türbeleri ve mezarları yıkıp düzlerler. Peygamberin, Yeşil Kubbe altındaki kabrindeki kıymetli eşyayı yağmalarlar, Peygamberin türbesini ve kabrini yıkamazlar.</p>
<p><span style="color:fuchsia;">“Suudî Arabistan’ın kurucusu Suud, hacıların asırlardan beri türbeye getirmiş oldukları kıymetli taşları, bilezikleri, gerdanlıkları ve diğer değerli eşyayı yağmalar, bu eşyaları 60 deve ile taşıtır. Hamadî Redissi, Necid Sözleşmesi kitabında ‘Nasıl olur da böyle savaşçı ve yağmacı bir fırka, kutsal mekânları ve makamları tahrip etmiş olmasına rağmen, zulm ve gadretmiş olduğu Ehl-i Sünnet Müslümanları tarafından temize çıkarılmıştır.’ diye sorar.”</span></p>
<p>Yazarın, Vehhabîlere ve Vehhabîliğe sıcak bakmadığı çok kolay anlaşılıyor. Bu kitap ucuz ve kolay şekilde yazılmış bir reddiye değildir. Hamadî Redissi senelerce kitap mütalaa etmiş, kaynakları karıştırmış, bilgi ve belge toplamıştır. Suudî Arabistan’a gitmiş, İngiliz, Alman, Amerikan belgelerine ulaşmıştır. Onun kitabına ad olarak koyduğu Necid Sözleşmesi, bu fırkanın dinî-teolojik kurucusu Muhammed ibn Abdülvehhab’ın (1703-1792), Necidli bir kabile reisi olan İbni Suud ile 1744-1745 yıllarında imzaladığı bir belgedir.</p>
<p>“İbni Abdülvehhab’ın amacı neydi? O Müslümanların İslâm’ı bozduklarını iddia ediyor, bozulmuş İslâm’ın yerine kendisinin gerçek İslâm’ı bildirdiği tezini ileri sürüyordu. Onun İslâm’ı radikal, mutaassıp, çok sert, püriten, sekter ve donmuş bir dindi. 1932’den itibaren Arap Yarımadasına bu mezhep hâkim olmuştur. İkinci Dünya Savaşından sonra petrol zenginliğinin verdiği imkânlarla geleneksel İslâmî anlayış ve meşreplerin aleyhine İslâm dünyasının fethine girişmişlerdir.</p>
<p>“Uzun bir müddet, Ehl-i Sünnet İslâmlığı, Vehhabiliği bir sapıklık olarak görmüş ve onunla çok sert şekilde mücadele etmiştir. Ancak ‘Bu bozuk fırka’ artık temize çıkarılmış ve İslâm dünyasının her yerinde benimsenmeye başlanmıştır.</p>
<p>“Suudî Arabistan, Arap dünyasındaki televizyonların ve internet sitelerinin, yazılı medyanın yüzde 30’una sahip bulunmakta veya kontrol etmektedir. Birçok İslâmî propaganda ve misyonerlik kuruluşları da ona bağlıdır.</p>
<p>“14 Şubat 1945’te ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt ile Kral Abdülaziz bin Suud arasında bir anlaşma yapılmıştı. Buna göre, Suudiler Amerika’nın askerî koruması karşılığında petrollerini vereceklerdi. Kral, Filistin’e Yahudilerin yerleştirilmesine kesinlikle karşıydı. ‘Araplar Avrupa Yahudilerine hiçbir kötülük yapmadılar. Yahudilere kötülük yapanlar, onların mallarını ve canlarını alanlar Hıristiyan Almanlardı. Dolayısıyla faturayı onların ödemesi gerekir!’ demişti. Roosevelt, Krala inanmış görünmüş ve üç söz vermişti: Filistin meselesinin hallini hükümetinin önemli işlerinden biri olarak kabul etmek, Arapların aleyhine hiçbir şey yapmamak. Hem Araplarla hem Yahudilerle görüşmeden bu politikada hiçbir değişikliğe gitmemek... Lakin ABD Başkanı bu görüşmeden iki ay sonra vefat etti. Verilen sözler de tutulmadı. Suudiler açısından İbni Suud’un Roosevelt’e verdiği söze uygun olarak Suudî Arabistan İsraille hiç savaşmadı.”</p>
<p>Vehhabîliğin iki ayrı veçhesi vardır: Dînî ve siyasi. Dini açıdan bu mezhebe ilk reddiyeyi Muhammed İbni Abdülvehhab’ın kardeşi Süleyman İbni Abdülvehhab yazmıştır.</p>
<p>Suudî Arabistan’da şu anda hiçbir eski veya yeni mezar yoktur. Peygamber Efendimizin türbesi dışındaki bütün türbeler temellerine kadar yıkılmıştır. Yazılı bir kabir taşı da kalmamıştır. Hicaz Valisi Eyüp Sabri Paşa “Tarihî Vehhabiyan” adlı kitabında, Vehhabîlerin Resulullah Efendimizin türbesini yıkmak üzere kubbeye elinde kazmayla bir adam çıkardıklarını ve herifin düşüp öldüğünü anlatır. Onların Peygamberimizin türbesini yıkmaktan vazgeçmelerinde, İslâm dünyasının büyük infiali ve protestosu da tesirli olmuştur.</p>
