<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>diger-konular &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/diger-konular/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "diger-konular"</description>
	<pubDate>Sat, 17 May 2008 01:28:11 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[SELMAN - I     FARiSi]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1632</link>
<pubDate>Sat, 17 May 2008 00:34:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1632</guid>
<description><![CDATA[
SELMAN - I FARiSi
 Silsile-i Sadatin H.z Ebu Bekir`den ( r.a. ) sonraki ikinci halkasi Ebu Abdullah]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img175.imageshack.us/img175/6519/selmanifarisilg3.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">SELMAN - I<span> </span>FARiSi</span></p>
<h3><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Silsile-i Sadatin H.z Ebu Bekir`den ( r.a. ) sonraki ikinci halkasi Ebu Abdullah Selman-i Farisi ( r.a.) aslen iranlidir. Eski ismi ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Mabeh</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">” olup peygamber Efendimiz tarafindan kendilerine ” Selmanu`l-hayr” lakabi verilmistir. Nesep zikrederek anilmak istendiginde ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Selman ibnu`l-islam</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> ” denir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Gencliginde Mecusi iken hak din askiyla ecdadinin dinini terk ile evvela Hristiyanligi kabul etmis ve daha sonra ahl-i kitabin beklemekte olduklari ahir zaman nebisinin hidayet gunesinin Arabistan ufkundan dogacagina dair ruhbanlarin isaretiyle </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” O hidayet nuruna uymak belki bana nasip olur.”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> halis umidiyle oralara gitmeye davranirken refakatlerine dahil oldugu tacirlerin hiyanetiyle køle olarak Medine Yahudilerinden birine satilmistir. Lakin hak ve hakikati aramak hususundaki halis niyeti mukafatsiz kalmadi ve Cenab-i Hakk,Medine`de esaret zincirine dusmek felaketini, kiymet bicilemez bir nimete cevirdi.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Resulullah Efendimiz`e , alametlerini bir bir gørunce hemen iman edip ve hatta rahmet hazinesi Peygamberimizin yardim ve lutuflariyla hurriyetine kavusarak ashab-i kiramin ustunlerinden olmustur. ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Bedr</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> ” ile ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Uhud</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> ” gazalarinda bulunmasina Yahudi elinde esareti mani oldu ise de </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">” Hendek</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> ” teten itibaren butun gazalara peygamber Efendimiz`den <span> </span>ayrilmadigi gibi H.z Ømer zamaninda, Sam ile irak fetihlerinin hemen hepsine de ihtiyar haliyle istirak etti. Hendek gazasi`nda Medine`yi dusman hucumundan kurtarmak icin etrafina hendek kazilmasini tavsiye eden de odur.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Rasulullah ( s.a.v.), ashab-i kiram arasinda kardeslik tesis buyurduklarinda Selman-i Farisi ( r.a.) de Ebu`d Derda ( r.a.) ile kardes edilmisti. Iran`in fethinden sonra H.z Ømer ( r.a.) tarafindan kisralarin payitahti olan ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Medayin`e vali nasbolunmus ve<span> </span>” 35 ” senesinde , Hilye, Usdu`l-Gabe ve isabe`ye gøre 250 yasinda, Medayin valisi iken vefat etmislerdir.” </span></strong><strong><em><span style="font-family:Arial;color:#993300;">( Radiyallahu anhu ve kuddise sirruhu)</span></em></strong><strong></strong></h3>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">SELMAN-I FARiSi`NiN ( R.A.) iMANI</span></strong></p>
<h3><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Selman-i Farisi ( r.a.) Hazretleri bunyesi kuvvetli bir zat idi. Medine-i Munevvere etrafinda hendek kazilirken on kisilik isi basariyordu. Gunde bes arsin derinliginde on bes arsin yer kaziyordu. Gerek imanindaki ihlasindan, gerek o gunlerdeki buyuk hizmetlerinden dolayi Sahabe-i Kiram Hz. Selman`i paylasamaz oldular. Muhacirin de, Ensar`da ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Selman bizdendir</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">.” dediler. Resulullah ( s.a.v.) bu søzleri isitince ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Selman bizdendir. Ehl-i Beyt`tendir</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">.” diye taltif buyurdular.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Selman`a doyasiya ilim verilmistir</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">.” Hadis-i serifi kendilerinin ilimdeki kemalatina delil oldugu gibi kisralarin mulkunu idareye me`mur Medayin valisi iken fakirligi tercih etmesi de zuhdunun kemaline sahittir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Hasan- Basri Hazretleri buyurdu ki : Selman-i Farisi ( r.a.) son anlarinda: ” </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Rasulullah ( s.a.v.) dunya nimetlerinden kanaat edecegimiz miktarin ancak bir yolcu azigi kadar olmasi icin bizimle ahdetti de biz bu ahde sadik kalamadik </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">” diye agladi. Halbuki vefatindan sonar terikesine baktik, biraktigi malin kiymeti nihayet yirmi kusur, yahud otuz kusur dirhem idi.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Fazilet Takvimi </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Hz Allah sefeatlerine nail eylesin, Bizler , ølmeden evlatlarimiza ne kadar mal birakacagiz diye buyuk bir yaris icerisindeyiz, Vay halimize.</span></strong></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Necip Fazıl ve Türkçe Kur’an meselesi]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1653</link>
<pubDate>Sat, 17 May 2008 00:32:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1653</guid>
<description><![CDATA[
Necip Fazıl ve Türkçe Kur’an meselesi
“1943 yılında, Ankara’ya gitmiştim. Ankara’da b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img363.imageshack.us/img363/1708/kurandinibadetislamzu9.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<h3><span style="color:#0000ff;"><strong><a rel="nofollow" href="http://www.delikanforum.net/redirector.php?url=http%3A%2F%2Fwww.arastiralim.com%2F%3Fp%3D16821">Necip Fazıl ve Türkçe Kur’an meselesi</a></strong></span></h3>
<h3>“1943 yılında, Ankara’ya gitmiştim. Ankara’da beklenmedik bir haberle karşılaştım:</h3>
<h3>-‘Diyanet İşleri Başkanı, Kur’anı türkçeye çevirip, hakiki Kur’anı ortadan kaldırmak için bir kanun çıkartmak istemektedir.’</h3>
<h3>Diyanet Reisi’yle bir iki kez görüşmüşlüğümüz vardı, fakat, Allah’ın kitabını Türkçeye çevirip onu Kur’an ismiyle resmi ibadete sokmak gayreti derecesinde açık ve muazzam bir küfründen haberim yoktu.</h3>
<h3>Bu haberi duyduktan birkaç gün sonra, bir toplantıda, Diyanet Reisiyle karşılaştık, kendisine:</h3>
<h3>‘Duyduğuma göre, Kur’anı türkçeye çevirmek ve bunu resmen ibadet dili haline getirmek şeklinde bir düşünceniz varmış. Sapıklık ve hüsranların en büyüğü olan böyle bir hadiseyi, bizzat sizin ağzınızdan duymadan inanılır şey telakki edemiyorum. Lütfen hakikati bildirir misiniz?’</h3>
<h3>Uçuk benzi bir kat daha uçarak ve soluk dudakları bir kat daha solarak bana şu cevabı verdi:</h3>
<h3>‘Evet Necip Fazıl Beyefendi! Sizin dini bakımdan imkansız gördüğünüz bu işi, Mezhep İmamlarının kabul ettiğini bilmiyor musunuz? Mezhep İmamları Kur’anın başka bir dille okunabileceği ve bununla ibadet edilebileceği hakkında görüş belirtmişlerdir.’</h3>
<h3>Bu cevabı alır almaz, bütün kanımın, beynime dolduğunu hissettim. Bu adam, sade Allah kelamının yok edilmesinden doğan küfürle iktifa etmiyor, dinin büyük şahsiyetlerine, mezhep sahiplerine, resmen ve açıkça iftira atıyordu.</h3>
<h3>Kendisine şu cevabı verdim:</h3>
<h3>‘Sadece küfürle kalmıyor, bir de küfrünüze ortak arıyorsunuz! Kur’anın Allah kelamı olduğuna inanan her fert, Allah kelamının, nazil olduğu lisan kalıbından ayrılmayacağını, ayrılacak olursa, artık onun Allah kelamı olmayacağını bir hamlede kavrayacak bir anlayışa sahiptir. Bakın, Diyanet İşleri Reisi Efendi, Ben, Necip Fazıl, sizin elinizdeki icra vasıtalarına karşı, bir kamyonu durdurtmak isteyen bir piliç kadar zayıf bir ferdim; fakat size açıkça haber veriyorum, eğer sapıklığınızın büyüsü altında şuurunu körletip sizi destekleyecek bazı fertler bulacak ve bu niyetinizi tatbik mevkiine çıkaracak olursanız, bir piliçten hiç farkı olmayan bu zayıf cüssemi, kamyonun tekerlekleri altına atmakta tereddüt göstermeyeceğim!’</h3>
<h3>Evet bütün İslam düşmanlarına parmak ısırtacak bu imansıza bunları söyledim ve çıkıp gittim.”</h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tesbih Namazı, Fazileti ve Kılınış Usûlü]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1634</link>
<pubDate>Fri, 16 May 2008 00:11:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1634</guid>
<description><![CDATA[
Tesbih Namazı, Fazileti ve Kılınış Usûlü
Tesbih namazı, tesbih edilerek kılınan bir namaz]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img301.imageshack.us/img301/7877/tesbihnamazihd0.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Tahoma;color:blue;">Tesbih Namazı, Fazileti ve Kılınış Usûlü</span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih namazı</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:blue;">,</span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>tesbih edilerek kılınan bir namazdır; menduptur, yani sevabı çok olan nafile namazlardan biridir</strong>. </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Arapça bir kelime olan</strong> "</span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">tesbih</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">", </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Allah Teâlâ</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;">'yı</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:blue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">noksan sıfatlardan tenzih, kemâl sıfatlarla tavsif etme ve ululama manasına gelir</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">. <strong>Dört rek’at olan bu namazda üçyüz defa</strong> </span><span style="font-family:Tahoma;color:blue;">"<strong><em>Sühhânallâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym</em></strong>"</span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>dendiği için bu ismi almıştır.</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih namazı</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">nın muayyen-belli bir vakti yoktur. Kerahet vakitlerinin dışında her zaman kılınabilir. Bununla birlikte </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Cuma</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>ve</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Pazar</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>akşamları ve sair mübarek gün ve gecelerde kılınması daha faziletlidir. Bu namazı dört rek’at olarak kılmak caiz olduğu gibi, iki rek’atın sonunda selam vererek ayrı ayrı ikişer rek’at halinde kılmak da caizdir.</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih namazı</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">tevbenin, istiğfarın en büyüğü... Sadece kavlen/dille-sözle değil, bütün vücutla fiilen yapılanıdır. Yani fiilî istiğfardır. Ecri-sevabı çok büyüktür</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">. <strong>Sevgili Peygamberimiz</strong></span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(s.a.v.), amcası <em>Hz. Abbas</em>’a (r.a.), <span>“</span></strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Bu namazı kıldığın vakit günahının öncesi ve sonrası, yenisi ve eskisi, hatâen ve kasten</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(bilerek-bilmeyerek)<span> </span></strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">yapılanı, küçüğü ve büyüğü, gizlisi ve aşikâr olanı mağfiret edilmiş olur...”</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(1)</strong> <strong>buyurmuşlardır.</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih namazı</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">hakkında Kur'an'da geçen herhangi bir ayet yoktur; ancak bu namaz hakkında</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Resûlüllah Efendimiz</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">’den (s.a.v.), yukarıda da bir kısımını zikrettiğimiz hadis-i şerif varid olmuştur. <em>Hazret-i İkrime</em>'den ve o da <em>Hazret-i İbn Abbas</em>'tan (r.anhüm) rivâyet etmişlerdir ki</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">, </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Resûlü Ekrem Efendimiz</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(s.a.v.) muhterem amcaları <em>Hazret-i Abbas</em>'a (r.a.) hitaben</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih Namazı</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>ile alakalı dikkat çekici şu tavsiyelerde bulunmuşlardır:</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Ey Abbas! Amcacığım! Sana bir şey vereyim mi, sana bir bağışta bulunayım mı? Sana bir özellik tanıyayım mı? Sana on haslet ölçüsü vereyim mi? Sen bu on hasleti yerine getirdiğin zaman, Allah senin geçmiş ve gelecek, eski ve yeni, bilerek veya bilmeyerek yaptığın, gizli veya aşikâr yapılan, küçük büyük bütün günahlarını affeder, bağışlar. Bu on haslet şunlardır:</span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> <strong>“Dört rek’at namaz kılarsın, her rek’atında Fatiha suresini ve başka bir sure okursun. Birinci rek’atta kıraatı bitirdikten sonra, ayakta iken on beş defa</strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;">:</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:darkblue;"> </span></strong><strong><em><span style="font-family:Tahoma;color:blue;">‘Sübhânellâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber (velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym)’</span></em></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:darkblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">dedikten sonra rükua varırsın ve aynı tesbihi on defa rükûda söylersin. Sonra başını kaldırıp, ayakta on defa söylersin. Sonra secdeye gider on defa orada söylersin. Birinci secdeden sonra iki secde arasındaki oturuşta on defa söylersin. İkinci secdeye vardığında yine on defa ve başını secdeden kaldırınca da on defa söylersin. Böylece bir rek’atta yetmiş beş defayı tamamlamış olursun.</span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> <strong>“Ey amcacığım! Eğer güç yetirebilirsen, her gün bu namazı bir defa kılarsın. Buna güç yetiremediğin takdirde, her cuma bir defa kılmaya çalışırsın. Bunu da yapamazsan, her sene bir defa kılmaya çalış. Bunu da yapamazsan hiç olmazsa ömründe bir defa olsun kıl.”</strong> <strong>(2)</strong> </span></h3>