<p>İngiltere Birinci Dünya Savaşı’nda Hicaz Bölgesinde Osmanlılara karşı Şerif Hüseyin’i kışkırtmış, desteklemiş, casus Lawrence’yi o bölgeye büyük miktarda altınla göndermiştir. Necid Bölgesinde de yine Osmanlıya karşı Vehhabîleri ve İbni Suud kabilesine de Sir John Philby’i göndermiştir. Tabii eli boş olarak değil...</p>
<p>Türkiye’de Vehhabîlik yayılıyor mu? Bence yayılıyor, lakin bu isimle değil. Onlar kendilerine Vehhabî denilmesini istemezler, biz Selefiyiz derler.</p>
<p>Ehli Sünnet İslâmlığı ile Vehhabilik arasındaki teolojik ihtilaflar ve tartışmalar daha ziyade akaid/inanç konularındadır. Ehl-i Sünnet uleması bu fırkaya karşı hayli reddiye yazmıştır.</p>
<p>İşin bir de siyasi tarafı var. Onu da tarihçiler ele almıştır. Bizim toplumumuz okumayan, araştırmayan, incelemeyen, hafızasını büyük ölçüde yitirmiş bir toplum olduğu için bu konularda yeterli bilgi ve kültür sahibi değildir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-family:&#34;">Mehmet Şevket Eygi </span></strong><br />
<span style="font-family:&#34;">27.04.2008 <!--[if gte vml 1]&#62;  &#60;![endif]--><!--[if !vml]--><img src="/DOCUME~1/mustafa/LOKALE~1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif" alt="" width="1" height="1" /><!--[endif]--><!--[if gte vml 1]&#62;  &#60;![endif]--><!--[if !vml]--><img src="/DOCUME~1/mustafa/LOKALE~1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif" alt="" width="1" height="1" /><!--[endif]--></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1633</link>
<pubDate>Tue, 06 May 2008 00:10:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1633</guid>
<description><![CDATA[
Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım 
 
Sual: Allahü teâlâ, Peygamber efendimiz için, (Eğer ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img74.imageshack.us/img74/9676/kainatpq4.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım</span></strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">Sual:</span><span style="color:blue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">Allahü teâlâ, Peygamber efendimiz için</span></strong><span style="font-family:Arial;">, <strong><span style="color:fuchsia;">(Eğer sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım)</span></strong> <strong>buyuruyor. Bu kudsi hadis hakkında bilgi verir misiniz?</strong></span><strong> </strong></h3>
<h3><strong><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">CEVAP</span><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;">Âdem aleyhisselam, Arşta gördüğü nurun mahiyetini sual etti. Hak teâlâ buyurdu ki:</span></strong><span style="font-family:Arial;"><br />
<strong><span style="color:fuchsia;">(Bu nur, gökte Ahmed, yerde Muhammed denilen, zürriyetinden bir peygamberin nurudur. O olmasaydı, seni de, yer ve gökleri de yaratmazdım.)</span></strong> <strong>[Mevahib-i ledünniyye]</strong><br />
</span><br />
<strong>Allahü teâlâ yine buyuruyor ki:</strong><br />
<strong><span style="color:fuchsia;">(Ya Âdem, Muhammed aleyhisselamın ismi ile her ne isteseydin, kabul ederdim. O olmasaydı, seni yaratmazdım.)</span></strong> <strong>[Hâkim]</strong><br />
<strong><br />
<span style="color:fuchsia;">(Ey Resulüm, İbrahim`i halil</span> </strong><strong>[dost]</strong>,<strong> <span style="color:fuchsia;">seni de habib</span> </strong><strong>[sevgili]<span> <span style="color:fuchsia;">edindim. Senden daha sevgili hiç bir şey yaratmadım. Senin, benim indimdeki yüksek derecenin bilinmesi için dünyayı ve dünya ehlini yarattım. Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım.)</span></span></strong> <strong>[Mevahib-i ledünniyye]<br />
</strong><br />
<strong>Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
<span style="color:fuchsia;">(Âdem aleyhisselam Cennetten çıkarılınca, ya Rabbi, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet diye dua etti. Allahü teâlâ ise</span><span>, </span>[ne cevap vereceğini bildiği halde, cevabını da diğer insanların duyması için]<span> ” <span style="color:fuchsia;">Ya Âdem, onu henüz yaratmadım. Nereden bildin?” buyurdu. Âdem aleyhisselam da, Arşta</span> </span>"La ilahe illallah Muhammedün Resulullah"<span> <span style="color:fuchsia;">yazılı olduğunu gördüm. Anladım ki, şerefli isminin yanına ancak en çok sevdiğinin, en şerefli olanın ismini layık görürsün dedi. Allahü teâlâ buyurdu ki: ”Ya Âdem doğru söyledin. O bana insanların en sevgilisidir. Onun hürmetine dua ettiğin için seni affettim. Eğer Muhammed aleyhisselam olmasaydı, seni yaratmazdım”)</span></span></strong> <strong>[Taberani]</strong><br />
<strong><br />
<span style="color:fuchsia;">(Allahü teâlâ, İbrahim`i halil edindiği gibi beni de halil edindi.)</span></strong> <strong>[Mevahib-i ledünniyye]</strong></p>
<p><strong>Şu halde Peygamber efendimiz hem habibdir, hem halildir.</strong><br />
<strong><span style="color:fuchsia;">(Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım)</span></strong> <strong>kudsi hadisi, Marifetname`nin ön sözünde, Yusuf-i Nebhani hazretlerinin Envar-ı Muhammediyye kitabının 13. sayfasında ve imam-ı Rabbani hazretlerinin</strong> <strong><span style="color:fuchsia;">Mektubat</span></strong>`<strong>ının 122. mektubunda vardır.</p>
<p>Mektubat`ın farsça haşiyesinde, bu hadisin</strong> <strong><span style="color:fuchsia;">Deylemi</span></strong><strong>`nin Firdevs`inde bulunduğu bildirilmektedir. Deylemi de, Buhari ve diğer muhaddisler gibi, meşhur ve muteber bir hadis âlimidir.</p>
<p>Mektubat-ı Rabbaninin 3.cildinde,</strong> <strong><span style="color:fuchsia;">(Sen olmasaydın Cenneti yaratmazdım), (O olmasaydı kâinatı yaratmaz, rububiyetimi izhar etmezdim)</span></strong> <strong>kudsi hadisleri de bildirilmektedir.</p>
<p>Miracda Allahü teâlâ, Peygamber efendimize,<span> <span style="color:fuchsia;">(Senden başka her şeyi senin için yarattım)</span></span></strong> <strong>buyurunca, Resulullah da</strong>, <strong><span style="color:fuchsia;">(Ben de senden başka her şeyi senin için terk ettim)</span></strong> <strong>dedi</strong><span style="color:fuchsia;">. <strong>(Mirat-i kâinat)</strong></span><strong> </strong></h3>
<h3><strong> </strong></h3>
<h3><strong>Alinti<span> </span>: Dinimizislam</strong></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BU  DiN  VE  BU  KITAP]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1623</link>
<pubDate>Mon, 05 May 2008 00:19:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1623</guid>
<description><![CDATA[
BU DiN VE BU KITAP

Muhammed Mustafa`ya ( s.a.v.) indirilen Kur`ani kerim diger nebilere indirilen ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img153.imageshack.us/img153/3883/kabemekkemekkakabagl7.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">BU<span> </span>DiN<span> </span>VE<span> </span>BU<span> </span>KITAP</span></strong></p>