<p><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> </span></p>
<p><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Tahoma;color:blue;">TESBİH NAMAZININ KILINIŞI</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:blue;"> </span></p>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih namazı</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>4 rek'attir. Bu namazda 300 defa şu tesbih okunur:</strong> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><em><span style="font-family:Tahoma;color:blue;">"Sübhânellâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym."</span></em></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Bu tesbih, namaz içinde şöyle okunur:</strong> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>• 15 kere Sübhâneke'den sonra (Fâtiha ve zamm-ı sûreden önce), </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> • 10 defa Eûzü Besmele, Fâtiha ve zamm-ı sûreden sonra, </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> • 10 defa Rükûda, </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> • 10 defa Rükûdan kalkınca ayakta (kavmede), </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> • 10 defa Birinci secdede, </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> • 10 defa İki secde arasındaki oturmada (celsede), </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> • 10 defa İkinci secdede, </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> Birinci rek'atte okunan bu tesbihlerin adedi 75'tir. İkinci rek'atte aynı sıralama ile yine 75 defa okunur. Üçüncü ve dördüncü rek'atler de böyle kılınır. (3) </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> Bütün namazlarda olduğu gibi, tesbih namazında da, Kur'an'dan bir şey okunacağı zaman, Kur'ân-ı Kerim’in herhangi bir yerinden okumak mümkündür. "Şu sure okunmaz veya mutlaka şu sureyi okumak gerekir" diye bir şart yoktur. Ancak İbn Abbas'a (r.a.),</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">"Bu namaz için belirlenmiş bir sûre biliyor musun?"</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>diye sorulunca,</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">"Evet, et-Tekâsür, el-Asr, el-Kâfirûn, ve el-İhlâs"</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> diye cevap vermiştir.(4)</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> ***</span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih Namazı</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">, <strong>kılınması teşvik edilmiş bir namazdır. Bunu alışkanlık haline getirmek müstehaptır. Tembelllik etmemek lâzımdır. </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> Kılmasını bilmeyenlerin de istifade etmesi, öğrenmeleri maksadıyla cemaatle de kılınabilir. Cemaatle kılınırsa imam olacak kimse bu namazı kılmayı evvela nezreder ve namazı kıldırırken kıraatı ve tesbihleri her yerde cehrî (sesli) okur. Cemaat ise sükut eder, dinler. (5)</strong> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Tesbih namazı</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">nda yanılma olursa, sehiv secdesinde bu ilave tesbihlerin okunması gerekmez. Namaz kılan aklında bu tesbihlerin sayılarını tutabiliyorsa, bastırarak da olsa parmakları ile saymaz. </span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3>Alinti: www.bilgicagi.net</h3>
<h3><strong><span style="text-decoration:underline;"><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:blue;">DİPNOTLAR</span></span></strong><!--more--><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:blue;"> </span></h3>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> (1) Mehmed Zihni Efendi, Nimet-i İslâm, İstanbul, 1398, s. 632.<br />
(2) Tirmizî, Vitir, 19; İbn Mace, ikâme, 190; Ebû Dâvud, Tatavvu, 14; et-Tergib ve't-Terhib, I, 467, 469.<br />
(3) </span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:navy;">Tesbih namazı</span></strong><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">nın bu kılınma usûlü, <em>Tirmizî</em>'nin <em>el-Câmii</em>'nde <em>İmam-ı Azam Ebû Hanife</em>'nin </span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">(rh.) <strong>talebelerinden <em>Abadullah b. Mübarek</em>'ten </strong>(r.aleyh) <strong>rivayet ettiği şekle göredir. </strong><br />
(4) el-Fetâva’l-Hindiyye, Mısır 1323, I, 119.<br />
(5) İbn Abidîn, Reddü'l-Muhtar, Mısır, 1966, II, 27; Muhtasar İlmihal, Hasan Arıkan, Fazilet Neşriyat, İstanbul, yyy., s. 95-96; Mehmed Zihni Efendi, Nimet-i İslâm, İstanbul, 1398, s. 632)</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Üc Haberci]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1640</link>
<pubDate>Fri, 16 May 2008 00:09:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1640</guid>
<description><![CDATA[
Üc Haberci

Zehril-Riyazda rivayet edildigine göre, Yakub aleyhisselam ölüm melegi Azrail aleyh]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img263.imageshack.us/img263/609/sakaldedeyaslikl4.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Üc Haberci</span></strong></p>
<p class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Zehril-Riyazda rivayet edildigine göre, Yakub aleyhisselam ölüm melegi Azrail aleyhisselam ile dosttu. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Bir gün hazreti Azrail, Yakub aleyhisselami ziyarete gider. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Hazreti Yakub ona;</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">“Ya Azrail, görüsmeye mi geldin, yoksa canimi almaya mi?”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> diye sorar. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Hazreti Azrail;</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">“Gelisim ziyaret içindir”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> cevabini verir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Yakub aleyhisselam;</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">“Senden bir ricam var”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> der. Azrail aleyhisselam </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">“nedir”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> der.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Yakub aleyhisselam; </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">“Ölümümün yaklastigini, canimi almaya hazirlandigini bana önceden bildirmeni istiyorum”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> der. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Hazreti Azrail; </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">“Hay hay, sana iki veya üç haberci gönderirim”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> karsigini verir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Yakub aleyhisselamin dünyadaki ömrü dolunca bir gün yine ölüm melegi, karsisina dikilir. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Yakub aleyhisselam yine sorar;</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">“Ziyaretçi misin, yoksa canimi almaya mi geldin”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Azrail aleyhisselam;</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">“Canini almaya geldim”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> cevabini verir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> Yakub aleyhisselam;</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">“Sen bana daha önce iki veya üç haberci gönderecegini söylemedin mi?”</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> diye sorunca, </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Azrail aleyhisselam su cevabi verir:</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">“Söyledigimi yaparak sana üç haberci gönderdim:</span></strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"> </span></h3>
<p><span style="color:black;"><br />
</span><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">Önce, siyah iken sonra agaran saçin, </span></strong><span style="color:blue;"><br />
</span><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">güçlü iken halsizlesen vücudun </span></strong><span style="color:blue;"><br />
</span><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">ve dimdik iken kamburlasan belin...</span></strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Ey Yakub, iste bunlar benim âdemogullarina gönderdigim ön habercilerdir</span><span style="color:fuchsia;">.”</span></strong></h3>
<p class="MsoNormal">
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Cennet ve Cehennem ebedidir]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1644</link>
<pubDate>Thu, 15 May 2008 00:25:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1644</guid>
<description><![CDATA[
Cennet ve Cehennem ebedidir 
 
Sual: Cennet ve Cehennem sonsuz değil midir?

CEVAP
Cehennemin ve C]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img375.imageshack.us/img375/962/cennetcehennemiu8.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<h3><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Cennet ve Cehennem ebedidir</span></strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">: </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">Cennet ve Cehennem sonsuz değil midir?</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
<span style="color:fuchsia;">CEVAP</span><span><br />
</span>Cehennemin ve Cennetin sonsuz olduğuna dair birçok âyet-i kerime vardır. Mesela <span style="color:fuchsia;">Bekara</span><span> </span>25<span style="color:fuchsia;">, <span>A.İmran</span></span><span> </span>116, <span style="color:fuchsia;">Maide</span><span> </span>85<span style="color:fuchsia;">, <span>Enam</span></span><span> </span>128, <span style="color:fuchsia;">Tevbe</span><span> </span>68, <span style="color:fuchsia;">Hud</span><span> </span>107.</p>
<p>Âyet-i kerimede Cehennem için de, Cennet için de <span style="color:fuchsia;">(Hüm fiha halidun</span><span> </span>= Onlar orada ebedi kalırlar<span>) </span>buyuruluyor. <span style="color:fuchsia;">(Bekara</span><span> </span>81, 82<span>)</span></p>
<p></span></strong><br />
<strong><br />
</strong><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Ebedilik sıfatı</span></strong></h3>
<h3><strong><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"> Kur`an-ı kerimde, kâfirlerin Cehennemde, müminlerin Cennette, ebedi kalacağı bildiriliyor. Böyle olunca, Allahü teâlâdan başka şeyler için de, ebedilik sıfatı kullanılmış olmaz mı? </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="color:fuchsia;">CEVAP</span><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;">Bunların var olmaları, varlıkta durmaları, kendilerinden olmadığı gibi, ebedi olmaları da, kendilerinden değildir. Bunları, ebedi yapan, Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, <span style="color:fuchsia;">”Ol!”</span> derse, var olur, <span style="color:fuchsia;">”Yok ol!”</span> derse, yok olur. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:</p>
<p>Mahlûkların yok olacaklarına inanmak, yoktan var edildiklerine inanmak gibi, imanın şartıdır<span>. <span style="color:fuchsia;">(Arş, Kürsi, Levh, Kalem, Cennet, Cehennem ve Ruh denilen mahlûklar yok olmayacak, sonsuz var olacaklardır)</span></span> ifadesi, bunlar yok olamaz demek değildir. Allahü teâlâ, var etmiş olduğu şeylerden, dilediklerini, tekrar yok edecek, dilediklerini de, yalnız kendi bileceği fayda ve sebeplerden dolayı, hiç yok etmeyecek, bunlar ebedi, yani sonsuz var olacaklardır demektir. Allahü teâlâ, dilediğini yapar ve istediğini emreder. Demek ki, âlem yani her şey, Allahü teâlânın dilemesi ve kudreti ile vardır. Var olmaları için ve varlıkta kalmaları için, Allahü teâlâya muhtaçtır; çünkü baki olmak demek, varlığın her an devam etmesi demektir. Başka bir şey olmak demek değildir. Hem var olmak, hem de varlıkta kalabilmek, Allahü teâlânın iradesi, dilemesi ile olur.</p>
<p></span></strong> <strong>(3/57)</strong></p>
<p><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Cennet de, Cehennem de dolacaktır</span></strong></h3>
<h3><strong><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"> (Cennette boş yer kalınca, doldurmak için yeni insanlar yaratılacaktır) diyenler olduğu gibi, (Cehennemdeki bütün insanlar çıkacak, böylece Cennet dolacak, Cehennemde kimse kalmayacaktır) diyenler de var. Hangisi doğrudur?<span><br />
<span style="color:fuchsia;">CEVAP</span><br />
</span>İkisi de doğru değildir. Allahü teâlâ, Cenneti de, Cehennemi de dolduracaktır. Müminler, Cennette ebedi kalacak ve sayıları hiç eksilmeyecektir. Kâfirler de, Cehennem de sonsuz kalacak ve sayıları eksilmeyecektir. Cehennemden sadece, günahkâr müminler, cezalarını çektikten sonra çıkıp Cennette girecek ve orada sonsuz kalacaklardır.<br />
<span><br />
</span>Ebedi olan Cennet ve Cehennemin dolacağını bildiren bir hadis-i şerif meali şöyledir:<span><br />
<span style="color:fuchsia;">(Cennet, ” Bana güçsüzler ve yoksullar girecektir ” diye bazı deliller bildirdi. Cehennem de, ” Bana da, cebbarlar ve kibirliler girecektir ” dedi. Allahü teâlâ da buyurdu ki: ” Ey Cehennem, sen benim azabımsın; dilediğim kimseleri</span> </span>[kâfirleri] <span style="color:fuchsia;">seninle cezalandırırım. Ey Cennet, sen de benim rahmetimsin; dilediğim kimselere</span><span> </span>[müminlere]<span> <span style="color:fuchsia;">seninle rahmet ederim. İkinizi de dolduracağım.”)</span></span></span></strong><span style="font-family:Arial;"> <strong>[Müslim</strong>]</span></h3>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:Arial;"> </span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekmekte Beyazlaştırıcı Madde Neden Kullanılır?]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1650</link>
<pubDate>Thu, 15 May 2008 00:24:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1650</guid>
<description><![CDATA[
Ekmekte Beyazlaştırıcı Madde Neden Kullanılır?
 
GIDA RAPORU-EKMEK VE UN KOMİSYONU&#8217;NUN]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img48.imageshack.us/img48/6728/ekmekjj1.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Ekmekte Beyazlaştırıcı Madde Neden Kullanılır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:black;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">GIDA RAPORU-EKMEK VE UN KOMİSYONU'NUN, EKMEKTE KANSER VE ALLERJİ RİSKİ OLUŞTURAN BEYAZLATICI KİMYASALLAR OLAN "E924 POTASYUM BROMAT" ve </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:red;">"E928 BENZOİL PEROKSİT"</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">İN KULLANILMASINDAKİ ARKA PLÂN RAPORU</span></strong></p>
<p class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Ekmeklik un imalatında kullanılan buğdaylar genellikle sert veya yarı sert buğdaylardır. Bu buğdaylar son yıllarda özellikle ya ithal tohum ekilerek, ya da ithal tohumla elde edilen buğdayın kalitelisinden tohumluk diye ayrılarak ekilir. </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">İthal tohumculukta ciddi kontrol olmadığı için ticari olarak yapılan ithal tohumlar Türkiye'de buğday kalitesini önemli ölçüde etkilemiştir. Bir de süne ile mücadelenin yetersiz oluşundan ötürü, buğday rekoltesi iyi olduğu yıllarda bile Türkiye buğday ithal eder duruma gelmiştir. </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Kaliteli buğdayın fiyatı aralık 2004 itibariyle 430 000.-TL /kg'dır. Kaliteli un elde etmek için kaliteli buğday şart, ancak bu olaya ticari açıdan bakan bazı firmalar (çok ciddi firmalar bunun dışındadır) 300 000.-TL/kg fiyattan aldıkları kalitesiz buğdaydan imal ettiği unu değerlendirebilmek için una katkı ilave etmektedir. Bu katkının zararlı olup olmadığı onun için önemli değildir. Ayrıca fırıncılar da her ne kadar kullanmıyoruz diyorlarsa da, birçok maddenin karışımı olan ekmek ve pasta katkılarını kullanmaktadırlar. </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Bunun ne imalat safhasında kontrolu, ne de imalattan sonra araştırması yapılıyor. Kaliteli buğdaydan, kaliteli un imal ettiğiniz zaman unun çuvalı fiyatı % 25 daha pahallıdır. Ticari olarak fırıncı da ucuz undan ekmek yapıp satmak ister haklı olarak, çünkü ekmek fiyatı aynı. </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Burada en büyük yanlış; ekmek fiyatının tip 550 una göre belirlenmesi. Kanaatimizce, ekmek tip 650-750 undan yapılmalı ve ekmek içinde bir miktar sağlıklı olan kepek her zaman bulunmalı. </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Diğer ekmekleri imalattan kaldırmakta fayda var. Özellikle beyaz ekmek tercih edecek vatandaşı eğitmek lazım ki ekmeğin beyazının, hem katkılardan dolayı, hem de üç beyaz zehir (un, tuz, şeker)den birisi olduğu bilincine gelsin. Ancak, tüketicilerin pek çoğu sağlıklı beslenme açısından tıp uzmanlarınca kesinlikle önerilmeyen beyaz undan üretilen beyaz ekmeği bilinçsizce talep etmektedir. Bu sebepten un tüketicileri sadece daha ucuz olan hafif sarı unları değil, beyaz unları dahi daha da beyaz yapmak ve böylece tüketicinin 'çok beyaz ekmek' arzusunu yerine getirmek ve az kârlı beyaz un üretimini kârlılığa dönüştürmek için kanserojen olduğu bilinen ve çoğu gelişmiş ülkede yasaklanan kimyasal maddeleri kullanmaktadırlar. İşte bu tezatlık ve ticari rekabet, bilinçsiz beslenmeyle birleşince, beyazlatıcılar kullanılmaya başlanıyor. Daha beyaz görünen un elde etmek için, benzoil peroksit (E928) ve potasyum bromat (E924) gibi zararlı maddeleri beyazlatıcı olarak kullanıyorlar. </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Beyazlatıcılar genellikle kalitesiz buğdaydan un elde etmek için kullanılır. Beyazlatıcı kullanımında fırıncıların direkt bir rolleri yoktur. Katkı üreten ve ithal eden firmalar incelensin, eğer fatura kesiyorlarsa fırıncıların rolü olup olmadığı ortaya çıkacaktır. Tek sorumluluk un üreticilerindedir. Elbette tüm firmaları aynı kefeye koymak haksızlık olur. Bu konuda hassas olan firmalar var. Ancak talep bilinçsiz beslenmeye alışmış tüketici ve dolayısı ile fırıncılardan gelmektedir. Fırıncılar satın aldıkları unda beyazlatıcı olup olmadığını anlamak için unu analiz ettirmek zorundadır. </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Ancak şunu unutmamak lazım ki her tüketici, maliyetinden ucuz aldığı un ve unlu mamülleri sorgulamak zorundadır. Fırıncılar çoğu zaman bunu yapmamakta, ucuzu, çoğu zaman da ucuzun ucuzunu aramaktadırlar. Bu sebeple beyazlatıcı kullanarak halkımızı zehirleyen BAZI un üreticileri kadar UCUZ UN ALAN BAZI FIRINCILAR da doğrudan bu aldatmacadan sorumludurlar. </span></strong><strong></strong></h3>
<p style="text-align:justify;"><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">BU PROBLEMİN AŞILMASININ TEK YOLU, TOPLUMUN GENİŞ KAPSAMLI KAMPANYALARLA UYARILARAK EĞİTİLMESİ VE SAĞLIKLI OLAN KEPEKLİ EKMEK YEME ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASIDIR. EN İYİ KONTROLÖR TÜKETİCİDİR</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">. </span></strong><strong></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:black;">www.gidaraporu.com</span></strong><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[((BENİM ALLAH DİYEBİLEN DİLİM VAR))‏]]></title>
<link>http://islamisite.wordpress.com/?p=86</link>
<pubDate>Wed, 14 May 2008 16:14:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
<guid>http://islamisite.wordpress.com/?p=86</guid>
<description><![CDATA[Bu gün işi gücü bıraktım evde oturdum.
Yağmurlu bir hava, bulanık düşünceler içimdeki, ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu gün işi gücü bıraktım evde oturdum.</p>
<p>Yağmurlu bir hava, bulanık düşünceler içimdeki, çatışmalar falan filan derken ezan okundu. Abdest aldım.</p>
<p>Aynanın karşısında yüzümü kurularken bir baktım anaaaaa! Oda ne? Benim bir dilim var.</p>
<p>Yav hemen gülmeyin. Bir sonunu dinleyin hele!!</p>
<p>Neyse bir baktım benim bir dilim var. Amanın bir hoşuma gitti bir hoşuma gitti sormayın. En az on dakika baktım dilime. <img src="http://www.evliyam.net/images/smilies/smilie.gif" border="0" alt="glücklich" width="15" height="15" /></p>
<p>Aynanın karşısına geçtim dilimi sevdim dakikalarca. Çok çay içmekten yıpranmış falan ama maşallah aslan gibi benim dilim. Düşündüm aynanın karşısında.</p>
<p>Sonra aynada bakarak dilime, “AAAALLLLAAAAHHHHHH” dedim sessizce.<br />
Tabi ben demedim. Dilim dedi “ALLAH” diye.<br />
</strong></p>
<p><strong><!--more--><br />
Yahu benim “ALLAH” diyebilen bir dilim var. Sonra “LAİLAHEİLLALLAH” dedim dilimle. Hay kurban olayım dilime dedim kendi kendime.</p>
<p>Bak görüyo musun ne güzel “ALLAH” diyo. Sonra hemen koştum seccadenin başına iki rekât şükür namazı kıldım.</p>
<p>Dilim ede ödül olarak bir parça çukulata koydum “ALLAH” diyebildiği için.</p>
<p>Ya diyemeseydim?</p>
<p>Ya dilim olmasaydı. Hamd olsun dilime, adını söyletme güzelliğini bana nasip eden ALLAH’ıma.</p>
<p>Benim dilim, dünya denen şu yalan dolanın içerisindeki tek gerçeği söyleye biliyo; ALLLLAHHHHH !!!!!!!</p>
<p>(Celaleddin Ada)</p>
<p>Çoh hoşuma gitti sizlerle paylaşmak istedim<img src="http://www.evliyam.net/images/smilies/smilie.gif" border="0" alt="glücklich" width="15" height="15" /></p>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gurur ve Kibir]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1647</link>
<pubDate>Wed, 14 May 2008 01:34:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1647</guid>
<description><![CDATA[
Gurur ve Kibir
 
Kibir, kişinin kendisinde bulunan ilim, mevkî ve doğruluk gibi hususiyetleri ba]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img118.imageshack.us/img118/540/kibirgururjg5.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Gurur ve Kibir</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Kibir, kişinin kendisinde bulunan ilim, mevkî ve doğruluk gibi hususiyetleri başkasından üstün görmesidir.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Bu, Allah'ın kızgınlığına, insanların hoşnutsuzluğuna sebep olduğu için sahibini felâkete götüren bir hastalıktır (et-Tâc, V, 31).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">İnsan ruhunun arındırılması gereken kötülüklerden biri olan kibir, Râğıbu'l-İsfahânî'ye (Ö. 503/1109) göre, <span style="color:fuchsia;">"Kendini beğenen insanın, bu isteğini nefsine tahsis ederek, kendini başkalarından daha büyük görmesidir"</span></span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">(Rağıbu'l-Isfahânî, el-Müfredât, s. 421). Kibir, tekebbür ve istikbâr birbirine yakın manada kullanılmışlardır.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">İmam Birgivî (Ö. 981/1573) kibir için, <span style="color:fuchsia;">"Kalbin hastalıklarındandır; kendini yüksekte görerek, karşısındakinin üstünde saymaktır; zıddı zaaftır"</span> (Birgivî, et-Tarîkatü'l-Muhammediyye, s. 68 vd.) demiş, </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">bazı ayet-i kerîmelerle kibri tanıtmaya çalışmıştır. Kur'an-ı Kerîm, kibiri, kibirden türeyen davranışları açıklamış, kibir ve örneklerini teşhir ederek zararlarını belirtmiş, ondan kaçınmanın ahlâkî bir zaruret olduğunu ortaya koymuştur:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Meleklere, Âdem'e secde edin' demiştik. İblis müstesna hepsi secde ettiler. O kaçındı, büyüklük tasladı ve inkâr edenlerden oldu"</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> (el-Bakara, 2/34).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">"Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün ayetleri görseler yine de inanmazlar; doğru yolu görseler, yol olarak benimsemezler... (el-A'râf, 7/146).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Allah büyüklük taslayanları sevmez"</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> (en-Nahl, 16/23).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Kibir, önce kişinin inanç dünyasına tesir ederek, hak ve doğruya inanmasına engel olur, Allah'ın birliğine, peygamberlere ve âhiret gününe inanmayanların inançsızlığa kibir yüzünden sürüklendikleri anlaşılmaktadır (en-Nahl,16/22; es-Sâffât, 37/35; el-Bakara, 2/87; el-A'râf, 7/75-76, 88; Nûh, 71/7; Yunus, 10/75; el-Mü'minûn, 23/27, 46-47).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Kibir, ferdin Allah'a kul olma ve ona itaat etme görevini engelleyen davranış olduğu için Kur'an bunun neticesine şöyle işaret eder:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Kim, Allah'a kulluktan, O'na ibadetten çekinir ve büyüklenirse, bilsin ki,</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> (Allah) <span style="color:fuchsia;">kıyamette herkesi huzurunda toplayacaktır"</span> (en-Nisâ, 4/172).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Çünkü Allah, zatına dua ve ibadet edilmesini istemekte; büyüklenerek kaçınanların, <span style="color:fuchsia;">"küçülmüş kimseler olarak"</span> cehenneme gireceklerini (el-Mü'minûn, 40/60) haber vermektedir.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Buna karşılık Allah'a ibadette büyüklük göstermeyen melekler övülerek, insanlar da bu harekete teşvik edilmektedir (el-A'râf, 7/206; el-Enbiyâ, 21 / 19).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Allah cc söyle buyurdu </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Büyüklük ve azamet örtümdür. Bu bakımdan bunlardan biriyle kim bana nizaa kalkışırsa, onu ateşe atarım "</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> (Ebû Dâvûd Libâs, 25; İbn Mâce, Zühd, 16; Ahmed b. Hanbel, II, 248).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Allah'ın Resulu (s.a.s.) yüce mertebesinde tevâzu * yönünden insanların en ileride olanıydı. Abdullah İbn Amr der ki: Resulullah'ın, kızıl bir devenin sırtında cemrelere taş attığını, önünde herhangi bir kimsenin dövülüp kovulduğunu ve <span style="color:fuchsia;">"yol açınız, yol açınız"</span> denildiğini görmedim. Resulullah (s.a.s.) hastalan ziyaret eder, cenazelerin arkasında gider, kölelerin davetine icabet ederdi. Ayakkabılarım bizzat pençeler, elbisesini yamalar, aile efrâdıyla beraber evinde onların ihtiyaçlarına koşardı.