<p class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Muhammed Mustafa`ya ( s.a.v.) indirilen Kur`ani kerim diger nebilere indirilen butun semavi Kitaplarin hulasasidir. <span style="color:fuchsia;">( Ala nebiyyina ve aleyhimu`s-salevatu ve`t-teslimat )</span> Yine ona verilen din, gecen <span style="color:fuchsia;">( Peygamberlere verilen )</span> dinin øzudur. Bu hak dinin icablari ile amel etmek diger dinlerin ve meleklerin amellerinden secilmistir. <span style="color:fuchsia;">( Salevatullahi ala nebiyyina ve aleyhim ecmain.)</span> Cunku meleklerin bazilari ruku ile,bazilari sucud ile, bazilari kiyam ile emrolunmuslardir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Yine gecen ummetlerin bazilari sabah namaziyla, bazilari baska namazlarla emrolunmuslardir. Bu dinde ise gecen ummetlerin ve mukarreb meleklerin amellerinin hulasasi ile amel etmekle emrolundular. Bunun icin bu dini tasdik etmek, ønceki <span style="color:fuchsia;">( Peygamberlere verilen )</span> dinin tamamini tasdik etmektir. Onun icablariyla amel etmektir. Suphe yok ki, bu seriati tasdik edenler ummetlerin en hayirlisidir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Yine bu dini, inkar etmek dinlerin tamamini tekzip etmektir. Bunlarin icaplariyla ameli terk etmek, diger dinlerin icabiyla ameli terk etmektir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Yine Peygamber Efendimizi ( s.a.v.) inkar, butun kemalat-i esmaiyye ve sifatiyyenin inkaridir. Onu tasdik etmek de bunlari tasdik etmektir. <span style="color:fuchsia;">Yine ” Suphe yok ki, Nebimizi ( s.a.v.) inkar eden ve onun dinini yalanlayan kimse de ummetlerin en serlisidir…”</span><span> </span><em><span style="color:blue;">( imam-i rabbani, 1/79. mektubundan)</span></em></span></strong></h3>
<p><strong>Alinti : Fazilet Takvimi</strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[AHiRET YOLCUSUNUN AZIGI]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1621</link>
<pubDate>Mon, 05 May 2008 00:17:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1621</guid>
<description><![CDATA[
AHiRET YOLCUSUNUN AZIGI

Peygamber efendimiz ( s.a.v.) bir gun, ” Ya Eba zer ! Yolculuga cikmak i]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img241.imageshack.us/img241/5845/deveduaib2.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">AHiRET YOLCUSUNUN AZIGI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Peygamber efendimiz ( s.a.v.) bir gun, <span style="color:fuchsia;">” Ya Eba zer ! Yolculuga cikmak istedigin zaman azik alirmisin ?” </span>buyurdu. Eba<span> </span>zer ( r.a.) ” <span style="color:fuchsia;">Evet alirim ya rasulallah</span> ” dedi.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> Bunun uzerine Rasul-i Ekrem<span style="color:fuchsia;"> ” Kiyamet yolunun seferi nasil olur ? O gunde sana menfaat verecek seyi bildireyim mi ? ”</span> buyurdu.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> Eba Zer ” <span style="color:fuchsia;">Anam babam sana feda olsun, evet, bildir, ya Rasulallah</span> ” dedi.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> Rasul-i Ekrem buyurdular ki : ” <span style="color:fuchsia;">Dirilis gunune hazirlik olmak uzere sicak gunlerde oruc tut.</span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"> Kabir yalnizligin uzuntusu icin gecenin karanliginda iki rek`at namaz kil.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"> Dunya ve ahiretin buyuk musibetlerine karsi haccet ve miskine</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"> ( Hic bir seyi bulunmayana) <span style="color:fuchsia;">sadaka ver veya bir hak søz søyle, køtu søz søyleme”</span> .</span></strong></h3>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">BEDDUA<span> </span>ETTiNMi ?</span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Adamin biri Abdullah bin Mubarek`e gelerek, Cocugundan sikayet eder. Abdullah : </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” Cocuguna hic beddua ettin mi ?”