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Bir gün huzur-u saadetine bir adamcağız getirildi. Adam Resulullah'ın heybetinden tir-tir titremeye başladı. Efendimiz (s.a.s.) o adama:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Canını sıkma! Ben padişah değilim. Ben ancak Kureyş soyundan gelen ve kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum"</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> diyerek o kişiyi teskin etti.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Aişe vâlidemiz (r.anha), <span style="color:fuchsia;">"Ey Allah'ın Resulu, Allah benim canımı sana feda etsin: Yaslanarak ye; çünkü yaslanarak yersen senin için daha kolay olur"</span> deyince, bu ısrarına bir karşılık olarak Resulullah, alnı yere değercesine mübârek başını eğdi ve sonra şöyle dedi:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Hayır, ben kölenin yediği gibi yer ve kölenin oturduğu gibi otururum."</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Büyüklenme üç kısımdır:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">a) Cehâlet ve azgınlıktan ötürü bazı kulların kendilerini Allah'tan büyük görmeleri;</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">b) Peygamber'e karşı, O'nun buyruklarını küçümsemek, O'nu alelâde biri olarak görmek, prensiplerini hafife almak;</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">c) Etrafında bulunan insanları küçük görüp, kendini büyük görmek.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">İnsan ruhunu çeşitli tezahürleriyle körelten zararlarına Kur'an-ı Kerîm'in genişçe bir açıdan baktığı kibir, maddî hayatta zararın ve kaybın sebebidir. Kibir örneklerinde gördüğümüz gibi büyüklenenler henüz dünyada iken, hareketlerinin cezasını çekerek helâk olmuşlardır. Büyüklenme ve çoğunluğa güvenmenin özellikle savaşta acı sonucuna dikkati çeken Kur'an, Huneyn muharebesindeki durumu şöyle anlatmaktadır: <span style="color:fuchsia;">"O vakit, Huneyn'de çokluğunuz size güven vermişti de, bir faydası olmamıştı"</span>(et-Tevbe, 9/25). </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Şu da var ki ilâhî yardım inananların imdadına yetişti ve Huneyn'de küffâra karşı galip geldiler.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Büyüklenmenin manevî zarar ve kötülükleri, ceza ve azap şeklinde tecelli edecektir.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Şüphesiz kibirlenme insanlığı yokluğa iter. Onun giderilmesi gerekir; fakat bu kuru temenni ile değil, manevî ilâçla ve kibir ağacını kalpten söküp atacak vasıtaları kullanmakla mümkündür. Bu da iki şekilde olur:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">a)</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> Asıl ilaç; ilim ve ameldir. Şifa, bu ikisinin birleşmesiyledir. İlim, kişinin kendisini ve Allah'ını bilmesidir. Kibrin giderilmesi için bu yeterlidir. Kişi bildiği zaman bu var olan kâinat içindeki payını; Allah'ını bildiği zaman kibrin ve azametin onun hakkı olduğunu anlar. Kur'an-ı Kerîm bu hususta dikkati çekiyor:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Canı çıksın insanın, o ne nankördür! Allah onu neden yaratmış? Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek, ona şekil vermiş, sonra tutacağı yolu kolaylaştırmıştır. Sonra onu öldürür ve kabre koyar"</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> (Abese, 80/ 17: 22).</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:blue;">b)</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> Nesep, güzellik, mal, ilim vb. gibi büyüklenmeye iten sebeplerin gelip-geçici olduğunu düşünerek kendisini bu belâdan kurtarmaya çalışmak.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></p>
<p></span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;">Allahu Teâlâ bir başka ayette şöyle buyurmaktadır:</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">"Însanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini de alçalt. "</span></strong><strong><span style="font-size:13.5pt;font-family:Arial;"> (Lokman, 31/18). Hulâsâ; gurur ve kibir sâlih ve muttaki bir müslümanda bulunmaması gereken; tevhid ehline yakışmayan en kötü huylardandır.</span></strong><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"></span></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dondurma diye içeriğini bilmediğiniz buzları yemeyin]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1646</link>
<pubDate>Wed, 14 May 2008 01:29:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1646</guid>
<description><![CDATA[
“Dondurma diye içeriğini bilmediğiniz buzları yemeyin”
Yeni dondurma endüstrisi şeker yer]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img528.imageshack.us/img528/2724/dondurmahormonio0.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p style="margin-bottom:12pt;text-align:center;" align="center"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">“Dondurma diye içeriğini bilmediğiniz buzları yemeyin”</span></strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"></span></p>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Yeni dondurma endüstrisi şeker yerine sağlıksız yapay tatlandırıcılar, doğal salep yerine suni salep, süt yerine su ve süt tozu, meyve yerine yapay meyve boyası katarak dondurmayı dondurma olmaktan çıkardılar. Şimdilerde çoğu ürün ve marka için dondurma diye sunulan ürünlerin sadece adı dondurma içeriği ise buzlu yiyecek.</span></strong><span style="color:fuchsia;"></span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:midnightblue;">Günümüzde dondurma sevmeyen yok. Özellikle sıcak bölgelerde yazın bunaltıcı sıcağında sağlıklı ve lezzetli serinlemenin yolu dondurma yemektir. Dondurma dünyanın en sevilen tatlılarından biridir. Dünya tarihi kadar eski olmasa da oldukça eski olan bu serinletici ve besleyici tatlı 2000 yıllar dev bir endüstriye dönüştü. Çok uluslu şirketlerin pazarlarda kapıştığı bu alan son yılların önemli sorunlarından birini de teşkil ediyor.</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:midnightblue;">Tüketim kölesi haline getirilen 21 yüzyıl insanı, sağlıklı ve helal (inan kesim için) ürün yerine lezzet birinci tercih haline ge(tiri)ldi. Bu nedenle de tüketicilerin ezici bir çoğunluğu ürünleri niteliği incelemek yerine reklâmlarından ve ambalajlarından daha çok etkilenmektedirler. Hiç kimse “ucuz etin suyu kara olur” atasözümü hatırlamamaktadır. </span></strong><strong><span style="font-family:Arial;"></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’ne “<a href="http://www.kkgm.gov.tr/TGK/Teblig/2004_45.html">Dondurma Tebliği</a>” ve “<a href="http://www.kkgm.gov.tr/TGK/Teblig/2005-43.html">Yenilebilir Buzlu Ürünler Tebliği</a>” olmak üzere iki ayrı tebliğ var. Piyasada dondurma zannıyla tüketilen bu ürünlerin çoğu dondurma değil. Bunların ezici bir kısmı içinde </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">süt bile barındırmayan</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> ‘<strong><span style="font-family:Tahoma;">yenilebilir buzlar’</span></strong></span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">.<strong> İçindeki katkıların bir kısmı ise dünyanın birçok ülkesinde yasaklanmış katkılardan oluşmaktadır. <a href="http://www.tuketiciler.org/?com=files.read&#38;ID=23&#38;pID=65">Bu katkıların</a> birçoğu farklı ülkelerde sağlıksızlığı nedeniyle yasaklanmış katkılar. Ancak Tarım e Köy İşleri Bakanlığı EC (E) kodlu bu katkıların hemen hemen (bir istisna hariç) hiç birini yasaklamış değil.</strong></span><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Bizdeki sistem dünyanın tersine işlemektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde toplum sağlığı birinci hedef iken birde şirketlerin karı öncelik sırasının birinci sırasında yer almaktadır. Mazerette hazır eleman yok denetleyemiyoruz. <a href="http://www.tuketiciler.org/?com=files.read&#38;ID=5&#38;pID=50">T.C. Anayasanın 172. maddesi</a> devlete yani kamu kurumlarına tüketiciyi koruma görevi vermektedir. Ancak</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">ülkemizde tüketiciyi kamunun elinden koruyacak hiçbir mekanizma yok</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">. Tüketiciler Birliği başta olmak üzere tüketici örgütleri kıt insan ve maddi kaynakla hem özel sektörün hem de kamunun elinde tüketici korumak için can hıraç çalışmaktadır. Dondurma raporumuz, sağlıksız dondurma üretimine izin veren ve gerekli denetim görevini yapmayarak anayasa suçu işleyen devlete (kamuya) ile sağlıksız ürün üreten üreticilere karşı tüketicilere bir uyarı ve bilgilendirme amacıyla hazırlanmış bir çalışmadır.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Ülkemizde yüzyıllardır dünyanın en leziz ve helal dondurması salep, süt ve şeker karışımından üretile gelmiştir. Dondurma bir endüstri ürünü haline geldiğinden bu yana, dondurmanın da hilelisi ve sahtesi yaygınlaştı. Süt, şeker, sahlep üçlüsü ile yapılacak dondurma gerçek dondurmadır. Kıvamını tutturamıyoruz gibi bir gerçek dışı beyanla birçok katkı kullanan üreticilerin ülke tüketicisinin inancını düşünerek jelâtini (E441) dondurma ve diğer gıda maddelerinde kullanmamaya davet ediyoruz.</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;font-weight:normal;"> </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Piyasada satılan ve dondurma zannedilen ürünlerin çoğu dondurma olmayıp ‘yenilebilir buzlu gıdalardır’. Bunlara dondurma diyemeyiz. Zaten mevzuatta bunlara dondurma dememektedir. Üreticiler ürünlerinin dondurma olmadığını gizlemek için ICE CREAM ve ‘buzlu yiyecek’ gibi yabancı dil ifadelerini büyükçe yazarken ‘yenilebilir buzlu yiyecek’ gibi ifadeleri küçük yazmaktadırlar. Bu nedenle mutlaka gerçekten dondurma olan ürünleri tercih edilmelidir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Sade dondurmanın maliyeti raporumuzda hesaplanmıştır. Bu dondurmanın fiyat takdirini tüketiciye bırakıyoruz. Ancak bir nokta var ki: Özellikle 2-3 YTL’ye satılan ‘sizin için’, ‘size özel’ gibi ifadelerle sunulan ürünler dondurma değil buzlu yiyecektir. Bunların hacmine bakarak ağırlığı konusunda yanılmamalısınız. Çünkü 1000 ml yazan bu ürünler gerçekte 570 Gr’dır. İçine katılan bazı katkılar nedeniyle kabartılarak hacimli olarak gösterilmektedir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Denetim konusunda artık Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’ndan ve taşra teşkilatlarından hiçbir beklentimiz yok. Onların mazeretleri çok. Hiçbir konuda yaptıkları analizleri yayınlamamaktadırlar. Yayınlamış olsalar tüketicilerin hiçbir gıdayı tüketmeyeceklerini ve hastanelerdeki hasta sayısında azalma olacağını ve de sosyal güvenlik kuruluşlarımızın daha az zarar edeceğini biliyorlar olsa gerek. Bakanlığa çağrımız olsa olsa artık hiç denetlemeyin yaptığınız masrafa değmez diyoruz.  Nasıl olsa denetleseniz de denetlemeseniz de sonuç değişmiyor olacaktır. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Tüketicilerimiz üretim süreçlerini izleyemiyor olsalar da içeriğini bilmedikleri katkılı dondurma ve buzlu ürünleri tüketmemelidirler. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Dondurma alırken inanç ve sağlık faktörünü birlikte düşünmelidirler.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Dondurma yaz ve kış sürekli mutlaka tüketilmelidir. Ancak her satıcıdan değil güvendiğiniz satıcı ve üreticilerin ürünlerini tüketmeliyiz.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Dondurma bir tahterevalliye benziyor. Bir yiyen pişman bir de yemeyen. Yesek ayrı bir sorun yemesek ayrı bir sorun. Fiyat tek kıstas olmamalı. Maliyetinin altında satılması tehlikenin ilk adımıdır. Ancak pahalı satılması kaliteli anlamına da gelmez. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Eleştirsek bile konun hukuki sorumlusu Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri olduğundan bir sorunda mutlaka Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine şikâyetlerimizi gecikmeden iletmeliyiz. Ancak şikâyetimizin üretimi yönelik değil de tüketime yönelik olması durumunda mutlaka yazar kasa fişi alıp bunu da her ihtimale karşın saklanması olmazsa olmaz koşullardan biridir.”</span></strong></h3>
<h3><strong><em><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;color:black;"><!--[if gte vml 1]&#62;                  &#60;![endif]--><!--[if !vml]--></span></em></strong><strong><em><span style="font-family:Arial;color:midnightblue;"><a href="http://www.tuketiciler.org/?com=files.read&#38;ID=23&#38;pID=65"><span style="color:#3366cc;">Gıda Katkı Maddeleri</span></a></span></em></strong><strong><em><span style="font-family:Arial;color:midnightblue;"><br />
</span></em></strong><strong><em><span style="font-family:Arial;color:black;"><!--[if gte vml 1]&#62;&#60;![endif]--><!--[if !vml]--></span></em></strong><strong><em><span style="font-family:Arial;color:midnightblue;"> <a href="http://www.tuketiciler.org/?com=files.read&#38;ID=23&#38;pID=29"><span style="color:#498429;"></span></a></span></em></strong></h3>
<h3><strong><em><span style="font-family:Arial;color:midnightblue;"><a href="http://www.tuketiciler.org/?com=files.read&#38;ID=23&#38;pID=29"><span style="color:#498429;">Gazlı İçecekler Alkol Analiz Belgeleri</span></a></span></em></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">- Jelâtin (% 0,6) (E441)</span></strong><span style="color:fuchsia;"></span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">E441</span></strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;"> <strong>Gelatin alerjen olabilir. E220 içerebilir.  Alerjik ve astımlılar sülfitlerden sakınmalıdır. Hayvansaldır. Domuz ve sığır gibi büyükbaş hayvanların kemiklerinden elde edilir.<br />
</strong></span><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">E220</span></strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;"> <strong>Sulphur dioxide kömür katranından saplanır, sülfür ve alçıtaşının yanması ile üretilir; tüm sülfürlü ilaçlar zehirlidir ve kullanımı sınırlandırılmıştır (Amerika'da, FDA** çiğ meyve ve sebzelerde kullanımını yasaklamıştır); astım nöbetlerini azdırdığı ve böbrek fonksiyonları zayıflamış olanlarda metabolizmayı zorladığı, 'B1 vitamini'ni yok ettiği bilinir; tipik ürünler bira, hafif içecekler, kurutulmuş meyveler, meyve suyu, likör, şarap, sirke ve patates ürünleridir.</strong></span><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Dünyada binlerce alternatif bitki kökenli ürün olmasına rağmen ülkemizdeki üreticilerin ısrarla</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">HARAM </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">(Müslüman ve Yahudiler için)</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;font-weight:normal;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">olduğu kuskusu yoğun olan</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">JELATIN</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">’<strong>i Çin’den, Avrupa ülkelerinden, Hindistan’dan, Amerika’dan, Ukrayna’dan ithal ederek kullanmaları hayret vericidir. Ülkemizdeki Müslüman tüketiciler uyanıp, haklarını aramaya başlayıncaya kadar da kullanmaya devam edecekler gibi.<a name="_ednref1"></a><a href="http://www.tuketiciler.org/admin/fckeditor/editor/fckeditor.html?InstanceName=x_Content&#38;Toolbar=Default#_edn1"><span><span class="MsoEndnoteReference"><span style="font-family:Verdana;">[i]</span></span></span></a></strong></span><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Dondurma üreticilerin çoğu kez ürünleri Her gıda katkı maddesine Avrupa Birliği tarafından verilen özel tanıma kodu olan EC kodu olarak da bilinen E kodlarını yazmadıkları için katkı maddesini gerçek adı hakkında sağlıklı bir bilgiye erişmek çoğu kez imkânsızlaşmaktadır. Bu nedenle dondurmalarda yada buzlu yiyeceklerde kullanılması muhtemel katkı maddelerini bilgilerinize sunuyoruz. Gıdaya katılacak katkı maddesi insan sağlığı açısından güvenli olmalı, ancak izin verilen gıdalara ve izin verildiği miktarda katılmalıdır. İzin verilmesi bunların sağlıklı ve helal olduğu anlamına gelmez. Örneğin; E441 koduna sahip Gelatin (Jelâtin) maddesi bazı dondurmalarda yer aldığı görülmüştür. Bu madde elde etme maiyeti çok düşük olması, İslami hassasiyetten uzak ülke ve üreticilerce üretilmesi ve çoğu kez DOMUZ’dan elde edilmesi nedeniyle Müslüman ve Yahudi inancına sahip kimselerce tüketilemez katkı maddeleridir. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:midnightblue;">Bazı gıda maddelerinde sığır Jelâtini yazmaktadır. Sığır Jelâtinin olması helal olduğu anlamına gelmez. Sığır Jelâtini üreten firmanın o sığır Allah adıyla kesmesi ve temizlemesi gerekmektedir. Batılı Jelâtin üreticileri sığır Jelâtini pahalı olması ve domuz Jelâtinine göre daha sert olması nedeniyle tercih etmemektedir. Helal sayılan tek sığır Jelâtini üreticisi Pakistan’dır. Pakistan’ın sığır Jelâtini üretiminin tamamı sadece Türkiye’ye gelse bile Türkiye’nin Jelâtin ihtiyacını karşılamamaktadır. Kaldı ki Türkiye sadece Pakistan’dan Jelâtin almamaktadır. Jelâtinin ana hammaddesi kemiktir. Kemik ise otel, lokanta, yemek fabrikaları gibi firmalarının atık kemiklerinin toplanması ile elde edilir. Çok miktarda emik gerektiğinden özel bir hassasiyetiniz yoksa domuz en elverişli Jelâtin hammaddesi olmaktadır</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">. </span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Dondurma sandığımız ürünlere Jelâtin Niçin Eklenir?</span></strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"></span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Jelâtin ilave edilmesinin sebebi buz parçacıklarının çok küçük olarak teşekkülü sağlamaktadır. Özellikle endüstriyel üretimlerde dondurma donmaması için donma noktasındayken jelâtin çok yumuşak bir jel teşkil etmesini sağlar. Süt, şeker, yumurta ve sahlepten elde edilen gerçek yağlı sütle üretilmiş gerçek dondurmada yağ vb maddeler nedeniyle donma olmadığından jelâtine de ihtiyaç yoktur.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">Jelatin yerine aynı amaçla kullanılabilecek emilgatörler var mıdır?</span></strong><span style="color:fuchsia;"></span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">E441 Jelatin (Gelatin)</span></strong><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">’in görevlerini yapabilecek diğer gıda katkıları şunlardır:<br />
a- PEKTIN (bitkisel-elma kabuklarından elde edilir)</span></strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">E440a </span></strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;"><br />
<strong>b- AGARAGAR (bitkisel-bir cins deniz yosunundan elde edilir)</strong> </span><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">E406</span></strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;"><br />
</span><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">c- GUARK TOHUMU UNU (bitkisel)</span></strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">E412</span></strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;"> <strong>(Bazı dondurmalarda kullanılmaktadır)<br />
d- MODIFIYE NISASTA (bitkisel)</strong> </span><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">E1400-E1450</span></strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;"><br />
<strong>e- KITRE ZAMKI (bitkisel)</strong></span><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;"> <strong><span style="font-family:Verdana;">E413</span></strong> </span><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;"><br />
<strong>f- ARAP ZAMKI (bitkisel)</strong> </span><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">E414</span></strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;"> </span><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;"><br />
<strong>g- ALGINATLAR (bitkisel)</strong> </span><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">E401-E404</span></strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;"> <strong> (Bazı dondurmalarda kullanılmaktadır)<br />
h- KARRAGENAN (bitkisel)</strong> </span><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">E407</span></strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;"> </span><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">(Bazı dondurmalarda kullanılmaktadır)</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">Katkı Üreticisine Soru</span></strong><span style="color:fuchsia;"></span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Hej, Hvofor laver I ikke % 100 vegetabiliske vingummier. I danmark lever der mange muslimer, jøder og vegetare.Jeg finder ikke %100 vegetabiliske vingummier i danske supermarkeder. Muslimerne spiser ikke gelatine, lecitin eller E471 fra svin. Hilsen </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:blue;">Niçin % 100 bitkisel olan bir yumuşak şeker üretmiyorsunuz? Danimarka’da birçok Müslüman, Yahudi ve vejeteryan insan yaşıyor. Marketlerde %100 bitkisel katkılı yumuşak şeker bulamıyoruz. Müslümanlar, Domuzdan elde edilmiş gelatin, lecitin ve E 471 gibi bazı katkıları içeren gıdaları yiyemiyorlar. Selamlar H. Kayhan</span></strong><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:blue;"> </span><span style="color:blue;"></span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Katkı Üreticisinin Cevabı</span></strong><span style="color:fuchsia;"></span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Tak for din henvendelse. Haribo Lakrids A/S anvender en gelatine fremstillet af gris og har nogle specielle egenskaber. Den giver en bl.a. en speciel mundfornemmelse, måden den smelter i munden på, fasthed og bid. Disse egenskaber og kvalitetstegn for Haribo produkter kan vi desværre ikke opnå med vegetabilsk gelatine.  Med venlig hislen Haribo Lakrids A/S Maria Meldal Laboratoriet </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:blue;">Basvurunuz için teşekkürler. Haribo Lakrids A/S gelatini domuzdan ve değişik kaynaklardan elde etmektedir. Bu şekilde olması özel bir ağız hissi yani ağızda parçalanabilmesi, ısırma ve çiğneme hissi vermektedir. İşte Haribo, bu özellikleri bitkisel gelatin ile elde edemiyor. </span></strong><strong><span style="font-family:Verdana;color:blue;"><br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">Saygılarımızla Haribo Lakrids A/S Maria Meldal Laboratoriet</span></strong></span></strong><span style="color:blue;"></span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:#990033;">Mamullerimizin Hiç Birinde Domuz ve Katkı Ürünleri Yoktur Yazarsa?</span></strong><span style="font-family:Arial;"></span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Artık moda cümle gıda ürünlerinin Türkçe ve Arapçası’na</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> “</span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Mamulleriz hiçbirinde domuz ve domuzdan mamul katkı yoktur</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">”</span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>ve</strong> “</span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Mamulleriz hiçbirinde alkol ve çözeltileri yoktur</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">”</span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>ibarelerinin yazılması ticari bir moda olmuştur. Modadır çünkü bu ibareleri yazan firmaların birçok ürününde ‘Jelatin’ katkısı vardır. Kimileri ise ‘Hayvansal jelatin’ şeklinde yazmaktadır. Ancak bu firmaların hiçbiri Jelatin satın aldıkları ülke yada üreticinin adını verememektedir. Bu nedenle bu moda tabir mütedeyyin Müslüman ve Yahudi tüketiciler açısından hiçbir anlam ifade etmemektedir.</strong></span></h3>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> Kaynak</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;">:<strong> <a href="http://www.tuketiciler.org/?com=files.read&#38;ID=2&#38;pID=94" target="_blank">Tüketiciler Birliği</a></strong></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kimler Cennete girer?]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1642</link>
<pubDate>Tue, 13 May 2008 00:13:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1642</guid>
<description><![CDATA[
Kimler Cennete girer? 