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> diye sorar.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"><span> </span>Adam : </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” Evet, ettim”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> deyince, </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Abdullah : </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” Cocugun ahlakini sen bozdun ”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> buyurur.</span></strong></h3>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TARiHTEN   BiR   iBRET SAYFASI]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1627</link>
<pubDate>Sun, 04 May 2008 01:33:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1627</guid>
<description><![CDATA[
TARiHTEN BiR iBRET SAYFASI
 
13 Ocak 1949 tarihli Son Posta gazetesinden ibret veren bir haber :
 
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img99.imageshack.us/img99/8069/kitapjs8.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">TARiHTEN<span> </span>BiR<span> </span>iBRET SAYFASI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">13 Ocak 1949 tarihli Son Posta gazetesinden ibret veren bir haber :</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” ilcemize bagli Kazmali køyunde oturan ve bu civarda Kazmali Ahmet Efendi diye søhret alan Bulgaristan`nin Aydos gøcmenlerinden -eski medrese muderrisi- yetmislik bir zat gecenlerde Allah`in rahmetine kavusmustur.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Gencliginde talebesine yillarca Arabi dersi okutan bu degerli zat,halkin okuyabilecegi Turkce kitaplarini, ølumunden ønce tanidiklarina hediye ettikten sonra,binlerce cilt Arapca kitaplarini –køy mezarliginda kendi eliyle kazdigi- derince bir cukura gømmustur.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Hastaliginda kendisini ziyarete gidenler. Kitaplarini gøremeyip sorduklarinda `</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;"> Artik onlarin dilinden anlayan kalmadi. Ølumumden sonra mirascilarim onlari bakkallara kilo ile satar. Onlar da yapraklarina helva,peynir sarar, diye dusundum. Tefsir ve hadise dair olan bu mudevvanatin bu suretle yad ellerde surunmesine gønlum razi olmadi.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">Onun icin onlari –ayak altinda olmayan-<span> </span>mezarliga<span> </span>defnettim. Senelerce bana arkadaslik eden bu kiymetli eserlere acimadim degil. Lakin onlari buyuk kutuphanelere gøturecek param yoku. Gøzyaslari<span> </span>arasinda onlara veda ettim`</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"><span> </span>demistir. ”</span></strong></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BİLİM DÜNYASI ZİKRİN FAYDALARINI KEŞFETTİ. ]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1613</link>
<pubDate>Sun, 04 May 2008 01:13:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1613</guid>
<description><![CDATA[
BİLİM DÜNYASI ZİKRİN FAYDALARINI KEŞFETTİ.
Hollanda&#8217;da Van der Hoven isimli bir profes]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img242.imageshack.us/img242/8071/allahde6.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="color:#ff00ff;"><span style="font-size:14pt;">BİLİM DÜNYASI ZİKRİN FAYDALARINI KEŞFETTİ.</span></span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:teal;">Hollanda'da Van der Hoven isimli bir profesör hastaları üzerinde yaptığı araştırmalar sonucu Allah lafzını tekrar etmenin ruh ve beden sağlığına iyi geldiği tespitini yaptı.</span></strong></h3>
<h3><strong>Toplumsal, ekonomik ve teknolojik yönden yaşanan hızlı değişim ve dünyevi kaygıla