 
Sual: Genel olarak kimler Cennetlik, kimler Cehennemliktir?

CEVAP
Allahü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img253.imageshack.us/img253/6184/cennetcehennemmizansiraqq0.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Kimler Cennete girer?</span></strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"> </span></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual:</span> </strong><strong><span style="font-family:Arial;">Genel olarak kimler Cennetlik, kimler Cehennemliktir?</span></strong></h3>
<h3>
<strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">CEVAP</span><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;">Allahü teâlâya inanan, Onun emir ve yasaklarına riayet eden, hepsini beğenen kimse yani Müslüman olarak ölen Cennete gider. Bunun tersi olan da Cehenneme gider. Genelde iyi huylular Cennete, kötü huylular Cehenneme gider. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:</span></strong><span style="font-family:Arial;"><br />
<strong><span style="color:fuchsia;">(Cennete gidecek olanları haber veriyorum, dikkatli dinleyin. Zayıftır, mazlumdur, güçleri yetmez. Bir şey için yemin ederlerse, Allahü teâlâ, bu Müslümanların yeminlerini, muhakkak yerine getirir. Cehenneme gidecek olanları da bildiriyorum: Sertlik gösterirler ve kendilerini üstün görürler.)</span></strong> <strong>[Tirmizi, Ebu Davud]</strong></span></p>
<p><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">Cennet mi, Cehennem mi daha kolay?</span></strong></h3>
<h3><strong><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">:</span></strong> <strong><span style="font-family:Arial;">Cennete gitmek mi, yoksa Cehenneme gitmek mi daha kolaydır?</span></strong></h3>
<h3>
<strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">CEVAP</span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Arial;">İkisi de kolaydır. Doğru inanan, Müslüman olarak ölen Cennete, inanmayan, kâfir olarak ölen Cehenneme gider.</p>
<p>Nefsine uyanın Cehenneme gitmesi çok kolay, Cennete gitmesi ise çok zordur. Cehenneme gitmek için hiçbir yasağa riayete ihtiyaç yoktur; ama Cennete gitmek için birçok kurallar vardır. Önce doğru iman, sonra haramlardan kaçmak ve ibadetleri yapmak... İki hadis-i şerif meali:</span></strong><br />
<strong><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">(Cehennem nefse hoş gelen, Cennet ise nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle kuşatılmıştır.)</span></strong> <strong>[Buhari]<br />
<span><br />
</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">(Cenneti isteyen de, Cehennemden korkan da uyumaz. Cennet zorluklarla kuşatılmıştır, dünya ise lezzet ve şehvetlere bürünmüştür. Onun lezzet ve şehvetleri sizi Cennetten alıkoymasın.)</span> </strong><strong>[Ramuz]</strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">Cennete girecek hayvanlar</span></strong></h3>
<h3><strong><br />
</strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual:</span> </strong><strong><span style="font-family:Arial;">İstisna olarak Cennete girecek hayvanlar hangileridir?</span></strong></h3>
<h3>
<strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">CEVAP</span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Arial;">Cennete girecek olan hayvanlar şunlardır:<br />
<span>1-</span> Salih aleyhisselamın devesi,<br />
<span>2-</span> İbrahim aleyhisselamın danası,<br />
<span>3-</span> İsmail aleyhisselamın koçu,<br />
<span>4-</span> Musa aleyhisselamın sığırı,<br />
<span>5-</span> Yunus aleyhisselamın Yunus ismi verilen balığı,<br />
<span>6-</span> Üzeyr aleyhisselamın merkebi,<br />
<span>7- </span>Süleyman aleyhisselamın karıncası,<br />
<span>8-</span> Belkıs'a gönderilen hüdhüd,<br />
<span>9-</span> Eshab-ı Kehfin Kıtmir isimli köpeği,<br />
<span>10-</span> Muhammed aleyhisselamın devesi</span></strong>.<br />
<strong><span style="font-family:Arial;">Bu hayvanların, Cennete koç şeklinde gireceği bildirilmiştir</span></strong>. <strong>(Mişkatül-Envar, Şir'at-ül-islam şerhi)</strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;">Deli Cennete gider mi?</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:blue;"><br />
</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">Sual:</span></strong> <strong><span style="font-family:Arial;">Deli, ahirette nereye gider? Doğuştan deli ise veya sonradan delirmişse ne olur? </span></strong></h3>
<h3>
<strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">CEVAP<br />
</span></strong><strong><span style="font-family:Arial;">Allahü teâlâ, iman ve ibadette kullarından gücü yetmediği şeyleri istememiştir. Bunun için, Müslüman iken deli olan, uykuda iken ölen kimse, bu halinde imanlı olduğunu tasdik etmiyorsa da, Müslümanlığı devam etmektedir. Kâfir iken deliren de küfrünü ilan etmiyorsa da, önceki küfür hâli devam etmektedir.</p>
<p>Doğuştan deli olan Müslüman evladı Cennete gider. Kâfir çocukları için yedi tane farklı kavil vardır. O kavillerden birisi onlar da Cennete gidecektir. O kavillerin birine göre de, hesaptan sonra toprak olacaktır.</span></strong></h3>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="color:fuchsia;">Alinti : Dinimizislam</span></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kadın hakları savunucuları, kadını kendi zevkleri ve eğlenceleri uğruna harcamış ve kurban etmişlerdir. ]]></title>
<link>http://islamisite.wordpress.com/?p=80</link>
<pubDate>Mon, 12 May 2008 14:36:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
<guid>http://islamisite.wordpress.com/?p=80</guid>
<description><![CDATA[ 
Batının materyalist zihniyeti, kadına tanıdığı serbestlik, aslında onu
köleliğin modern]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><strong>Batının materyalist zihniyeti, kadına tanıdığı serbestlik, aslında onu<br />
köleliğin modern sömürüsü haline getirmiştir. Ama bu köleliğin renk ve<br />
çizgileri dünkü kölelikten farklıdır.<br />
Kadın hakları savunucuları, kadını kendi zevkleri ve eğlenceleri uğruna<br />
harcamış ve kurban etmişlerdir. Medeniyet ve özgürlük adına kadını<br />
koruyormuş gibi görünürken, sosyo-ekonomik ve politik bakımdan tamamıyla<br />
kendi egemenlik,Bugün özgürleşmiş kadın tipi, ne yazık ki vücutları,<br />
güzellikleri ve düşünceleri metalaşmış , iktisadi sömürücülüğün en belirgin<br />
özelliğini vermektedir.<br />
Materyalizm, kadını özgürlük uğruna sokaklara dökmüştür. Bir lokma ekmek<br />
için üretim çarkları arasına itmiş, dolayısıyla da, ondan yararlanma yoluna<br />
gitmiştir. Halbuki burada kişiliğine kavuşan kadın değil, kokuşmuş dünyalık<br />
zevklerini tatmin eden, kadının duygularını, ruhi inceliklerini istismar<br />
eden " sözde aydınlar " dır.<br />
Kadını ailesinden, çocuğundan, yuvasından koparıp fabrika patronlarının ve<br />
ağalarının bedeni zevklerini tatmin etmeye, az ücretle devlet dairelerinde<br />
çalıştırmaya, seksi giysilerle sinemada, tiyatroda, televizyonda, balolarda,<br />
kulüplerde, defilelerde sanat adı altında teşhir etmeye, "kadının özgürlüğü<br />
ve eşitliği" demek mümkün mü?<br />
<!--more-->Kadın böylece evinden ve çocuklarından koparılmış, evinin huzurlu havasını<br />
çeşitli sıcak duygularla teneffüs edemez biri haline getirilmiştir. O'nun<br />
bütün düşüncesi; ihtirası, heyecanı ve beğenilme arzusudur. O artık<br />
dişiliğini teşhir etmenin sarhoşluğu içinde ne yaptığının farkında olmayan<br />
bir zavallıdır.<br />
O, dün olduğu gibi bugün de bir sermaye olarak kullanılmaktadır. Fakat,<br />
gözleri kamaştıran, hisleri okşayan, duyguları ve beyinleri çalışamaz hale<br />
getiren bir kelime vardır ki bütün gerçeklerin görülmesine engel olmaktadır.<br />
Kadın, bu kelimenin cazibesinden kendini bir türlü alamamıştır. Evet bu<br />
kelime " özgürlük" tür.<br />
Bu kelime kişiliğini, iffetini, mutluluğunu alıp götürmüştür. Özgürlük<br />
uğruna istismarcı kapitalist sömürgecilerin elinde bedeni zevkleri tatmin<br />
eden " modern bir köle" olmuştur.<br />
Kadın özgür mü, Modern Köle mi?<br />
Yunan ve Roma İmparatorluğunun" tarihi belgeleri incelendiği zaman<br />
görülecektir ki, Yunanlı erkek bacısıyla evlenirken, Romalı erkek babası<br />
öldükten sonra, kılıcını üzerine attığı annesiyle evlendikleri<br />
görülmektedir. Bütün bunlar Yunan ve Roma medeniyetleri adına yapılıyordu.<br />
Onun için batı dünyasının, kadınlar için özgürlük istemesini olağan<br />
karşılamak gerekir. Daha düne kadar kadının insan olup olmadığını tartışma<br />
konusu yapan ve kadınlarını kumar masalarında açık arttırmayla satışa<br />
çıkaran bir zihniyetin, bugün kadınlar için özgürlük istemesini çok normal<br />
karşılamak gerekir.<br />
Batı dünyası, modern medeniyet denilen çağımız dünyasında kadına ne kadar<br />
özgürlük isterse istesin hala köle olarak kullanılmaktadır." Kadın onlar<br />
için daima bir sermaye ve karlı bir metadır."<br />
Batı toplumu ve batı insanı, kadını bir bakıma hürriyetlerine kavuşmuş gibi<br />
görmektedir ama her türlü rezillikten, hayvani hislerden ve arzularının<br />
tatmininden kurtulmaması için sürekli olarak yaradılışındaki gizli<br />
kuvvetleri istismar etmektedir.<br />
Önceden de belirttiğimiz gibi köleliğin vasıfları değişmiştir. Sömürü ise<br />
aynen devam ediyor. Değişen bir durum yoktur, önceden cebri hareket vardı,<br />
şimdi ise kadının duyguları istismar edilerek ve müsaadesi alınarak ve aynı<br />
zamanda zaafından yararlanıp kandırılarak yapılmaktadır. Bundan<br />
kurtulabilmesi de artık çok zor. Çünkü sistemleri, kadın ruhunun köleliği<br />
üzerine kurulmuş bir kere..</strong></p>
<p>İslam'ın dışındaki bütün sistemler kadına, sosyo-ekonomik ve politik açıdan<br />
bakarken, İslamiyet kadına öz değerini vermekte, sömürü hayatından,<br />
istismardan, adi ve bayağı zevklere aracı olmaktan kurtarmaktadır...<br />
İslam, onu evinin ve ailenin temel direği kabul etmekte, onu her türlü<br />
dünyalık maskaralıkların dışında, evinin ve çocuklarının her türlü<br />
destekleyicisi olarak kabul etmektedir.<br />
İslam, hiçbir zaman kadının dünyalık meta ile adi zevklere vasıta<br />
kılınmasını tasvip etmez. Kadını ve kadın şahsiyetini ucuza indiren her<br />
türlü kepazeliğe rıza göstermez.<br />
Kendi toplumunda kadın ve erkeği bayağılıklara sevk edecek telkinlerin<br />
yapılmasına asla müsaade etmez. Zira onun dünya görüşüne ve saadet<br />
anlayışına aykırıdır. Alınan her türlü tedbir, kadına ne kadar büyük değer<br />
verildiğinin işaretidir.<br />
Bu bakımdan İslam aile yuvasını, çocukları, evin içindeki huzurlu havayı<br />
organize etmeyi kadına vermiştir. O'nu, ekonomik hayatın zor şartları<br />
arasından çıkarmış ve bunun için geçimi erkeğin omuzlarına yüklemiştir.<br />
Çoluk-çocuğun geçimini temine çalışmak, onlara istikbaldeki çalışmalarına<br />
zemin hazırlamak aile reisi olan babanın asli vazifeleri arasındadır. Öte<br />
yandan ailede huzuru sağlamak, manevi havayı evin içinde temin etmek,<br />
çocuklara sevgi, şefkat ve terbiye ruhunu vermek vazifesi ise kadına yani<br />
anaya düşer. Bu itibarla bu vazifesindeki kutsiyeti bakımından İslam kadına<br />
büyük değer vermiştir.<br />
Bugün kaybedilen kadını kurtarmak medeni insanın en başta gelen vazifesidir.<br />
Çünkü kadın kişiliğine ve gerçek manada mutluluğuna erişince, erkek de<br />
cemiyetler de, nesiller de mutlu olacaklardır....</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[J E L A T İ N     ?       ( N E D İ R ? )]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1641</link>
<pubDate>Mon, 12 May 2008 00:06:51 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1641</guid>
<description><![CDATA[
J E L A T İ N   &gt;&gt;    N E D İ R ?
Jelatin, hayvanların deri ve kemiklerinden elde edi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img227.imageshack.us/img227/1451/jelatingelatinjellyharaem1.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Verdana;color:fuchsia;">J E L A T İ N   &#62;&#62;    N E D İ R ?</span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">Jelatin, hayvanların deri ve kemiklerinden elde edilen bir katkı maddesidir ve protein olarak bilinir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">Jelatin üretiminde, hammaddenin temizlenip hazırlanması aşamasından sonra birbirini takip eden şu işlem basamakları vardır:</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Ön işlemler </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Extraksiyon </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Saflaştırma </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Konsantrasyon</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Kalite kontrol </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Kurutma </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Öğütme </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Eleme</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Harmanlama</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">Ön işlemlerde, asit uygulaması ile A tipi jelatin, baz uygulaması ile B tipi jelatin elde edilir. A tipi jelatin kemik ve domuz derisinden, B tipi jelatin kemik ve inek derisinden elde edilir</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;color:midnightblue;">.</span></h3>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Verdana;color:fuchsia;">Kullanım Alanları:</span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Gıda </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Kozmetik </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Eczacılık </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Fotografçılık </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Gübreler </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Kaplamalar </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Microenkapsülasyon </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Beslenme </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Yıkama ürünü </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Temizleme ürünü</span></strong></h3>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="color:midnightblue;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Verdana;color:fuchsia;">Fonksiyonları:</span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Köpürmeyi sağlayıcı</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Emülgatör</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Kristalizasyonu düzenleyici </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Stabilizör </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Jelleştirme</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Bağlama</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Film oluşturucu</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Kremleştirme ajanı</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Durultma ajanı </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Koloidal yapıyı koruyucu </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Koyulaştırıcı </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Yapışma ajanı </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Diğer</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">Gıdaların protein açısından zenginleştirilip yağ ve karbonhidrat oranının azaltılmasında da jelatin kullanılır.</span></strong></h3>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Verdana;color:fuchsia;">Kullanım Yerleri:</span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Şekerlemeler </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Tatlılar </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Süt ürünleri </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Et ürünleri,</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Soslar</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Çorbalar</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- İçecekler </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Fırın ürünleri.</span></strong></h3>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Verdana;color:fuchsia;">Fonksiyonel Özellikleri</span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Jelleşme ajanı olarak jöleli tatlılar, etler, şekerlemeler, et soslarında kullanılır.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Yapı sağlayıcı olarak lokum, koz helvası, kremalar, sufleler, fırın ürünleri ve diğer ürünlerde kullanılır.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Bağlama ajanı olarak rulo etler, konserve etler, şekerlemeler, peynirler, süt ürünleri ve diğer ürünlerde kullanılır.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Durultma ajanıbira, şarap, meyve suları ve diğer ürünlerde kullanılır.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Film oluşturucu olarak meyvelerin kaplanmasında ve etlerde kullanılır.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Koyulaştırıcı olarak toz içecekler, et suyu, soslar, çorbalar, pudingler, jöleler, şuruplar, süt ürünleri ve diğer ürünlerde...</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- İşlem yardımcısı olarak tadlandırıcılar, yağ, vitamin ve renklendiricilerin mikroenkap-sülasyonunda kullanılır.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Emülgatör olarak çorbalar, soslar, tadlandırıcılar, et ürünleri, kremalar, şekerlemeler, süt ürünleri ve diğer ürünlerde kullanılır</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Stabilizör olarak krem peynirler, çikolatalı sütler, yoğurt, buzlandı-rılan ürünler, kremalar, don-muş tatlılar ve diğer ürünlerde...</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Yapışma ajanı olarak şekerlemeler ve et ürünlerinde kullanılır.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Köpürmeyi sağlayıcı olarak şekerlemeler, kremalar, dondurmalarda kullanılır. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Kristalizasyonu düzenleyici olarak dondurmalar, buzlu ürünler, donmuş tatlılarda kullanılır.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Jelatin, kozmetik alanında saç ve cilt bakım ürünlerinin üretiminde kullanılır.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Eczacılıkta ise en yaygın kullanım alanı, yumuşak ve katı jelatin kapsüllerin üretimidir.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">- Fotoğrafçılıkta ise fotoğraf filmlerinin üretiminde kullanılır.</span></strong></h3>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;"><span style="color:#0000ff;">ŞİMDİ SORMAK LAZIM...</span> </span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">Kullanım alanı bu kadar yaygın olan jelatinin hammaddesinin ne olduğu hususunda bir müslüman olarak duyarsız kalabilir miyiz? </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">Jelatin üretiminde büyük oranda domuz kullanıldığını bile bile, firmaların beyanını esas alarak jelatinli ürünleri tüketmeye devam mı edeceğiz? </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Verdana;color:midnightblue;">Yoksa, firmaların, ürünlerinin denetimi yapılarak GİMDES SERTİFİKASI almalarını mı talep edeceğiz? </span></strong></h3>
<table class="MsoNormalTable" style="height:34px;" border="0" cellpadding="0" width="676">
<tbody>
<tr>
<td style="padding:1.5pt;">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-family:Verdana;color:fuchsia;">ŞİMDİ KARAR ZAMANI!</span></strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Kaynak: http://www.gimdes.org/jelatin.asp</span></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[RESULULLAH`IN  ( S.A.V.) HZ. Ali`YE ( K.V .) MEKTUBU]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1631</link>
<pubDate>Sun, 11 May 2008 00:14:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1631</guid>
<description><![CDATA[
RESULULLAH`IN ( S.A.V.) HZ. Ali`YE ( K.V .) MEKTUBU
 
Abdullah bin Abbas ( r.a.) diyor ki : Peygamb]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img375.imageshack.us/img375/2051/hzalisg6.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">RESULULLAH`IN<span> </span>( S.A.V.) HZ. Ali`YE ( K.V .) MEKTUBU</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></strong></p>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">Abdullah bin Abbas ( r.a.) diyor ki : Peygamber efendimiz ahirete irtihal ettikten sonar, Resulullah`in Hz Ali ( k.v.)`ye hitaben yazdigi bir mektuptan ettigim istifadeyi ve aldigim dersi hicbir seyden elde etmedim.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:black;">O mektupta Resul-i Ekrem Efendimiz buyurdu ki :</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;">”…. Ey Ali !<span> </span>insan, ulasamadigi ve elde edemedigi bir seyden dolayi uzulur, Øyle ise dunyada nail oldugun bir sey icin sevincli ; kaybettigin bir sey icin de kederli olma. Sakin amelsiz saadet bekleyenlerden ve uzun emel zincirine baglanip da tevbeyi bugune ve yarina tehir edenlerden olma, Bu nasihat sana kafidir.”</span></strong></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BUNLARI BİLİYORMUYUZ?...]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1638</link>
<pubDate>Sun, 11 May 2008 00:08:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1638</guid>
<description><![CDATA[
BUNLARI BİLİYORMUYUZ?&#8230;

İmam-ı Azam hazretlerinin okyonuslara benzeyen ilmine hayranlık ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><img src="http://img208.imageshack.us/img208/5650/imamiazamre1.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;font-family:Tahoma;color:blue;">BUNLARI BİLİYORMUYUZ?...</span></p>
<p class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;">İmam-ı Azam hazretlerinin okyonuslara benzeyen ilmine hayranlık duyanlar, </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> O’na şu suali sormuşlar: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:blue;">-Ya İmam bunca ilmi nasıl öğrendiniz? </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:blue;"> </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> İmam-ı Azam şu cevabı vermiştir: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">- Bilmediğimi sormaktan utanmamakla… </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> Bunun için alimler der ki: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#993300;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">-İlmin tek kapısı vardır… O da bilmediğini sormaktan utanmamak kapısı…</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong><strong></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#00ccff;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;">Bağdat alimlerinden Kasım bin muhammed der ki: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> -Sorulan suale bilmeden cevap vermektense, dilimin kesilmesi bana daha </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> hayırlı gelmektedir… Alim şöyle devam eder; ” Vallahi ben birçok din </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> büyüğüne eriştim.. Hiç birinin BİLMİYORUM sözünden rahatsızlık </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> duyduklarını görmedim… Bildiklerine büyük bir iştiyakla cevap verirken, </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> bilmediklerine de kolaylıkla bilmiyoruz ” derlerdi… Bundan dolayı da asla </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> rahatsızlık duymazlardı… </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> Birgün hutbe okurken cemaatten biri sualler sorar.. O da bilmiyorum cevabını </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> verir.. Sual sahibi buna kızar ve şu iğneleyici sözü söyler: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> -Madem ki bilmiyordun o yüksek makama nasıl çıktın? </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> Faziletli alim kızmaz şu cevabı verir: </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> -Ben ilmim kadar yükselerek çıktım buraya… Eğer cehlim nisbetinde </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:maroon;"> yükselmem gerekseydi, başımın göğe değmesi icap ederdi…</span></strong></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Belaya ugramis bir kimseyi görünce okunur]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1612</link>
<pubDate>Sat, 10 May 2008 00:38:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1612</guid>
<description><![CDATA[
Belaya ugramis bir kimseyi görünce okunur 
Elhamdü lillahillezii aafaanii mimmebtelaake bihii ve]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<h2><img src="http://img369.imageshack.us/img369/6809/cennetcehennemislamdinkxz0.jpg" alt="" width="540" height="340" /></h2>
<h2><span style="color:#ff00ff;"><span style="font-family:Tahoma;">Belaya ugramis bir kimseyi görünce okunur</span></span><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h2>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:blue;">Elhamdü lillahillezii aafaanii mimmebtelaake bihii ve faddalenii alaa kesiirin mimmen haleke tafdiilaa</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Manasi</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> <strong>:</strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> Hamd olsun O allahaki, senin mübtela oldugun seyden bana afiyet verdi ve beni yarattigi bir coklarindan üstün kildi. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> Bu Dua belaya ugramis bir kimse görülünce , o belanin kendisinede isabet etmemesi icin okunur. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> Insan katiyyen baskasina gülüp, onu ayiblamamali. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> Zira güldügü sey kendi basinada gelebilir. </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> Muhtasar Ilmihal</span></strong></h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mucizevi formülleri not edin]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1610</link>
<pubDate>Sat, 10 May 2008 00:28:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1610</guid>
<description><![CDATA[


Mucizevi formülleri not edin
Profesör Doktor İbrahim Saraçoğlu mucizevi etkileri olan sihirl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<div class="snap_preview">
<p><img src="http://www.mihalgazi.gov.tr/seraveurun/maydonoz.JPG" alt="" width="540" height="340" /></p>
<h2><span style="color:#0000ff;">Mucizevi formülleri not edin</span></h2>
<p><strong>Profesör Doktor İbrahim Saraçoğlu mucizevi etkileri olan sihirli formüller verdi. Canlı yayında tariflerini açıklayan Saraçoğlu gençleştirici kremden, sperm artırıcı formüle, sigara içerken etkilerini yok eden karışımdan zayıflama formülüne kadar bir çok derde deva olacak doğal bitkileri anlattı. Bunları yazın ve bir kenarda saklayın.<br />
İşte o formüller;</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">GENÇLEŞTİRİCİ FORMÜL (MALZEMELER)</span></h3>
<p><strong>-15-16 sap maydanoz<br />
-2 yemek kaşığı taze limon suyu<br />
-Yarım bardak su</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">GENÇLEŞTİRİCİ FORMÜL (HAZIRLANIŞI):</span></h3>
<p><strong>Maydanoz, limon ve suyu karıştırıp blenderdan geçirin. Hazırladığınız bu karışımı sabah aç karnına kahvaltıdan 15-20 dakika önce için. 15 gün boyunca her sabah düzenli olarak tüketin. İkinci günden itibaren kendinizi daha dinç ve zinde hissedeceksiniz.</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">SPERM ARTICI FORMÜL</span></h3>
<p><strong>Bu formül sperm sayısında düşme olan erkekler için…<br />
Hazırlanışı: 7-8 tane keçiboynuzunu kırıp yarım litre sıcak suya atarak 7-8 dakika kaynatın. Elde edilen suyu 3 ay boyunca düzenli olarak tüketin.</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">MS FORMÜLÜ</span></h3>
<p><strong>MS hastaları ve MS’e karşı önleyici olan bitki Anadolu buğdayıdır. Yarım litre suya bir avuç buğday atılır ve 6-7 dakika haşlanır. Daha sonra ılımaya bırakıp yarısını sabah kahvaltısından sonra diğer yarısını da öğlen aç karnına içeceksiniz.</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">Alzheimer için FORMÜL</span></h3>
<p><strong>Formülün temel maddesi havuç… Taze olarak sıkıp, gece yatmadan önce içmeniz öneriliyor. Alzheimer’in birinci evresinde ise o da ortadan kalkar. Alzheimer bir iki yılda değil en erken 15 yıl önce başlar ve ortaya çıktıktan sonra da geç kalmış olursunuz. Bunu önlemek istiyorsanız zaman zaman bu havuç suyunu içmelisiniz…</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">UNUTKANLIĞA MUCİZE FORMÜL</span></h3>
<p><strong>Bir ay taze sıkılmış havuç suyu uygulayacaksınız. Bunu gündüz de içebilirsiniz. Sonra bakın nasıl zehir gibi bir hafızaya sahip oluyorsunuz…</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">Süper enerji formülü (MALZEMELER)</span></h3>
<p><strong>Kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsanız ve özellikle zihin yorgunluğunuz varsa,<br />
-Bildiğimiz siyah çay (Ancak çok demli olmayacak, açık olacak, poşet çay olmayacak)<br />
-10-12 sap kuru karanfil</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">Süper enerji formülü (HAZIRLANIŞI)</span></h3>
<p><strong>Demlenmiş siyah çayın içine kuru karanfilleri atın. 2-3 dakika bekleyin ve karıştırıp için. İçtikten 10 dakika sonra saçınızın kökünde bile dahi kıpırdanmayı hissedeceksiniz. Yorgunluğunuzun buharlanıp gittiğini belirgin şekilde farkedeceksiniz. Dinçleştiren ve üzerinizdeki ağırlığı alan bir formül.</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">Demleme çayın faydaları</span></h3>
<p><strong> Poşet çay yerine demleme çay kullanılmasını öneriliyor. Şöyle ; 4-5 dakika demlenmiş çay sindirim sistemini uyarır. Eğer bunu 8-10 dakika demlerseniz keyif veren ve rahatlatan bir etki verir. Ancak günde 4 bardaktan fazla çay kalp krizini tetikler. Çok fazla içilmesi de doğru değil.</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">Sigara içenlere özel formül</span></h3>
<p><strong>İnsanın kendi kendine vereceği en büyük ceza sigara içmesidir. Ancak, sigarayı bırakamıyor ve nikotin ihtiyacından kurtulamıyorsanız, en azından zararlarından kurtulabilirsiniz. İşte Profesör’ün bugüne kadar saklı tuttuğu özel formül bunun için. Bu formül ile sigaranın vücudunuza verdiği tüm zararları elbette ortadan kaldırmak mümkün değil. Ancak önemli bir bölümünü en asgari düzeye indirebiliyorsunuz.</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">Sigara içenlere özel formül</span></h3>
<p><strong><span style="color:#000000;">-Formülün temeli TERE OTU…<br />
Ayda 5 kez bunu yapacaksınız. 5 gün üst üste yaptıktan sonra diğer aya kadar bir daha tüketmeyeceksiniz. Yapmanız gereken şu; 5 gün boyunca her gün bir bağ tere otu yemek. Ancak salataya katmadan, saf olarak tüketeceksiniz. Öğlene kadar yarısını, öğleden sonra diğer yarısını yiyeceksiniz.</span></strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">Sigara içenlere özel formül</span></h3>
<p><strong>Bu kürü uygularken idrara çıkıldığında yanma hissedilebilir. Bu zararlı bir şey değil. Bu ot aynı zamanda idrar yollarını da temizliyor. Formülü uygulamaya başladıktan sonra 2 veya 3. günde balgam çıkartmaya başlıyorsunuz. (Ayda 5 kez uygulanıp bırakılacak, unutmayın)</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">Dereotu mucizesi</span></h3>
<p><strong>Profesör Saraçoğlu, “Ben bunu bulduğumda heyecanımdan günlerce uyku uyuyamadım” diyor… Ne mi o? Tiroidin hızlı ya da az çalışması durumunda dereotu çok etkilidir. 3 ay boyunca bir yemek kaşığı dereotu sabah, öğle ve akşam öğünlerinden 15 dakika önce tüketilecek. Bu konuda 5 ay sonra ilaçlarını bırakan hastaların oranı yüzde 90’dır.</strong></p>
<h3><span style="color:#ff00ff;">Dereotu zayıflama mucizesi</span></h3>
<p><strong>Sofraya oturmadan 15 dakika önce bir yemek kaşığı dereotu yerseniz sofradan daha erken kalkarsınız. 10 dakika sonra tokluk hissi artacaktır. Daha az yemek yersiniz. Diyet yapanların özellikle yemesi gerekir. Açlık duygusuna fren yaptıran dereotudur. Hatta yemek arasında da yiyebilirsiniz. İştahınızın yavaş yavaş kalktığını görürsünüz. Göreceksiniz ki iştahınız daha erken kapanacak ve doygunluk duygunuz daha erken gelecektir.</strong></p>
<p><strong>ALINTI : Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu</strong></p>
<p><strong>(Bilgi: televizyongazetesi)</strong></p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Annenle-babanla dünyada iyi geçin]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1628</link>
<pubDate>Fri, 09 May 2008 00:30:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=1628</guid>
<description><![CDATA[
Annenle-babanla dünyada iyi geçin


“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, anne-babanıza d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img213.imageshack.us/img213/7014/annebabayukarikayalargosn8.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">Annenle-babanla dünyada iyi geçin</span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Tahoma;color:#333399;"><br />
</span></p>
<h3><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, anne-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “Öf!” bile deme; onları azarlama. İkisine de güzel</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:#333399;"> (tatlı ve yumuşak)</span></strong><strong><span style="font-weight:normal;font-family:Tahoma;color:#333399;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">söz söyle. Onlara acıyarak tevazu kanadını</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:#333399;"> <strong>(yerlere kadar)<strong><span style="font-family:Tahoma;"> </span></strong></strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">indir</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:#333399;"> <strong>(alçakgönüllülükle onlara daima kol-kanat ger)</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">ve ‘Yâ Rab, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:#333399;"> <strong>(şefkatle yetiştirmişlerse)</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Sen de kendilerine</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:#333399;"> <strong>(öylece)</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">rahmetinle muamele eyle’ diye dua et.”</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> (1)</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>“Ebû Hüreyre’den (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir adam,</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">‘Yâ Resûlellah, güzel sohbet</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(ve iyiliğim)</strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">e inananlardan en fazla hak sahibi olanı kimdir?</span></strong><strong><span style="font-weight:normal;font-family:Tahoma;color:fuchsia;">’</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> diye sordu. Resûlellah (s.a.v.),</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">‘Annendir, sonra da annendir, daha sonra yine annendir. </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Ondan sonra baban, daha sonra</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>(derece derece)<strong><span style="font-family:Tahoma;"> </span></strong></strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">diğer yakınlarındır’</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>buyurdu.” (2)</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Bir Müslüman’ın, anne-babası müşrik bile olsa onlarla iyi geçinmenin yollarını araması gerekir. Şayet fakirseler, nafakalarını temin etmesi şarttır</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">. <strong><span style="font-family:Tahoma;">Rabb</span></strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">’imiz buyuruyor ki:</span></strong></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Çünkü anası onu, zayıflık üstüne zayıflıkla</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;">(nice sıkıntılarla)</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">taşıdı. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir</span></strong><strong><span style="font-weight:normal;font-family:Tahoma;color:black;">.</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;"> (İşte bunun için önce)</span></strong><strong><span style="font-weight:normal;font-family:Tahoma;color:black;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunduk. Dönüş, ancak banadır. Bununla beraber eğer her ikisi de bilmediğin bir şeyi</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;">(körü körüne)</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">bana ortak koşman</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;">(müşrik olman)</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">hususunda zorlarlarsa, onlara itâat etme. Fakat, onlarla dünyada iyi geçin. Bana dönenlerin yoluna tâbi ol. Nihâyet dönüşünüz ancak banadır. O zaman ben de size yapmış olduklarınızı haber veririm.”</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:black;">(3)</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Bu âyetler, Sa‘d bin Ebî Vakkas (r.a.) ile anası hakkında nâzil olmuştur. Sa‘d (r.a.), anasına son derece itâatkâr bir kimseydi. Müslüman olduğu zaman, anası:</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> — Ey Sa‘d, sen ne yaptın? Eğer bu yeni dini bırakmazsan, yemin olsun ki; ben yemem-içmem, nihâyet ölürüm. Sen de benim yüzümden</strong>, </span><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“<strong>Hey anasının katili!</strong>”</span><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>diye kötü bir isimle anılırsın, demişti. </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"><strong> Hazret-i Sa‘d:</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>— </strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">Yapma ana, ben bu dîni hiçbir şey için terketmem</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">, <strong>deyince, o da iki gün iki gece yememiş, kuvvetten düşmüştü. Bunu gören Hz. Sa‘d’ın (r.a.), son sözleri ise şunlar olmuştu:</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> <strong>— Anneciğim! Bilesin ki, vallâhi yüz canım olsa da birer birer çıksa, ben bu dini hiçbir şey için terk edemem. Artık ister ye, istersen yeme...</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Zira Cenâb-ı Hakk</strong>, </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“müşrik olman hususunda zorlarlarsa, onlara itâat etme. Fakat, onlarla dünyada da iyi geçin”</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>buyuruyordu.</strong></span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>İmâm Kurtubî (rh.) el-Câmi‘ li-Ahkâmi’l-Kur’ân isimli eserinde demiştir ki:</strong> </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Anne-babaya, mârûf olan (yani şer’i şerîfe aykırı olmayan, Allâh’a isyânı mûcip bulunmayan) hususlarda itâat etmek gerekir. Günah işlemek, şirk koşmak veya farzlardan birisini terk etmek gibi hususlarda, herhangi bir emir verirlerse, itâat edilmez.” </span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">(4) </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> </span></h3>
<h3><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>Ashaptan bir zât Resûlüllah Efendimiz’e (s.a.v.)</strong>, </span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">“Ben kime iyilik edeyim?”</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;"> <strong>diye sormuştu. </strong></span><strong><span style="font-family:Tahoma;color:midnightblue;">Buyurdular ki</span></strong><strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;">:</span></strong><span style="font-family:Tahoma;color:fuchsia;"> <strong>“Annene, sonra yine annene, sonra yine annene.” “Ya on